Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Eylül 2026 06:08
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Eğer BRICS, SWIFT hegemonyasını kırarsa

Eğer BRICS, SWIFT hegemonyasını kırarsa

12-13 Eylül tarihlerinde, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Liderler Zirvesi, küresel jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik dönüşüm arayışlarının gölgesinde gerçekleşti. Genişleyen tam üye ve ortaklık yapısıyla, dünya nüfusunun ve ekonomisinin önemli bir bölümünü temsil eden topluluk, zirve sonunda ev sahibi Hindistan’ın yoğun diplomatik çabalarıyla ortak bir deklarasyon üzerinde uzlaşı sağladı.

Zirvenin siyasî gündeminde, İran-ABD gerilimi, Gazze ve Batı Asya’daki savaşla Ukrayna’daki çatışmalar vardı. Bu krizlerin deniz ticareti, Hürmüz Boğazı ve tedarik zincirleri üzerindeki olumsuz etkileri ele alındı. Küresel finansal sistem ve de-dolarizasyon, her zamanki gibi yine gündemdeydi. Batı merkezli küresel finans mimarîsine alternatif oluşturulması, yerel para birimleriyle ticaretin teşviki ve sınır ötesi ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi ekonomik ajandanın merkezinde yer aldı.

Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere, üye ülkelerin dijital ekonomi, yeşil kalkınma ve yapay zekâ alanında ortak standartlar ve işbirlikleri geliştirilmesi yönündeki teklifleri de masadaydı. ABD’nin ve Batı Bloku’nun uyguladığı tek taraflı gümrük tarifelerine karşı ortak duruşla birlikte, küresel enerji arzının güvence altına alınması da önemli gündem maddelerinden biriydi.

İKİ DEV BİRER ADIM YAKINLAŞTI

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2019’dan bu yana ilk kez Hindistan’ı ziyaret etmesi ve Başbakan Narendra Modi ile görüşmesi, iki ülke arasındaki sınır gerilimlerinin ardından, diplomatik normalleşme açısından zirvenin en kritik yan gündemlerinden biri oldu. 2050’lerde dünyanın en büyük ekonomisi olacak Çin ile yüzyılın son çeyreğinde liderliği devralacak Hindistan’ın bu yakınlaşması, Küresel Güney’in geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin BRICS bünyesinde ödeme altyapısı, ortak sigorta mekanizması ve tahıl borsasının oluşturulması için girişimde bulunduğununun altını çizdi. BRICS bünyesindeki Yeni Kalkınma Bankası’nın (New Development Bank-NDP) güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Putin, banka aracılığıyla bugüne kadar yaklaşık 40 milyar dolar değerinde 123 projenin finanse edildiğini anımsattı. Putin’in ödeme sistemlerine yaptığı vurgu çok önemli, zira eğer gerçek olursa küresel ekonominin kuralları baştan yazılacak.

Zirvenin en önemli sonuçlarından biri, genişleyen toplulukta İran İslam Cumhuriyeti ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Batı Asya’da karşıt pozisyonlardaki ülkelerin varlığına rağmen, uzlaşılan Yeni Delhi Deklarasyonu’nun ilan edilebilmesiydi.

BRICS’in çok kutuplu dünya düzeninde öncü bir rol üstlenebilmesinin en önemli sebebi de bu; karşıtlıklara değil ortak çıkarlara odaklanması… Zirve; BRICS’in homojen bir askerî veya siyasî blok olmadığını, ancak ekonomik özerklik, alternatif ödeme sistemleri ve Küresel Güney’in sesini duyurma konusunda ağırlığını artırdığını bir kez daha tescillemiş oldu. BRICS’in bu esnek ve ortak çıkarları öne çıkaran, üye ülkeler arasındaki gerilimleri öteleyen yapısı, gün geçtikçe gelişen ekonomilerin ilgisini daha fazla çekiyor. Bu oluşumun içinde olmak ya da bağlantılı halde kalmak isteyen ülkelerin sayısı artıyor.

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin’in bir araya gelerek kurduğu BRIC, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin katılımıyla BRICS adını almıştı. Bugün İran, Mısır, Etiyopya, BAE ve Endonezya’nın katılımıyla on üyeli bir topluluk artık… Hatta on buçuk demek gerek, zira Suudi Arabistan tam üye mi, yoksa ‘davetli ortak’ mı orası biraz karışık.

Resmî ortak statüsündeki ülkeler arasında; Türkiye, Küba, Beyaz Rusya, Bolivya, Kazakistan, Malezya, Nijerya, Tayland, Uganda, Özbekistan ve Vietnam var. Gelişen ekonomilerden bazıları ise kapıda bekliyor. Pakistan, Azerbaycan ve Filistin üyelik başvurusu yapan ülkeler arasında… BRICS’in bu haliyle, Küresel Güney’in en önemli oluşumu olduğunu söylemek gerek.

EN ÖNCELİKLİ ORTAK HEDEF ALTERNATİF ÖDEME SİSTEMLERİ

Ve BRICS her zirvede, hedeflerine yönelik önemli adımlar atıyor. Hindistan’daki 18. BRICS Zirvesi’nde ödeme sistemlerine yönelik alınan kararlar, ABD Doları hegemonyasına ve batı merkezli SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) sistemine alternatif oluşturma hedeflerinde tarihî bir dönüm noktasını işaret ediyor. Bu zirvede, dijital finans ve ulusal altyapıların entegrasyonu başlıklarında somut adımlar atıldı.

Zirvede ödeme sistemlerine yönelik öne çıkan stratejik kararlar ve mevcut duruma gelince… Bundan böyle, küresel kart devlerinin karşısına ciddi bir rakip çıkması olasılığı her zamankinden daha güçlü… BRICS bünyesindeki Hindistan’ın UPI ve Brezilya’nın Pix gibi yerel anlık ödeme sistemlerinin, son 18 aydaki işlem hacmi 10 trilyon doları aştı. Bu hacimle Visa ve Mastercard gibi Batılı devlerin pazar payına zaten şimdiden rakip oldular. Zirvede, bu başarılı ulusal hızlı ödeme sistemlerinin sınır ötesinde de birbirleriyle doğrudan ‘konuşabilmesini’ sağlayacak ortak teknik standartlar üzerinde çalışılması kararının alınması ise çok daha önemli bir adım.

FIN-TECH’TEKİ GELİŞMELER VE DİJİTAL PARA BİRİMLERİ

Fin-tech alanındaki gelişmeler, özellikle merkez bankası dijital para birimleri (central bank digital currency-CBDC) ve altyapı köprüleri, BRICS’in ödeme sistemlerinde alternatif geliştirmesini kolaylaştırıyor.

BRICS üyesi ülkelerin liderleri, sınır ötesi transfer maliyetlerini ve işlem sürelerini en aza indirmek için CBDC’lerin birbirine bağlanmasını bu sebeple masaya yatırdı. Dijital ruble, e-CNY (dijital yuan) ve e-INR (dijital rupi) gibi para birimlerinin tek bir köprü altyapısı üzerinden takas edilebilmesi hedefi, zirvenin finans ajandasında güçlü şekilde destekleniyor.

Ticaretteki döviz kuru risklerini ve yaptırım tehditlerini savuşturmak amacıyla, ikili ticarette ulusal para birimlerinin kullanım oranının artırılması taahhütlerden bir diğeri… Blokzincir tabanlı ortak mesajlaşma ve ödeme projesi olan ‘BRICS Pay’ için Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, Endonezya gibi üye ülkelerin ve kendisini ‘davetli üye’ olarak konumlandıran Suudi Arabistan’ın sisteme tam adaptasyon süreçleri hızlandırıldı.

Ancak şunu da belirtmekte fayda var. BRICS ülkeleri, makûl bir yol haritası çiziyor ve birdenbire dolardan tamamen kopmayı hedeflemiyor. Bunun yerine, Batı Bloku’nun finansal yaptırımları bir silah olarak kullanma riskine karşı, alternatif ve bağımsız çoklu ödeme sistemleri inşa ederek finansal güvenlik ağları oluşturmayı amaçlıyor.

FİNANS TEKELLERİNİN ALEYHİNE KÜRESEL TİCARETİN LEHİNE…

BRICS’in geliştirdiği alternatif ödeme sistemleri, geleneksel sistemlerin en zayıf noktası olan yüksek komisyon ve yavaş işlem sürelerini ortadan kaldırmayı hedefliyor. SWIFT ile BRICS’in yeni finansal altyapısı karşılaştırıldığında, maliyetlerde çok ciddi farklılıklar dikkat çekiyor.

BRICS’in bu sistemi tam anlamıyla hayata geçtiğinde, muhabir bankaların devre dışı kalmasıyla, yüzde 5’leri bulan işlem komisyonlarının yükü neredeyse on kat azalacak. SWIFT sisteminde bir ödemenin Hindistan’dan Brezilya’ya gitmesi için, genellikle New York’taki bir aracı bankadan geçmesi gerekiyor. Her aracı banka kendi komisyonunu kesiyor. BRICS ağında ise transferler iki ülkenin merkez bankası altyapısı üzerinden doğrudan gerçekleştiği için, aracı ücretleri neredeyse tamamen siliniyor ve böylesi bir finansal haraç ortadan kalkmış oluyor.

Çift yönlü kur dönüşümünün bitmesi de bir diğer önemli avantaj… Örneğin Hindistan ile Brezilya ticaret yaparken, ödeme sürecinde önce kendi para birimlerini dolara, ardından doları karşı ülkenin para birimine çevirmek zorundaydı. Yeni sistemle birlikte, rupi-real doğrudan takas edilerek makas aralıklarından kaynaklanan milyarlarca dolarlık kayıp önlenebilecek. Batılı bankalar bu kambiyo işlemlerinden elde ettikleri kazançlardan olurken, gelişen ülkeler böylesi bir yükten kurtulacak.

Sadece dış ticaret yapan büyük firmalar bu işten kazançlı çıkmayacak, küçük işletmeler ve göçmen işçiler için de bu ödeme sistemi büyük bir avantaj sağlayacak. Zira yüksek transfer maliyetleri en çok KOBİ’leri ve yurtdışından ülkesine para gönderen işçileri vuruyor. Hindistan’ın UPI veya Brezilya’nın Pix sistemi gibi yapıların sınır ötesine taşınması, mikro transferlerdeki maliyet yükünü neredeyse sıfıra indirecek.

ÜYELER ARASI TİCARETTE BAŞARILI DENEYİMLER

BRICS ülkeleri arasındaki ticaret hacmi, transfer maliyetlerinin düşmesi ve yerel para birimlerinin kullanımıyla birlikte ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aştı. Finansal transferlerdeki bu kolaylaşma, küresel ticaret akışlarında köklü bir rota değişimine yol açıyor. Düşen transfer maliyetlerinin ve yeni ödeme mekanizmalarının uluslararası ticaret hacimlerine yansıması, gelişen ülkelere pek çok avantajı bir arada sunuyor.

İran, BAE ve Endonezya gibi ülkelerin katılımıyla, BRICS+ grubunun genişlemesi ve işlem maliyetlerinin azalmasıyla birlikte, topluluk içi ticaret hacmi küresel ticaretin yüzde 24’ünü oluşturur hale geldi bile. Yeni ödeme altyapıları sayesinde, topluluk içi işlemlerde ulusal para birimlerinin kullanım oranı yüzde 67’yi aşmış bulunuyor. Hatta Rusya ile Çin arasındaki ikili ticarette bu oran yüzde 99’a, Rusya ile Hindistan arasında ise yüzde 95’e ulaşarak dolar kullanımını neredeyse tamamen sıfırladı.

Geleneksel SWIFT sistemindeki yüksek sabit transfer ücretleri, küçük bütçeli ithalat ve ihracat yapan KOBİ’leri zorluyordu. Maliyetlerin yüzde 0.1 bandına gerilemesi, mikro ve orta ölçekli işletmelerin sınır ötesi ticaret hacmini ve parça başı sipariş miktarını doğrudan artırdı.

Düşük işlem maliyeti ve döviz dönüşüm zararlarının ortadan kalkması, özellikle enerji, tahıl ve madencilik gibi yüksek hacimli emtia ticaretini hızlandırdı. Rusya ve Körfez ülkelerinin petrol ve doğalgaz arzı, Çin ve Hindistan’ın endüstriyel talebiyle kur farkı maliyeti olmadan doğrudan eşleşiyor.

ASİMETRİK TİCARET DENGESİ EN TEMEL SORUNLARDAN BİRİ

Batı Bloku’nun uyguladığı tek taraflı gümrük tarifeleri veya finansal yaptırımlar, ticaret yollarında tıkanmalara sebep oluyordu. Sınır ötesi anlık ödeme entegrasyonu, lojistik süreçlerdeki ödeme onay sürelerini günlerden saniyelere indirerek tedarik zincirindeki mal akış hızını artırdı.

Ancak, maliyetler düşse de ticaret hacminin daha da büyümesinin önünde bazı yapısal engeller hâlâ var. En önemlisi asimetrik ticaret dengesi… Çin, BRICS içi ihracatın çok büyük bir kısmını, yaklaşık 500 milyar doları tek başına sırtlıyor. Bu durum, diğer ülkelerin elinde çok fazla yuan birikmesine ya da Çin’in diğer yerel para birimlerini dönüştürmekte zorlanmasına yol açıyor. Yani ciddi likidite ve konvertibilite sorunları ortaya çıkıyor. Büyük olasılıkla, bu sorunu da esnek mekanizmalar oluşturarak çözmeye çalışacaklar.

TÜRKİYE’NİN POTANSİYEL KAZANCI OLASI RİSKLERDEN DAHA FAZLA

Peki Türkiye için BRICS ne anlama geliyorum?.. Türkiye, BRICS ülkelerinin başlattığı bu yeni finansal ve ticarî ekosistem için hem coğrafi hem de ekonomik olarak köprü ülkelerden biri. BRICS’in düşen transfer maliyetleri, yerel para birimleriyle ticaret modelleri ve genişleyen pazarı, Türk ihracatçıları için hem büyük fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Batı merkezli finansal sistemlerde veya SWIFT üzerinde yaşanabilecek olası yaptırım, siyasî kriz veya blokaj risklerine karşı, BRICS’in geliştirdiği alternatif ödeme sistemleri, Türk ihracatçıları için potansiyel bir alternatif ve güvenli bir finansal koridor sunabilir.

Türkiye’nin son yıllarda derinleşmeye çalıştığı Afrika, Latin Amerika ve Asya pazarlarındaki ticaret hacmi, bu sistem sayesinde artabilir. Düşen transfer maliyetleri, Türk KOBİ’lerinin bu uzak coğrafyalara daha rekabetçi fiyatlarla mal satmasını sağlayabilir.

Çin ve Rusya’nın başını çektiği BRICS ticaret rotalarının, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi ile Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nun tam ortasında yer alan Türkiye, bu topluluk içi ticaretin lojistik, depolama ve yeniden dağıtım üssü haline gelebilir.

HER ŞEYDEN ÖNCE SİYASÎ İRADE

Gelelim risklere… Türkiye’nin şu an en fazla dış ticaret açığı verdiği ülkelerin başında Çin ve Rusya geliyor. Eğer Türkiye bu sisteme entegre olup yerel para birimleriyle ticareti artırırsa, özellikle enerji ve hammadde ithalatı daha da kolaylaşabilir, ancak ihracatı aynı hızda artıramazsa BRICS ülkelerine karşı dış ticaret açığı daha da büyüyebilir.

Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40-45’i Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılıyor ve Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması imzaladığı için belli sorumlulukları ve yükümlülükleri var. BRICS finansal ve ticarî altyapılarına aşırı entegrasyon, AB ile olan ticarî mevzuat, Yeşil Mutabakat gibi standartlar ve finansal uyum süreçlerinde ciddi sorunlara yol açabilir.

İhracatçıların yerel para birimleriyle ticaret yaparken, bu para birimlerinin yüksek oynaklığından ve serbestçe dönüştürülememesinden kaynaklanan kur zararlarıyla karşılaşma riski de var. Dolar ve Euro’nun sağladığı likidite güvencesini bu para birimlerinde bulmak zaman alabilir.

Türkiye için BRICS ödeme ve ticaret ekosistemi, ilk adımlarda batı pazarlarının bir alternatifi değil, onu tamamlayan ve riskleri dağıtan güçlü bir çeşitlendirme aracı olacaktır. Türk ihracatçısı, bir yandan AB standartlarına uyum sağlarken, diğer yandan BRICS’in sunduğu ucuz transfer ve yeni pazar kanallarını kullanarak küresel ticaret pastasındaki payını büyütebilir.

Yine de belirtmeden geçmeyeyim. Bu yüzyıl Avrupa’nın yüzyılı değil, Asya-Pasifik’in ve sonrasında da Afrika’nın yüzyılı… Yani hayat batıda değil, Küresel Güney’de!.. Türkiye, Batı Bloku’nun baskısıyla karşılaşır ve illa ki bir seçim yapmak zorunda kalırsa, batıyı değil, güneyi seçmeli… Doğru seçimi yapacak siyasî irade ve cesaret varsa, aslına bakarsanız, denklem çok da karmaşık değil!

Kaynaklar: ilketv.com.tr
Haber metni ve görseller ilketv.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Spor
Yayın: 16 Eylül 2026 06:08 · Kaynak: ilketv.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp