Habermetrik
← Ana Sayfa
30 Ekim 2026 10:41
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mustafa Turan yazdı… YAZARLIK HAYATIMIZDA BİR İLK BÖYLESİ HOCALARA CAN KURBAN TEŞEKKÜRLER Dr. HALİL HAYIT HOCAM

Mustafa Turan yazdı… YAZARLIK HAYATIMIZDA BİR İLK BÖYLESİ HOCALARA CAN KURBAN TEŞEKKÜRLER Dr. HALİL HAYIT HOCAM
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Gökay Şimşek tarafından yayınlandı 30 Ekim 2026, 13:39 yayınlandı google Google'da 0 Paylaş Beğen Kitap okumak iptiladır
  • Tüm müptelalara selam olsun

Kitap okumak iptiladır. Tüm müptelalara selam olsun. İmam Hatip nesli iyi bir kitap okuru olmalıdır. Çünkü bilgi kuvvettir.

Efendim!

Âcizane biz, basılan her kitabımızın% 10’unu zekata,% 10’unu da dostlara imzalı olarak hediyeye ayırırız.

Yarım asırlık yazarlık hayatımızda, binlerce eşe, dosta hediye kitap imzalamışızdır. Bu güzel dostlarımıza helâlı hoş olsun. Ve kalpten kucak dolusu selam olsun. Hepsine gönülden sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Geriye dönüş yapıp nezaketen de olsa, «Eserinizi okudum. Teşekkür ederim» diyenlerin sayısı, iki elin parmaklarını geçmemiştir. Yine de asla suizan etmiyoruz. Kesin inanıyorum ki, çoğu dostumuz buna fırsat bulamamıştır. Hepdi de samimidirler.

Hani, «Marifet, iltifata tabidir. Marifetsiz iltifat zayidir» denir ya.

Bu defa, Allah razı olsun. iltifatı Dr. Halil Hayıt hocamızdan aldık.

15 gün kadar önce Denizli’de verdiğimiz bir konferansa, Bursa İ.H.L’nde okul müdürümüz olan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü de yapan Sn. Dr. H. Hayıt hocamız da iştirak ettiler.

Bu buluşmamızda değerli Hocam’a iki eserimizi imzalamıştık.. Üç-beş gün sonra aradılar ve büyük bir zevkle okuduklarını ve üslubun fevkalâde olduğunu ifade buyurdular.

Bugün (1 hafta sonra) yine aradılar ve 2. kitabı da sonuna kadar okuduklarını ifade ile bizlere tebrik ve takdirlerini ilettiler.

Böylesi nezaket, zerafet ve naif davranışı tarafımıza gösterdikleri için, değerli hocamıza çok teşekkür ediyor ve hürmetlerimi arzediyorum.

Var olsunlar…

Aziz Dostlar!

Mâzinin hâdimleri ve istikbâlin vârisleri olan İmam Hatip câmiası olarak okuduklarımızı, dinlediklerimizi ve sosyal hayatta yaşadıklarımızı ruha dönüştürebilmemiz gerekiyor.

İşte tam da aradığımız şey budur.

Böylece önceleri var olan, fakat zamanla zayıflattığımız, bugünlerde ise özlemini daha çok duyduğumuz, o arzu edilen İmam Hatiplilik idealine ve yüksek ruhuna tekrar kavuşabilelim.

İmam Hatip Nesli, kendi özüne ve açıldığı ilk dönemdeki kendi ruh köklerine dönmeyi başarabilirse şayet, aradığı ideâli Âkif’te, özlediği aşkı Mevlâna’da, vatan sevgisini Namık Kemal’de, tasavvuf tasavvurunu Şeyh Galipde,aksiyonunu Necip Fazilda ve tarih mefahirini de Yavuz’un şahsında bulacak, öğrenecek ve misyonunu en iyi şekilde icra edebilecektir.

Mesela biz, elhamdülillah Dr. H. Hayıt müdürümüz gibi böylesi hüdâ-i nâbit ve mecânin-i kütüp hocalarımızın rahle-i tedrisinde yetiştik.

Bursa İ.H.L. okul olmaktan öte, bir ekol idi. Seçkin ve fedakar hocalarımız okulu, adeta bir ilim, irfan, edep ve ahlak laboratuvarı haline dönüştürmüşlerdi.

Bizim hocalarımız, ülkede nâdir bulunan nâdide eğitimcilerdi.

Bize bilgileri rivayet etmeden önce, kendileri o ilkeye riâyet ediyorlardı. Çünkü rivayet eden çoktur. Fakat riâyet eden azdır. Bir bilgiyi bize nakletmeden önce, kendi yüreklerine nakşederlerdi.

Kur’anda tarifi yapılan müslüman olmak için, asla adetlere göre değil, ayetlere göre hayatımızı konumlandırmamız gerektiğini öğütlüyorlardı. Dünümüzün günümüzden daha farklı olmasını ve vaktimizi boşa değil de, beşe ayırmamızı tavsiye ediyorlardı.

Böylesi bir ekolde eğitim gördük çok şükür.

Bu okulda ve ekolde; kitap yazarları kıymetli Dr. Hidayet Aköz hocamız gibi, Adil Özgüç hocamız gibi, değerli İlyas Aydoğan hocamız gibi, Beşir Ayvazoğlu gibi yazar hocalarımız vardı. Bizleri özel yetiştiren muhterem Osman Aşcıoğlu gibi, değerli Mustafa Kütahyalıoğlu gibi nice mümtaz müdürlerimiz vardı.

Ayasofya’nın ibadete açılması için ilk davayı açan merhum İsmail Kandemir gibi, dert ve dava sahibi matematik hocalarımız vardı.

Tasavvuf tasavvurunu kendisinden öğrendiğimiz merhum Veli Kalyoncu gibi üstadlarımız mevcuttu.

Lisede okurken okul kütüphanesinde 10.000 kitap olduğunu, kendisinin 7000 adedini okuduğunu derslerde ifade eden, çok kültürlü ve donanımlı coğrafya öğretmenlerimiz vardı.

“Edebiyat, sözün edebidir” “Edebiyatın kökü edeptir. Edep, insanın bütün davranışlarını kucaklayan kelimedir” diye bize edebiyat okuturken, edep de kazandıran edebiyat hocalarımız vardı.

“Çocuklar alın teriyle kazanılan 2 lira, gayr-i meşru yoldan elde edilen 4 liradan daha üstün ve daha büyüktür”diye öğütleyen matematik hocalarımız vardı.

“Felsefe ile ahlak ikiz kardeştir. Önce Allah ve önce ahlak ilkesi öğrenilmeden felsefe öğrenilmez” diyen felsefe hocalarımız vardı.

“Çocuklar! Ben nisap miktarı falan bilmem, maaşımı aldığım gün cebime koymadan%2,5’unu fakir fukaraya zekat olarak veririm. Bunun bereketini de görürüm. Size tavsiyem; ömrünüz boyunca kazancınızın zekatını verirseniz bereketini görürsünüz” diyen meslek hocalarımız vardı.

Hepsi de bizi kitapla dost ettiler.

Okuma ile yoldaş yaptılar.

Gayret ve çalışma aşısıyla bizi aşıladılar.

Kitapların kanatlarında uçmasını öğrettiler.

Kitap okurken, Ramazan’ın letafetiyle iftar sofralarındaki lezzeti alacak keyfiyeti kazandırdılar.

Bizleri adeta hedefi 12’den vurmak üzere, okunu atmaya hazırlanan gerilmiş bir yay haline getirdiler. Tıpkı bir uzay mekiği gibi, bizi öyle bir ateşlediler ki, hedef olarak güneşi gösterdiler. “Ulaşamazsanız ay’a varırsınız. O da olmazsa yıldızlaşırsınız” dediler.

Sadece okumaya değil, yazmaya da teşvik ettiler. Münazaralar düzenlediler. Makale ve şiir yarışmaları tertip ettiler. Derece yapan bizleri ödüllendirdiler ve onurlandırdılar ve bir motivasyon kazandırdılar. Mukaddeslerden haz, ecdadımızdan hız almayı öğrettiler.

Yürümeye değil koşmaya kanalize ettiler. Büyük düşünür ve büyük hareket ederseniz, eylemlerinizin sonuçları da büyük olur dediler.

Sadece ilim vermediler.

İlmi, irfan ve hikmetle takviye ettiler.

Sadece hafızamızı değil, kalbimizi, gönlümüzü ve ruhumuzu da doldurdular.

Bizleri; imi ve irfanı ile, ufku ve vizyonuyla,eylemi ve söylemiyle, maddesi ve manası ile, ahlak ve fazileti ile, edep ve hayasıyla karakter âbidesi insan-ı kâmil olarak yetiştirmek için, o günün zor şartlarında çok çetin destanımsı bir mücadele verdiler.

Bizlere, örnek oldular. Önder oldular. Ölçü ve öncü oldular.

“Düş olmayınca, iş olamayacığını, zamanı çok iyi değerlendirmenin gerektiğini öğrettiler. Üstad’ın ifadesiyle “devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmanın gerektiğine” inandırdılar.

Kimsenin oturduğu yerde önde ve örnek,bilge ve bilgin olamayacağını, önde olmanın, beraberinde örnek olmayı da getirdiğini, önde ve önder olanların ancak örnek olabileceğini, bu sebeple durmadan çalışma ve çalışmadan durmama idealini benimsettiler…

Dünya tarihinde en güzel önder ve örneğin de, Efendimiz Aleyhissalatü vesselam olduğunu işaret eederek(Ahzap, 21), vahyin ve sünnetin yolundan ayrılmamayı tembihlediler. İslam’ın, insanlık akademisi olduğunu, bundan dolayı çağın gözü ile İslam’a değil, İslam’ın gözüyle çağa bakmamız gerektiğini öğütlediler

Kur’an ve sünnet zaviyesinden ve belgelerden tarihe bakmamız gerektiğini, yalan söyleyen tarihe asla inanılmamasını tavsiye ettiler. Tarihe bakışını değiştiremeyenlerin, tarihin akışını değiştiremeyecekleri gerçeğini vurguladılar.

Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunamayacağını, yenilenenlerin asla yenilemeyeceğini, edep öğrenilmeden de ilim öğrenilemeyeceği hakikatini verdiler.

Önümüze çıkan engellerin nasıl engellenebileceği gerçeğini kavrattılar.

Bu, statik değil dinamik, edilgen değil etken, yüklem değil özne profilinde olan mümtaz hocalarımızın maharetli elleriyle bizleri yoğurduğu böylesi okuldan, ekolden ve laboratuvardan, nice ünlü akademisyenler çıktı. Nice başarılı valiler, kaymakamlar, hakimler, savcılar, mimarlar, mühendisler, edebiyatçılar, yazarlar ve çizerler yetişti.

Efendim!

Malum eser’den müessire gidilir. Selimiyelerin ihtişamında zerre zerre Mimar Sinan’ın muhteşem sanatı görülür.

Tıpkı bunun gibi, nice alanlarda başarılı talebeler yetiştiren mimar hocalarımızın karşısında selam çakıp temenna durmak, biz talebeler için uçsuz bucaksız bir bahtiyarlıktır.

Bu bağlamda değerli Halil Hayıt hocamızın şahsında, cümlesine hürmetlerimizi ve minnettarlığımızı arzediyoruz. Vefat edenlere rahmet dilşyoruz.

Rabbim hepsinden razı olsun…

Unutmayalım aziz dostlarım.

İki şey hayatımıza yön verir:

1-Okuduğumuz kitaplar.

2-Görüştüğümüz insanlar.

Okumak, İslam”ın ilk emridir ve aynı zamanda okumak, düşünmek demektir. Malum olduğu üzre düşünme eyleminin literatürümüzdeki adı da tefekkürdür. Tefekkür ise ibadettir.

Maalesef bu necip millete, dış düşmanlar ve onların iç uzantıları,okumanın ibadet olduğunu unutturdular. Alfabe değişikliğiyle devasa kütüphanelerimizdeki eserleri okuyamaz hale getirdiler. Dünyada hiçbir millet ve hiçbir devlet dilini değiştirmemesine rağmen, dilimizi değiştirip,dinimizi ve tarihimizi unutturdular. Ecdadımıza düşman ettiler.

Büyük devletler ve medeniyetler kuran atalarımız; Kitaba, okumaya, ilme ve ilim adamına çok itibar ederlerdi.

Bugün Amerika’yı süpergüç yapan yegane iksir, hiç şüphedizdir ki, bilim ve teknolojidir.

Dün de muazzam Asr-ı Saadet’i, devasa Endülüs”ü, muhteşem ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı’yı süpergüç yapan, yine kitap, okuma, ilim, sanat ve marifetti.

Tekrar eski kodlarımıza dönmek, ideal hocalar ve talebeler yetişirmek ve güçlü devletimizle büyük medeniyet kurmak dilek ve temennisiyle en derin sevgi ve muhabbetlerimle efendim…

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: bilecik11.com
Haber metni ve görseller bilecik11.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 30 Ekim 2026 10:41 · Kaynak: bilecik11.com
Kaynağı Oku ↗