İSİG: ‘Çocuk işçiliği sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devlet eliyle yaygınlaştırılıyor’
- AK Parti iktidarının 9 Aralık 2016 tarihinde başlattığı Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulaması tüm tepkilere rağmen ısrarlı bir şekilde sürdürülüyor
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
İSİG Meclisi İstanbul Sözcüsü Serpil Ünal, AK Parti iktidarı döneminde uygulanan politikaların “çocukları işçileştirdiğini” vurguladı. Ünal “13 yılda en az 862 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Çocuk işçiliği sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devlet eliyle yaygınlaştırılıyor” dedi.
Haber Merkezi Yayınlanma: 2 Kasım 2026 11:26 AK Parti iktidarının 9 Aralık 2016 tarihinde başlattığı Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulaması tüm tepkilere rağmen ısrarlı bir şekilde sürdürülüyor.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) 2014 Meslek Lisesi Çalıştayı raporundaki görüşler doğrultusunda şekillenen MESEM, 2020’li yıllarda meslek liseleri bünyesinde yaygınlık kazandı. 2021 yılında stajyer ve çırak ücretlerinin patronların sorumluluğundan alınıp, İşsizlik Sigortası Fonu’na bağlamasının ardından MESEM’li sayısında kitlesel bir artış yaşandı.
Çocukların çalıştırılmasının bu denli yaygınlaşmasında etkili olan bir diğer etken ise artan yoksulluk. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, 2013 yılından Eylül 2026 yılına kadar Türkiye’de çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısı en az 862-880 civarında.
İSİG Meclisi İstanbul Sözcüsü Serpil Ünal, iktidarın çocuk politikasına dair değerlendirmelerde bulundu.
13 yılda en az 862 çocuk yaşamını yitirdi
Çalışma Bakanlığı’nın sitesinde yer alan istatistiklerde her yıl en az 13 ile 14 çocuk ölümünün kayıtlara geçtiğini fakat bu ölümlerin duyurulmadığını belirten Serpil Ünal, “2013 yılından beri İSİG olarak iş cinayetlerini kayıt altına almaya başladık. Bu raporlarda yaş, cinsiyet, ölüm nedeni, iş kolu gibi ayrıntılara yer veriyoruz.
Hazırladığımız iş cinayetleri raporlarında da belirttiğimiz üzere her yıl en az 63 ile 64 çocuk çalışırken hayatını kaybediyor. 2026 yılı Ağustos ayında yayınladığımız çocuk iş cinayetleri raporuna göre 2013 Ağustos ayından 2026 Ağustos ayı arasında 862 çocuk işçi olarak çalışırken yaşamını yitirdi.
Bu tablo son iki yılda daha da derinleşti. 2024 yılında 71 çocuk işçi yaşamını yitirirken, 2025 yılında bu sayı 94’e çıktı. Bu veriler çocuk emeği sömürüsünün nasıl hızla arttığını gösteriyor” dedi.
Ağustos 2013 ile Haziran 2026 ayı verilerine kadar geçen sürede kayıt altına alınan 20 MESEM’li çocuğun yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşan Serpil Ünal, iş cinayetlerinin büyük bir nedeninin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması olduğunu kaydetti. Serpil Ünal, “Gerekli önlemler alınsa yaşanan iş cinayetlerinin yüzde 98-99’u önlenebilir.
Fakat iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığına dair devletin denetleme mekanizması neredeyse hiç işlemiyor. Özellikle pandemi döneminden itibaren bu mekanizma tamamen ortadan kaldırıldı. Ancak büyük kurumsal işletmelerde ve toplu sözleşme imzalanan işyerlerinde kısmen bu önlemler alınıyor.
Özellikle son 10, 12 yıldan bu yana yaşanan iş cinayetlerinde nasıl bir ihmaller zincirinin olduğunu denetimsizlik bir yana nasıl ölüme davetiye çıkaran ihmallere göz yumulduğunu, cezasızlık politikalarının uygulandığını görüyoruz. Söz konusu çocuk işçiler olduğunda ise iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin esamesi dahi okunmuyor” diye belirtti.
‘Çocuklar ücretsiz köle durumuna getirildi’
“Çocuk işçiliğinin” sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devlet eliyle yaygınlaştırıldığına dikkat çeken Serpil Ünal, “Kadınlar ve çocuklar bu konuda en güvencesiz şartlarda çalıştırılabilen, itiraz edemeyen herhangi bir İSİG önlemi talebinde bulunamayan kesim. Çocukları giderek daha küçük yaşlarda sermayeye ucuz iş gücü olarak sunan devlet, işletmeleri de denetlemiyor.
Geçtiğimiz yıllarda MESEM kapsamında çocuk işçi çalıştırıyor görünen yüzlerce işletmenin usulsüzlükleri ortaya çıkmıştı. Kaldı ki, MESEM kapsamında ya da çıraklık-ustalık adıyla mesleki eğitim yapıldığı belirtilen hiçbir işyerinde çocuk işçilere yönelik hiçbir İSİG önlemi alınmıyor.
Denetimsizlik, cezasızlık politikaları ve son günlerde sıkça karşımıza çıkan çocuk işçilere yönelik şiddet de bunun bir yansıması. Çocuk işçiler patronların ücretsiz kölesi olmuş durumda. Böylesine bir kuralsızlık ve denetimsizlik patronlara istedikleri gibi davranma gücü veriyor” ifadelerini kullandı.
Yaşanan çocuk ölümlerinin hepsinin MESEM’lerde gerçekleşmediğini ve bu konuda kamuoyunda yanlış paylaşımların yapıldığını dile getiren Serpil Ünal, konuya şu sözlerle açıklık getirdi: “MESEM kapsamında ölümlerde yanlış aktarımlar olabiliyor öncelikle bunu belirtmemiz gerekiyor. Çocuk işçi ölümlerinin büyük çoğunluğu aileleriyle birlikte mevsimlik tarım işçiliği yapan ya da çiftçi aileleriyle birlikte kendi arazilerinde çalışan çocuklar.
Giderek hızla artan yoksullaşma ve çocukların okuldan koparılmasına neden olan eğitim politikaları, çocuk işçiliğin devlet eliyle yaygınlaştırılması, çocuk işçi cinayetlerinin kentlere ve son yıllarda da sanayi bölgelerine doğru kaymasını getirdi. Özellikle çocukların eğitimden koparılması ve parlatılan çıraklık-ustalık mesleki eğitim ve MESEM projesi daha çok çocuğun ve öğrencinin çalışmak zorunda kalmasını beraberinde getirdi.
MESEM projesiyle de çocuk işçilik giderek daha yaygınlaştı, yaş oranı lise çağlarından ortaokul çağındaki çocuklara 10-12 yaşa doğru inmeye başladı. Sanayi alanında çalışan çocuk işçi sayısı hızla artıyor. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların tümü MESEM kapsamında değil.
Büyük çoğunluğu yine tarım işçiliği alanında, ardından kentlerde çıraklık adın altında çalışan çocuklar ve MESEM uygulaması kapsamında çocuk işçiler geliyor. Örneğin 10 Haziran 2026 raporumuzda 2013 Ağustos ayından beri 20 MESEM’li çocuğun iş cinayetinde yaşamını yitirdiğini belirtmiştik.
Mesleki eğitim adı altında çocuk işçi çalıştırılmasının yaygınlaştırılması elbette ki MESEM kapsamında çocuk işçi cinayetlerinin de artmasına neden oluyor.”
‘Patronların cebinden çocuk işçiler için tek kuruş çıkmıyor’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda sorumluluk almadığını söyleyen Serpil Ünal, “Sadece bir sağlık sigortası yapılıyor ki o da biraz mecburiyetten. MESEM kapsamında çalışan öğrencilere ödenen ücretler dahi sembolik rakamlar.
9, 10 ve 11’inci sınıf çıraklar net asgari ücretin yüzde 30’unu aldı. 2026 yılı güncel net asgari ücret (28.075,50 TL) üzerinden bu tutar aylık 8.422,65 TL. 12’nci sınıf kalfalara ise net asgari ücretin yüzde 50’si yani 2026 yılı güncel net asgari ücreti üzerinden aylık 14.037,75 TL ödeniyor.
MESEM kapsamında 4 gün işe, bir gün okula gidildiği belirtilse de çocuk işçiler o bir gün okula gitmek yerine dinlenmek için kullanabiliyor. Çünkü birçok öğrenci hafta sonları da çalıştırılıyor. Çocuk işçiler günde 10-12 saat çalıştırılıyor, yetişkin işçilerin yaptığı ağır işleri yapmak zorunda bırakılıyor.
Üstelik bunu devlet işçi ve emekçilerden kestiği vergilerden ödüyor. Patronların cebinden çocuk işçiler için tek kuruş çıkmıyor. Sermayeye bedava işçi sağlayan devlet, İSİG önlemi alınıp alınmadığına da bakmıyor. Çok net olarak diyebiliriz ki çocuk işçiler için hiçbir İSİG önlemi veya denetim söz konusu değil.
Çalıştıkları her iş yeri tehlikelerle dolu. Bunun örneklerini de yaşanan iş cinayetleri haberlerinin ayrıntılarında çok net görebiliyoruz” diye belirtti.
Yoksulluk ve eğitim politikasının çocuklara yansıması
Çalıştırılan çocukların özellikle son 20 yılda uygulanan yoksullaştırma ve eğitim politikalarıyla daha da arttığını kaydeden Serpil Ünal, “Türkiye’de çocuk olmak demek yoksulluğun hızla artmasını getiren ekonomi politikaları nedeniyle giderek daha küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalmak, geleceğin belirsizleşmesi, hem emeğinin acımasızca sömürülmesi hem geleceğinin çalınması, gasp edilmesi demek. Bu duruma bir anda gelinmedi elbette.
Dünyada emperyalist kapitalist sistemin işçi ve emekçileri giderek daha fazla yoksullaştıran politikaları Türkiye’de daha da sert bir şekilde uygulanıyor. Orta Vadeli Plan ve politikalar, kamusal eğitimin tasfiye edilerek çocukların eğitimden koparılması, eğitim sisteminin özelleştirilmesi bugün giderek yaygınlaşan çocuk işçiliği getiriyor.
En başta eğitim sistemi üniversitelerden başlamak üzere adım adım çökertildi. ‘Her ile bir üniversite’ denilerek sayısını ve adını bilemediğimiz üniversiteler, bölümler açıldı. Özel üniversiteler, ardından liseler ve ilköğretime kadar inen özel okullar arttırıldı.
Üniversitelerden kitlesel mezunlar verildi. Bu süreç ücretlerin düşmesine, işsizliğe ve ataması yapılmayan mesleklerin oluşmasını getirdi. Eğitimin metalaştırılmasıyla sanayi-eğitim işbirliği politikaları hayata geçirildi.
Bugün OSB’lerde sanayide çocukların çalıştırılabilmesi için okullar açılmaya başlamasının temelleri yine sermayenin ucuz emek gücü talebiyle başladı” ifadelerini kullandı.
‘Meslek liseleriyle sanayiye eleman yetiştirildi’
2006 yılında Koç Holding’in “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” diyerek öğrencileri sanayi için “ara eleman” olarak yetiştirilmeye başladığını hatırlatan Serpil Ünal, sayıları hızla artan meslek liselerine dikkat çekti. Öte yandan 2012 yılında 4+4+4 ile ilk 8 yıllık zorunlu eğitimin kaldırılarak, çocukların 60 aylıkken okula başlatıldığını belirten Serpil Ünal, eğitim alanında bir çok sorunun yaşandığını söyledi.
Serpil Ünal, “Gerçek hayattan kopuk bir teorik müfredat getirildi. Parasız olması gereken ilk ve orta öğretime son verildi. Devlet okullarına ayrılan bütçe kaldırıldı. Son 10 yıldır okullara bina yapımı-öğretmen maaşı dışında hiçbir kaynak aktarılmıyor.
Devlet okullarında tüm ihtiyaçlar velilerden alınan kayıt paraları bağışlar ve okul aile birliğinin sağladığı imkanlarla karşılanıyor. Devlet okullarında eğitim niteliksizleştirilirken özel okullara teşvik üstüne teşvik verildi ve sayıları büyük bir hızla artırıldı.
İlköğretimin temeli olan dil bilgisi, hayat bilgisi, temel matematik bilgisi gibi dersler, bunun yanı sıra çocukların el becerileri, zihinsel ve davranışsal becerilerini geliştiren dersler ve uygulamalar ise tamamen kaldırıldı. Günümüzde devlet yetkilileri okumanın hem bir ‘gelecek sağlamadığı’ hem de ‘gereksiz bir faaliyet’ olduğuna dair söylemlerle çocuk işçiliğini normalleştirme gayreti içinde.
Sermaye sahipleri ‘kalifiye eleman bulamıyoruz’, ‘gençler iş beğenmiyor’, ‘genç, dinamik yetenekli eleman gerekli’, ‘işi öğretiyoruz sonra maaş beğenmiyorlar’ diyerek her işi yaptırabilecekleri ucuz iş gücü talebini sürekli öne çıkarırken, iktidarın bakanları, milletvekilleri, bürokratları ise ‘herkes okuyacak diye bir şey yok’, ‘genç yaşta meslek sahibi olmak önemli’, diyerek eğitim politikalarını sermayeye ucuz iş gücü sağlayacak şekilde hayata geçiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
MESEM projesi ve diğer mesleki eğitim uygulamalarının aileler tarafından tercih edilmesinin altında yatan nedeni de açıklayan Serpil Ünal, “Ailelerin bu konudaki tercihlerindeki en önemli etken yine sınıfsal. Çünkü ekonomik olarak geçim sıkıntısı yaşayan bir aile çocuklarının eğitimini sağlamakta büyük zorluk yaşıyor” dedi.
İSİG Meclisi olarak 3 yıldır çocuk iş cinayetleri ve “çocuk işçiliği”ne özellikle dikkat çektiklerini belirten Serpil Ünal, “Mesleki eğitime karşı değiliz, fakat bugün söz konusu MESEM ya da mesleki eğitim adındaki programlar mesleki eğitimden çok uzak ve kopuk” diye belirtti.
“Çocuk işçiliği yasaklanmalıdır” diyen Serpil Ünal, İSİG Meclisi olarak bu konudaki taleplerini ise şöyle sıraladı: “Çocuk işçiliği yasaklanmalıdır. Çocukları erken yaşta ucuz iş gücü olmaya iten tüm uygulamalara son verilmelidir.
Eğitim parasız ve bilimsel bir temelde yeniden yapılandırılmalıdır, özel okullar kamulaştırılmalıdır. Ailelerin çocuklarını çalışmaya mecbur bırakan koşullar ortadan kaldırılmalı, ücretsiz beslenme, ulaşım ve barınma gibi önlemler devlet tarafından sağlanmalıdır.
Bu noktada eğitime bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır. Bizler, mesleki eğitime değil, çocukların ailelerinin maddi durumuna göre geleceklerinin belirlenmesine, çocuk yaşta işçileştirilmesine karşıyız. Çocuklarımızın hayatları yetenekleri ve eğilimlerine göre şekillenmelidir.
Sadece talep ederek bu sorunların düzelmeyeceğinin farkındayız. Başta işçi ve emekçiler ve gençlik örgütlenmelerinin oluşması ve güçlü bir mücadele gerekiyor. İşçi ve gençlik örgütlenmelerinin öncülüğünde güncel sorunlar üzerinden oluşacak ortak yaklaşımların öne çıkarılacağı, toplumun bütün kesimlerini kapsayabilecek ‘çocuk işçiliği ile mücadele’ ekseninde bir ilişki ağı geliştirilmelidir.
Çocuk işçiliği ile mücadele işçi ve emekçilerin sorunlarından ve diğer toplumsal sorunlardan ayrı düşünülemez. İş cinayetlerinin önlenmesi de çocuk işçiliğinin önlenmesi de ancak örgütlenerek ve mücadele ederek önlenebilir.
Bu konuda her bir işçinin emekçinin, sendikaların, emek ve meslek örgütlenmelerinin çabasına ve mücadelesine, birlikte hareket etmesine ihtiyaç var.”
Geri dönüşüm işçileri: ‘Ahmet Kaya’nın bıraktığı değeri emekçinin ekmek teknesinde yaşatacağız’
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim · Bölge: Iğdır/Aralık
Yayın: 02 Kasım 2026 08:27 · Kaynak: ilketv.com.tr