Habermetrik
← Ana Sayfa
Bursa/Yıldırım 16 Eylül 2026 17:05
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Yıldırım’dan ebeveynlere önemli uyarı: “Çocuğunuzun yalnızca notlarını değil duygularını da takip edin”

Yıldırım’dan ebeveynlere önemli uyarı: “Çocuğunuzun yalnızca notlarını değil duygularını da takip edin”
Görsel kaynağı: eskisehirekspres.net

Yeni öğrenme yolculukları başladı

Yeni eğitim öğretim yılı başladı, neler söylemek istersiniz?

Yeni eğitim öğretim yılı ile birlikteEskişehir'in sokaklarında yeniden okul telaşı başladı. Servisler yollara çıktı, okul bahçeleri çocuk sesleriyle doldu, veliler kapılarda biraz heyecanlı, biraz kaygılı beklemeye başladı. Öğretmenler sınıflarına, öğrenciler sıralarına kavuştu. Yeni defterlerin ilk sayfaları açılırken yalnızca 2026-2027 eğitim öğretim yılı değil, çocuklarımız için yeni umutlar, yeni arkadaşlıklar ve yeni öğrenme yolculukları da başladı.Her eğitim öğretim yılının başında çocukların çantasına defter, kalem, kitap ve beslenme koyuyoruz. Peki, görünmeyen çantalarına neler yerleştiriyoruz?

Kendilerine güven duygusu mu, başarısızlık korkusu mu? Merak etme cesareti mi, sürekli yüksek not alma baskısı mı? Ailesine her şeyi anlatabileceğine dair güven mi, hata yaptığında cezalandırılacağı endişesi mi?

Belki de yeni eğitim yılına hazırlanırken önce bu soruları düşünmemiz gerekiyor.

Her çocuk aynı hızda öğrenmez

Okulların açılmasıyla birlikte ailelerde doğal olarak bir başarı beklentisi oluşuyor. Dersler, sınavlar, ödevler ve notlar kısa sürede evin gündemine yerleşiyor. Çocuğu sürekli başka çocuklarla karşılaştırmak, iyi niyetle söylense bile onda yetersizlik duygusu oluşturabiliyor.

"Arkadaşın senden daha yüksek not almış." "Kuzenin bu yaşta çok daha düzenliydi." "Biraz çalışsan sen de yaparsın."

Bu cümleler çocuğu harekete geçirmekten çok kendi değerini başkalarının başarısıyla ölçmesine yol açabiliyor. Her çocuğun öğrenme biçimi, ilgi alanı, gelişim hızı ve güçlü olduğu yönler farklıdır. Bir çocuk matematikte başarılıyken bir diğeri müzikte, sporda, tasarımda, iletişimde ya da teknolojide kendini gösterebilir.

Velilerin çocuklarına sorabilecekleri en değerli soru "Bugün kaç aldın?" değil, "Bugün seni heyecanlandıran ne öğrendin?" olabilir. Bu küçük değişiklik, öğrenmeyi not yarışından çıkarıp merak yolculuğuna dönüştürür.

Çocuğunuzun yalnızca notlarını değil duygularını da takip edin

Okula başlayan bir çocuk sadece akademik bir ortama girmiyor. Arkadaşlık kuruyor, kabul görmeye çalışıyor, zaman zaman dışlanıyor, başarısız oluyor, yeniden deniyor ve kendi kimliğini oluşturuyor. Eve geldiğinde hemen ödevleri ya da sınavları sormak yerine gününün nasıl geçtiğini konuşmak çok daha güçlü bir bağ kurabilir.

"Bugün seni ne mutlu etti?" "Canını sıkan bir şey oldu mu?" "Teneffüste kimlerle vakit geçirdin?" "Yardıma ihtiyaç duyduğun bir konu var mı?"

Önce dinlemek gerekir

Bu sorular sorgulamak için değil, çocuğa alan açmak için sorulmalıdır. Çocuk anlatırken hemen öğüt vermek, eleştirmek veya çözüm üretmek yerine önce dinlemek gerekir. Bazen çocuğun ihtiyacı bir yetişkinin sorunu çözmesi değil, kendisini gerçekten duymasıdır.

Aile içindeki sağlıklı iletişim, çocuğun karşılaşabileceği pek çok soruna karşı en güçlü koruyucu kalkandır.

Teknolojiyle savaşmak yerine teknoloji kültürü oluşturmalıyız

Teknoloji çok gelişti, çocuklarımız teknolojiden sağlıklı bir şekilde faydalanabiliyor mu sizce?

Yeni eğitim yılında çocuklarımız yalnızca kitaplarla değil; tabletler, akıllı telefonlar, yapay zekâ araçları, üç boyutlu ortamlar ve çevrim içi platformlarla da öğrenecek. Teknolojiyi bütünüyle zararlı görmek de sınırsız biçimde serbest bırakmak da doğru bir yaklaşım değildir.

Çocuklar söylenenleri değil, gördüklerini öğrenir

Asıl mesele, evde sağlıklı bir teknoloji kullanım kültürü oluşturabilmektir.

Bir anne ya da baba, çocuğuna sürekli "Telefonu bırak!" derken yemek masasında kendi ekranından uzaklaşamıyorsa verilen mesaj etkisini kaybeder. Çocuklar çoğu zaman söylenenleri değil, gördüklerini öğrenir. Dijital kurallar yalnızca çocuklar için değil, evdeki herkes için geçerli olmalıdır.

Aileler; yemek masasında telefon kullanılmaması, uyku saatinden en az bir saat önce ekranların bırakılması, telefonların gece çocukların odasında tutulmaması, ders sırasında gerekli olmayan bildirimlerin kapatılması ve gün içinde hareket, oyun, kitap ile yüz yüze sohbet için zaman ayrılması gibi ortak kurallar belirleyebilir. Kullanılan uygulamalar ve oynanan oyunlar hakkında düzenli konuşmak da bu kültürün önemli bir parçasıdır.

Teknoloji bağımlılığını yalnızca ekran karşısında geçirilen süreyle değerlendirmek yeterli değildir. Çocuk ekran nedeniyle uykusundan, derslerinden, arkadaşlarından, aile ilişkilerinden ve günlük sorumluluklarından uzaklaşıyorsa burada dikkat edilmesi gereken bir kullanım sorunu vardır. Yasaklamak yerine sınır koymak, suçlamak yerine nedenini anlamaya çalışmak daha sağlıklı sonuç verir.

Siber zorbalık okul kapısında sona ermiyor

Geçmişte akranlar arasındaki bir sorun çoğunlukla okulda kalırdı. Bugün yaşanan bir tartışma mesajlaşma gruplarında, çevrim içi oyunlarda ve sosyal medya platformlarında günün her saatinde devam edebiliyor.

Küçük düşürücü mesajlar göndermek, izinsiz fotoğraf paylaşmak, bir çocuğu gruptan dışlamak, sahte hesap açmak, tehdit etmek veya alaycı yorumlar yazmak siber zorbalıktır. "Çocuklar arasında olur böyle şeyler" diyerek küçümsenmemelidir. Ekrandan yazılan sözler de gerçek hayatta söylenenler kadar yaralayıcı olabilir.

Çocuklarımız hem mağdur hem tanık hem de farkında olmadan zorbalığı yapan kişi olabilir. Onlara üç temel davranışı öğretmeliyiz: karşılık vermemek, kanıtları saklamak ve güvendiği bir yetişkine haber vermek.

Velilerin ilk tepkisi telefonu elinden almak veya çocuğu suçlamak olmamalıdır. "Neden cevap verdin?" ya da "Sana söylemiştim" gibi ifadeler çocuğun bir daha yardım istememesine yol açabilir. "Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim, birlikte çözeceğiz" cümlesi ise güveni güçlendirir.

Yapay zeka konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yapay zekâ ödevi yapan değil düşünmeyi destekleyen araç olmalı

Yapay zekâ artık çocuklarımızın yaşamının dışında tutulabilecek bir teknoloji değil. Öğrenciler bir konuyu açıklatmak, fikir üretmek, yabancı dil çalışmak, soru hazırlamak ve öğrenemedikleri noktaları tekrar etmek için yapay zekâdan yararlanabilirler. Yanlış kullanımda ise düşünmeden hazır cevap alma, yanlış bilgilere güvenme, kişisel verileri paylaşma ve başkasına ait içeriği kendi çalışması gibi sunma riski ortaya çıkar.

Çocuklara "Yapay zekâyı kullanma" demek yerine "Yapay zekâyı nasıl kullandığını bana göster" diyebilmeliyiz. Alınan her cevabın doğru olmayabileceğini, bilgilerin farklı kaynaklardan doğrulanması gerektiğini ve kişisel verilerin bu sistemlerle paylaşılmaması gerektiğini öğretmeliyiz.

Ödevin tamamını yapay zekâya hazırlatmak öğrenme değildir. Bir konuyu anlamak için açıklama istemek, örnek sorular üretmek, kendi yazdığı metne geri bildirim almak ve farklı çözüm yollarını karşılaştırmak ise bilinçli kullanıma örnek olabilir.

Öğretmenin rolü de bu yeni dönemde azalmıyor; aksine daha değerli hâle geliyor. Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bir dünyada doğru bilgiyi seçmek, sorgulamak, anlamlandırmak ve etik biçimde kullanmak için öğretmen rehberliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor.

Üç boyutlu teknolojiler öğrenmenin kapılarını genişletiyor

Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve üç boyutlu tasarım gibi teknolojiler çocukların soyut konuları daha somut biçimde anlamasına yardımcı olabiliyor. Öğrenci, insan vücudundaki organları üç boyutlu inceleyebilir, tarihî bir mekânı sanal ortamda gezebilir, tasarladığı bir modeli üç boyutlu yazıcıyla ürüne dönüştürebilir.

Bu araçları yalnızca eğlence olarak görmek büyük bir fırsatı kaçırmak anlamına gelir. Teknoloji doğru eğitimsel amaçlarla kullanıldığında çocuğu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp araştıran, tasarlayan ve üreten bir bireye dönüştürebilir.

Eğitimin amaçlarından biri, çocukları yalnızca mevcut teknolojileri kullanan bireyler olarak yetiştirmek değil; dijital dünyanın kurallarını anlayan, sorgulayan, etik davranan ve teknolojiyle değer üreten insanlar olarak geleceğe hazırlamaktır..

Öğretmenlerimiz için neler söylemek istersiniz?

Öğretmenlere de iyi gelecek bir yıl olsun

Yeni eğitim yılı öğretmenler için de büyük bir hazırlık ve sorumluluk anlamına geliyor. Her sınıfta farklı ihtiyaçları, farklı aile koşulları ve farklı öğrenme hızları olan çocuklar bulunuyor. Öğretmenin emeğini yalnızca sınav sonuçlarıyla değerlendirmek, eğitimin görünmeyen yönlerini eksik bırakır.

Bir öğretmen bazen öğrencisinin hayatına anlattığı konudan çok, kurduğu bir cümleyle dokunur. Çocuğun kendine inanmasını sağlar, fark edilmeyen yeteneğini keşfeder veya zor bir gününde ona güvenli bir alan oluşturur.

Veliler ile öğretmenler birbirlerinin rakibi ya da denetçisi değildir. Aynı çocuğun iyiliği için çalışan iki önemli yol arkadaşıdır. Sorunları sosyal medya gruplarında tartışmak yerine doğrudan, saygılı ve çözüm odaklı bir iletişim kurmak çocuklarımızın yararınadır.

Çocukların kusursuz yetişkinlere değil güven veren yetişkinlere ihtiyacı var

Bu eğitim yılında evlerimizde daha az kıyaslama, daha çok anlayış olsun. Daha az emir, daha çok sohbet olsun. Daha az ekran çatışması, daha fazla ortak dijital sorumluluk olsun. Çocuklarımız hata yaptığında onları utandırmak yerine hatalarını nasıl düzeltebileceklerini öğretelim.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Karnedeki notlar zamanla unutulabilir. Çocuğun ailesi tarafından dinlendiğini, öğretmeni tarafından fark edildiğini ve okulunda kendisini güvende hissettiğini bilmesi ise yıllarca onunla kalır.

Yeni eğitim öğretim yılının ilk zili çaldığında yalnızca dersler başlamayacak. Her çocuk, önüne açılan yeni bir sayfaya kendi hikâyesini yazmaya başlayacak. Biz yetişkinlere düşen görev, o hikâyeyi çocukların yerine yazmak değil; kalemlerini güvenle tutabilecekleri bir ortam hazırlamaktır.

Yeni eğitim öğretim yılının öğrencilerimize merak, öğretmenlerimize güç, velilerimize sabır ve tüm eğitim camiamıza umut getirmesini diliyorum.

Kaynaklar: eskisehirekspres.net
Haber metni ve görseller eskisehirekspres.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim · Bölge: Bursa/Yıldırım
Yayın: 16 Eylül 2026 17:05 · Kaynak: eskisehirekspres.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp