İzmir'deki meslek odalarından ortak tepki: ‘Basmane arazisi satılamaz’
- İzmir'deki meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları, kamuoyunda "Basmane Çukuru" olarak bilinen alanın satışa çıkarılmasına tepki gösterdi
- Basmane Arazisi'nin rant düzenine teslim edilemeyeceği vurgulanan açıklamada, alanın geleceğine İzmir halkının karar vermesi gerektiği belirtildi
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu ortak bir açıklama yaparak, kamuoyunda "Basmane Çukuru" olarak bilinen alanın satışa çıkarılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, Basmane Arazisi'nin ticari bir yatırım veya ihale konusu yapılamayacağı vurgulanarak, alanın İzmir halkının ortak değeri olduğu ifade edildi.‘İZMİR HALKININ ORTAK DEĞERİDİR’Açıklamada şu ifadelere yer verildi: On yıllardır süregelen hukuka aykırı uygulamalar, ayrıcalıklı imar kararları ve kamu yararını geri plana iten sermaye odaklı müdahaleler nedeniyle kentin planlama tarihindeki en önemli meselelerden biri haline gelen ve bir "kent suçu" olarak varlığını sürdüren bu alanın geleceği, ticari bir satış ve yapılaşma sürecine indirgenemez.
Basmane Arazisi'nin yıllardır çözümsüz bırakılması tesadüf değildir. Kamu yararını esas almak yerine kamu arazilerini ekonomik bir kazanç aracına dönüştüren planlama politikaları, bu alanı sermaye gruplarının çıkar ilişkilerinin konusu hâline getirmiştir.
Yaşanan süreç, kent merkezindeki kamusal değerlerin halkın ortak ihtiyaçları yerine sermayenin kâr beklentileri doğrultusunda değerlendirilmesini esas alan kentleşme anlayışının bir sonucudur. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kamu arazileri sermayenin sömürü ve rant düzenine teslim edilemez; Kamuya ait olandan feragat edilemez!
Basmane Arazisi yalnızca bir arsa, bir ticari yatırım ya da ihale konusu değildir. Basmane Arazisi, kamu malına çökmek isteyen sermaye grupları ile kentin merkezindeki kamusal varlıkların korunmasını ve kamu yararını savunan halk iradesi arasındaki bir mücadele alanıdır.
Yıllardır meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerinin ve kentlilerin yürüttüğü hukuki ve toplumsal mücadelenin konusudur. Bu mücadele, kentin merkezindeki kamusal varlıkların korunması ve kamu yararına değerlendirilmesi mücadelesidir.
40 yıllık kamusal mücadele, bir ihale kararıyla yok sayılamaz!‘İZMİR HALKI KARAR VERMELİDİR’Kentlerin geleceği, belediye başkanlarının değişen siyasi tercihlerine, dönemsel yönetim anlayışlarına veya kapalı kapılar ardında yapılan protokollere bırakılamaz. Kamu mülkiyetindeki alanların geleceği kişisel ve siyasi tasarrufların değil, kamusal denetimin ve demokratik karar süreçlerinin konusu olmalıdır.
Belediye başkanları gelip geçicidir; fakat kente karşı işlenen suçlar kalıcı tahribatlar bırakır. Bu kent, kamusal değerleriyle birlikte İzmir halkına kalır!‘BİR PROJE VAADİNE FEDA EDİLEMEZ’Başlangıçta tamamı kamuya ait olan, çeşitli yanlış uygulamalar ile kamunun elinden alınan ancak mevcutta devam eden hukuki süreç ile yeniden ve tamamen kamuya kazandırılabilecek bir alan, özel şirketlere teslim edilemez.
Şehircilik esasları açısından tartışmalı olan, kent merkezine trafik ve altyapı yükü getirecek, yüksek yoğunluklu yapılaşma içeren bir proje, sadece belediyeye bir sus payı verileceği gerekçesi ile meşrulaştırılamaz. Kamu mülkiyetinin korunması, yalnızca inşaat alanı ve ekonomik değer üzerinden tartışılamaz.‘KENTİN KAMUSAL İHTİYAÇLARIYLA BELİRLENMELİDİR’İzmir'in merkezinde yer alan bu alanın geleceği, yalnızca yatırımcıların beklentileri üzerinden değil; kentin acil ihtiyaç duyduğu kamusal açık alan, bütüncül yeşil alan, sosyal ve kültürel donatı ihtiyaçları, kent belleği ve planlama ilkeleri üzerinden kurgulanmalıdır.
Kent merkezinin geleceğine ilişkin kararlar, bütüncül bir planlama yaklaşımı ve kamu yararı temelinde oluşturulmalıdır.‘KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENEMEZ’İzmir halkının mülkiyet kayıtlarını, protokolleri, dava süreçlerini, ihale koşullarını ve planlama kararlarını bilme hakkı vardır. Kamu adına karar verenler, bu süreçleri kapalı kapılar ardında değil, kamuoyunun önünde şeffaflıkla yürütmekle yükümlüdür.
İzmir halkından gizlenen değil, İzmir halkının katılımıyla yürütülen bir süreç istiyoruz!‘BASMANE DE İZMİR DE KİMSESİZ DEĞİLDİR’Basmane Arazisi’nin geçmişinde yalnızca herhangi bir meşruluğu olmayan projeler, sözleşmeler ve hukuki uyuşmazlıklar değil; 40 yıldır geri adım atmayan, kararlı bir kent hakkı mücadelesi de vardır. İzmir'in kamusal değerlerini savunan meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri, bilim insanları ve kentliler bu sürecin tarafıdır.
İzmir'in ortak geleceği üzerinde karar veren herkes, İzmir halkına karşı sorumludur!‘TÜM İZMİR KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR’Basmane Arazisi’nin geleceği yalnızca bir belediyenin, bir kamu kurumunun ya da ihaleye katılacak şirketlerin meselesi değildir. Bu alanın geleceği, İzmir'in kamusal değerlerinin nasıl korunacağının ve kentlilerin kendi kentleri üzerinde ne ölçüde söz sahibi olacağının önemli bir göstergesidir.
Bu nedenle başta meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, kent konseyleri, mahalle örgütlenmeleri, akademisyenler ve bilim insanları olmak üzere tüm İzmir halkını Basmane Arazisi’nin geleceğine ilişkin kararları birlikte sorgulamaya, kamusal mülkiyetin korunmasını talep etmeye ve ortak kent hakkını savunmaya davet ediyoruz. Basmane arazisi İzmir halkınındır! Kentin geleceğine kentliler karar vermelidir! Basmane de İzmir de kimsesiz değildir!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Genel
Yayın: 02 Kasım 2026 08:45 · Kaynak: aydinlik.com.tr