Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Fatih 03 Eylül 2026 03:12 · Güncelleme 03 Ekim 02:33
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Fatih Altaylı yazdı: Bomba haber, Melih Gökçek soruşturması çok önceden başlamış, savcının elinde kapsamlı bilgi var

Fatih Altaylı yazdı: Bomba haber, Melih Gökçek soruşturması çok önceden başlamış, savcının elinde kapsamlı bilgi var
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • İstanbul/Fatih: Çanlar Gökçek için mi çalıyor
  • Her şey giderek daha ilginç bir hal alıyor
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Gökçek ailesinin Almanya'daki mal varlığını ortaya çıkaran gazeteci Murat Ağırel tanık sıfatıyla ifade verdi. İfadesi alan ise Ankara Başsavcısıydı. Ağırel'e sorulan sorulardan anlıyoruz ki bu soruşturma o haberle başlamamış, savcılığın elinde kapsamlı bir incelemenin sonuçları var.

Her şey giderek daha ilginç bir hal alıyor.

Murat Ağırel’in Almanya’ya gidip, Melih Gökçek’in oğullarından Ahmet Gökçek’in Almanya’da edindiği ve edinmeyi planladığı gayrimenkulleri belgelemesinin ardından açıldığı söylenen Melih Gökçek soruşturmasında.

Murat Ağırel, haberinin hemen ardından Ankara’da savcılığa davet ediliyor; Melih Gökçek’in ve ailesinin yurt dışındaki mal varlığı hakkında bildiklerini tanık sıfatıyla anlatması ve varsa elindeki belgeleri sunması isteniyor.

Kamuoyu soruşturmanın Murat Ağırel’in haberi üzerine başladığını zannediyor. Ancak Ağırel ifade verirken karşılaştığı tablo pek öyle değil.

Öncelikle ifadeyi alan kişi sıradan bir savcı değil, başsavcı.

Ama daha önemlisi, savcılığın elinde hayli tekamül etmiş bir dosya var. Öyle Ağırel’in haberi sonrası başlamış bir soruşturmada iki günde elde edilecek bilgiler değil. Derinlemesine yapılmış bir araştırma. Öyle ki, bu konuda kitap yazmış Ağırel’in eksik bıraktığı noktaları tamamlayacak ya da hatırlatacak kadar konuya hakim bir savcılık araştırması yapılmış, dosya hazırlanmış.

Belli ki, Ağırel daha haberini yapmadan, haber Onlar TV’de yayınlamadan önce savcılık bu konuda çalışmasını yapmış, dosyasının önemli bölümünü hazırlamış.

Aslında şaşırtıcı da değil çünkü bu olay, yani Almanya’daki mal varlığı meselesi, Ağırel’in 2021 yılında yazdığı ve Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde yaptıklarını anlattığı Parsel Parsel kitabında da yer alıyor. Keza Mansur Yavaş’ın Gökçek hakkındaki suç duyurularında da bu konu ile ilgili iddialar mevcut.

Yani belli ki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Melih Gökçek ile ilgili çalışmasına çok önceden başlamış. Yavaş’ın suç duyuruları ve Ağırel’in bu konuda yazdığı kitap savcılık tarafından dikkatle incelenmiş gibi görünüyor. Ağırel’in ifadesi ile ilgili yaptığı açıklama, bende bu izlenimi uyandırıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik’i de aslında kamuoyu tanıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olmadan önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İstanbul’daki ekibinin önemli bir üyesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekiliydi.

Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen Beşiktaş Belediyesi soruşturmasını yürüten savcılar arasındaydı ve İBB soruşturmasında da görev almıştı.

Zannederim, Melih Gökçek ile ilgili soruşturma öyle yasak savma kabilinden üstünkörü bir soruşturma gibi ilerlemeyecek.

Kim bilir belki yarın öbür gün Bülent Arınç bile “tanık” olarak savcılığa çağrılır ve parsel parsel satışlarla ilgili bildiklerini anlatması istenir; böyle bir şey olursa hiç ama hiç şaşırmayacağım. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu bile kendisini şöhret yapan “sayaç yolsuzluğu” iddialarını anlatmak üzere savcılığa davet edilebilir, kim bilir!

Çekirgenin bu kez zıplayıp zıplayamayacağını hep birlikte izleyeceğiz.

AK Parti iktidarı, otoyol ve köprüleri bir kez daha satmak istiyor.

Bir kez daha diyorum çünkü daha önce de yazdığım üzere bu otoyol ve köprüler 2012 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihaleye çıkarıldı. İhaleyi de Koç Grubu ile Ülker Grubu’nun çatı şirketi Gözde Girişim kazandı.

Yanlarında da Malezyalı UEM vardı. Koç ve Ülker yüzde 40’ar, UEM ise yüzde 20 oranında hisseye sahipti.

İhaleyi kazanan konsorsiyum imzaların atılmasını beklerken, dönemin Başbakanı Erdoğan Teke Tek programına katıldı ve “Bu fiyat düşük, ben bu otoyol ve köprüleri bu fiyattan satmam” diyerek ihalenin iptal edileceğinin işaretini verdi. Açıklama piyasaya bomba gibi düştü ve birkaç gün sonra ihale iptal edildi.

Dönemin başbakanının “düşük bulduğu” fiyat 5 milyar 720 milyon dolardı ve karşılığında neyin verildiğini düşünüldüğünde gerçekten düşüktü.

İhaleye göre yatırımcılar otoyolların kenarındaki arazilerin de hak sahibi oluyor ve buralara her türlü tesisi kurma hakkını da kazanıyorlardı. Oteller, akaryakıt istasyonları, dinlenme tesisleri gibi.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, o zamanki adı Boğaziçi Köprüsü olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve 1975 kilometre otoyol ve çevresindeki araziler, tesisler 25 yıllık bir süre için Koç-Ülker ortaklığının oluyordu.

Aradan 14 yıl geçti. O gün özelleştirme yapılmış olsaydı şimdi bitmesine 11 yıl kalmış olacaktı. Ancak devlet bu 14 yıl boyunca bu yollardan ve köprülerden zaten çok ciddi bir gelir elde etti.

Ve şimdi bir kez daha satışa çıkarıyorlar. Aslında bu bir satış değil, 25 yıllık gelirin peşin satılması. Bir tür iltizam. Osmanlı’nın uyguladığı bir yöntem. Vergi toplama yetkisinin en çok para verene kiralanması gibi. O dönemde de devlet ile tebaa arasında ciddi sorunlara yol açmış bir yöntem.

Bugün de bu ihaleyi kazanacak olanların yapacağı zamlarla benzer bir sonuç vermesi mümkün.

14 yıllık dolar enflasyonu basit bir hesaplama ile yaklaşık yüzde 50. Yani o günkü fiyatın bugüne getirilmiş değeri 8 milyar 580 milyon dolar. O gün fiyat haklı olarak düşük bulunduğuna göre, bugün bu ihaleden beklenen fiyat 10 milyar dolar ve üzeri olmalı.

Hafta sonunda Antalya’nın simge mekanlarından 7 Mehmet Lokantası’nın kapanmak üzere olduğunu ve bunun Antalya’nın değerini düşürecek bir yanlış olduğunu yazdım.

Antalya’da anlatılanlara göre, sorun restoranın mülk sahibi ile 7 Mehmet Lokantası arasındaki kira meselesiydi.

Lokantanın 3. kuşak patronu Mehmet Akdağ bir WhatsApp mesajı ile konuya açıklık getirmek istemiş.

7 Mehmet’e dair yazınız için teşekkür ederim. Bir lokantanın bir şehrin değeri hâline gelmesinin ne demek olduğunu bu kadar iyi anlatan az yazı okudum; çocukluğunuzdan bu yana bizimle kurduğunuz bağı bilmek ayrıca kıymetli.

Yalnız bir noktayı düzeltmek isterim: Antalya’yı bırakmıyoruz. Yazınıza yansıyan “fahiş kira zammı” bilgisi tam doğru değil. Yaşadığımız zorluk, restoranın bulunduğu alanda 1950’li yıllardan bu yana süren ve yüzlerce mirasçının taraf olduğu mülkiyet davasından kaynaklanıyor.

Alanın mülkiyeti kısmen Hazine’ye, kısmen özel mirasçılara ait olduğu için bölgedeki işletmelerin ruhsat ve sözleşme statüsü yıllardır belirsiz. Biz bu davanın tarafı bile değiliz, ama sonucunu bekleyen tarafız. Aslında Belediye ile bir kavgamız yok; ortak sorunumuz bu belirsizlik.

İstanbul’daki şubemiz Antalya’nın yerini almak için açılmadı; Antalya’yı İstanbul’a taşımak için açıldı. Asıl evimiz burası.

Antalya’ya ilk gelişinizde sofra hazır. Dilerseniz dosyayı da bütün belgeleriyle anlatalım; bu meselenin doğru bilinmesi yalnız bizim değil, aynı alandaki onlarca işletmenin de yararına.

Mehmet Bey’in yazdıklarını okuyunca üzüldüm. Sorun daha da zor çözülür gibi göründü. Umarım bir yol bulunur ve 7 Mehmet Antalya’da devam eder.

Daveti için de ayrıca teşekkür ederim. Sağ olsun ben Antalya’ya her gidişimde 7 Mehmet’te yemek yiyorum. Paramı ödeyerek yemek yemeyi daha çok seviyorum. Ama gelip masamıza oturursa anlatacaklarını dinlemekten mutlu oluruz.

Sevgili Cem Yılmaz bir kalp krizi geçirdi, Allah tarafından vaktinde hastaneye yetişti ve birkaç stent ile durumu kurtardı.

Aynı sıkıntıyı ben de yaşamış ancak kalp krizi olmadan sabaha karşı hastaneye giderek üç adet stent taktırarak durumu kurtarmıştım. Yani eşekten düşen biri olarak Cem’in durumunu anlıyordum. Kendisine bir geçmiş olsun mesajı yolladım ve tedirgin olmamasını, hayatının fazla değişmeyeceğini ama içiyorsa sigarayı bırakmasını tavsiye ettim.

O da bütün kibarlığı ile ertesi gün yanıt verdi. Durumu iyi, keyfi yerinde.

Ancak Cem Yılmaz’ın rahatsızlığı sonrası saçma sapan bir durum ortaya çıktı.

Bir hekim güruhu sosyal medya üzerinden ahkam kesmeye başladı.

Yok kulağında iz varmış da o da kalp krizi belirtisiymiş de.

Yok şu ilaçları almalıymış da, şunları almamalıymış da.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: İstanbul/Fatih
Yayın: 03 Eylül 2026 03:12 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗