Kocaeli’nin deprem kardeşi Üsküp’ün deprem hikayesi
Bir şehrin kalbi nerede atar?
İnsanların telaşla koşturduğu caddelerde mi, nehrin iki yakasını bağlayan eski köprülerde mi, yoksa zamanın aniden donup kaldığı bir duvar saatinde mi?
İzmit’in acısını kalbinde hisseden herkes için Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp, yabancı bir coğrafya değil, adeta bir deprem kardeşidir. Üsküp ayrıca benim ata ve baba toprağımdır. Sık sık gidip geliriz.
Tarih: 26 Temmuz 1963.
Saatler sabahın ilk ışıklarını, 05.17’yi gösterdiğinde Üsküp, toplu bir felaketin eşiğine geldi.
Yalnızca 17 saniye süren o sarsıntı; 1.070 canı hayattan kopardı, binlerce insanı yaraladı ve on binleri bir sabah içinde evsiz bıraktı.
O felaket anında Üsküp Eski Tren Garı’nın üzerindeki dev saatin çarkları da durdu. Akrep ve yelkovan 05.17’ye mühürlendi.
Bugün o gar binası, ayakta kalan kısmıyla Üsküp Şehir Müzesi olarak hizmet veriyor. Ve o saat, 60 yılı aşkın süredir hâlâ aynı dakikayı işaret ediyor.
Çünkü bazen bir şehrin hafızasını diri tutmak için zamanı yeniden akıtmak gerekmez; onu tam da felaketin vurduğu anda dondurmak gerekir.
Ancak Üsküp’ün hikâyesi, sadece felaketin hüznünden ibaret değil. Asıl mucize, enkaz kaldırıldıktan hemen sonra başladı.
Dünyanın Soğuk Savaş’ın sert rüzgârlarıyla ikiye bölündüğü, ABD ve Sovyetler Birliği’nin her alanda çatıştığı bir dönemde; insani acı, ideolojik sınırları bir anda yok etti.
İki blok da yardım için Yugoslavya’ya koştu. Mühendisler, mimarlar, ilaçlar ve yardımlar Üsküp’e aktı; Birleşmiş Milletler şehri adeta kendi koruması altına aldı.
Önlerinde devasa bir soru vardı: Üsküp, geçmişin gölgesinde eskisi gibi mi inşa edilecek, yoksa geleceğe fütüristik bir imza mı atılacaktı?
Karar cesurca alındı: Üsküp, dünyanın en büyük şehircilik laboratuvarına dönüşecekti!
Uluslararası yarışmayı dünyaca ünlü Japon mimar Kenzō Tange kazandı. Tange’nin "City Gate" (Şehir Kapısı) ve "City Wall" (Şehir Duvarı) konseptleri, Yugoslav mimarların dokunuşlarıyla birleşti.
Projenin tamamı hayata geçirilememiş olsa da bugün Üsküp sokaklarında yürürken karşılaştığınız o brutalist, modernist yapılar işte bu büyük dayanışmanın ve fütüristik vizyonun eseridir.
Siz sadece bir Balkan kentinde değil, 1960’ların "gelecek hayalinin" içinde yürürsünüz Üsküp’te.
Bir deprem Üsküp’ü yıktı, evet. Ama aynı zamanda insanlığın tüm ayrılıkları bir kenara bırakıp el ele verdiğinde neler başarabileceğinin eşsiz bir kanıtı oldu.
Gar binasındaki o saat hâlâ 05.17’yi gösteriyor. Bize hem kaybettiğimiz canların acısını hem de o acıdan doğan küresel umudu hatırlatıyor.
Bir varmış, Balkanmış…
Ve anlatılacak hikâyeler hiç bitmeyecekmiş.

Kategori: Hava
Yayın: 23 Ekim 2026 20:53 · Kaynak: demokratkocaeli.com