Habermetrik
← Ana Sayfa
17 Eylül 2026 08:30 · Güncelleme 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Heyecan Verici Bir çalışma

Heyecan Verici Bir çalışma
Görsel kaynağı: aksamhaberleri.com.tr
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

Bir gazeteci olarak açık bir şekilde söylemek isterim ki proje kadar açıklanan çalışmanın kısa süre içinde başlaması da ayrı bir olay. Bir projenin açıklanması, hazırlanması, ihale edilmesi, start verilmesi hepsi ayrı bir süreçken, Başkan Alemdar'ın bu projeyi açıklamasının üzerinden çok uzun bir zaman geçmeden hatların sökülmeye başlaması gerçekten takdir edilesi bir durum. Sakarya'da bugüne kadar duyurulup da yıllarca rafta bekleyen kaç proje gördük, hatırlayanlarımız bilir. Bu açıdan bakıldığında, sözün icraata bu kadar hızlı dönüşmesi tek başına haber değeri taşıyor.

Şu anda katener tellerinin sökümü tamamlanmış, direkler sökülüyor ve raylar kaldırılacak. Sahada görünen bu hız, projenin kağıt üzerinde kalmadığının en somut göstergesi. Vatandaş da bunu görüyor; bir işin konuşulduğu kadar hızlı ilerlediğini gördüğünde şehre olan güveni de artıyor. Bugüne kadar açıklanan pek çok projenin akıbetinin belirsizlikte kaybolduğu bir ortamda, bu tür somut ilerlemeler halkın belediyeye bakışını da doğrudan etkiliyor.

Bu çalışmanın Sakarya'da şehircilik açısından bir milat olacağını düşünüyorum. Şehri ortadan ikiye bölen demiryollarının aşağı alınarak şehrin göbeğindeki bölünmenin son bulması yalnız trafik açısından önem arz etmiyor.

Elbette trafiğe muazzam bir katkısı olacaktır. Hemzemin geçitlerde tren beklerken biriken araç kuyrukları, özellikle mesai giriş çıkış saatlerinde yaşanan tıkanıklıklar, bu proje tamamlandığında geçmişte kalacak. Sakarya'da yaşayan hemen herkesin bir tren bariyeri anısı vardır; işe yetişmeye çalışırken, okula çocuğunu bırakırken, hastaneye giderken indirilen bariyerin önünde beklemek neredeyse şehrin ortak deneyimlerinden biri haline geldi. Bu proje o deneyimi tarihe gömecek.

Ama asıl önemli olanın kuzey ve güney olarak iki tarafın bütünleşmesi olduğunu düşünüyorum. Yıllardır demiryolu hattı, şehri fiilen iki ayrı parçaya bölen bir sınır gibi işledi. Hattın bir tarafındaki mahalleyle diğer tarafındaki mahalle arasında bile bazen bir yabancılaşma hissi oluştu. Bu bölünme sadece ulaşımı değil, ticareti, sosyal hayatı, hatta şehrin kendi kimliğini de etkiledi. Esnaf, hattın öte yakasındaki müşteriye ulaşmakta zorlandı; öğrenciler okula giderken uzun yollar dolaşmak zorunda kaldı. Tren yer altına indiğinde bu görünmez sınır da ortadan kalkmış olacak.

Tren yer altına alınıyor, trafik kesilmiyor, üst tarafta yeşil bir hat oluşturulmuş, bisiklet ve yürüyüş yolları... Kulağa inanılmaz hoş geliyor. Bu tarz projeler dünyanın birçok büyük şehrinde denendi ve genellikle beklenen sonucu verdi; şehir merkezleri, demiryolu ya da otoyol gibi bölücü unsurlardan kurtulduğunda yeniden nefes almaya başladı. Sakarya'nın da bu deneyimden payına düşeni alacağını umuyorum.

Bu projenin şehircilik açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacağını düşünüyorum. Çünkü şehrin merkezinde muhtemelen yapılaşmayı da etkileyecektir. Evler, iş yerleri her şey olumlu yönde etkilenecektir. Hattın geçtiği güzergahtaki gayrimenkul değerlerinin bile bu süreçten olumlu etkilenmesi şaşırtıcı olmaz; benzer örneklerde bu tablo defalarca yaşandı. Şu an belki göz ardı edilen bazı sokaklar, proje tamamlandığında şehrin en rağbet gören noktalarından birine dönüşebilir.

Tabii böyle büyük bir çalışmanın vatandaşa maliyeti de olacak. İnşaat süresince yaşanacak geçici trafik düzenlemeleri, gürültü, toz gibi sıkıntılara katlanmak gerekecek. Esnafın bir kısmı, çalışmalar sürerken müşteri kaybından şikayetçi olabilir; bu da göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek. Ama sonunda ortaya çıkacak tablo düşünüldüğünde, bu geçici zorlukların katlanılabilir olduğunu düşünüyorum. Büyük şehircilik hamleleri her zaman bir miktar sabır ister; kısa vadeli rahatsızlığı uzun vadeli kazanımla tartmak gerekir.

Burada asıl merak ettiğim, projenin ne zaman tamamlanacağı ve üst kısımda planlanan yeşil alanın nasıl bir tasarımla hayata geçeceği. Belediyenin bu süreçte vatandaşı düzenli olarak bilgilendirmesi, projenin sahiplenilmesi açısından da önemli olacaktır. Şeffaf bir iletişim, hem esnafın hem de günlük hayatı etkilenen mahalle sakinlerinin sabrını artıracaktır.

Bir gazeteci olarak sadece övgüyle yetinmek de doğru olmaz; sürecin ilerleyen aşamalarında bütçe, süre ve kapsam açısından herhangi bir sapma yaşanıp yaşanmadığını takip etmeye devam edeceğim. Ancak bugün itibarıyla gördüğüm tablo, umut verici.

Bu proje, Sakarya'nın son dönemde peş peşe gündeme getirdiği ulaşım hamlelerinin bir parçası olarak da okunmalı. Tramvay hattı çalışmaları, çeşitli kavşaklarda yapılan düzenlemeler derken şehir, ulaşım altyapısını kökten değiştirecek bir sürecin ortasında. Tek başına ele alındığında bile önemli olan bu proje, bütün bu tabloyla birlikte düşünüldüğünde çok daha anlamlı bir yere oturuyor. Sakarya, artık münferit yol genişletmelerinden ziyade, şehrin geleceğini şekillendirecek bütüncül bir ulaşım vizyonuyla hareket ediyor izlenimi veriyor.

Demiryolu hattının şehrin ortasından geçmesi, aslında Sakarya'nın kuruluş ve gelişim tarihiyle de doğrudan ilişkili bir mesele. Şehir, yıllar içinde bu hattın etrafında büyüdü, mahalleler bu çizginin iki yakasında şekillendi. Bu yüzden hattı yer altına almak, sadece bir mühendislik işi değil, aynı zamanda şehrin kendi tarihiyle bir yüzleşmesi, kendini yeniden tanımlaması anlamına da geliyor. Böyle bakıldığında projenin taşıdığı sembolik değer, teknik değeri kadar önemli hale geliyor.

Diğer büyükşehirlerde benzer dönüşümler yaşandığında, ilk etapta tedirginlik duyan esnaf ve sakinlerin, proje tamamlandıktan birkaç yıl sonra bu değişimin en büyük savunucularına dönüştüğünü görüyoruz. Sakarya'da da benzer bir sürecin yaşanacağını tahmin etmek zor değil. Bugün şüpheyle yaklaşanların bir kısmı, yarın bu hattın üzerindeki yeşil alanda çocuğuyla yürüyüş yaparken bambaşka bir şehirde yaşadığını hissedecek.

Sakarya, son yıllarda bu tür büyük ölçekli şehircilik projelerine daha sık imza atıyor. Bu çalışmanın da hem şehrin fiziksel dokusunu hem de vatandaşın şehirle kurduğu ilişkiyi olumlu yönde değiştireceğine inanıyorum. Sonucu hep birlikte göreceğiz.

SAKARYA'DAN NEDEN KİMSE KATILMIYOR? Son zamanlarda Türkiye'nin dört bir yanından belediye başkanlarının AK Parti'ye katıldığını görüyoruz. Hemen her hafta yeni bir isim, yeni bir rozet töreni gündeme geliyor. Yıllardır aynı partide siyaset yapmış isimler bile bir sabah AK Parti'ye geçiş yaptığını duyuruyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu isimlere rozetlerini kendi elleriyle takıyor; bu görüntüler artık sıradanlaştı.

Fakat ilginç bir şekilde AK Parti'ye birçok şehirden belediye başkanı katılmasına rağmen bugüne kadar Sakarya'dan tek bir ismin bu sürece dahil olmaması dikkat çekiyor.

Acaba AK Parti haricindeki belediye başkanlarımıza bugüne kadar hiç böyle bir teklif yapıldı mı? Bu sorunun cevabını kesinlikle bilmiyorum, zaten bilsem yazardım. Bir ara Sapanca Belediye Başkanıyla ilgili böyle bir konu gündeme gelmiş, kulislerde adı geçmişti. Ancak katılım gerçekleşmedi, tartışma da zamanla unutuldu.

Bugüne kadar yaşanmaması, bundan sonra da yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Yerel siyaset bu tür sürprizlere her zaman açık. Nitekim bir yıl önce transfer olmayacağı düşünülen isimler bile bugün AK Parti saflarında.

Benim asıl merak ettiğim, onlarca belediye başkanı AK Parti'ye katılırken Sakarya'da neden hiçbir ismin bu sürece dahil olmamış olması. Belki Sakarya'daki başkanların partileriyle bağı daha güçlü, belki AK Parti'nin burada zaten güçlü bir teşkilatı olduğu için böyle bir katılıma ihtiyacı yok, belki de mesele sadece zamanlama.

Hangi ihtimal doğru olursa olsun ortada bir gerçek var: Sakarya, bu katılım dalgasının dışında kalan nadir illerden biri. Belediye başkanlarımızın bu konuda sessiz kalması da ayrı bir merak konusu; ne bir yalanlama var, ne de bir doğrulama.

Belki bir sabah uyandığımızda Sakarya'dan da bir isim bu kervana katılır, belki de bu sessizlik uzun süre devam eder. Ben sadece gözlemimi paylaştım, gerisini zaman gösterecek.

AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN BİR DURUM! Özellikle çocuğu ilkokula giden ailelerin en fazla dikkat etmesi gereken konuların başında öğretmenin otoritesini sarsmamak geldiğine inanıyorum. Çevremdeki eğitimci arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde de velilerin bu yöndeki davranışlarının büyük bir yanlışa neden olduğu sürekli vurgulanıyor.

Örneğin çocuk eve gidiyor, ailesine öğretmenini şikayet ediyor, aile de çocukla birlikte öğretmenin aleyhine konuşmaya başlıyor. Bu büyük bir hata; çünkü böyle bir tutum, öğretmenin otoritesini doğrudan tartışmaya açıyor. Hem aileler hem de uzmanlar bu konuda hemfikir: öğretmenin otoritesini evde tartışmak çocuğa fayda değil, zarar getiriyor.

Otoritesi sarsılmış bir öğretmenin öğrenciye hiçbir faydası olmaz. Bu sebeple veliler evde, öğretmenin otoritesini sarsacak her türlü söz ve davranıştan mutlaka uzak durmalı. Bilakis, bu otoriteyi güçlendirmeye çalışmalı.

Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Kaynaklar: aksamhaberleri.com.tr
Haber metni ve görseller aksamhaberleri.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Trafik
Yayın: 17 Eylül 2026 08:30 · Kaynak: aksamhaberleri.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp