Roberto Bolano’nun kanlı buz pisti | Metin Celâl
- Roberto Bolaño, hemen her eserini ilgi ve merakla okuduğum bir yazar
- Farklı türleri içiçe geçiren, sınırları belirsiz ve parçalı bir anlatı dünyası var
Roberto Bolaño, hemen her eserini ilgi ve merakla okuduğum bir yazar. Farklı türleri içiçe geçiren, sınırları belirsiz ve parçalı bir anlatı dünyası var. Romanlarında doğrusal olay örgüsünden çok, birbirine eklemlenen hikâyeler, kesişen hayatlar, farklı anlatıcıların çelişkili tanıklıkları ve rastlantısal karşılaşmalar yer alıyor.
Şairler, göçmenler, kaybedenler, hayalperestler ve toplumun kıyısında yaşayan insanlar başlıca karakterleri. Okuru kesin cevaplara ulaştırmak yerine, farklı gerçeklik ihtimalleri arasında dolaştırıyor. Eserleri parçaları bir araya getirilmeye çalışılan karmaşık hayatları yansıtıyor.
Kendine has, sıcak bir anlatımı var, kara mizahı, ironiyi, melankoliyi ustalıkla birleştiriyor.
Türkçede yeni yayınlanan romanı Buz Pisti, Bolaño’nun erken dönem eserlerinden. Hatta ilk romanı olarak kabul edenler de var. İlk kez 1993’te, İspanya’da yayınlanmış. Yayıncısı İspanya’nın Alcalá de Henares kentinden Fundación Colegio del Rey.
Yayınevi, yerel ve sınırlı dolaşıma sahipmiş. Ancak yakın çevreye dağıtabiliyormuş kitaplarını.
Buz Pisti, sıklıkla Bolaño’nun ilk romanı olarak tanıtılıyor ama öncesinde Antoni García Porta ile birlikte yazdıkları Consejos de un discípulo de Morrison a un fanático de Joyce var. 1984’de yayınlanmış. Yani, tek başına yazıp yayınlattığı ilk eser olarak ilk romanı da sayılabilir Buz Pisti.
Roman, İspanya’nın Katalonya bölgesinde, Costa Brava kıyısındaki adı Z harfiyle belirtilen bir tatil kasabasında geçiyor. Anlatı üç erkeğin bakış açısından kurulmuş. Remo Morán, Şili’den İspanya’ya göç etmiş, geçmişinde şairlik bulunan, çeşitli işlerde çalıştıktan sonra turizm sektöründe ve ticarette başarılı olmuş bir adam.
Çeşitli dükkânlar ve bir kamping işletiyor. Gaspar Heredia, Meksikalı bir şair. İspanya’da kaçak göçmen olarak yaşıyor. Remo’nun kampinginde gece bekçiliği yapıyor. Enric Rosquelles, kasabanın sosyalist belediye yönetiminde görevli, belediye başkanının yakın çalışma arkadaşı. Nuria Martí adlı genç ve güzel bir buz patencisine âşık.
Nuria Martí’yi erkeklerin gözünden, bir arzu nesnesi olarak tanıyoruz. Nuria, İspanya millî takımından çıkarılmış, ailesinin yaşadığı Z’ye dönmek zorunda kalmış. Hayatta tek hedefi yeniden milli takıma alınmak. Ama Z’de tekrar eski formuna kavuşup milli takım seçmelerine katılabilmesini sağlayacak bir buz pateni pisti yok.
Enric Rosquelles, bu buz pateni pisti meselesini Nuria’ya yakınlaşıp dostu olmak için kullanıyor. Terk edilmiş, metruk haldeki bir malikane olan Palacio Benvingut’un içindeki kapalı yüzme havuzunu buz pisti haline getirmeye karar veriyor.
Kimseye haber vermeden ve belediyenin olanaklarını kullanarak pisti inşa ediyor ve Nuria burada antremanlara başlıyor. Bir süre sonra pistte bir ceset bulunuyor. Bu cesedin kimliği, cinayetin nedeni ve kahramanların olayla ilişkileri anlatının gerilimini oluşturuyor.
Romanın edebî açıdan önemli özelliklerinden biri, olayların üç ayrı birinci tekil şahıs anlatıcının bakış açısından anlatılması. Böylece yalnızca aynı olayın üç farklı versiyonunu sunmuyor, her biri kendi hayatını, geçmişini, başarısızlıklarını, arzularını ve başkaları hakkındaki yargılarını da anlatıyor.
Burada güvenilir anlatıcı sorunu devreye giriyor. Okudukça kahramanların anlattıklarının, nesnel gerçekliğin kendisi değil, kendi bakış açılarından, konumlarından ürettikleri gerçeklikler olduğunu anlıyorsunuz. Olayları kendi işlerine geldiği gibi yansıtıyor, yorumluyorlar.
Klasik polisiyenin “Suçu kim işledi?” sorusunun yerini “Cinayeti kim, nasıl anlatıyor ve anlatılanların ne kadarı gerçek?” sorusu alıyor.
Buz Pisti’n de polisiye romanda bulunması gereken, ceset ve cinayet, suçun gizemi, şüpheli karakterler, gerilim ve kuşku, karanlık atmosfer gibi unsurlar bulunuyor. Ama Bolaño bu unsurları geleneksel polisiyelerin gerektirdiği şekilde kullanmıyor.
Suç, roman kahramanlarının, özellikle anlatıcıların. hayatlarındaki çelişkileri açığa çıkaran bir araç haline geliyor. Cinayetin çözülmesi, katilin bulunması anlatının temel amacı olmaktan çıkıyor.
Eleştirmenler, Buz Pisti’nin bir erken dönem eseri olarak ele alınmasını, yalnızca bir polisiye olarak değil, Bolaño’nun temel temalarını bir arada sunan bir metin olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Gerçekten de Bolaño’ya ün kazandıran, başyapıtı sayılan eserlerindeki birçok özelliği Buz Pisti’nde de buluyoruz.
Çoklu anlatıcı ve parçalı gerçeklik, göçmenlik, Şili ve Meksika kökenli karakterlerin İspanya’da yaşaması, şiddetin gündelik hayatla içiçeliği… Bolaño’nun romanlarında şairler, edebiyat tutkunları, başarısız sanatçılar ve toplumun kıyısında yaşayan insanlar önemli yer tutar. Buz Pisti’nin üç anlatıcı kahramandan biri olan Gaspar Heredia bu karakter tipinin erken örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Yani romanı Bolaño’nun sonraki başyapıtların habercisi olarak değerlendirmek mümkün. Bence, romanı, polisiyenin kurallarını hem kullanan hem de bozan, Bolaño’nun kendine has mizahının yansıdığı özgün bir eser olarak okumak daha uygun.
Buz Pisti yazarın kendi hayatından da izler taşıyor. Bolaño, 1985’te İspanya’nın Katalonya bölgesindeki Blanes kasabasına yerleşmiş. Geçimini sağlamak için çeşitli işler yapmış. Bunlardan biri de bir kampingde gece bekçiliğiymiş.
Romandaki Gaspar Heredia da Meksikalı, şiirle ilgilenen ve bir kampingde gece bekçiliği yapan bir göçmen. Bolaño’nun romana bu dönemdeki gözlemlerini yansıdığını düşünebiliriz.
Usta çevirmen Saliha Nilüfer’in çevirisi ile okuduğumuz Buz Pisti Bolaño’nun en başarılı romanlarından biri değil, ama Bolaño’nun edebî dünyasının temel unsurlarını ilginç bir biçimde bir araya getirmesi açısından önemli. Bir cinayetten yola çıkarak insanların arzularının tutsağı haline gelişini başarıyla anlatıyor.
Yani, romanı sadece bir erken dönem denemesi olarak değil, yazarın sonraki eserlerinde yer alacak temel meselelerini sınadığı, kendi başına da okunmaya değer bir eser olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.
Buz Pisti, RobertoBolaño, çev. Saliha Nilüfer, Can yay. Ekim 2026.
Kategoriler Yazı ABD’de okullardaki kitap yasakları rekor seviyeye ulaştı Tarihin yazmaya korktuğu isim: Cengiz Han | Burak Soyer Mahalle baskısı adamı rezil de eder vezir de... | Metin Celâl Normalin yokluğu | Duygu Uzel Çağdaş Türk edebiyatında Postmodernist Yazarlar | Raşel Rakella Asal Su Toprağın Kanıdır: Susuz Yaz | Halil İbrahim Kuruçay Hititlerden Romalılara Romalılardan Bugüne: “Çocuğu Gezdiriyorlar” | Elçin Sevgi Suçin Yorum yapın Yanıtı iptal et Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 03 Kasım 2026 23:23 · Kaynak: edebiyathaber.net