Bayraklar Neden Eskisi Gibi Dalgalanmıyor?
- Atatürk’ün huzurunda dün ve bugün: Sakarya neyi kaybetti, neyi sorgulamalıyız
- Bir zamanlar bayram gelince sokaklar Türk bayraklarıyla donanırdı
Atatürk’ün huzurunda dün ve bugün: Sakarya neyi kaybetti, neyi sorgulamalıyız?
Bir zamanlar bayram gelince sokaklar Türk bayraklarıyla donanırdı. Esnaf dükk â n ı n ı n ö n ü n ü haz ı rlar, cam ı na, kap ı s ı na bayrak asard ı. Caddeler k ı rm ı z ı beyaza b ü r ü n ü rd ü. Bayra ğı m ı z yaln ı zca resm î binalarda de ğ il, milletin g ü ndelik hayat ı nda da dalgalan ı rd ı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken insanın aklına şu soru geliyor: Cumhuriyet’in bayramı büyüdü de bizim coşkumuz mu küçüldü? Bugün Sakarya’da eskisi kadar bayrak görebiliyor muyuz? Her iş yerinin, her caddenin önünde geçmişteki görüntü var mı?
Bu soruları sormak, kimseyi suçlamak değil, Cumhuriyet’e ve mill î de ğ erlerimize duydu ğ umuz sorumlulu ğ un gere ğ idir.
Elbette bayrağını asan esnafımız, evine bayrak çeken vatandaşlarımız var. Benim sorguladığım, geçmişteki yaygın heyecanın ve ortak sahiplenme duygusunun bugün ne ölçüde yaşatıldığıdır. Bayramlarımızı yalnızca takvimdeki bir tatil gününe mi dönüştürdük?
Eskiden bir dükk â n ı n kap ı s ı ndaki bayrak, “Ben de bu Cumhuriyet’in bir parçasıyım” demenin sessiz ama güçlü ifadesiydi. Bugün ekonomik sıkıntılarla mücadele eden esnafımızın yükünü biliyorum. Hayat pahalılığı, iş yerlerinin artan maliyetleri ortada. Bayrak asmayanları Cumhuriyet’e ilgisiz olmakla suçlamak doğru ve adil değil.
Ancak mill î bayramlar ı n co ş kusu kendili ğ inden ortaya çı kmaz. Ailede, okulda, ç ar şı da, sokakta ya ş at ı l ı r. Yerel y ö netimlerin, kamu kurumlar ı n ı n, meslek kurulu ş lar ı n ı n ve sivil toplum ö rg ü tlerinin katk ı s ı yla b ü y ü r.
Sakarya’ da esnaf ı m ı z ı, okullar ı m ı z ı, mahallelerimizi bayram co ş kusuna katmak i ç in yeterince ç al ış ma yap ı yor muyuz?
Sorgulamamız gereken ikinci konu, Atatürk anıtları önündeki çelenk törenleridir.
11 Kasım 1999 tarihli Cumhuriyet gazetesi arşivinde Sakarya’daki 10 Kasım törenine ilişkin bir haber yer alıyor. Haberde dönemin Valisi Cahit Kıraç, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Abdülbaki Üstündağ, Adapazarı Belediye Başkanı Aziz Duran, Sakarya Üniversitesi Rektörü İsmail Çallı, Baro Başkanı Bedri Erkul ile siyasi partilerin ve Atatürkçü Düşünce Derneği temsilcilerinin çelenk sunduğu aktarılıyor.
Bu kayıt, o tarihte devlet protokolünün yanında siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının da törenlerde yer aldığını gösteriyor. Aradan yıllar geçti, törenlerin usulü değişti. 5 Mayıs 2012’de yayımlanan yönetmelikle ulusal ve resm î bayramlar ı n kutlanmas ı na ili ş kin d ü zenlemeler yeniden ele al ı nd ı.
Bugün de Atatürk anıtları önünde resm î t ö renler yap ı l ı yor, kamu kurumlar ı, sivil toplum kurulu ş lar ı ve vatanda ş lar bu t ö renlere kat ı labiliyor. Ancak ç elenk sunma usul ü, t ö renin t ü r ü ne ve y ü r ü rl ü kteki kurallara g ö re de ğ erlendirilmeli.
Benim sorum şu: Geçmişle bugün arasında ne gibi farklar var? Siyasi partiler ve Atatürkçü Düşünce Derneği gibi kuruluşlar hangi şartlarda çelenk sunabiliyor? Cevabı tahminlerle değil, belgelerle öğrenmek istiyorum.
Bayrak asmakla çelenk sunmak aynı şey değildir. Biri vatandaşın bayramı sahiplenmesinin, diğeri Atatürk’e saygının ifadesidir. İkisi de Cumhuriyet’in yalnızca devletin değil, milletin ortak değeri olduğunu hatırlatır. Bayram coşkusu bir genelgeyle ölçülemez; ancak onu yaşatmak için neler yapıldığını sorgulamak hepimizin hakkıdır.
Kimseye bayrak asması için baskı yapılmasını savunmuyorum. Çelenk törenlerinin kurallara uygun yapılması gerektiğini de biliyorum. İstediğim, zorunlulukla değil gönülden gelen bir sahiplenmeyle bayraklarımızın dalgalanması, Atatürk’ün saygıyla anılması ve bayramlarımızın toplumu bir araya getirmesidir.
Valiliğimiz, belediyelerimiz, ticaret ve esnaf odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ne düşünüyor? Cumhuriyet Bayramı öncesinde çarşılarımızın bayraklarla donatılması için ortak çalışma yapılamaz mı? Çelenk törenlerinde geçmişle bugün arasındaki farklar ilgili kurumlarca açıklanamaz mı?
Bu soruları kimseyi suçlamak için değil, ortak değerlerimizi yaşatmak için soruyorum. Sakarya’nın bayram sabahlarında yeniden kırmızı beyaza bürünmesini, çocuklarımızın bayrağımızı gururla taşımasını, vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı yalnızca tatil olarak görmemesini istiyorum.
Cumhuriyet bize hazır bir coşku değil, onu yaşatma sorumluluğu bıraktı. Bayraklarımız dalgalansın, Atatürk’ün emaneti gönüllerimizde yaşasın. Bir milletin büyüklüğü, yalnızca bayrağını göndere çekmesiyle değil, onun temsil ettiği bağımsızlık ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmasıyla ölçülür. Cumhuriyet’i yaşatmak, yalnızca kutlamak değil, ona her gün sahip çıkmaktır.
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim · Bölge: Sakarya
Yayın: 05 Kasım 2026 06:40 · Kaynak: aksamhaberleri.com.tr