Karabekir Akkoyunlu: Sol, Lula'dan sonrası için hazırlanmazsa Brezilya'yı uzun vadede sağa kaybedebilir
- Brezilya'da Luiz Inácio Lula da Silva'nın dördüncü kez devlet başkanı seçilmesi, aşırı sağın yükselişini durdurabilecek mi?
Brezilya'da Luiz Inácio Lula da Silva'nın dördüncü kez devlet başkanı seçilmesi, aşırı sağın yükselişini durdurabilecek mi? Siyaset bilimci Karabekir Akkoyunlu, Lula'nın seçim zaferini, İşçi Partisi'nin sınıfsal dönüşüm karşısındaki açmazlarını, Evanjelik hareketin yükselişini ve Türkiye muhalefetinin çıkarabileceği dersleri Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş'a anlattı.
Akkoyunlu'ya göre seçim kazanmak ile toplumu dönüştürmek arasındaki çelişki solun önündeki en büyük sorun.
Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala KEMAL GÖKTAŞ
Brezilya'da Luiz Inácio Lula da Silva'nın seçimleri kazanması, yalnızca Latin Amerika'nın en büyük ülkesindeki iktidar mücadelesi açısından değil, dünya genelinde yükselen popülist ve otoriter sağa karşı mücadele bakımından da önemli bir gelişme.
Ancak Lula'nın zaferi, Brezilya siyasetinin sağa kayışının sona erdiği anlamına gelmiyor. Bolsonaro hareketinin parlamentodaki gücü, toplumdaki köklü İşçi Partisi karşıtlığı ve yoksul kesimlerin bir bölümünün sağa yönelmesi, yeni dönemin en önemli sorunları arasında.
Oxford Üniversitesi Latin Amerika Araştırmaları Merkezi araştırmacısı siyaset bilimci Karabekir Akkoyunlu, seçimleri yaşadığı Brezilya'da izledi.
Akkoyunlu, ilk turun yarattığı karamsarlıktan ikinci turdaki büyük mobilizasyona, sosyal medya mücadelesinden solun geleceğine kadar seçimlerin farklı boyutlarını değerlendirdi.
Karabekir, Brezilya'da yaşıyor ve bütün seçim sürecini, sonrasını sıcağı sıcağına yaşadı. Karabekir, BirGün'deki yazını da okumuştum. Aslında ilk turdan sonra biraz ümitsiz bir hava vardı. Ne oldu da Lula bu geri dönüşü yapabildi? Nasıl kazanabildi seçimi? Önce oradan başlayalım.
Aslında birinci tur sonrasında o yazıya da yansıyan durumu ümitsizlik olarak tanımlamayalım. Daha çok işin ne kadar zor olduğuyla ilgili bir hesaplaşmaydı. Çünkü karşımızdaki tablo oldukça karamsardı ve bunun devam eden yanları da var.
Birinci turda Bolsonaro önde bitirmişti. Küçük birkaç sağ aday olmasa belki de yüzde 50'nin üzerine çıkıp başkanlığı ilk turda kazanabilecekti. Böyle bir ihtimale yakın sonuç ortaya çıkmıştı.
Bununla birlikte Senato ve Kongre seçimlerinde Bolsonarocular beklenmeyen başarılar elde etmişti. Bir arada bakıldığında Bolsonarismo yeniden yükselişe geçiyor görüntüsü vardı.
Brezilya'nın demokratik tarihinde, başkanlık seçimini ilk turda önde bitirmemiş hiçbir aday ikinci turda kazanamamıştı düne kadar. Bunun üzerine Latin Amerika'da sağdan esen rüzgârı da kattığınız zaman zorluklar üst üste biniyor görünüyordu.
Seçimden sonraki ilk haftada Lula tarafı, demokratik cephe bu karamsarlığın içerisindeydi. Fakat kısa sürede bu aşıldı. Geçtiğimiz üç hafta içerisinde Lula kampanyasında ve Brezilya genelinde çok ilham verici bir dönüşüm yaşandı.
Birincisi, Brezilya'da ilk tur sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo daha iyi sindirildi. Sadece sağ değil, aşırı sağ hem Kongre'de hem Senato'da hem de başkanlıkta iktidar olduğu takdirde anayasayı da yüksek yargıyı da yeniden yapılandırma gücüne sahip olacaktı.
Bu, 1985'teki demokratikleşmeden beri Brezilya'yı yönetecek en kuvvetli siyasi yapı olacaktı. Bu ihtimalin insanlarda şok etkisi yarattığını düşünüyorum. Demokratik güçler teyakkuza geçti diyebiliriz.
Bunların arasında sağcılar da var anladığım kadarıyla. Belki aşırı sağdaki çok az bir kesim olabilir ama merkez sağdaki insanlar da "Demokrasi tehlikede" alarmıyla sandığa gittiler.
Olan tam olarak bu. Aslında Bolsonaro'nun yeniden seçim kampanyasına karşı oluşan cephe ikinci turda tekrar bir araya geldi. "Sağ ve sol, Bolsonarismo'ya karşı" sloganlarını çok gördük.
Çünkü Brezilya'da geleneksel bir sağ vardı. 2018'den beri eriyen ve gittikçe Bolsonaroculuğa meyleden bir sağ. Fakat bu sağın içerisinde demokratik kesimler de var.
Lula'dan veya İşçi Partisi'nden hoşlanmıyorlar. İktidarın sağa dönmesini istiyorlar, çoğunlukla ekonomik sebeplerle. Fakat aşırı sağa destek vermekten de çekiniyorlar.
Bir kısmı Bolsonaro'ya destek veriyor ama diğer bir kısmı son tahlilde oraya yönelmedi.
İlk turda yüzde 2 bandında oy alan üç küçük aday vardı. Bunların çoğu sağda konumlanan adaylardı. Seçmenlerinin yüzde 60-65'inin Bolsonaro'ya yönelmesi beklenirken yeni ortaya çıkan rakamlardan bunun böyle olmadığı anlaşılıyor.
Hakikaten sağda da "Biz Bolsonaro'ya sağdan bir alternatif istiyoruz" diyenler seslerini yükseltti. Bu, sonucu etkileyen faktörlerden biriydi.
Bir ittifak sandıkta kuruldu yeniden, diyorsun.
Bir ittifak sandıkta kuruldu yeniden. Tek bir adayın üzerinden. O aday da Lula oldu.
Ama bu sadece sağ seçmenlerin veya Brezilya vatandaşlarının kendiliğinden bir anda uyanmasından ibaret değil. Aynı zamanda sol ve İşçi Partisi inanılmaz bir mobilizasyona yöneldi.
Aslında daha önce yapması gereken işi son üç haftaya sığdırdı. Fakat örgütlülüğünün verdiği kapasiteyi ve potansiyeli sahaya yansıtabildi. Bu çok önemli.
O örgütlülüğün hâlâ siyasete ne kadar etki edebildiğini gördük.
İlk turda sandığa gitmeyen 33 milyon seçmen vardı. İkinci turda bu sayı ciddi oranda azaltıldı. Tam rakamlara şu anda hâkim değilim, sonuçların detayları yeni yeni ortaya çıkıyor. Ancak katılım yüzde 72'den yüzde 80'e çıktı.
Okuduğum kadarıyla verilen 14 milyon yeni oyun yaklaşık dörtte üçü Lula'ya gitti. Yani 10-10,5 milyon oy Lula'ya, 3,5 milyon civarında ek oy da Bolsonaro'ya gitti.
Burada sağın bir kısmının Bolsonaro yerine Lula'yı tercih ettiğini görüyoruz. Ama ikinci olarak İşçi Partisi'nin ilk turda harekete geçiremediği seçmeni çeşitli stratejilerle sandığa yöneltebildiğini görüyoruz. Bu da büyük bir başarı.
Bunun içerisinde bir faktör daha var. İlk turda sosyal medya manipülasyonu çok ön plana çıkmıştı.
İşçi Partisi, Meta'nın özellikle Facebook, WhatsApp ve Instagram algoritmalarını ve kurallarını Bolsonaro lehine esnettiğine dair şikâyetlerde bulunmuştu. Bunlar Brezilya'da en çok kullanılan sosyal medya platformları.
Bu konuda bir soruşturma açıldı. Meta resmî olarak iddiaları reddetti fakat şirket içinden birtakım çalışanların bu iddiaları destekleyen demeçleri de oldu.
Bu çok büyük bir problem. Küresel anlamda demokrasiyi tehdit eden bir sorun.
Sosyal medyada yeni bir teyakkuz, alarm ve mobilizasyon atmosferi yarattı. WhatsApp üzerinden "Lula'nın Ordusu" adıyla bir grup açıldı. Bunu Minas Gerais eyaletinden, sosyal medyada çok aktif olan genç milletvekili André Janones yönetiyordu.
Bu grup inanılmaz biçimde büyüdü. En son baktığımda 10 milyon üyesi vardı. Bunun üzerinden sosyal medya stratejileri paylaşıldı. Hangi etiketler kullanılacak, saat kaçta neler yazılacak? Sosyal medya algoritmalarındaki manipülasyonları bertaraf edebilmek için yapılan bir çalışmaydı.
Ve işe yaradı. Sol ve Lula kampanyası sosyal medyada yeniden hâkimiyet kurdu, mesajını ön plana çıkarabildi.
Bu iyi bir geri dönüş oldu. Bundan çıkarılacak dersler de var.
Sen konuştukça benim aklıma Türkiye geliyor. Hem olgusal bazda hem çözüm bazında. Ama çok girmemeye çalışıyorum. Çünkü bu benzetmeler artık çok yapıldı. Macaristan seçimlerinden sonra da yapıldı. Biraz kendi özgünlüğümüzün farkına varmamız, kendi durumumuzu bilerek ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Ama yine de dünya deneyimleri önemli.
Bütün bu teyakkuz hali bir son dakika zaferi getirdi. Senin anlattıklarından anladığım kadarıyla hem sahada hem sosyal medyada çok ciddi bir çalışmayla başarı elde edildi. Esas olarak seçmen motivasyonu da "Demokrasi elden gidiyor, hele bir dur bakalım" refleksiyle özetlenebilir. Bunun etkili olduğunu anlıyorum.
Ama şöyle de bir durum var: Sonuçta Brezilya'da popülist sağ güçlü bir akım. Her an tekrar iktidara gelebilecek. Sonraki seçimleri de şimdiden konuşmaya başlamak gerekiyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Ekim 2026 17:10 · Kaynak: kisadalga.net