Habermetrik
← Ana Sayfa
Kocaeli/Kandıra 31 Ekim 2026 05:13
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kocaeli’nin güzelliklerini yasaklarla mı koruyacağız

Kocaeli’nin güzelliklerini yasaklarla mı koruyacağız
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Kandıra’da denize giriş yasağı, Kartepe’de hava koşulları, Yuvacık’ta doğayla iç içe turizm… Güvenlik için gerektiğinde faaliyetleri durdurmak zorundayız; fakat asıl mesele, yasak kararından önce hangi önlemleri aldığımız ve güvenlik sorumluluğunu kimlerden nasıl istediğimizdir

Kandıra’da denize giriş yasağı, Kartepe’de hava koşulları, Yuvacık’ta doğayla iç içe turizm… Güvenlik için gerektiğinde faaliyetleri durdurmak zorundayız; fakat asıl mesele, yasak kararından önce hangi önlemleri aldığımız ve güvenlik sorumluluğunu kimlerden nasıl istediğimizdir.

Kocaeli’nin güzelliklerini anlatırken kelimelerimiz bol.

Kandıra’nın denizi, Kartepe’nin dağı, Maşukiye’nin dereleri, Yuvacık’ın yeşili, İzmit’in sahili…

Peki bu güzelliklerin güvenliğini konuşurken neden aynı açıklığı göremiyoruz? Vatandaşın karşısına çıkan en görünür karar neden çoğu zaman bir yasak duyurusu oluyor?

Kandıra sahillerinde yaz boyunca farklı tarihlerde denize giriş kısıtlamalarıyla karşılaştık. Örneğin 14 Temmuz ve 15 Ağustos 2026 tarihli resmî duyurularda, olumsuz hava ve deniz koşulları nedeniyle bazı plajlar dışındaki sahillerde denize giriş yasaklandı.

Bunlar bütün yazın kesintisiz yasaklandığını göstermiyor; ancak yazın farklı dönemlerinde aynı güvenlik sorusuyla karşılaştığımızı gösteriyor.

Deniz tehlikeliyse elbette girilmemeli. Hiçbir tatil planı, hiçbir işletmenin kazancı insan hayatından değerli değildir.

Fakat yasak duyurusunun ardından başka bir soru da gelmeli: Tehlikenin yönetilebilen kısmını azaltmak için ne yaptık, daha ne yapabiliriz?

DENİZE YASAK KOYMAKLA MESELE BİTİYOR MU?

Daha fazla cankurtaran, daha fazla ekipman ve daha iyi bilgilendirme her deniz koşulunu güvenli hâle getirmez. Karadeniz’in tehlikeli olduğu bir günde, personel sayısını artırarak dalgayı ortadan kaldıramayız.

Bunu kabul edelim.

Ama buradan, mevcut önlemlerin yeterliliğini sorgulayamayacağımız sonucu çıkmaz.

Hangi sahilde, hangi saatlerde hizmet veriliyor? Ziyaretçi daha evinden çıkmadan güncel durumu öğrenebiliyor mu? Yasak olmayan bölgeye yönlendirme yapıldığında oradaki yoğunluk nasıl yönetiliyor? Uyarı levhaları görülüyor, anlaşılıyor ve farklı dillerde ihtiyaçları karşılıyor mu?

Bunlar yasak kararına itirazdan önce, güvenlik hizmetinin niteliğine ilişkin sorulardır.

Üstelik sahillerde çalışma yapılmadığını söylemek de doğru olmaz. Büyükşehir Belediyesinin 2 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre KOSKEM, o dönemde Kocaeli genelindeki 13 plajda toplam 158 kişilik ekiple görev yapıyordu.

Aynı açıklamada 24–30 Ağustos arasında 26 kişinin boğulma tehlikesinden kurtarıldığı bildirildi.

Bu insanların emeği kıymetlidir. Tam da bu nedenle, kurtarma sayısının yanında tehlikeye düşmeyi azaltacak uygulamaları da konuşmalıyız.

Kandıra Belediye Başkanına soruyorum: Belediyenizin görev alanında sahil güvenliğini destekleyen hangi eksikleri belirlediniz, hangilerini giderdiniz? Yetkiniz dışındaki ihtiyaçları hangi kuruma ilettiniz ve nasıl takip ettiniz?

Büyükşehir yönetimine de soruyorum: Personel, ekipman, hizmet noktası ve çalışma saatlerinin yeterliliği hangi ölçütlerle değerlendiriliyor? Yasak kararlarını veren makamlarla yürütülen koordinasyonun ziyaretçiye görünen karşılığı nedir?

Vatandaş yalnızca “Bugün giremezsin” cümlesini değil, güvenliğin nasıl geliştirildiğini de duymalı.

YARIN DAĞI, ÖBÜR GÜN DEREYİ Mİ KONUŞACAĞIZ?

Yarın Kartepe’de kaymak, öbür gün Yuvacık’ta piknik yapmak yasaklanır mı?

Bunlar alınmış kararlar değil. Ancak bizi düşünmeye zorlayan ihtimaller.

Doğa turizmini büyütmek istiyorsak, hava koşulları değiştiğinde ne yapacağımızı da büyüme planının içine koymak zorundayız.

Kartepe’de mesele yalnızca ziyaretçinin zirveye ulaşması değildir. Gerektiğinde geri dönebilmesi, güncel bilgiye ulaşabilmesi ve faaliyetin durdurulması hâlinde ne yapacağını bilmesidir.

Kartepe Belediye Başkanına soruyorum: Belediyenizin sorumluluğundaki turizm alanlarında hangi koşulda hangi tedbirin uygulanacağı açık mı? Diğer yetkili kurumlar ve işletmelerle ziyaretçi bilgilendirmesini nasıl eşleştiriyorsunuz?

Başiskele’de Yuvacık çevresinin çekiciliği, doğayla yakınlığından geliyor. Fakat ziyaretçinin dereyi, yamacı veya yağışın etkisini uzman gibi değerlendirmesini bekleyemeyiz.

Başiskele Belediye Başkanına soruyorum: Belediyenizin yetki alanındaki tesis ve alanlarda, kullanım güvenliğine ilişkin hangi kontroller yapılıyor? Başka kurumların görevine giren konularda tespit edilen ihtiyaçlar nasıl izleniyor? Ziyaretçi tahliye bilgisini nereden öğreniyor?

İzmit’te de sahil alanları ve kalabalık etkinlikler için aynı ciddiyet gerekiyor.

İzmit Belediye Başkanına soruyorum: Sorumluluğunuzdaki alanlarda olumsuz hava ve acil durum düzeni, çocukları, yaşlıları ve hareket kabiliyeti sınırlı ziyaretçileri nasıl hesaba katıyor?

Bu soruların cevabı “Her şey bizim yetkimizde değil” olabilir.

Doğrudur. Fakat vatandaş açısından görev paylaşımı, sorumluluğun kaybolduğu bir boşluğa dönüşmemeli. Kim ne yapıyorsa açıkça anlatılmalı.

TRAFİKTEKİ DENETİM CİDDİYETİNİ TURİZMDE DE İSTİYORUZ

Trafikte kural ihlalinin yaptırımı olduğunu biliyoruz. Turizmde, konaklamada ve ziyaretçi alanlarında da güvenliğe aykırılığın karşılığının öngörülebilir ve etkili olmasını istemek hakkımız.

Bu alanlarda yaptırım bulunmadığını ileri sürmüyorum. Sorum şu: Mevcut denetimler ve yaptırımlar, eksiklikleri zamanında giderecek biçimde uygulanıyor mu?

Vatandaş yasağa uyacak. İşletmeci de kendi güvenlik yükümlülüğünü yerine getirecek. Denetim yetkisi olan kurum da denetleyecek ve sonucunu takip edecek.

Sorumluluk zincirinin yalnızca en son halkasına, yani vatandaşa seslenerek bütünü güvenli hâle getiremeyiz.

Bir otelde konaklayan kişinin, binanın bütün yangın güvenliği koşullarını kendi başına incelemesini bekleyemeyiz. İnsanlar hizmet satın alırken, gerekli kontrollerin yetkili kişilerce yapıldığına güvenmek ister.

Otel yangınlarından sonra yargılama takvimini, bilirkişi raporlarını ve sorumluluk tartışmalarını konuşuyoruz. Fakat bütün bu süreçlerin öncesinde cevaplanması gereken soru aynı: Eksiklikler, insanlar zarar görmeden giderilebilir miydi?

Dava süresinin ne kadar olduğundan bağımsız olarak, önleyici denetimin zamanı olaydan öncedir.

YASAĞIN ARKASINDA BİR HAZIRLIK OLMALI

Yasak bazen zorunludur. Hatta zamanında alınmış bir yasak kararı, hazırlığın işe yaradığını gösterebilir.

Fakat geçici kapatma ile kalıcı iyileştirme arasındaki ilişkiyi de görmek istiyoruz.

Üç şey açıklansın: Tekrarlayan tehlikeler neler? Bunların azaltılabilen kısmı için hangi işler yapılacak? Sonuçları ne zaman göreceğiz?

Her alanın ihtiyacı aynı değildir. Bir sahilde bilgilendirme, başka bir yerde erişim düzeni, bir tesiste güvenlik eksikliğinin giderilmesi öncelikli olabilir. Karar teknik değerlendirmeyle verilmeli; uygulama da takip edilmeli.

Kocaeli’yi gezmeye, dinlenmeye, denize ve doğaya çağırıyoruz.

Bu davetin arkasında yalnızca güzel fotoğraflar bulunmamalı. Açıklanabilir kararlar, düzenli denetim ve yerine getirilen sorumluluklar da bulunmalı.

Belediye başkanlarından ve diğer yetkili kurumlardan beklediğimiz, doğayı tehlikesiz ilan etmeleri değil; kendi görevlerini nasıl yerine getirdiklerini göstermeleridir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın · Bölge: Kocaeli/Kandıra
Yayın: 31 Ekim 2026 05:13 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗