Hasan Önerbay 40'tan fazla antika radyosuyla müze kurmayı hedefliyor
- Sanayici Hasan Önerbay, Balat'ta antikacı Aydın Cemal ile tanışmasıyla 40'tan fazla antika radyo topladı
- Önerbay, radyoların yüzde 70'inin çalışır ve bakımlı olduğunu belirterek müze kurmayı hedefliyor
Sanayi sektöründe hidrolik, pnömatik ve otomasyon alanında faaliyet gösteren iş insanı Hasan Önerbay, yoğun iş temposunun stresini Balat'ta tanıştığı antika dünyasıyla ve şirketinin ofisinde biriktirdiği ahşap kasalı antika radyolarla atıyor. Babaannesinin, Almanya'dan 1980'li yıllarda getirdiği eski bir radyo ile çocukluk yıllarında temelleri atılan bu merak, Önerbay'ın iki yıl önce Balat gezisinde antikacı Aydın Cemal ile tanışmasıyla profesyonel koleksiyon boyutuna ulaştı.
Koleksiyoner Hasan Önerbay, yaptığı açıklamada, baba mesleğini çok sevdiğini ancak sanayici kimliğinin yanında eskiye olan tutkusunu da radyolar vesilesiyle yaşattığını söyledi. Koleksiyonunda 40'tan fazla antika radyo bulunan ve antika radyo merakı müze kurma hayaline kapı aralayan Önerbay, cihazların ahşap dokusundan ve yaydığı nostaljik seslerden huzur bulduğunu ifade etti.
Önerbay, yoğun ticari temposunun arasında, modern dünyadaki hızlı tüketime karşın eskiye duyduğu özlemi vurgulayarak, "Klasiklerin modası asla geçmez. İnsanın bile eskisi daha güzel. Yeni insanlar bana biraz samimi gelmiyor.
Eskinin her şeyi bana daha samimi geldiği için eskiye bir hayranlığım var. Arabada da böyle, eski arabalara daha çok hayranım." dedi."Tekniğinden ziyade ahşabın sıcaklığı beni cezbediyor"Radyoların teknik yönünden ziyade görselliğine ve ahşap işçiliğine önem verdiğini aktaran Önerbay, koleksiyonuna yeni bir parça eklerken tüm parçalarının orijinal, temiz, hatasız, eksiksiz ve çalışır durumda olmasına dikkat ettiğini ifade etti.
Önerbay, eski evlerdeki ahşap vitrinlerin kokusunu ve 1980'li, 1990'lı yılların ruhunu radyolar vesilesiyle yeniden canlandırdığını belirterek, "Teknik yönünden ziyade radyoların görselliği ve ahşabın güzelliği benim ilgimi daha çok çekiyor. Tabii ki teknik yönleri de önemlidir ama beni cezbeden ahşap olması, bu dokunuşu...
Böyle daha samimi geliyor bana. Zaten doğayı çok seviyorum ben, doğada da hep ağaçlar vardır. Doğayı sevdiğim için ahşabı da seviyorum. Koleksiyonumdaki radyolarımızın yüzde 70'i çalışır ve bakımlı durumda." diye konuştu.
FM modülü bulunmayan eski radyolara sonradan bu özelliğin eklenebildiğini ve bu şekilde koleksiyonundaki antika radyolardan radyo dinleyebildiğini aktaran Önerbay, şöyle devam etti: "Açıp eski şarkıları dinlediğimde çok huzur buluyorum, bir ahşap kutu içerisinden müziğin gelmesi beni adeta büyülüyor. Bazen plak takıyorum, ışıkları kapatıyorum ve burası loş bir ortam oluyor.
Esnaf arkadaşlarım geliyor,'Burada huzur buluyoruz' diyorlar. Geldiklerinde beraber oturup kafa dinliyoruz. Radyolarla ayrı bir bağım var, kendim temizlerim, tozlarını alırım. Bakımlarını özel bir kimyasal kullanmadan haftada bir özenle yapıyorum.
Şu an yerimin küçük olması ve fazla alanım olmamasından dolayı yeni radyo alamıyorum. Ama ilerideki düşüncem daha büyük bir yer yapıp müze kurmak, radyolarımı çoğaltıp tam bir radyo koleksiyonerliği yapmak."Hasan Önerbay, ailesinde kendisinden başka radyolara meraklı kimsenin bulunmadığını dile getirdi.
Balat'ta antikacı Aydın Cemal'in kendi özel koleksiyonunda yer alan vitrinli, plak çalarlı ve mobilya görünümlü ahşap müzik dolabını ısrarları sonucunda satın aldığını anlatan Önerbay, orijinal yapısı bozulmadan muhafaza edilen ve FM radyosu da bulunan bu özel parçayı aktif biçimde sıklıkla dinlediğini kaydetti. Önerbay, radyo koleksiyonerliği ile geçmişe yolculuk yaptığını vurgulayarak, "İş yerimizdeki o loş ortamda bu radyoların ışığını açıp esintisini hissetmek bana bütün haftanın yorgunluğunu unutturuyor.
Yerli üretimlerin yanında İngiliz, Amerikan, Rus, Fransız ve Alman menşeli birçok radyo var koleksiyonumda." değerlendirmesini yaptı."Rahmetli dedemin Delta marka ahşap bir radyosu vardı"Balat'ta tarihi bir dükkanı eşi Meryem Hanım ile restore ederek Sanat Kafe'ye dönüştüren ve Hasan Önerbay'a radyoları tedarik eden antikacı Aydın Cemal ise Karadeniz'in yoksul bir köyünde dünyaya geldiğini ve küçük yaşlarda babasıyla yaptığı "çerçilik" (gezici esnaflık) deneyimlerinin mesleğindeki en büyük ilham kaynağı olduğunu anlattı. Cemal, babasının köydeki bakkal dükkanından hazırladığı genellikle küçük malzemelerle dolu sepetlerle çevre köylere gittiğini, o dönemde ticaretin para yerine yumurta ve bakır kaplar gibi ürünlerle takas usulü yapıldığını söyledi.
Yıllar sonra büyük şehre göç etmeleriyle hayatında yeni pencereler açıldığını belirten Cemal, elinde biriktirdiği eski eşyalarla Balat'a geldiğini, buradaki açık artırma usulü mezatlarla tanıştığını ve 1850'li yıllardan 1990'lara uzanan geniş bir yelpazede binlerce obje biriktirdiğini aktardı. Aydın Cemal, mekanda sadece antika satmakla kalmayıp taş plak ve masal dinletileri, tarih ve edebiyat söyleşileri düzenlediklerini dile getirerek, 50 yıllık eşyaların retro veya dönem ürünü sayıldığını, bir objenin antika literatürüne girebilmesi için en az 100 yılı devirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dedesiyle olan anılarının kendisini radyo ve diğer antika objeler toplayıcılığına yönlendirdiğini kaydeden Cemal, "Rahmetli dedemin rafta duran Delta marka ahşap bir radyosu vardı. Oradan ajansları dinlerdi.'Arkası Yarın' çocuk tiyatroları ve TRT korosundan türküler çalardı.
Kısa süre sonra babamın aldığı siyah beyaz televizyon beni ve kardeşlerimi çok heyecanlandırmış, burada'Ressam Bob' ve'Perihan Abla' dizisiyle de tanışmıştık. Dedemin radyosuna olan aşinalığım beni daha çok radyo araştırmacılığına ve Avrupa'dan gelen lambalı ve ahşap kasalı radyoları toplamaya itti." değerlendirmesinde bulundu."Eski bir eşyayı görüp ağlayan çok insan gördüm"Aydın Cemal, amacının ticaret yapmaktan ziyade kültür mirasını en doğru şekilde yaşatmak olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir gün dükkanıma Hasan Bey geldi ve o radyolardan birini çok beğendi.
Kendisine ilham olduk, o kadar etkilendi ki şu anda koleksiyonunda hepsini benim aracılığımla sahiplendiği 40'tan fazla eski antika radyo var. Kendisine'Ne yapacaksın bunları?' diye sorduğumda müze açma hayalinden bahsediyor.
Metropol şehirlerimize göç eden insanlarımız, o eski yokluk yıllarında kullandıkları eşyaları dükkanımızda görünce büyük bir duygu seline kapılıyor. Dükkanımda eski bir eşyayı görüp gözyaşlarına hakim olamayan, ağlayan çok insan gördüm.
O duygusal anlarda eğer alacak durumları yoksa hiç düşünmeden hediye ediyorum. Yeni nesil Z kuşağının da kasetlere, eski mektuplara bozuk paralara ve çevirmeli telefonlara büyük ilgisi var. Çocuklar gelip heveslendiğinde çevirmeli telefonun nasıl çalıştığını bizzat öğretiyorum."Balat'ta harabe haldeki bir dükkanı alıp kalemkari sanatı ile tavan motiflerini yeniden canlandırdıklarını dile getiren Cemal, ana amacının insanları anılarıyla buluşturmak ve tarihe tanıklık etmiş nesneleri geleceğe hasarsız şekilde aktarmak olduğunu söyledi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Aydın
Yayın: 03 Kasım 2026 08:11 · Kaynak: rss.haberler.com