27 Ekim Dünya Görsel İşitsel Miras Günü nedir: UNESCO 2026 teması ve önemi
- Her yıl 27 Ekim’de kutlanan Dünya Görsel İşitsel Miras Günü kapsamında UNESCO, 2026 yılı için belirlenen "Dünyaya Açılan Pencereniz" temasıyla arşivlerin önemine dikkat çekti
Her yıl 27 Ekim’de kutlanan Dünya Görsel İşitsel Miras Günü, insanlığın ortak hafızasını oluşturan film, ses kaydı, radyo ve televizyon arşivleri ile diğer görsel-işitsel belgelerin korunmasının önemine dikkat çekiyor. UNESCO tarafından bu yıl “Dünyaya Açılan Pencereniz” temasıyla ele alınan gün, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında arşivlerin taşıdığı kritik role vurgu yapıyor.
Görsel ve işitsel kayıtlar yalnızca geçmişte yaşanan olayları belgelemekle kalmıyor; toplumların kültürünü, dilini, günlük yaşamını, sanatını ve tarihsel dönüşümlerini de kayıt altına alıyor. UNESCO, bu arşivlerin ortak belleğin korunması açısından paha biçilemez bir kaynak olduğuna dikkat çekiyor.
Dünya Görsel İşitsel Miras Günü neden 27 Ekim’de kutlanıyor
27 Ekim tarihi, UNESCO’nun 21. Genel Konferansı’nda 1980 yılında kabul edilen Hareketli Görüntülerin Korunması ve Muhafaza Edilmesine İlişkin Tavsiye Kararı’na dayanıyor. Dünya Görsel İşitsel Miras Günü de bu kararın önemini hatırlatmak ve görsel-işitsel belgelerin korunmasına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla kutlanıyor.
UNESCO, görsel-işitsel belgelerin korunmasının yalnızca arşiv kurumlarının görevi olmadığına, toplumun ortak kültürel sorumluluklarından biri olduğuna işaret ediyor. Gün kapsamında ülkelerin arşivleme, koruma, dijitalleştirme ve erişim politikalarını yeniden değerlendirmeleri teşvik ediliyor.
2026 yılının teması Dünyaya Açılan Pencereniz
Dünya Görsel İşitsel Miras Günü’nün 2026 yılı teması “Your Window to the World”, Türkçe karşılığıyla “Dünyaya Açılan Pencereniz” olarak belirlendi. Tema, ses ve görüntü kayıtlarının farklı toplumları, kültürleri ve tarihsel dönemleri birbirine bağlayan güçlü bir araç olduğuna dikkat çekiyor.
Bir belgesel, eski bir radyo kaydı, haber görüntüsü ya da yıllar önce çekilmiş bir film; insanların bugün bulunmadıkları bir zamanı ve mekanı deneyimleyebilmesine imkan sağlıyor. Bu yönüyle görsel-işitsel miras, yalnızca geçmişi saklayan bir arşiv değil, toplumların birbirini anlamasını sağlayan bir kültürel köprü işlevi görüyor.
Arşivler neden risk altında
Görsel-işitsel mirasın korunmasındaki en önemli sorunlardan biri, kayıtların bulunduğu fiziksel ortamların zaman içerisinde bozulması. Film makaraları, manyetik bantlar, ses kasetleri ve diğer analog kayıt ortamları uygun koşullarda saklanmadığında geri döndürülemez biçimde zarar görebiliyor.
Dijitalleştirme kültürel hafızayı koruyor
Dünyanın birçok ülkesinde televizyon ve radyo arşivleri, film koleksiyonları ve ses kayıtları dijital ortama aktarılıyor. Bu çalışmalar sayesinde hem fiziksel kayıtların zarar görme riski azaltılıyor hem de kültürel mirasın araştırmacılar ve toplum tarafından daha kolay erişilebilir hale gelmesi sağlanıyor.
UNESCO’nun 2026 yılındaki çalışmalarında da risk altındaki görsel-işitsel arşivlerin korunmasına özel önem veriliyor. Kuruluş, farklı ülkelerde yürüttüğü projelerle analog kayıtların tespiti, restorasyonu, dijitalleştirilmesi ve güncel teknolojilerle uyumlu formatlara aktarılması için destek sağlıyor.
45 bin analog kayıt dijitalleştiriliyor
UNESCO’nun Dünya Görsel İşitsel Miras Günü kapsamında paylaştığı örneklerden biri Somali’de yürütülen çalışma oldu. Radio Mogadishu arşivindeki yaklaşık 45 bin analog ses kaydının korunması ve dijital ortama aktarılması için çalışma yürütülüyor.
Bu kayıtlar arasında günlük yaşamdan kesitler, yerel haberler, siyasi konuşmalar, müzik ve eğlence programları bulunuyor. UNESCO, söz konusu kayıtların Somali’nin tarihinin ve kültürel kimliğinin önemli bir parçasını oluşturduğunu belirtiyor.
Doğal afetler ve çatışmalar arşivleri tehdit ediyor
Görsel-işitsel miras yalnızca zamanın yıpratıcı etkisiyle karşı karşıya değil. Savaşlar, çatışmalar, yangınlar, seller, depremler ve uygun olmayan saklama koşulları da arşivlerin tamamen yok olmasına yol açabiliyor.
UNESCO’nun belgesel mirası risklerden korumaya yönelik projeleri kapsamında, özellikle doğal afetler veya insan kaynaklı tehditler nedeniyle zarar görme riski bulunan koleksiyonlara öncelik veriliyor. Zambiya’daki ulusal yayın kuruluşunun arşivlerinde yürütülen çalışmalar da bu kapsamda dikkat çeken örnekler arasında bulunuyor.
Televizyon ve radyo kayıtları toplumsal hafızanın parçası
Eski televizyon haberleri, radyo yayınları, belgeseller, röportajlar ve kültür-sanat programları yıllar geçtikçe yalnızca yayın içeriği olmaktan çıkıyor ve tarihsel belge niteliği kazanıyor. Bu kayıtlar, geçmişte yaşanan olayların toplum tarafından nasıl görüldüğünü ve aktarıldığını anlamak açısından da önemli kaynaklar arasında bulunuyor.
Özellikle yerel yayın kuruluşlarının arşivleri, kentlerin ve ilçelerin geçmişini belgeleyen önemli kaynaklar olarak öne çıkıyor. Yerel festivaller, geleneksel etkinlikler, toplumsal olaylar, önemli kişilerin konuşmaları ve gündelik yaşam görüntüleri, yıllar sonra bölgesel tarihin görsel hafızasını oluşturabiliyor.
Kişisel arşivler de kültürel mirasın parçası
Görsel-işitsel miras yalnızca devlet kurumları veya büyük yayın kuruluşlarının arşivlerinden oluşmuyor. Ailelerin elinde bulunan eski fotoğraflar, video kasetleri, ses kayıtları ve amatör filmler de bir dönemin sosyal ve kültürel yaşamını yansıtan değerli belgeler olabiliyor.
Bu nedenle uzmanlar, kişisel arşivlerde bulunan eski kayıtların uygun koşullarda saklanması ve mümkünse dijital ortama aktarılmasının önemine dikkat çekiyor. Böylece bireysel hafızanın yanı sıra yerel ve toplumsal hafızanın da korunmasına katkı sağlanıyor.
Amaç geçmişi saklamak değil geleceğe ulaştırmak
Dünya Görsel İşitsel Miras Günü’nün temel mesajı, arşivlerin yalnızca depolarda saklanması değil, korunarak gelecek kuşakların erişimine açık tutulması üzerine kuruluyor. Görsel ve işitsel kayıtlar, toplumların kimliğini anlaması ve geçmişten geleceğe kültürel devamlılık sağlaması açısından önemli bir kaynak oluşturuyor.
27 Ekim Dünya Görsel İşitsel Miras Günü, hızla değişen teknoloji çağında geçmişin seslerinin ve görüntülerinin kaybolmaması için arşivlerin korunması, dijitalleştirilmesi ve erişilebilir hale getirilmesinin önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Aksaray/Ortaköy
Yayın: 27 Ekim 2026 12:39 · Kaynak: yaylahaber.com.tr