Habermetrik
← Ana Sayfa
Amasya 16 Eylül 2026 17:37
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

CHP'li Kılıç'mutlak butlan' sürecini tane tane anlattı: Bu davanın tarafı değiliz, hiç olmadık

CHP'li Kılıç'mutlak butlan' sürecini tane tane anlattı: Bu davanın tarafı değiliz, hiç olmadık
Görsel kaynağı: izgazete.net

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM'de düzenlediği basın açıklamasında CHP'nin 38. Olağan Kurultayı sonrasında yaşananlara ve hukuki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bu davayı biz açmadık. Bu davanın tarafı olmadık. Temyiz başvurusunu biz yapmadık" diye vurgulayan Kılıç, karar öncesinde ve sonrasında yaşanan süreci ayrıntılarıyla paylaştı. "YAKLAŞIK 3 YILLIK SÜRECİ KONUŞMAK ZORUNDAYIZ"Kılıç, kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen milletvekilleri olarak partiden dışlandıklarını vurgulayarak şöyle konuştu: "Önümüzde mahkeme kararıyla şekillenen bir hukuki süreç var. Yargıda yaşamasına taşınmış bir temyiz başvurusu ve sonra geçen günlerde de bir feragat kararı var partimizin. Ancak bugün burada sadece bu kurultay davasını ya da temyizden feragatı konuşmak aslında eksik bir açıklama olur. Çünkü yaklaşık 3 yıldır yaşananlara yalnızca bir dava dosyası olarak bakarsak Cumhuriyet Halk Partisi'ne de Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül verenlere de bu ülkeye de haksızlık etmiş oluruz. Ve asıl tartışılması gereken şeyleri de gözden kaçırmış oluruz. Asıl konuşmamız gereken parti içi demokrasinin farklı düşünceye tahammülün ve siyasi mücadele anlayışının bu süreçte aslında nasıl sınandığıdır."“’KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR’ DEDİK, ÇALIŞTIK”“38. kurultayda bir seçim yapıldı. Bazı milletvekili arkadaşlarımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında durdu, onu destekledi. Bazı milletvekili arkadaşlarımız Sayın Özgür Özel'i destekledi. Ve kurultay bitti. Fakat tartışmalar bitmedi. Bizler milletvekiller olarak görevimizin başında kaldık. Partimiz için çalıştık. Eleştirilerimize rağmen genel merkez tarafından da, grup tarafından da verilen tüm görevleri tüm milletvekili arkadaşlarım layığıyla yerine getirdi. Birçok eleştirimiz vardı bu bu süreçte. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğini korumak adına da üzerimize düşeni yaptık. ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ dedik. Ve birçok milletvekili arkadaşım yaşadıklarını aslında sizlerle de kamuoyuyla da paylaşmadı.”“GÖREVLERDEN DIŞLANDIK”“Kurultaydaki tercih nedeniyle birçok arkadaşımın önüne kurultaydan sonra listeler konuldu. Görevlerden dışlandık. Basın ve medya alanında milletvekili arkadaşlarımıza ambargolar uygulandı. Uluslararası komisyonlardaki görevlerimizden çıkarıldık. Yerel seçim sürecinde yani aday belirleme süreçlerinde dışlandık ve meclisteki kürsü hakkımız, söz hakkımız sınırlandırıldı. Bununla da yetilmedi. Yaklaşık 2, 2 buçuk yıl boyunca sosyal medya trollerinin hedefi olduk. Sadece biz değil, ailelerimiz, çocuklarımız hatta hayatını kaybetmiş anamız, babamız, aile büyüklerimiz üzerinden bile saldırılar yapıldı tarafımıza. Bazı gazeteciler ekranlara çıkıp bizlere isim vererek isim isim bizlere hedef gösterdi. Ben de birçok milletvekili arkadaşımda bütün bunlara rağmen büyük ölçüde sustuk aslında. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi kendi iş tartışmaların üzerinden yıpratmak istemedik ama susmuş olmamız aslında bu son 2 buçuk 3 yılda yaşadıklarımızı da unuttuğumuz anlamına gelmez. Bizim siyasi itirazımız hiçbir zaman kurultaydaki sonuç üzerinden ya da kişilerle ilgili ya da seçilenlerle ilgili olmadı.”“NORMALLEŞMEYE İTİRAZ ETTİK, HAKLI ÇIKTIK”“31 Mart 2024 seçimlerinden sonra yapılması gerekenin iktidarı erken seçime zorlayacak güçlü bir siyasi siyasi mücadele hattı olduğunu söyledik. Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasının daha yolun başında siyasetin merkezine taşınmasına itiraz ettik. Belediye başkanlarının siyasi mücadelenin doğrudan hedefi haline getireceğini düşündük ve maalesef ki haklı çıktık. Dedik ki ‘adayı, adayları erken tüketmeyelim. İktidarı erken seçime mecbur bırakalım.’ Normalleşme ve yumuşama adı altında yürütülen siyasete de bu nedenle itiraz ettik. Bizim sözümüz açıktı. Müzakere değil, bu iktidarla mücadele edilmeli dedik. Çünkü karşımızda sadece Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan bir devlet makamı değil, aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan siyasi bir figür vardı. Cumhurbaşkanlığı Forsu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne asıldığında da Cumhurbaşkanı Genel Kurulu'na girdiğinde ayak kalkılması tartışıldığında da aslında bizim itirazımız kişisel değildi. Bu biz kişilere değil devlet ile parti arasındaki sınırların bulanıklaşmasına itiraz ettik. Üye kayıtlarının miti açılmasına itiraz ettik ki çünkü bu sol literatürde aslında fişleme anlamına geliyordu. Bundan bir yıl önce yani önümüzdeki hafta yine bir kamp yapacağız. Bir yıl önce yapılan kampta da tartışıldı bu konu. Bundan 1 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin parasıyla yapılan bir ankette yine ‘bir parti kurulsa yüzde kaç oy alır diye bir soru’ oldu. Biz buna da itiraz ettik. Partimizin yaşanan süreçte aday belirlemeleri bu siyasi çizgiyi bu eksene partimizin tarihsel ve kurucu irade eden kurucu ilkelerden uzaklaşmasına genel anlamda itiraz ettik.”“CHP’NİN KURUMSAL KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKTIK”“Şimdi ‘CHP kapatılsın’ gibi ifadelerin başka siyasi oluşumlar tarafından gündeme getirildiği bir ortamda görüyoruz ki CHP'nin tarihsel kimliğini ve geçmişini savunmak bizim için hiçbir zaman nostaljik bir tercih olmadı. Cumhuriyete, demokrasiye ve Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine sahip çıkmaktı. Biz bir gün bile tereddüt etmeden ve kişilere değil partinin kurumsal kimliğine bağlı olarak buna sahip çıktık ve sahip çıkmaya da devam ediyoruz.”“BİZ KURULTAY DAVASININ TARAFI DEĞİLİZ”“Bizden çok bağımsız bir hukuki süreçti yürüdü. 38. olağan kurultay sonrasında başlayan hukuki süreçte bizim yani Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen yer yer parti içinde itirazlarını dile getiren arkadaşlar hiçbir bağı olmayan içeriğini dahi basından öğrendiğimiz hatta o dönemde parti mahkeme kapılarında yıpratılmamalı dediğimiz bir süreçti. Hukuki süreç 38. olağan kurultayda değişimden yana tavır alan delegelerin kendi aralarındaki tartışmaların mahkemelere yansımasıyla başladı. Sayın Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve o dönemki yönetimin bu davada taraf olmadığı gerçeğini bir kez daha buradan söylemek istiyorum.”“DAVAYI BAŞLATANLAR ‘DEĞİŞİM’ DELEGELERİYDİ”“Bugün sanki davayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu açmış, o takip etmiş gibi sanki bütün hukuki süreci o başlatmış, o yürütmüş gibi bir siyasi olmayan hayal ürünü bir şey anlatılıyor. Bu sürecin kronolojisi asla açıklanmadı bugüne kadar. Ama bunu anlatmak gerekiyor. Çünkü bu süreci böyle yanlış anlatmak ne hukuki, ne siyasi, ne de ahlakidir. Davayı başlatanlar değişimden yana olan delegelerdi. Temyiz yoluna başvuranlar yine davacılardı. Ve değişim sonrasında oluşan şimdi butlan olan yönetim de aslında temyiz eden de davayı.”“CHP’DE YÖNETİM DURUP DURURKEN DEĞİŞMEDİ”“Durup dururken Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönetim değişmedi. Ortada bir hukuki süreç ve bu süreç içerisinde verilen bir karar vardı. Değişimci yönetim verilen tedbir kararıyla butlan olunca Sayın Genel Başkanımız ve o dönemin seçilmiş yönetimi kabul etmeseler partiye kayyum atanacağı gerçeğini de bilerek zaten daha önceki kurultayda da seçilmiş oldukları için görevlerine geri döndüler. Bir daha söylemek istiyorum. Bu davayı biz açmadık. Bu davanın tarafı olmadık. Biz temyiz başvurusunu biz yapmadık. Bütün bu sürecin sorumluluğunu Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun üzerine yıkmak asla doğru değildir.”“KILIÇDAROĞLU OLAYIN DOĞAL MAĞDURUDUR”“Burada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olayın doğal mağduru olmasının dışında kendisiyle bu davaların uzaktan yakında ilgisi yoktur. Az önce dediğim gibi butlan olan yönetim tedbir kararının verildiği gece aslında yetkileri olmamasına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi parti adına kurum adına temiz başvurusu yaptılar. Buna rağmen geçtiğimiz güne kadar bu başvuruyu hukuki iddiaları devam etsin, itiraz yollarını kapatan biz olmayalım diye olmak istemediğimizden geri çekmedik. Ancak sonrasında siyasi ve hukuki gelişmeler oldu. Davacıların bazıları kendi hukuki iddialarından vazgeçti. Temizlerinden vazgeçti. Bu süreçte yer alan bazı isimler Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi oluşuma yönlendi. Ve o arada adli tatil vardı biliyorsunuz adil adli tatil sona erdi. Ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongre ve kurultay takvimi başladı. Ve artık Sayın Genel Başkan ve yönetimi zaten yapmadıkları itirazı devam ettirmek zorunda olmadıkları gibi bu durumun partinin kongre ve kurultayına engel olan halini bu engeli kaldırmaları gerekiyordu.”“YENİ BİR SİYASİ DÖNEM AÇILDI”“Artık partinin önünde yeni bir siyasi dönem var. Yeni bir siyasi dönem açıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin artık temiz delegelerinin gerçek iradeleriyle bir kurulta yapıp iktidar yolculuğuna devam etmesi, halkın sorununa ne yönelmesi, buna ilişkin çözüm önerilerini artık sahada anlatması gerekiyordu. Ve geçtiğimiz günlerde bu gerekçelerle temizden feragat edildi. Davanın açılması, temiz başvurusu, hukuki itirazların sürdürülmesi, tarafların süreçten vazgeçmesi, yeni siyasi bir oluşumun başlaması ve ardından kongre takviminin başlaması süreciyle bunları hiçbirini birbirinden koparmadan ortak değerlendirmek gerekiyor.”“İKTİDARLA ARKA KAPI DİPLOMASİSİ DEVAM MI EDİYOR?”“Bu nedenle bugün yalnızca neden temizden feragat edildi sorusunu sormak süreci ne anlamaya ne de anlatmaya yetmez. Şunu da sormak gerekir. Davanın açılmasına neden olan süreçte kimler vardı? Temyiz başvurusunu kim yaptı? Temyizden feragat edilmesi yönünde o dönem kimler çağrı yaptı? Sonrasında bu süreçte yer alan kişiler şimdi hangi partide, hangi siyasi oluşumdalar? Ve bugün neden aynı kişiler yine feragat kararını eleştiriyor? Ve en ilginci yargıtayın vereceği karar konusunda müneccimliğe niye şimdiden soyunuldu? Yoksa bizim aklımıza bir soru daha geliyor. Yoksa 3 yıldır süren iktidarla arka kapı diplomasi halen devam mı ediyor? Hukuk da siyaset de hafızasız yürütülemez. Herkese aynı ölçüyü uygulamak zorundayız. Bunların hepsini birlikte değerlendirmek zorundayız. Dün A'yı dedik, bugün B diyelim, yarın C diyelim, yönüp yeniden dönelim A'ya, Z'ye. Böyle bir siyaset anlayışı olmaz arkadaşlar. Hukukta da siyasette de kronoloji önemli ve bunu sürdürmeniz gerekiyor ve doğru anlatmak gerekiyor.”“CHP MİLLETVEKİLLERİNE BARİKATI NORMALLEŞTİREMEZSİNİZ”“Mahkeme kararlarını eleştirebilirsiniz. Itiraz edersiniz. Kanun yollarına başvursunuz. Bunların tamamı hukuk devletinin parçası. Ama bir yandan hukuka saygıdan söz edip diğer taraftan kararların uygulanması sırasında parti binaların önüne barikatlar kurulmasını normalleştiremezsiniz. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini kendi genel merkezlerine barikatlar kurarak sokmamayı hangi hukukla, hangi siyasetle anlatacaksınız bize? Neden parti binalarına o duvarlara o odaların kapıların üstlerine o çirkin ifadeler yazıldığını bize anlatamazsınız. Neden il ve ilçe binalarındaki demirbaşları sökülüp götürüldüğünü ilişkin bu görüntülerin neden çıktığını bize anlatamazsınız. Masa sandalye, bilgisayar, evrak bir yana çay bardağıya çay bardağından A4 kağıtlarına kadar partiye ait malzemelerin alınıp götürüldüğüne ilişkin bu görüntüleri bize anlatamazsınız. Bunları da konuşmak zorundayız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi binaları kimsenin şahsi malı değildir, kimsenin şahsi mülkü değildir. Oradaki her masa, her santalye bir A4 kağıdında bile bu partinin örgütünün ortak emeği vardır. Siyasi mücadele edilir, her alanda edilir. Itirazlar edilir, mahkemeye girilir, temyize başvurulur, eleştirilebilir ama parti örgütünün ortak malına zarar verilmesi, ortak mülkün kişisel bir tasarruf alanı gibi görülmesi, sadece parti içindeki bir grubun malı gibi görülmesi bir siyasi mücadele değildir. Hukuku savunuyorsa hukukun gereğini herkes için savunmak zorundayız.”“CHP KİŞİSEL HESAPLARIN DEĞİL İRADENİN PARTİSİDİR”“Barikatla, baskıyla, tahribatla sosyal medyadaki linçle ve parti malına zarar vererek hukuk savunulmaz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'ni kişisel hesapların değil örgütün ve kurultay iradesinin partisi olarak görüyoruz. Farklı düşüncelerin cezalandırılmadığı, milletvekillerinin kurultaydaki tercihlerin nedeniyle dışlanmadığı siyasi eleştirilerinin ailelere kadar hakaret, küfür edecek kadar uzanmadığı bu lincin tamamen bittiği bir Cumhuriyet Halk Partisi istiyoruz. Iktidarda mücadele eden kendi içinde demokrasiyi yaşatan bir Cumhuriyet Halk Partisi istiyoruz. Bizim siyaset anlayışımız budur. Müzakere değil mücadele, dışlama değil demokrasi, linç değil siyaset kişisel hesap değil Cumhuriyet Halk Partisi. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçek sahibi hiçbir kişi, hiçbir yönetim, hiçbir grup değildir.”“MİLLETVEKİLLERİNİN VE YAKINLARININ MAL VARLIKLARI ARAŞTIRILSIN, BEN HAZIRIM”“Kimler geldi geçti bu partide? Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin örgütün ve halkın partisidir. Ve artık önümüzde açık bir görev var bize düşen davalar değil kongreler hukuki çekişmeler değil kurulta iradesi kişisel hesaplaşmalar değil ülkenin geleceği bizim görevimiz. Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerin iradeleriyle gerçek iradeleriyle delegelerinin kurultayı yapacak ve iktidar yolculuğuna devam edecektir. Buradan bir çağrı da yapmak istiyorum. Ben hazırım. Ben 24 yıllık bir hukukçuyum. 27 yıllık aktif bir siyasetçiyim. 8 yıldır da milletvekiliyim. Milletvekillerine ve yakınlarının tüm mal varlıkları araştırılsın. Hesaplarına bakılsın. Kim, ne zaman, nasıl, hangi yollarla zenginleşmiş tüm Türkiye görsün. Işte o zaman kim muhteris, kim kanaatkar, herkes de görür, tüm Türkiye'de görür diyorum.

Kaynaklar: izgazete.net
Haber metni ve görseller izgazete.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: Amasya
Yayın: 16 Eylül 2026 17:37 · Kaynak: izgazete.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp