Habermetrik
← Ana Sayfa
Van 17 Eylül 2026 08:57 · Güncelleme 10:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Necdet Takva seçim sürecini değerlendirdi

Necdet Takva seçim sürecini değerlendirdi
Görsel kaynağı: vanhabergazetesi.com
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

10 yıl boyunca Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Genel Sekreteri olarak görev yapan Necdet Takva, 2013 yılında Van TSO Başkan Adayı olarak girdiğim seçimden zaferle çıktı. 2013 yılından sonra 2018 ve 2022 seçimlerine ekibiyle birlikte giren Başkan Takva, bu seçimlerden de başarıyla çıktı. Takva ve ekibi 2026 seçimleri içinde adaylığını geçtiğimiz aylarda açıklamış ve Ortak Akıl Platformu ile Mavi Liste olarak çalışmalara başlamıştı. Ekim-Kasım ayları içerisinde yapılması planlanan Oda Organ Seçimlerine odaklanan Necdet Takva; devam eden seçim sürecini ilk defa Van Haber Gazetesi’ne değerlendirdi. A’dan Z’ye tüm detayları sorduğumuz Takva, bilineni/bilinmeyeni tüm detaylarıyla açıkladı. İşte Takva’nın seçim süreci değerlendirdi.

9 Haziran 2026 tarihinde adaylığınızı açıkladınız. Diğer adaylardan farklı olarak ekibinizle birlikte kamuoyunun karşısına çıktınız. İlk olarak bu süreci nasıl değerlendirirsiniz?

BU BİR BAŞKANLIK SEÇİMİ DEĞİL!

Oldukça önemli bir süreç. Kentin tüccarını ve sanayicisini temsil eden bir meslek odasının seçimleri çerçevesinde belli gruplar çalışmalarını sürdürüyor. Biz de daha önce bu yarışta olacağımızı ve sürece dahil olacağımızı ifade etmiştik. Bunu bir lansman toplantısıyla, sadece organ üyelerinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bir etkinlikle duyurmuştuk. Aslında bu bir başkanlık seçimi değil, bir komite seçimi. Malum, oda seçimlerinde listeler; komite ve meclis üyelerini içeren birleşik oy pusulası şeklinde oluyor. Ancak Van’da gelenekselleşen bir tarz var. Dolayısıyla o komitelere ya da meslek gruplarına sözcülük edenler kendilerini başkan adayı olarak lanse ediyorlar. Van’daki Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde böyle bir gelenek var. Şu aşamada dört arkadaşımız kendisini bu anlamda komitelerin öncüsü olarak lanse etti ve çalışmalar devam ediyor.

Van TSO seçimi, kentte yerel yönetim seçimlerinden sonra gelen çok önemli bir seçim. Siz seçimin bu denli önemsenmesini nasıl değerlendirirsiniz?

DEMEK Kİ İYİ İŞLER YAPMIŞIZ

Büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki sizin de ifade ettiğiniz kavram çok değerli. Yerel yönetim seçimlerinden sonraki en fazla ilgi gören seçimin Ticaret ve Sanayi Odası seçimi olması. Aslında Ticaret ve Sanayi Odası’nın hem kentte hem bölgede hem de ülke bazında temsil kapasitesinin çok yüksek olmasıyla ilintilidir. Ben bu kadar ilgi ve alakanın olmasını buna yorumluyorum. Demek ki iyi işler yapmışız. Eğer Ticaret ve Sanayi Odası da diğer meslek odaları gibi kapalı kapılar ardında bir seçim sahnesine yol açmış olsaydı, muhtemelen o da sıradanlaşacaktı. Demek ki bir faaliyet var, bir icraat var, bir çıta var. Dolayısıyla bu çıta, insanların orada bir temsiliyet görevi almak konusundaki arzularını körüklüyor. Böyle bir süreç var. Ben bundan sadece memnuniyet duyuyorum. Tabii o arkadaşlara da başarılar diliyorum.

13 Yıllık tecrübenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

ŞEHRİMİZLE BİR ÇIKAR İLİŞKİSİ KURMADIK!

Aslında seçim süreçlerini çıkardığımız zaman bizim 11,5-12 yıllık bir Ticaret ve Sanayi Odası’nı yönetme becerimiz var. Ben bunu önemsiyorum. Meslek odalarının yönetiminde olmak, şehirle kurduğun bağın aslında bir tezahürü gibi değerlendirilmeli. Biz bu konuda şehrimizle bir çıkar ilişkisi kurmadık. Bizim şehrimizle kurduğumuz bağ tamamıyla bir gönül bağıdır ve kentimize olan borcumuzu ödeme biçimi olarak tanımlanmalıdır. Bunun dışında ben kendi şahsımda ve arkadaşlarımda başka bir tanım görmüyorum. Arkadaşlarım da bu konuda oldukça samimi ve içten bir yaklaşım içerisindeler. Dolayısıyla yaklaşık bir yıl önceden başlayan bir süreç var. Biz de 2,5 ay gibi bir zaman önce bu sürece başladık.

ORTAYA BİR İRADE KONULDU

Bu arada özellikle geçmiş dönemde birlikte çalıştığımız arkadaşların meseleye yaklaşımını değerlendirdik ve bu konuda nasıl roller üstlenmek istediklerini analiz ettik. Büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki geçen seçimlerde birlikte çalıştığımız arkadaşların büyük bir kısmı, bu hizmet yarışında birlikte hareket etme yönünde bir irade ortaya koydular. Ben bunu çok önemsiyorum ve çok değerli buluyorum. Yine geçen seçim süreçlerinde kendi gruplarında kazanamayan arkadaşların farklı bir yapı içerisinde örgütlendiklerini biliyorum. Geçen dönem karşımızda olan, bizimle rekabet içerisinde bulunan iki grubun da çalışmalarını yürüttüklerini biliyorum.

SÜRECE BİR ANKETLE BAŞLADIM

Bizim seçim çalışma sürecimiz aşağı yukarı 2,5 ay önce başladı. Diğer arkadaşların ise neredeyse bir yılı aşkın bir süredir kamuoyu yoklamaları yaptıklarını, insanlarla görüştüklerini ve aday olma yönünde bir irade ortaya koyduklarını görüyoruz. Dediğim gibi, bizim beklentimiz şuydu: Kenti bir seçim atmosferi içerisinde yeni bir gündeme taşımak yerine, bunun olması gereken zaman dilimi içerisinde değerlendirilmesiydi. Ama ne yazık ki insanlar, demek ki kent büyük herhalde ya da coğrafyası büyük, erişilebilme imkân ve olanakları konusunda kendilerini yeterli görmedikleri için erken başladılar. Böyle bir değerlendirme yapabilirim. Ama dediğim gibi, biz 2,5 ay gibi bir zaman önce bu değerlendirmelere başladık. Geldiğimiz noktada da kentin ticaretinde ve sermayesinde şüphe olmayan aktörleriyle görüşmeler yaptım. Birebir görüşmeler yaptım ve bu dönemi nasıl örgütlememiz gerektiğini, olup olmaması yönünde aslında bir anketle başlamıştım sürece.

DESTEK DEĞİL, NASİHAT ALMAK İSTEDİM

Bu çerçevede aşağı yukarı 300’e yakın görüşme gerçekleştirdim. Ben onlardan herhangi bir destek istemedim. Aslında o görüşmeleri bir nasihat almak üzere yapmıştım. Hatta o görüşmelerde birkaç tane tüccar, “Başkan, ne istiyorsun? Ne yapalım senin için?” diye sordu. Ben onlara şunu söyledim: “Ben sadece nasihatiniz, varsa bir eleştiriniz ya da bu yönetsel anlayışın daha iyi olup olmaması konusunda bir öneriniz onu almak istiyorum.” Anket sürecinin neticesinde zaten biz kendi arkadaşlarımızla bir değerlendirme yapıp gelecek dönemi birlikte yürütme yönünde bir sonuca vardık. Dolayısıyla şimdi seçim tarihinin netleşmesiyle beraber bu görüşme trafiği ve üyelerle görüşmelerimiz biraz daha yoğunlaşacak, biraz daha netleşecek.

KARAR VERİLMİŞ BİR SEÇİM TARİHİ YOK

Tabii seçim tarihine Ticaret ve Sanayi Odası karar vermiyor. İlgili mevzuat şunu öngörüyor: Ticaret ve Sanayi Odası seçim takvimi için Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminin alacağı kararın İlçe Seçim Kurulu’na bildirilmesi ve ilçe seçim kurulunun seçim takvimi içerisinde uygun olduğu bir tarihte seçimin yapılması yönünde bir hüküm var. Biz bu hükme bağlıyız. Dolayısıyla seçimlere bir ay kala gibi bir zaman, öngörülen tarih. Bir ay kala yönetim kurulumuz bir karar süreci yönetiyor. Dolayısıyla biz de İlçe Seçim Kurulu’na başvurarak oradaki başkan ya da hâkim görüşüne başvuracağız. Onlar kentin seçim takvimine uygun bir tarihi bize bildireceklerdir. Bizim durumumuz bu. Dolayısıyla şu anda henüz bir takvim açıklama durumunda değiliz.

Nasıl bir seçim süreci bekliyorsunuz?

BARIŞ İÇERİSİNDE BİR YARIŞ OLSUN

Bir kere beklentimiz barış içerisinde bir yarış olması. Bu kentin tüccarına ve sanayicisine yakışır bir edeple, ahlakla ve gelenekle bu seçim sürecinin yönetilmesidir. Geçmişte ne yazık ki oldukça sıkıntılı süreçler yaşadık. Hak etmediğimiz şekilde odayı değerlendirmek durumunda kaldık. Bunların olumsuzluklarını sadece yönetme arzusunda olduğumuz odaya vermiyoruz. Bu zararı aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da öngörmek gerekiyor. Geçen seçimde biz bu konuda ne yazık ki rakiplerimizin tutum ve tavrından kaynaklı iyi bir sınavla tamamlayamadık. Bu, bizim hem ulusal hem de uluslararası düzeyde temsiliyetimizi de olumsuz etkiliyor.

ADAY OLDUĞUN ODAYI KÖTÜLEMEMELİSİN

İnsan aday olduğu odayı kötülememeli. İnsan yönetmek istediği oda üzerinden bir dezenformasyon yapmamalı. Ben diğer grup sözcüsü arkadaşlardan bunu rica ediyorum. Siz yönetme arzusunda olduğunuz odanın daha iyi olması, daha iyi yönetilmesi konusunda bir perspektif ortaya koymalısınız. Ama odayı eleştirerek oradaki kurumu, nadide kurumu, Van’ın gözbebeği olan ve 64 yıldır birçok kişinin emeğiyle vücut bulmuş bir kurumsal yapıyı bundan zarar görmemesi lazım. Yani bizim kişisel hırslarımız odanın kurumsal temsiliyetinin önüne geçmemeli. Bu yaklaşımla hareket etmemiz gerekiyor. Ben bunu çok değerli buluyorum. Yani biz bu seçim sürecini ne kadar edepli, ne kadar saygılı, ne kadar kabul edilebilir bir ahlak içerisinde yürütürsek bizim odamız o kadar güçlü olur. Dolayısıyla başaracak ekipler de o güçlü odanın yönetiminde yer alırlar.

SAVAŞA GİTMİYORUZ!

Şimdi sen hem bir yeri yönetmek istiyorsun hem de o yeri kötülüyorsun. Bunu akılla izah etmek mümkün değil. Ne yazık ki biz zaman zaman bu konuda bir zafiyet ya da kişisel hırsımızın esiri olma zafiyetini gösteriyoruz. Dediğim gibi, çağrımız da o edebin, o ahlakın, o tüccar tanımının içerisindeki yaklaşımın seçim sürecinde de üyelerle olan ilişki biçiminde de hayat bulmasıdır. Bunu yaşatabilirsek hem odamıza zarar vermemiş oluruz hem de kentsel birlik ve bütünlüğümüzü, barış içerisinde, yarış hukuku içerisinde tamamlarız. Yani biz savaşa gitmiyoruz. Bir rekabet ortamı var. Bunu da o edeple yürütmeliyiz. Bizim muhatabımız odaya kayıtlı üyelerdir. Bizim bütün kenti bu anlamda taraf edecek bir yaklaşım hakkımız yok. Bu kentin esnafını, bu kentin odaya kayıtlı olmayan tüccarını, esnafını, üreticisini, çiftçisini, kadınları, gençleri bu sürecin tarafı edip onların olağan hayatını olumsuzlayacak bir yaklaşım hakkımız yok. Bu çok doğru değil.

Bir önceki seçimde 4 bin 500’ü aşkın hatta yaklaşık 5 bin üye oy kullanmıştı. Bu seçimde kaç üyenin oy kullanılması bekleniyor?

8 BİN SEÇMEN OLACAĞINI TAHMİN EDİYORUM

Yaklaşık 8 bin seçmenimiz olacağını tahmin ediyorum. Muhatabımız 8 bin kişidir. Karar verecek olanlar onlardır. Şimdi bu kentin tüccarı akıllıdır. Nihayetinde risk almış, istihdam yaratmış, çeki olan, senedi olan, alım-satım yapan, üretim yapan insanlardan müteşekkil bir yapıdan bahsediyoruz. Hedef kitlemiz onlar. Onların aklıyla oynamak doğru değil. Onlar kime oy vereceklerini çok iyi bilirler. İnsanları bu anlamda ne tacize ne de baskıya maruz bırakmamız lazım. Elbette gitmeliyiz, elbette kendimizi onlara anlatmalıyız. Bunu yaparken de karşımızdakini yok ederek bir varlık ortaya koymamalıyız. Ne yazık ki bu konuda, yaptığım görüşmelerde birilerini yok ederek kendini var etme gayreti içerisinde olan arkadaşlar var. Onlara da ne diyeyim, yani bu doğru değil. Bu onlara bir şey kazandırmaz.

ODA BAŞKANI OLMANIN BİR KRİTERİ YOK

Bugüne kadar rakiplerimizle ilgili olumsuzlayıcı herhangi bir tutum ve davranış içerisinde olmadık. Ben bunu da doğru bulmam. Herkes nihayetinde demokratik teamüller içerisinde. Bir de oda başkanı olmanın bir kriteri yok ki. Odaya iki yıl kayıtlı bir firma ya da temsilci veya şahıs şirketi aday olabilir. Dolayısıyla biz onun boyuna, endamına, sağına, soluna, rengine, revşene bakarak karar vermiyoruz. Yasa diyor ki odaya kayıtlı, iki yıl boyunca kayıtlı olan, seçilme yeterliliği varsa, adresi güncelse, askı yapısı içerisinde değilse, 19 meslek grubundan birinden aday olabilir. Akabinde başarırsa meclise gelir, mecliste de yönetici olabilir ya da başkan olabilir. Mevzuat bu kadar açık. Başka bir kriter yok. Yani bir eğitim kriteri yok, bir cüzdan kriteri yok. Bir zenginlik kriteri yok. Bir sermaye kriteri yok. Bir bilanço kriteri yok. Oda başkanı olmanın bu kadar basit bir kriteri var. Dolayısıyla bunu yaparken de insanların kendilerini bilmeleri, kentlerini bilmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Neden Ortak Akıl Platformu?

Biz mümkün olduğunca bu söylemlerimizi hayatımızla içselleştiren bir ekibiz. O yüzden ekibimizin adını Ortak Akıl Platformu koyduk. Şimdi 19 meslek grubunda yaklaşık 266 tane firma olacak. Yani aslında biz odayı 266 temsilci ile yönetiyoruz. Biz, bu konuda rüştünü ispatlamış, yönetişim anlayışıyla kenti ya da Ticaret ve Sanayi Odası’nı yönetmeyi ilke edinmiş bir yapıyız. Bunu da kanıtladık. O yüzden zaten bizim ekibimizde bütüncül bir yaklaşım var. Bir ittifak var. Yani böyle kişisel egoları, kişisel beklentileri kentin çıkarlarının önüne koymak gibi bir yaklaşımımız olsaydı, muhtemelen en azından başlangıçta yaptığımız o 300 kişilik ankette böyle bir sonuç çıkmayacaktı. Yola devam etmemiz konusunda bir irade ortaya çıkmayacaktı.

Seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Şundan dolayı soruyorum, diğer adaylar yapılan görüşmeler ile ön planda. Ancak sizin gerek kişisel gerekse seçim hesaplarınızda bu görüşmeler paylaşılmıyor. Bunun özel bir sebebi var mı?

ÜYEYİ VE KAMUOYUNU RAHATSIZ ETMEMELİYİZ

Seçim sürecinde üye görüşmelerini kayıt altına almıyoruz. Eğer üye istemiyorsa biz herhangi bir fotoğraf çekimi ya da farklı bir kayıt cihazıyla bu işi yapmıyoruz. Çünkü bunların aşırı derecede bir rahatsızlık duyduklarını biliyorum. Örneğin bir yaptığınız vakit, bu sefer birçok koldan nihayetinde bir akrabalık hukuku var, bir hemşehrilik hukuku var. O insanları rahatsız eden birtakım yaklaşımlar olduğunu duyuyorum ben. Dolayısıyla biz kimseyi rahatsız etmeden, beş dakika durmadan, yani işte siz geldiğinizde de ben bir iki tane üye görüşmesindeydim. Sabahın erken saatlerinden başlıyoruz. Ulaşabildiğimiz tüm üyelere ulaşmanın gayreti içerisindeyiz. Ama bunu, dediğim gibi üyeyi ve kamuoyunu rahatsız etmeme hakkını gözeterek yapıyoruz. Bizim kamuoyunu rahatsız etmeme gibi bir mecburiyetimiz var. Çalışmalarımızı biz öyle yürütüyoruz. Diğer arkadaşların çalışmalarını sizler zaten gözlemliyorsunuz. O konuda ben bir yorum yapmayayım. Yorumu size bırakayım.

Kaynaklar: vanhabergazetesi.com
Haber metni ve görseller vanhabergazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: Van
Yayın: 17 Eylül 2026 08:57 · Kaynak: vanhabergazetesi.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp