Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 04:19 · Güncelleme 04:32
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tarihte bugün: 2 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?

Tarihte bugün: 2 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
Görsel kaynağı: kapadokyahaber.com.tr
⏱️ 25 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • 2 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
  • Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

2 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.

Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 2 Kasım, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.

İşte tarihin sayfalarında 2 Kasım'da yaşanan dikkat çekici olaylar…1889 - Kuzey Dakota ve Güney Dakota ABD'ye eyalet olarak katıldı1889 yılında Kuzey Dakota ve Güney Dakota, Amerika Birleşik Devletleri'ne yeni eyaletler olarak kabul edildi. Daha önce her iki bölge de geniş Dakota Toprakları'nın parçalarıydı.

Nüfusun artması ve siyasi temsil taleplerinin güçlenmesi üzerine bölgenin iki ayrı eyalete ayrılması kararlaştırıldı. Başkan Benjamin Harrison 2 Kasım tarihinde her iki eyaletin kabul belgelerini imzaladı. Kuzey Dakota genellikle ABD'nin 39., Güney Dakota ise 40. eyaleti olarak sıralanır.

Ancak Başkan Harrison iki eyaletten hangisinin önce kabul edildiğinin bilinmesini istemediği için belgelerin sırasını gizledi ve imzalama sırasının kesin biçimde belirlenemediği aktarılır. Alfabetik sıralama nedeniyle Kuzey Dakota 39., Güney Dakota ise 40. eyalet olarak kabul edilmektedir.

Kuzey Dakota'nın başkenti Bismarck, Güney Dakota'nın başkenti ise Pierre oldu. Her iki eyaletin ekonomisinde tarım uzun yıllar temel sektörlerden biri olarak kaldı. 2 Kasım bugün her iki Dakota'nın eyalet statüsünü kazandığı tarih olarak anılmaktadır.

1914 - Rusya Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti1914 yılında Rusya, Karadeniz'deki Osmanlı donanmasının Rus limanlarına yönelik saldırısının ardından Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Osmanlı donanması 29 Ekim tarihinde Amiral Wilhelm Souchon komutasında Sivastopol, Odessa ve başka Rus hedeflerini bombalamıştı.

Saldırı Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na fiilen girişini hızlandırdı. Rus yönetimi saldırıyı doğrudan savaş eylemi olarak değerlendirdi. 2 Kasım tarihinde Rusya Osmanlı Devleti'ne resmen savaş ilan etti. İngiltere ve Fransa da birkaç gün sonra Osmanlı Devleti'ne savaş açtı.

Böylece Kafkasya, Çanakkale, Irak, Sina-Filistin ve başka bölgelerde yeni cepheler ortaya çıktı. Osmanlı Devleti Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın oluşturduğu İttifak Devletleri safında savaşa girdi. Savaş dört yıl boyunca Osmanlı topraklarının büyük bölümünü etkiledi. 1918'de Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla Osmanlı açısından savaş sona erdi.

1917 - Balfour Deklarasyonu yayımlandı1917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından yayımlanan ve tarihe Balfour Deklarasyonu olarak geçen belge Filistin'in geleceği açısından büyük önem taşıdı. Balfour 2 Kasım tarihinde İngiliz Yahudi toplumunun önde gelen isimlerinden Lord Rothschild'e bir mektup gönderdi.

İngiliz hükûmeti mektupta Filistin'de “Yahudi halkı için bir millî yurt” kurulmasını olumlu karşıladığını açıkladı. Aynı metinde Filistin'de yaşayan Yahudi olmayan toplulukların medeni ve dinî haklarının zarar görmemesi gerektiği de belirtildi.

Bu nedenle deklarasyon doğrudan bağımsız bir Yahudi devleti kurulmasını ilan eden bir belge değildi. O dönemde Filistin hâlâ Osmanlı Devleti'nin egemenliği altındaydı ancak İngiliz kuvvetleri bölgeye doğru ilerliyordu. Belge daha sonra İngiliz Mandası dönemindeki Filistin politikasının temel unsurlarından biri hâline geldi.

Yahudi göçünün artması ve Arap toplumunun siyasi tepkileri bölgede giderek daha büyük çatışmalara yol açtı. Balfour Deklarasyonu İsrail-Filistin meselesinin tarihsel arka planındaki en önemli diplomatik belgelerden biri olarak günümüzde de yoğun biçimde tartışılmaktadır.

1918 - Enver, Talat ve Cemal Paşalar İstanbul'dan ayrıldı1918 yılında İttihat ve Terakki yönetiminin önde gelen isimleri Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa Osmanlı Devleti'nin savaştan çekilmesinin hemen ardından İstanbul'dan gizlice ayrıldı. Mondros Mütarekesi 30 Ekim tarihinde imzalanmış ve İttihat ve Terakki yönetimi fiilen sona ermişti.

Parti de 1 Kasım'da kendisini feshetme kararı aldı. Eski yöneticiler İtilaf Devletleri tarafından tutuklanabileceklerini düşünüyordu. 1 Kasım'ı 2 Kasım'a bağlayan gece bir Alman gemisine binerek İstanbul'dan ayrıldılar. Yolculukları Karadeniz üzerinden gerçekleşti.

Talat Paşa daha sonra Berlin'e yerleşti, Cemal Paşa farklı ülkelerde siyasi ve askerî faaliyetlerde bulundu, Enver Paşa ise önce Almanya'ya, daha sonra Sovyet toprakları ve Orta Asya'ya geçti. Üç isim de sonraki yıllarda Osmanlı'nın savaş dönemi politikaları ve özellikle Ermeni tehciri nedeniyle tartışmaların merkezinde kaldı.

Talat Paşa 1921'de Berlin'de, Cemal Paşa 1922'de Tiflis'te suikast sonucu öldürüldü. Enver Paşa ise 1922 yılında Orta Asya'da Sovyet kuvvetleriyle çatışırken hayatını kaybetti.

1920 - KDKA seçim sonuçlarını radyodan yayımladı1920 yılında ABD'nin Pittsburgh kentindeki KDKA radyo istasyonu, başkanlık seçiminin sonuçlarını geniş bir dinleyici kitlesine radyo yoluyla aktardı. Yayın 2 Kasım akşamı Westinghouse şirketinin East Pittsburgh'daki tesislerinden gerçekleştirildi.

Warren G. Harding ile James M. Cox arasındaki ABD başkanlık seçiminin sonuçları telefonla gazeteden alınarak dinleyicilere aktarılıyordu. KDKA'nın bu yayını genellikle dünyanın ilk düzenli ticari radyo yayınlarından biri olarak kabul edilir.

Ancak insan sesinin radyo dalgalarıyla iletilmesi daha önce de deneysel ve amatör yayınlarda gerçekleştirilmişti. Bu nedenle olayı “tarihteki ilk radyo yayını” şeklinde vermek doğru değildir. KDKA'nın önemi, lisanslı bir istasyon olarak geniş kitlelere yönelik düzenli yayın modelinin öncülerinden olmasıdır.

Yaklaşık bin kişinin bu ilk yayını dinlediği tahmin edilmektedir. Yayının başarısı ABD'deki radyo cihazı satışlarını ve yeni istasyonların kurulmasını hızlandırdı. 1920'li yıllar boyunca radyo, dünyanın en etkili kitle iletişim araçlarından biri hâline geldi.

1922 - Lozan'a gidecek Türk heyetinin belirlenmesi süreci başladı1922 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde Lozan Barış Konferansı'na katılacak Türk heyetinin nasıl belirleneceği görüşüldü. Kurtuluş Savaşı'nın askerî aşamasının sona ermesinden sonra kalıcı barış için uluslararası konferans hazırlıkları başlamıştı.

İtilaf Devletlerinin hem Ankara hem de İstanbul hükûmetlerini davet etmesi Türkiye'deki temsil sorununu daha da önemli hâle getirdi. TBMM 1 Kasım'da saltanatı kaldırarak ülkeyi yalnızca Ankara Hükûmetinin temsil edeceğini ortaya koydu.

2 Kasım'daki gizli oturumlarda Lozan'a gönderilecek heyetin hükûmet tarafından belirlenmesi yönünde karar alındı. Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen İsmet Paşa heyetin başkanlığına seçildi. Heyette Rıza Nur ve Hasan Saka gibi isimler de yer aldı.

Türk heyeti kapitülasyonların kaldırılması, yeni sınırların tanınması ve ekonomik bağımsızlığın güvence altına alınması gibi temel hedeflerle Lozan'a gitti. Konferans 20 Kasım 1922 tarihinde başladı. Uzun ve zorlu görüşmelerin ardından Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalandı.

1930 - Haile Selassie Etiyopya İmparatoru olarak taç giydi1930 yılında Ras Tafari Makonnen, Haile Selassie adıyla Etiyopya İmparatoru olarak taç giydi. Taç giyme töreni 2 Kasım tarihinde başkent Addis Ababa'da gerçekleştirildi.

Törene dünyanın farklı ülkelerinden diplomatik temsilciler ve kraliyet mensupları katıldı. Haile Selassie daha önce naip olarak Etiyopya yönetiminde önemli bir rol üstlenmişti. İmparator olduktan sonra merkezi yönetimi güçlendirmeye ve ülkeyi modernleştirmeye yönelik reformlar başlattı.

1931 yılında Etiyopya'nın ilk yazılı anayasalarından biri kabul edildi. Ancak 1935'te Faşist İtalya'nın Etiyopya'yı işgal etmesi üzerine Haile Selassie ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Milletler Cemiyetinde yaptığı konuşmayla uluslararası kamuoyundan destek istedi.

II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve Etiyopyalı kuvvetlerin yardımıyla 1941'de ülkesine döndü. Haile Selassie 1974 yılında askerî darbeyle devrilene kadar Etiyopya'nın en önemli siyasi figürü olarak kaldı.

1934 - Türk musikisinin radyodaki yayınına sınırlama getirildi1934 yılında Türkiye'deki radyo yayınlarında geleneksel Türk musikisine yönelik önemli bir yayın politikası değişikliği uygulandı. Cumhuriyet yönetimi bu yıllarda müzik alanında Batılılaşma ve çok sesli müziğin geliştirilmesini kültürel modernleşmenin bir parçası olarak değerlendiriyordu.

Atatürk'ün 1 Kasım 1934 tarihli TBMM açılış konuşmasında müzikte yenileşmenin gerekliliğine dikkat çekmesi bu tartışmaların önemli aşamalarından biri oldu. Ardından İçişleri Bakanlığı ve radyo yönetimleri alaturka olarak adlandırılan geleneksel Türk musikisinin radyo yayınlarındaki yerini ciddi biçimde sınırlandırdı.

Uygulama çoğu zaman “Türk musikisi radyodan tamamen yasaklandı” şeklinde aktarılmaktadır ancak dönemin uygulamalarının kapsamı ve başlangıç tarihleri konusunda ayrıntılar farklılık gösterebilir. Amaç Batı müziği ve yeni oluşturulmaya çalışılan çok sesli Türk müziğinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasıydı.

Ancak dinleyicilerin önemli bölümü geleneksel müziği dinlemeye devam etmek istedi. Bu nedenle bazı vatandaşların Arap ülkelerinin radyo yayınlarına yöneldiği anlatılır. Uygulama uzun süre aynı sertlikte devam etmedi. Olay Cumhuriyet'in erken dönem kültür politikalarının en çok tartışılan uygulamalarından biri oldu.

1936 - Mussolini “Roma-Berlin Mihveri” ifadesini kullandı1936 yılında İtalya Başbakanı Benito Mussolini, Almanya ile İtalya arasındaki yakınlaşmayı tanımlamak için “Roma-Berlin Mihveri” ifadesini kullandı. İki ülke arasında siyasi anlaşma 25 Ekim tarihinde yapılmıştı.

Mussolini ise 1 Kasım'da Milano'da yaptığı konuşmada Avrupa'daki diğer devletlerin Roma ile Berlin arasında oluşan bu eksen etrafında hareket edebileceğini söyledi. Bu nedenle olayın 2 Kasım'a tarihlenmesi bazı kronolojilerde görülse de ünlü “mihver” açıklaması esas olarak 1 Kasım 1936 tarihli konuşmayla ilişkilidir.

Faşist İtalya ile Nazi Almanyası arasındaki iş birliği İspanya İç Savaşı sırasında daha da güçlendi. Japonya da kısa süre sonra Anti-Komintern Paktı üzerinden Almanya ile yakınlaştı. İtalya 1937 yılında bu pakta katıldı.

1939'da Almanya ile İtalya arasında Çelik Paktı imzalandı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanya, İtalya ve Japonya Mihver Devletlerinin temel güçleri hâline geldi. Roma-Berlin Mihveri ifadesi bu siyasi ve askerî bloklaşmanın sembolik başlangıçlarından biri olarak tarihe geçti.

1940 - Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu eğitim hayatına başladı1940 yılında Türkiye'nin teknik ve mesleki eğitim alanındaki önemli kurumlarından Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu kuruldu. Cumhuriyet yönetimi sanayileşme politikalarının başarılı olabilmesi için teknik bilgiye sahip öğretmen ve uzmanların yetiştirilmesine büyük önem veriyordu.

Meslek okullarında görev yapacak teknik öğretmenlerin yetiştirilmesi için Ankara'da özel bir yükseköğretim kurumu oluşturuldu. Okulda makine, elektrik, metal işleri ve benzeri teknik alanlarda eğitim verilmesi planlandı.

Öğrenciler hem öğretmenlik bilgisi hem de uygulamalı teknik eğitim alıyordu. Kurum zaman içerisinde Türkiye'deki mesleki ve teknik eğitimin en önemli öğretmen kaynaklarından biri hâline geldi. Daha sonraki yıllarda adı ve idari yapısı çeşitli kez değiştirildi.

Kurumun akademik mirası Gazi Üniversitesi bünyesindeki teknik eğitim yapılanmalarına kadar uzandı. Buradan mezun olan binlerce teknik öğretmen Türkiye'nin farklı şehirlerindeki meslek liselerinde görev yaptı. Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu Cumhuriyet döneminin sanayileşme ve teknik eğitim politikalarının önemli kurumlarından biri oldu.

1944 - Türkiye'de savaş dönemi karartma tedbirlerinin kaldırılması kararlaştırıldı1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de uygulanan bazı olağanüstü tedbirlerin kaldırılması gündeme geldi. Türkiye savaşa uzun süre doğrudan katılmamış olsa da olası hava saldırılarına karşı özellikle büyük şehirlerde karartma uygulamaları yapılmıştı.

Geceleri evlerin ve iş yerlerinin ışıklarının dışarıdan görünmemesi isteniyor, sokak aydınlatmaları da sınırlandırılıyordu. Savaşın Avrupa'daki gidişatının Müttefikler lehine dönmesiyle Türkiye'ye yönelik doğrudan saldırı ihtimali azaldı.

Kasım 1944 başında karartma tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi ve 8 Kasım'dan itibaren normal aydınlatmaya dönülebileceği duyuruldu. Aynı dönemde savaş ekonomisinin getirdiği bazı üretim ve tüketim kısıtlamaları da gevşetildi.

Pasta ve bazı lüks gıda ürünlerinin üretimine getirilen sınırlamaların kaldırılması bu sürecin sembolik örnekleri arasında yer aldı. Türkiye savaş boyunca ekmek karnesi, fiyat kontrolleri ve çeşitli tüketim sınırlamaları uygulamıştı.

1944 sonlarına doğru savaşın bitişinin yaklaşması günlük hayattaki olağanüstü tedbirlerin kademeli olarak sona ermesini sağladı. Bu gelişmeler savaş ekonomisinden normal ekonomik düzene dönüşün ilk işaretleri oldu.

1947 - Spruce Goose ilk ve tek uçuşunu gerçekleştirdi1947 yılında Amerikalı havacı ve iş insanı Howard Hughes tarafından geliştirilen dev Hughes H-4 Hercules uçan teknesi ilk ve tek uçuşunu gerçekleştirdi. “Spruce Goose” adıyla ünlenen uçak II.

Dünya Savaşı sırasında asker ve ağır yükleri Atlantik üzerinden denizaltı tehdidine maruz kalmadan taşıyabilmek amacıyla tasarlanmıştı. Savaş dönemindeki metal kısıtlamaları nedeniyle gövdenin büyük bölümü ahşap laminasyon teknikleriyle üretildi.

İsminin aksine yapıda esas olarak huş ağacı kullanılmıştı. 2 Kasım 1947 tarihinde Long Beach Limanı'nda yapılan taksi denemeleri sırasında Howard Hughes uçağı havalandırdı. Dev uçak yaklaşık 20-25 metre civarında yüksekliğe çıktı ve yaklaşık yarım mil kadar uçtu.

Uçuş yaklaşık yarım dakika sürdü. H-4 Hercules o dönemde yapılmış en geniş kanat açıklığına sahip uçaktı. Ancak savaş çoktan sona erdiği için proje seri üretime geçmedi. Spruce Goose bir daha uçmadı ve günümüzde Oregon'daki bir havacılık müzesinde korunmaktadır.

1948 - Harry Truman ABD Başkanlık seçimini sürpriz biçimde kazandı1948 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimi 2 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Görevdeki Demokrat Başkan Harry S. Truman'ın Cumhuriyetçi aday Thomas E.

Dewey karşısında kaybedeceği yönünde kamuoyunda çok güçlü bir beklenti vardı. Kamuoyu araştırmalarının büyük bölümü Dewey'i favori gösteriyordu. Buna rağmen Truman yoğun seçim kampanyası sonucunda önemli eyaletleri kazanmayı başardı.

Seçimde Truman yaklaşık yüzde 49,5, Dewey ise yaklaşık yüzde 45 oy aldı. Seçiciler Kurulunda Truman 303 oy elde ederken Dewey 189 oyda kaldı. Güneyde ayrılıkçı States' Rights Democratic Party adayı Strom Thurmond da 39 seçici oy kazandı.

Sonucun en ünlü sembollerinden biri Chicago Daily Tribune gazetesinin erken baskısında yanlışlıkla “Dewey Defeats Truman” manşetini atması oldu. Truman daha sonra bu gazeteyi elinde tutarak verdiği fotoğrafla tarihe geçti.

Seçim kamuoyu araştırmalarının yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı. 1948 seçimi Amerikan siyasi tarihinin en büyük seçim sürprizlerinden biri kabul edilmektedir.

1953 - Pakistan'ın “İslam Cumhuriyeti” adını alması süreci tamamlanmamıştı1953 yılı için Pakistan Kurucu Meclisinin 2 Kasım'da ülkenin adını doğrudan “Pakistan İslam Cumhuriyeti” olarak değiştirdiği yönündeki ifade dikkatle ele alınmalıdır. Pakistan 1947 yılında Britanya Hindistanı'nın bölünmesi sonucunda bağımsız bir devlet olarak kurulmuştu.

Yeni ülkenin nasıl bir anayasal yapıya sahip olacağı konusunda Kurucu Mecliste uzun süren tartışmalar yürütüldü. İslam'ın devlet düzenindeki konumu bu tartışmaların temel başlıklarından biriydi. 1949 tarihli Hedefler Kararı devletin anayasal yöneliminde İslami ilkelerin önemli rol oynayacağını ortaya koymuştu.

1950'lerin başında hazırlanan anayasa taslaklarında “İslam Cumhuriyeti” adı ve devletin İslami karakteri üzerinde yoğun görüşmeler yapıldı. Ancak Pakistan'ın resmî olarak “Pakistan İslam Cumhuriyeti” adını alması 1956 Anayasası'nın yürürlüğe girmesiyle gerçekleşti.

23 Mart 1956 tarihinde Pakistan, dominyon statüsünden cumhuriyet statüsüne geçti. Bu nedenle 1953'teki kararlar anayasa hazırlık sürecinin önemli aşamaları olarak görülmelidir. Pakistan'ın resmî adının kesin biçimde değiştiği tarih olarak 1956 yılı esas alınmalıdır.

1958 - Yeni Çeltek Linyit İşletmesi'ndeki grizu patlamasında 10 işçi öldü1958 yılında Amasya'nın Merzifon ilçesi yakınlarındaki Yeni Çeltek Linyit İşletmesi'nde meydana gelen grizu patlaması can kaybına yol açtı. Kömür madenlerinde metan gazının hava ile belirli oranlarda karışması sonucu oluşan grizu, küçük bir kıvılcımla dahi büyük patlamalara neden olabilmektedir.

2 Kasım tarihinde meydana gelen olayda yer altında çalışan işçiler patlamadan etkilendi. Dönemin kayıtlarında 10 işçinin hayatını kaybettiği belirtilmektedir. Kurtarma ekipleri patlamanın ardından madene girerek mahsur kalan işçilere ulaşmaya çalıştı.

Maden kazası bölgedeki iş güvenliği koşullarını yeniden gündeme getirdi. Yeni Çeltek madenleri sonraki yıllarda da Türkiye madencilik tarihinin farklı iş kazalarıyla anılan işletmeleri arasında yer aldı. Yer altı kömür madenciliğinde havalandırma, gaz ölçümü ve ateşleme kaynaklarının kontrolü grizu riskini azaltmak açısından hayati önem taşır.

Türkiye'deki madencilik sektöründe benzer facialar sonraki on yıllarda da meydana geldi. 1958 kazası Cumhuriyet döneminin iş güvenliği tarihindeki erken grizu facialarından biri olarak kayıtlara geçti.

1960 - İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi kuruldu1960 yılında Türkiye'nin dış ticaret kapasitesini geliştirmek amacıyla İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi, kısa adıyla İGEME kuruldu. Türkiye ekonomisinin dış pazarlara açılması ve ihracatçı firmaların bilgiye ulaşmasının kolaylaştırılması kurumun temel hedefleri arasındaydı.

İGEME yabancı pazarlar, ürün talepleri, ticaret mevzuatı ve ihracat fırsatları konusunda araştırmalar hazırladı. Türk firmalarının uluslararası fuar ve ticaret etkinliklerine katılımını teşvik eden çalışmalar yürüttü. Ayrıca ihracat yapmaya yeni başlayan işletmelere eğitim ve danışmanlık hizmetleri sundu.

Kurum farklı ülkelerdeki ticaret fırsatları hakkında raporlar hazırlayarak özel sektör ile kamu arasında bilgi köprüsü işlevi gördü. Türkiye'nin ihracata dayalı büyüme politikasına daha güçlü biçimde yöneldiği 1980'li yıllarda İGEME'nin önemi daha da arttı.

Dış ticaret konusunda hazırladığı ülke ve sektör raporları uzun yıllar ihracatçıların temel bilgi kaynakları arasında yer aldı. Kamu yönetiminde gerçekleştirilen yeniden yapılanmalar sonucunda kurumun görevleri daha sonra Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki yapılara devredildi.

İGEME Türkiye'nin ihracat politikasının kurumsallaşmasında önemli rol oynayan kuruluşlardan biri oldu.

1960 - Penguin Books Lady Chatterley davasında beraat etti1960 yılında İngiliz yayınevi Penguin Books, D. H. Lawrence'ın Lady Chatterley'in Sevgilisi adlı romanını sansürsüz biçimde yayımladığı için açılan müstehcenlik davasından beraat etti.

Roman ilk olarak 1928 yılında özel baskıyla yayımlanmış ancak cinsellik içeren bölümleri nedeniyle uzun yıllar İngiltere'de sansürsüz biçimde satışa sunulamamıştı. İngiltere'de 1959 yılında kabul edilen yeni Müstehcen Yayınlar Yasası, bir eserin edebî ve toplumsal değerinin de mahkemede dikkate alınmasına imkân tanıyordu.

Penguin Books bu yeni yasanın ardından romanın tam metnini düşük fiyatlı bir baskıyla yayımladı. Savcılık bunun üzerine yayınevi hakkında dava açtı. Savunma tarafında E. M. Forster ve Richard Hoggart gibi çok sayıda edebiyatçı ve akademisyen tanıklık yaptı.

Altı gün süren davanın sonunda jüri 2 Kasım 1960 tarihinde Penguin Books'u suçsuz buldu. Kararın ardından roman İngiltere'de büyük satış rakamlarına ulaştı. Dava, İngiliz yayıncılığında sansür anlayışının değişmesinin ve edebiyatta cinsellik gibi konuların daha açık biçimde ele alınmasının önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1964 - Kral Suud tahttan indirildi, Faysal Suudi Arabistan Kralı oldu1964 yılında Suudi Arabistan'da uzun süredir devam eden yönetim krizi Kral Suud bin Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle sonuçlandı. Kral Suud 1953 yılında babası Abdülaziz bin Suud'un ölümünün ardından tahta çıkmıştı.

Ancak devlet harcamaları, mali sorunlar ve yönetim tarzı nedeniyle kardeşi Veliaht Prens Faysal ile arasında ciddi güç mücadelesi yaşandı. Dinî otoriteler ve kraliyet ailesinin önde gelen üyeleri zaman içerisinde Faysal'ın yönetimde daha fazla yetki almasını destekledi.

1964 yılı içerisinde Kral Suud'un yetkileri büyük ölçüde sınırlandırıldı. Kasım ayının başında ulema ve kraliyet ailesinin desteğiyle Suud'un tahttan indirilmesi kesinleşti. 2 Kasım 1964 tarihinde Faysal bin Abdülaziz yeni kral ilan edildi.

Kral Faysal yönetimi döneminde devlet kurumlarının modernleştirilmesi, eğitim sisteminin geliştirilmesi ve petrol gelirlerinin daha planlı kullanılması yönünde politikalar izledi. 1973 petrol krizinde Suudi Arabistan'ın Batılı ülkelere yönelik petrol politikasında da önemli rol oynadı. Faysal 1975 yılında bir yeğeninin düzenlediği suikast sonucu hayatını kaybetti.

1965 - Norman Morrison Vietnam Savaşı'nı protesto etmek için kendini ateşe verdi1965 yılında Amerikalı Norman Morrison, Vietnam Savaşı'nı protesto etmek amacıyla Pentagon yakınında kendisini ateşe verdi. Morrison 31 yaşında, Quaker inancına mensup ve savaş karşıtı faaliyetlere katılan bir aile babasıydı.

ABD'nin Vietnam'daki askerî müdahalesinin giderek genişlemesi ve bombardımanlarda sivillerin hayatını kaybetmesi ülkede güçlü bir savaş karşıtı hareketin ortaya çıkmasına yol açmıştı. Morrison 2 Kasım tarihinde Washington'daki ABD Savunma Bakanlığı binasının yakınında eylemini gerçekleştirdi.

Yanında küçük kızı da bulunuyordu ancak çocuk olaydan zarar görmedi. Morrison hayatını kaybetti. Eylemi ABD'deki savaş karşıtı çevrelerde büyük yankı uyandırırken Vietnam'da da güçlü bir sembolik anlam kazandı. Kuzey Vietnam yönetimi Morrison'ı Amerikan bombardımanlarına karşı çıkan bir barış aktivisti olarak andı.

Bazı Vietnam kentlerinde onun adına sokak ve kurumlar isimlendirildi. Morrison'ın ölümü Vietnam Savaşı sırasında bireysel protestoların ne kadar uç noktalara ulaşabildiğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

1973 - Beyhan Kıral Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi1973 yılında düzenlenen Türkiye güzellik yarışmasında Beyhan Kıral birinci seçilerek Türkiye Güzellik Kraliçesi unvanını kazandı. Güzellik yarışmaları Türkiye'de özellikle 1930'lu yıllardan itibaren basının ve kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği organizasyonlar arasında yer alıyordu.

Yarışmaların kazananları Türkiye'yi çeşitli uluslararası güzellik organizasyonlarında temsil etme hakkı elde ediyordu. Beyhan Kıral'ın seçilmesi de dönemin gazetelerinde geniş biçimde yer aldı. Yarışmalarda fiziksel görünüşün yanı sıra sahne duruşu, temsil yeteneği ve jüri değerlendirmeleri de dikkate alınıyordu.

1970'li yıllarda güzellik yarışmaları aynı zamanda sinema, moda ve reklam sektörlerine yeni isimler kazandıran organizasyonlar hâline gelmişti. Yarışmalarda derece elde eden birçok isim daha sonra oyunculuk veya mankenlik kariyerine yöneldi.

Beyhan Kıral'ın 1973'teki birinciliği de Türkiye'deki güzellik yarışmaları tarihinin kayıtlı sonuçlarından biridir. Bu tür organizasyonlar sonraki yıllarda televizyon yayınlarının yaygınlaşmasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı.

1976 - İstanbul Teknik Üniversitesi'ne düzenlenen silahlı saldırıda bir kişi öldü1976 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde meydana gelen silahlı saldırı, Türkiye'deki siyasi şiddetin üniversitelere yayıldığı dönemin olaylarından biri oldu. 1970'lerin ikinci yarısında sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasında üniversite kampüslerinde sık sık çatışmalar yaşanıyordu.

2 Kasım tarihinde İTÜ'de gerçekleştirilen silahlı saldırıda bir kişi hayatını kaybetti ve üç kişi yaralandı. Olayın ardından üniversite çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Polis saldırının faillerini belirlemek amacıyla soruşturma başlattı.

Üniversitelerde yaşanan siyasi gerilim yalnızca öğrencileri değil öğretim üyelerini ve çalışanları da etkiliyordu. Derslerin kesintiye uğradığı ve kampüslerin zaman zaman kapatıldığı dönemler yaşandı. 1976'dan itibaren siyasi cinayetler ve silahlı saldırılar ülke genelinde hızla arttı.

Bu şiddet ortamı 1977-1980 yılları arasında çok daha ağır bir boyuta ulaştı. İTÜ saldırısı da 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte Türkiye'deki üniversitelerde yaşanan siyasi çatışmaların örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

1978 - Sağmalcılar Cezaevi'nden 13 ülkücü firar etti1978 yılında İstanbul'daki Sağmalcılar Cezaevi'nde dikkat çekici bir toplu firar olayı yaşandı. Aralarında Ferhat Tüysüz ve Veli Can Oduncu'nun da bulunduğu 13 ülkücü tutuklu veya hükümlü cezaevinden kaçtı.

Sağmalcılar Cezaevi, daha sonraki adıyla Bayrampaşa Cezaevi, dönemin siyasi tutuklularının yoğun olarak bulunduğu cezaevlerinden biriydi. Türkiye 1970'lerin sonlarında sağ ve sol örgütler arasındaki ağır siyasi şiddet ortamını yaşıyordu.

Cezaevleri de bu siyasi çatışmaların etkilediği alanlardan biri hâline gelmişti. Firarın ardından güvenlik güçleri ülke çapında arama başlattı. Cezaevindeki güvenlik sisteminin nasıl aşıldığı konusunda soruşturma yürütüldü.

Olay cezaevlerinin fiziki güvenliği ve siyasi hükümlülerin örgütlenmeleri konusunda yeni tartışmalara yol açtı. 1970'ler boyunca farklı cezaevlerinden benzer siyasi firarlar da yaşandı. Sağmalcılar'daki bu toplu kaçış dönemin güvenlik gündeminde uzun süre yer aldı.

1981 - İkinci Türkiye İktisat Kongresi İzmir'de açıldı1981 yılında Türkiye'nin ekonomik yapısının ve gelecekteki kalkınma politikalarının tartışıldığı İkinci Türkiye İktisat Kongresi İzmir'de toplandı. Kongre, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında 1923'te gerçekleştirilen Birinci İzmir İktisat Kongresi'nin tarihsel devamı olarak tasarlandı.

2 Kasım tarihinde başlayan toplantıya kamu yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ve farklı ekonomik kesimlerin temsilcileri katıldı. Türkiye ekonomisi 24 Ocak 1980 kararları sonrasında önemli bir yapısal dönüşüm sürecine girmişti.

İthal ikameci ekonomik modelden ihracata ve dışa açılmaya dayalı yeni bir büyüme anlayışına geçiş tartışılıyordu. Kongrede sanayileşme, tarım, dış ticaret, finansman, istihdam ve özel sektörün rolü gibi başlıklar ele alındı.

12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin ardından düzenlenmesi nedeniyle kongrenin siyasi ve ekonomik ortamı 1923'tekinden oldukça farklıydı. Toplantılarda Türkiye'nin uluslararası ekonomiye daha fazla entegre olması gerektiği yönündeki görüşler ağırlık kazandı.

Kongre birkaç gün boyunca devam etti. İkinci Türkiye İktisat Kongresi 1980'li yıllardaki ekonomik liberalizasyon politikalarının tartışıldığı önemli platformlardan biri oldu.

1982 - Yatılı okul öğrencileri için yemek sonrası dua uygulaması getirildi1982 yılında Millî Eğitim Bakanlığı yatılı okullardaki öğrencilerin yemeklerden sonra belirli bir teşekkür ve dua ifadesini söylemesine ilişkin uygulama başlattı. Kararda öğrencilerin yemek sonrasında “Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun” sözünü söylemesi öngörüldü.

Uygulama 12 Eylül 1980 askerî müdahalesi sonrasında eğitim sisteminde millî ve manevi değerlerin daha fazla vurgulandığı döneme rastladı. 1982 Anayasası'nın hazırlanması ve zorunlu din kültürü derslerinin anayasal çerçeveye alınması da aynı siyasi ortamın parçalarıydı.

Bakanlığın yatılı öğrenciler için aldığı karar kamuoyunda eğitim ile din ilişkisi açısından tartışıldı. Destekleyenler uygulamayı şükür ve millî birlik anlayışının bir ifadesi olarak görüyordu. Eleştirenler ise devlet okullarında öğrencilerin belirli bir dua kalıbına yönlendirilmesini sorguluyordu.

Uygulamanın kapsamı ve ne kadar süreyle bütün yatılı kurumlarda sürdürüldüğü konusunda dönemsel farklılıklar bulundu. 1980'li yıllar Türkiye'de eğitim müfredatı, din eğitimi ve milliyetçilik ilişkisinin yoğun biçimde tartışıldığı bir dönem oldu.

Bu karar da dönemin eğitim politikalarının sembolik uygulamalarından biri olarak kayıtlara geçti.

1988 - Atatürk Üniversitesi'nde başörtüsü protestosu başladı1988 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde başörtüsü nedeniyle derslere alınmadıklarını belirten bazı kadın öğrenciler protesto eylemine başladı. Üniversitelerde başörtüsünün kullanımı 1980'lerin ikinci yarısında Türkiye'nin en önemli eğitim ve hukuk tartışmalarından biri hâline gelmişti.

Yükseköğretim kurumlarında kıyafet düzenlemelerinin uygulanması üniversitelere göre farklılık gösterebiliyordu. Atatürk Üniversitesi'ndeki bazı öğrenciler başörtülü oldukları gerekçesiyle derslere alınmadıklarını belirterek tepki gösterdi.

2 Kasım civarında öğrencilerin “ölüm orucu” olarak duyurulan açlık eylemine başladıkları dönemin basınına yansıdı. Eylem üniversite yönetimi, öğrenciler ve siyasi çevreler arasında tartışmalara yol açtı. Başörtüsü meselesi kısa süre içinde yalnızca kampüs düzenlemesi olmaktan çıkarak anayasal haklar, laiklik ve eğitim hakkı çerçevesinde ülke çapında tartışılmaya başladı.

TBMM de aynı yıllarda yükseköğretimde kıyafet serbestliğine ilişkin çeşitli yasal düzenlemeler yaptı. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemelerin bazılarını daha sonra iptal etti veya yorumladı. Başörtüsü konusu Türkiye siyasetinin sonraki onlarca yılında da önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürdü.

1989 - Mor İğne kampanyası cinsel tacize karşı başlatıldı1989 yılında Türkiye'deki feminist hareketin en bilinen kampanyalarından biri olan “Mor İğne” eylemi başladı. Kadın grupları gündelik yaşamda karşılaşılan cinsel tacize dikkat çekmek ve kadınların bu davranışları sessizce kabullenmek zorunda olmadığını vurgulamak amacıyla kampanya düzenledi.

2 Kasım tarihinde İstanbul'da vapurda gerçekleştirilen basın açıklaması kampanyanın sembolik başlangıcı hâline geldi. Kadınlara üzerinde mor kurdele bulunan iğneler dağıtıldı. Mor iğne, toplu taşımada ve kamusal alanlarda yaşanan tacize karşı kadınların dayanışmasını simgeliyordu.

Kampanyanın sloganları arasında “Bedenimiz bizimdir” ve “Cinsel tacize hayır” ifadeleri öne çıktı. Eylem yalnızca yabancı kişilerden gelen fiziksel tacizi değil kadınların günlük hayatta karşılaştıkları farklı cinsel şiddet biçimlerini de tartışmaya açtı.

Türkiye'deki bağımsız kadın hareketi 1980'lerin ikinci yarısında aile içi şiddet ve cinsel taciz gibi konuları daha görünür hâle getirmişti. Mor İğne kampanyası kadınların kamusal alandaki güvenliği ve bedenleri üzerindeki söz hakkı konusunda güçlü bir sembol oldu.

Kampanya Türkiye feminist hareketinin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmektedir.

1991 - Erdal İnönü Tunceli'de anadil ve resmî dil konusunda açıklama yaptı1991 yılında Sosyaldemokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü, Tunceli'deki konuşmasında Kürtçe kullanımı ve anadil meselesine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Türkiye'de Kürtçe üzerindeki hukuki ve fiilî sınırlamalar 1980'li yıllar boyunca yoğun tartışmalara neden olmuştu.

1991 yılında bazı yasakların kaldırılmasıyla Kürtçenin özel hayatta kullanımına ilişkin ortam kısmen değişmişti. Erdal İnönü Tunceli'deki konuşmasında insanların kendi anadillerinde konuşmasının ve şarkı dinlemesinin engellenmemesi gerektiğini savundu.

Bunun yanında Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî dilinin Türkçe olduğunu da vurguladı. Açıklama dönemin siyasi ortamında Kürt sorununun kültürel boyutuna ilişkin görece farklı bir yaklaşım olarak değerlendirildi. SHP daha önce bazı Kürt kökenli siyasetçilerin parti içerisindeki konumu nedeniyle önemli tartışmalar yaşamıştı.

1991 genel seçimlerinden sonra SHP, DYP ile koalisyon hükûmeti kurdu. Kürt sorunu ve terörle mücadele 1990'lı yıllar boyunca Türkiye'nin en önemli siyasi ve güvenlik meselelerinden biri olmaya devam etti. İnönü'nün açıklaması da bu tartışmaların siyasi tarihteki dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

1991 - Bartholomeos Ekümenik Patrik olarak göreve başladı1991 yılında Dimitrios Arhondonis, I. Bartholomeos adıyla İstanbul'daki Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin yeni patriği olarak göreve başladı. Bartholomeos 22 Ekim 1991 tarihinde patrik seçilmişti.

2 Kasım tarihinde Fener'deki Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi'nde yapılan törenle tahta çıktı. Böylece İstanbul Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik unvanını üstlendi. Bartholomeos 1940 yılında Gökçeada'da doğmuş ve Heybeliada Ruhban Okulunda eğitim görmüştü.

Daha sonra Roma, İsviçre ve Almanya'da teoloji ve kilise hukuku üzerine çalışmalar yaptı. Patriklik döneminde Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkiler, Hristiyan mezhepleri arası diyalog ve dinler arası görüşmelere önem verdi.

Çevre sorunlarına yönelik çalışmaları nedeniyle uluslararası alanda “Yeşil Patrik” olarak da anıldı. Türkiye'deki gayrimüslim toplumların hakları ve Heybeliada Ruhban Okulunun durumu gibi konular da görev dönemi boyunca gündemde yer aldı.

Bartholomeos, modern dönemin en uzun süre görev yapan İstanbul patriklerinden biri hâline geldi.

2000 - Vladimir Kramnik Kasparov'u yenerek dünya satranç şampiyonu oldu2000 yılında Rus satranç ustası Vladimir Kramnik, Londra'da yapılan dünya şampiyonluğu maçında Garry Kasparov'u yenerek klasik dünya satranç şampiyonu oldu. Kasparov 1985 yılında Anatoly Karpov'u yenerek dünya şampiyonluğunu kazanmış ve yaklaşık 15 yıl boyunca satranç dünyasının en baskın oyuncusu olmuştu.

Kramnik ile Kasparov arasındaki maç Ekim 2000'de başladı ve toplam 16 oyun üzerinden planlandı. Kramnik son derece sağlam savunma anlayışıyla Kasparov'un hücum gücünü büyük ölçüde etkisiz hâle getirdi. Özellikle Berlin Savunması'nı başarıyla kullanması satranç teorisinde bu açılışın yeniden popülerleşmesine yol açtı.

Kasparov maç boyunca tek bir oyun bile kazanamadı. 2 Kasım tarihinde oynanan 15. partinin beraberlikle sonuçlanmasının ardından Kramnik skor üstünlüğünü matematiksel olarak garantiledi. Maçı 8,5-6,5 kazandı ve klasik dünya şampiyonu unvanını aldı.

Kramnik daha sonra şampiyonluk unvanını farklı rakiplere karşı savundu. 2006 yılında FIDE dünya şampiyonu Veselin Topalov'u yenerek uzun süredir bölünmüş olan dünya satranç şampiyonluğu unvanlarının yeniden birleşmesini sağladı.

Tarihin izinde bir gün: 2 KasımHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 2 Kasım'ın geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: kapadokyahaber.com.tr
Haber metni ve görseller kapadokyahaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 02 Kasım 2026 04:19 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗