Büyük Asya’nın Küçük Asya Kolu/göllübağ’ın Ozanı Esat Kabaklı
Gömdüm oğul, seni toprağa gömdüm türküsüyle girdi hayatımıza. O yıllarda gönül telimizi titreten o türkü ve ona ses veren ismin adıydı Esat Kabaklı. Bu ses bizlere bir yerlerden tanıdık geliyor, bizden biri olduğu sesinin tonundan hemen belli oluyordu. Sonra baktık ki o bir Elazığlı ve de Harputlu. O yakınlık hissi, o duygu yoğunluğu sanırım bu büyük bağlantıdan geliyordu. O dönemin ünlü müzik kanallarında ve radyolarında bu sesi sık sık duyuyor, gururlanıyorduk. Sonra baktık ki, o albümde Harput ve Elazığ o denli var o denli büyük ki, bir kez daha sevdik Esat abiyi.
Bağlamasına ve Harput’a olan o büyük sevdasına şahit olduk onu tanıdıkça.
Hayat hikayesine bir göz atmak gerekirse, dünden bugüne serüveni şöyle;
Elazığ’da 1954 yılanda dünyaya gelen Kabaklı; ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akadamisine başlayan fakat yarıda bırakan Kabaklı, ardından İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarını bitirdi (1986).
Elazığ Musiki Cemiyetinde kurduğu Halk Müziği Topluluğunu uzun yıllar yönetti.
1982 yılında TRT Erzurum Radyosu THM Ses Sanatçılığı Sınavını birincilikle kazanan ve Erzurum Radyosunda bir yıl görev yapan Esat Kabaklı, 1983 yılında İstanbul Belediye Konservatuvar Türk halk müziği İcra Heyetinde ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Ayrıca TRT İstanbul Radyosunun THM emisyonlarında yer aldı. 1986 yılından itibaren TRT İstanbul Radyosunda on iki yıl süre ile görev yaptı. 1998 yılında tekrar İÜ Devlet Konservatuvarına geçti. Hâlen bu kurumda, sanatçı öğretim görevlisi statüsünde, Türk halk müziği Topluluğunun Şefliğini yürütmektedir.
Türk halk müziği genel repertuvarına derlemeleri ile kaynak sağlayan sanatçılardan birisi olan Kabaklı, ses sanatçısı olarak yurdun pek çok yöresinde ve bu arada yurtdışında da konserler verdi ve vermeye devam ediyor.
Oğul (1997), Kirve Memi / Gün Gidende Ay Gelende (2000), Yalnız Türküler / Göç (2002), Sürgün / Siyah Beyaz Türküler (2005), Bil Oğlum / Bu Vatan Bölünmez Bu Bayrak İnmez (2018) ve Altaylardan Tuna'ya (2021) adlı altı albümü bulunan Esat Kabaklı evli ve iki kız çocuğu babasıdır.
“Şeyhül Muharririn Ahmet Kabaklı’nın” yeğeni ve gazeteci-yazar Servet Kabaklı'nın amcaoğlu olan Kabaklı’nın kısaca hayat hikayesi böyle. Bizler onun hayat hikayesinden ziyade, yaptıklarına, tutkularına ve dile getirdiklerine vurgu yapacağız. Aldığı eğitim ve ortaya koyduğu eserlerle çağımızın önde gelen ozanlarından en önemlisi olan Kabaklı adeta Orta Asya’nın, Türk adı ve geleneklerinin, müziğinin Harput şubesi ve sinir ucu gibidir. O geleneğin ve ezgilerinin bayraktarıdır diyebiliriz. O misyonla yaşam tarzını sürdüren ve o gereklilik üzerine yol alan bir kişilik profili çizen Kabaklı, “Büyük Hazar’ın” Elazığ’daki “Küçük Hazar” kolu gibidir. O toprakların vermiş olduğu manevi güç ve büyüklüğün Harput’ta dile gelen sesi ve avazıdır. Fırsat buldukça Harput Göllübağ’daki aile evine çeşitli zamanlarda ziyarete gelen ve anılarını tazeleyen Kabaklı, burada eski dostları ve bu kültüre, bu musikiye gönül veren Harput sevdalıları ile musiki meşkleri yapmakta, tatlı sohbetlerle burada geçirdiği güzel günleri, unutulmaz hatıralarını yad etmektedir. Her bir Harput Türküsünü seslendirdiğinde, eski anılar yad edildiğinde gözleri dolan, o günleri özlemle anan Kabaklı için Harput özel bir yere sahiptir. O günleri anlatınca her bir anının her bir karesinin içinde yaşayarak, hissederek anlatır adeta. Harput’u onun şiirlerinde, türkülerinde sıkça görür, onun buraya olan aşkını en az onun kadar hisseder ve yaşarız.
Şiirlerinde; burada yaşadığı çocukluk ve gençlik anılarını, o günlere dair yaşananları ve gelenekleri, büyüklerinden öğrendiği edep ve kültürel ortamları, kısacası yaşadığı her şeyi öyle gür bir sesle dile getirir ki, insanın o günleri özleyesi gelir. Müzik hafızasının temelinin Harput Musikisinin dinamikleriyle ikmal edildiği düşünülürse, buradan aldığını yine buraya veren bir müzik adamı profili ile karşılaşırız. Müzik araştırmacası, derleyicisi ve üreteni olarak Kabaklı'ya, Harput’un bu yüzyıldaki ozanı diyebiliriz. Öyle ki onun adına, o kadar çok şiir yazmıştır ki, Türk Dünyasının ikinci Şehriyar’ı diyebiliriz ona. Sadece Harput için değil, Türk Dünyasının birliğini ve büyüklüğünü konu ettiği şiirleri ve marşları ile ona hizmet eden büyük bir kültür elçisidir aynı zamanda.
“Gez oğlum! Vatanına göz dikeni ez oğlum/Dostun kim, düşmanın kim sez oğlum/Tarihini şerefinle yaz oğlum” derken Türk’e seslenir ona yapması gerekeni söyler.
Yine;”Hey şu yeryüzü, er meydanı/Gönül sevmez her meydanı/Yüreksize yorgan döşek/Koç yiğide, ver meydanı” derken haksız ile haklıyı ayırt etmeyi, Türk’ün cesaretini ve cesaretle hareket etmesini öğütler ve hatırlatır. Amcası Şeyhül Muharririn Ahmet Kabaklı’dan aldığı o kültürel mirası başarıyla temsil eden ve yürüten Esat Kabaklı, vefasıyla hem doğduğu toprakları hem de oradaki eski arkadaşlarını hep kalbinin baş köşesinde tutmuştur. Onlarla sık sık bir araya gelmesi de o vefanın bir icabıdır. O sadece Elazığ’ın ve Harput’un değil, tüm toplumun ve Türk Dünyasının sesidir. “Kerkükün zindanına attılar meni, mazlumlar sürüsüne kattılar meni” derken Türkün Asya coğrafyasında çektiği sıkıntılara dikkat çeker, gözlerimizi ve yüreklerimizi oraya çevirmemizi ister. Onun Türklük sevdası, onun Harput sevdası başka türlü çalar sazının telinde ve gönül dilinde. Dedik ya; o Büyük Asya’nın, Küçük Asya kolu olan Harput’un çağlayan gür sesi, Türklüğün günümüzdeki müzik meşalesidir. Yandı mı duyguları, sönmek bilmeyen kor ateşi gibidir. O büyük mirasın maneviyatını tüm bedeninde ve ruhunda öylesine ihtiva eder ki; duruşuyla, sesiyle, şiiriyle, sazıyla, türküsüyle ben Asya’yım, ben Harput’um, ben Anadolu’yum” der adeta. O koca yüreğe, o büyük ozana, gönül dilimizin sesine ses olan o büyük ustaya, saygıyla.
Yorumunuz yarım kaldı, devam etmek için üstteki yoruma, silmek için buraya tıklayın
Kırmızı alanlar eksik veya hatalı girildi. Lütfen bu alanları düzeltip tekrar gönderelim
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Kategori: Trafik
Yayın: 16 Eylül 2026 10:09 · Kaynak: gunisigigazetesi.net