Sirenler çaldı da kim, ne hissetti?
- Benim gibi yaşı elliyi çoktan geçmiş olanların gördüğü, kuşağımızın belleğine kazınan en önemli kırılma noktaları bellidir: 1974 Kıbrıs Barış Harekatı 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi 17 Ağustos 1999 Deprem Felaketi Henüz on yaşında bir çocukken yaşadım Kıbrıs çıkarmasını
Benim gibi yaşı elliyi çoktan geçmiş olanların gördüğü, kuşağımızın belleğine kazınan en önemli kırılma noktaları bellidir:
1974 Kıbrıs Barış Harekatı
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi
17 Ağustos 1999 Deprem Felaketi
Henüz on yaşında bir çocukken yaşadım Kıbrıs çıkarmasını. Tüm ulus tek yürek, tam bir seferberlik halindeydi. O harekat sona erdiğinde hayatımıza bir şey girdi ve bir daha hiç çıkmadı:
Sirenler.
Dün o denemelerden biri gerçekleşti yine.
Ancak sokaktaki manzara acı bir gerçeği, toplumsal hafızamızın ne kadar zayıfladığını bir kez daha yüzümüze vurdu.
Pek çok kişi sirenlerin neden çaldığına bir anlam veremedi. Vatandaşlar panikle yerel gazetelerin telefonlarını tuşladı:
Sirenler neden çalıyor?
10 Kasım öncesi sirenleri deniyorlar.
Heeee! Savaş falan yok yani!..
İronik değil mi? Sirenler çalıyor, sokaktaki insan neden çaldığını bilmiyor. Yarın ola ki gerçek bir hava saldırısı olsa, vatandaş yine gazeteyi arayıp “Hava saldırısı falan mı var?” diye soracak.
1980’li yılların başında, İzmit Mehmet Ali Paşa’daki Namık Kemal Lisesi’nin çatısına ilk sivil savunma sireni monte edilirken, biz çocuklar bunu büyük bir heyecanla izlemiştik.
İç içe geçmiş düğün yemeği tencerelerine benzeyen o sirenin montajı bittiğinde aramızda türlü türlü söylentiler yayılmıştı.
Pek yakında Yunanistan’la savaşa tutuşacağımıza epeyce inanmıştık. Savaş çıkarsa, düşman uçakları Edirne’den girip İzmit’e kadar ulaşırsa ve bizim mahalleyi bombalarsa, bu sirenler çalacak; biz de bir yerlere kaçıp canımızı kurtaracaktık!
Daha beş-altı yıl önce Kıbrıs savaşındaki o korku dolu karartma gecelerini unutmamıştık ki... Yunan uçaklarının M. Alipaşa semalarında peydahlanıp üstümüze bomba yağdırma ihtimali o küçük yaşımızda bizi ciddi biçimde endişelendiriyordu.
Gel zaman git zaman, o sirenler 10 Kasım’lar dışında şükürler olsun ki bir kez olsun çalmadı.
Peki, ya bugün?
Çalsa ne olacaktı ki sahiden?
Bugün o sirenler gerçekten çalacak olsa, kaçıp sığınacak bir sığınağımız, başımızı sokacak güvenli bir yerimiz var mı?
Yıllar geçti, nesiller değişti, teknolojiler yenilendi ama asıl gerçek hiç değişmedi. Savaş hep kapımızda.
Durum yine aynı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 20:58 · Kaynak: demokratkocaeli.com