Şanlıurfa’da şerbetin parasını hayırsever ödüyordu! 1565’ten kalan gelenek
- Şanlıurfa’nın eski çarşılarında meyan şerbeti içmek isteyenlerin ücretini bazen hiç tanımadıkları bir hayırsever karşılıyordu
- Şerbetçinin güğümündeki içeceğin parasını önceden ödeyen kişiler, halka ücretsiz ikram yapılmasını sağlıyordu
Şanlıurfa’nın eski çarşılarında meyan şerbeti içmek isteyenlerin ücretini bazen hiç tanımadıkları bir hayırsever karşılıyordu. Şerbetçinin güğümündeki içeceğin parasını önceden ödeyen kişiler, halka ücretsiz ikram yapılmasını sağlıyordu.
Şerbetçi ise sokaklarda ‘sebil, sebil’ diye seslenerek içeceği yoldan geçenlere dağıtıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının dijital yayınlarında yer alan bir derleme, Şanlıurfa’nın bu eski paylaşma geleneğini ayrıntılarıyla anlatıyor.
Şanlıurfa’da biyan balı adıyla bilinen meyan şerbeti, özellikle sıcak havalarda tüketilen geleneksel içecekler arasında yer alıyor. Ancak geçmişte bu içeceğin hazırlanması ve satılması kadar, hayır amacıyla dağıtılması da kent yaşamında önemli bir yer tutuyordu.
Şerbetin ücretini başkası ödüyor, halka ücretsiz dağıtılıyordu
Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘Meyan Şerbeti (Biyan Balı) ve Şanlıurfa Folklorundaki Yeri’ başlıklı derlemesine göre, eski Şanlıurfa çarşılarında bazı hayırseverler şerbetçilerle anlaşarak güğümdeki içeceğin ücretini peşin ödüyordu.
Şerbetçi, parasını aldığı içeceği satmak yerine sokaktan geçenlere ücretsiz ikram ediyordu. Bu uygulama sırasında ‘sebil, sebil’ diye seslenerek dağıtımın ücretsiz olduğunu duyuruyordu.
Derlemede cuma namazlarının ardından cami önlerinde ve cenaze definlerinden sonra mezarlıklarda şerbet dağıtılması da geçmişteki hayır gelenekleri arasında gösteriliyor.
Şanlıurfa’nın eski şerbetçileri 40 litrelik güğüm taşıyordu
Geleneksel meyan şerbeti, meyankökünün temizlenip kurutulması, dövülmesi ve suyla işlenmesinin ardından elde edilen özün süzülmesiyle hazırlanıyordu. Bakanlığın derlemesinde meyan bitkisinin özellikle Birecik ve Fırat Nehri çevresinde yetiştiği belirtiliyor.
Şerbetçiler, çoğunlukla 30-40 litre kapasiteli bakır veya pirinç güğümleri sırtlarında taşıyarak satış yapıyordu. Sarayönü ile Balıklıgöl arasındaki tarihî çarşı çevresi, bu satışların yapıldığı yerler arasında bulunuyordu.
Satıcılar geldiklerini çıngırak veya tunç tabak sesleriyle duyuruyordu. Çarşı esnafıyla yapılan alışverişlerde ise farklı bir hesap yöntemi kullanılıyordu. Dükkân sahiplerine verilen şerbetin ücreti hemen alınmıyor, kepenk yanındaki tahtaya çizilen işaretlerle hesap tutuluyordu. Biriken borçlar haftalık veya aylık olarak kapatılıyordu.
1565 tarihli vakfiyede üç akçe ve yedi maşrapa ayrıntısı
Şanlıurfa’daki şerbet dağıtma geleneğinin tarihî izleri arasında sebiller de bulunuyor. Bakanlık derlemesinde, Ulu Camii’nin doğu avlu kapısı yakınındaki Şeyh Ebubekir Sebili hakkında 1565 tarihli bir vakfiye kaydı aktarılıyor.
Bu kayda göre sebilde görev yapan kişiye günlük üç akçe ayrılmıştı. Şerbet dağıtımında kullanılan yedi maşrapanın ise üç ayda bir kalaylanması öngörülüyordu.
Derlemede, geçmişte şerbet dağıtımı için kullanılan sebilin bu işlevinin zamanla sona erdiği ve yapının halk arasında ‘Şıh Bekir Ziyareti’ adıyla anılmaya başladığı belirtiliyor.
Şanlıurfa’nın sebil geçmişine ilişkin bir başka örnek de Nimetullah Camii yakınındaki Firuz Bey Sebili. Bakanlığın çalışmasında bu yapının 1760 tarihli kitabesine de yer veriliyor.
Şanlıurfa’nın eski şerbetçilik kültürünü anlatan derleme, bu uygulamaları tarihî halk kültürü kayıtları üzerinden aktarıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: şanlıurfa
Yayın: 29 Ekim 2026 16:21 · Kaynak: urfanatik.com