Habermetrik
← Ana Sayfa
06 Kasım 2026 06:10
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Haberal Hoca’nın 51 yıllık gurur yolculuğu

Haberal Hoca’nın 51 yıllık gurur yolculuğu
Görsel kaynağı: anayurtgazetesi.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Takvimler 3 Kasım 1975’i gösteriyordu
  • Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde, anne Mürüvet Çalışkan’dan alınan böbrek, 12 yaşındaki oğlu Bahtiyar Çalışkan’a nakledildi
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Takvimler 3 Kasım 1975’i gösteriyordu. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde, anne Mürüvet Çalışkan’dan alınan böbrek, 12 yaşındaki oğlu Bahtiyar Çalışkan’a nakledildi. Ekibin başında Prof. Dr. Mehmet Haberal vardı. Türkiye’de gerçekleştirilen ilk başarılı canlı vericili böbrek nakli, yalnızca bir hastaya yeni bir yaşam vermekle kalmadı; ülkemizin organ nakli alanındaki yolculuğunda da yeni bir sayfa açtı.

O gün, Türkiye tıp dünyasına önemli bir mesaj verdi: Bu ülkede de dünya çapında işler başarılabilir. Prof. Dr. Haberal’ın öncülüğünde atılan adımlar, yıllar içinde tek bir operasyonun çok ötesine geçti. Bilimsel çalışmalar, yeni yöntemler, yetiştirilen hekimler ve kurulan kurumlarla Türkiye, organ nakli alanında uluslararası ölçekte söz sahibi ülkelerden biri haline geldi.

Haberal Hoca, 1978’de Türkiye’de kadavradan böbrek naklini gerçekleştirdi. 27 Temmuz 1979’da ise yerli bir kadavradan alınan böbreği bir hastaya naklederek bu alanda yeni bir ilke imza attı. Aynı yıl yürürlüğe giren 2238 sayılı Organ ve Doku Nakli Yasası, kadavradan nakillerin önünü açtı ve organ ticaretine karşı önemli bir güvence oluşturdu.

Bugün de dünyanın örnek düzenlemeleri arasında gösterilen bu yasa, Türkiye’de organ naklinin gelişmesinde temel rol oynadı. Bu çalışmalar, yalnızca Türkiye’deki hastalara değil, organ naklinin dünya çapında ilerlemesine de katkı sağladı.

Haberal, böbreklerin saklanma süresini 12 saatten 100 saatin üzerine çıkaran yöntemler geliştirdi. Böylece organların daha uzak mesafelere taşınması ve kıtalararası nakillerin yapılması mümkün hale geldi. 1984’te Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye gönderilen beş böbreğin, 25 saat süren ameliyatların ardından beş hastaya başarıyla nakledilmesi, bu çalışmaların hayat kurtaran sonuçlarından biriydi.

Prof. Dr. Haberal’ın öncülüğü böbrek nakliyle de sınırlı kalmadı. 1990’da Avrupa’da ilk pediatrik karaciğer naklini gerçekleştirdi. Türkiye’de organ nakli alanında yüzlerce hekim yetişmesine katkıda bulundu; bilimsel birikimi kurumlara, ekip çalışmasına ve yeni kuşaklara aktardı.

Ankara’daki mütevazı başlangıçlardan Başkent Üniversitesi’ne uzanan yol da onun eğitim ve sağlık alanındaki uzun soluklu emeğinin bir parçası oldu. Uluslararası bilim dünyasında da önemli görevler üstlendi. Dünya Organ Nakli Derneği başkanlığının yanı sıra farklı uluslararası kuruluşlarda görev aldı; Türkiye Organ Nakli Derneği ve Orta Doğu Organ Nakli Derneği gibi kurumların kuruluşuna öncülük etti.

2024’te İstanbul’da düzenlenen Dünya Organ Nakli Derneği kongresinde Medawar Ödülü’ne layık görülmesi, yıllardır süren bilimsel çalışmalarının uluslararası takdir görmesinin örneklerinden biriydi. Atina Akademisi’nin verdiği Yüksek Şeref Ödülü ve Mısır’da takdim edilen Yaşam Boyu Başarı Ödülü de bu takdirin başka durakları oldu.

Haberal Hoca’nın 51. yıl dönümü, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde düzenlenen törenle kutlandı. Törenin en anlamlı anlarından birinde, babalarından yapılan çapraz böbrek nakliyle hayata tutunan 1,5 yaşındaki Hatice Duru Okur ile 8 yaşındaki Hatice Mehlika Keskin, yıl pastasını kesti.

Bu çocukların hikâyesi, organ naklinin bilimsel başarının ötesinde ne ifade ettiğini hatırlattı: Bir aileye umut, bir hastaya yeni bir hayat. Yine de önümüzde çözülmesi gereken önemli bir sorun var. Türkiye, canlı vericiden yapılan nakillerde dünyada öncü ülkeler arasında yer alırken kadavradan organ bağışı istenen seviyede değil.

Nakil bekleyen hastaların sayısı çok; bağışlanan organlar ise ihtiyacı karşılamaya yetmiyor. Haberal’ın “Hasta sayısı çok ama yeteri kadar organ yok” sözleri, bu gerçeği yalın biçimde ortaya koyuyor. Organ bağışı, bir insanın yaşamını yitirmesinden sonra başka bir insana yaşam şansı verebilen büyük bir dayanışma örneği.

Sağlıklı organlarla aramızdan ayrılan insanların bağışı, böbrek, karaciğer ve kalp hastalarının yaşamını değiştirebilir. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalığı artırmak ve bağış iradesini yakınlarımızla paylaşmak hepimizin sorumluluğu.

Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın 51 yıllık öyküsü; bilimin, kararlılığın ve insan hayatına adanmışlığın öyküsü. 3 Kasım 1975’te başlayan yol, bugün yetişen hekimlerin emeğinde, yaşamına yeniden tutunan hastalarda ve organ bağışının önemini anlatan her çağrıda sürüyor.

İyi ki varsınız Haberal Hocam. Bu ülkeye ve insanlığa kazandırdığınız değerler, yeni hayatlarda yaşamaya devam ediyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: anayurtgazetesi.com
Haber metni ve görseller anayurtgazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık
Yayın: 06 Kasım 2026 06:10 · Kaynak: anayurtgazetesi.com
Kaynağı Oku ↗