Haz odaklı yaşam mutluluk getirmiyor
Bağımlılık, alışverişten oyun ve sosyal medya kullanımına kadar farklı davranışlarla ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın ahlaki bir sorun değil, beynin ödül sisteminin işleyişiyle ilişkili bir hastalık olduğunu belirterek gençlerin doğru bilgi ve eğitimle desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Pozitif Psikoloji Laboratuvarı tarafından düzenlenen “Mental İyi Oluş Söyleşileri”nin yeni dönemdeki ilk konuğu, Rektör Danışmanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay oldu.
Prof. Dr. Tayfun Doğan’ın yönettiği “Hazdan Bağımlılığa-Beynin Ödül Sistemi” başlıklı söyleşide Uzbay, beynin ödül mekanizmasını, bağımlılığın nasıl geliştiğini ve dijital yaşamın alışkanlıklara etkisini anlattı.
Psikoloji, iletişim, felsefe, mühendislik, sosyoloji ve siyaset bilimleri gibi farklı alanlardan öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Uzbay’ın “Hazdan Bağımlılığa” kitabı ele alındı ve öğrencilerin soruları yanıtlandı.
BAĞIMLILIKTA BEYNİN ÖDÜL SİSTEMİ ETKİLİ Bağımlılığı anlamak için beynin ödül sisteminin nasıl çalıştığına bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, farklı bağımlılık türlerinde benzer mekanizmaların devreye girdiğini söyledi.
Uzbay, “Alışveriş bağımlılığında da oyun ve bahis bağımlılığında da ve eroin bağımlılığında da aynı beyin ödül sistemi harekete geçiyor.” dedi.
Bağımlılığın ahlaki yargılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzbay, “Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu, o sistemin bozulması, gerektiği gibi çalışamaması şeklinde bizim karşımıza çıkıyor ve bir hastalık. Bir ahlak problemi değil. Bir iradeyle filan aşılabilecek bir iş değil.” ifadelerini kullandı.
Kişilerin bağımlılığa yatkınlıklarının birbirinden farklı olabildiğini dile getiren Uzbay, yalnızca uyarıda bulunmanın sorunu önlemeye yetmeyeceğini söyledi. Doğru bilgi ve farkındalığın bu mücadelede önemli bir yeri olduğunu belirtti.
GENÇLERİN KORUNMASINDA EĞİTİM ÖNE ÇIKIYOR Beyindeki haz dürtüleri ile karar verme süreçleri arasındaki ilişkiye değinen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, gençlerin riskli davranışlara yönelmesinde gelişim dönemlerinin özelliklerinin de etkili olduğunu ifade etti.
Bir davranışın zararlı olduğunu söylemenin gençleri korumak için yeterli olmayacağını belirten Uzbay, “Bir tanesi doğru eğitim, doğru bilgi ve farkındalık oluşturmak; gençlerde neye mal olacağını genci ikna edecek şekilde anlatmak gerekiyor.” diye konuştu.
Eğitimin karar verme becerilerini geliştirdiğine işaret eden Uzbay, bağımlılıkla mücadele için gençlerin güvenilir ve doğru kaynaklarla buluşturulması gerektiğini kaydetti.
DAVRANIŞSAL BAĞIMLILIKLARIN ETKİSİ GÖZDEN KAÇABİLİYOR Alışveriş bağımlılığı olarak bilinen “oniomani”ye de değinen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, oyun, kumar, alışveriş ve dijital kullanım alışkanlıklarının yol açabileceği sorunların zaman zaman yeterince ciddiye alınmadığını söyledi.
Ailelerin çocuklarının sigara kullandığını fark ettiklerinde hassas davrandığını, ancak bilgisayar başında geçirilen süreye ve yapılan etkinliklere aynı dikkati göstermeyebildiğini anlatan Uzbay, “Ama çocuk acaba odada bilgisayarın başında ne izliyor ne yapıyor ne oynuyor bu kadar derdimiz değil.” dedi.
Bağımlılığı “alışkanlık” ya da “tutku” gibi ifadelerle küçümsememek gerektiğine dikkat çeken Uzbay, kişinin bir davranışa ne kadar zaman ayırdığının ve o davranışı gerçekleştiremediğinde neler yaşadığının dikkate alınmasını istedi.
MUTLULUK, SÜREKLİ HAZ ARAYIŞINA İNDİRGENEMEZ Hayattan keyif almanın doğal bir ihtiyaç olduğunu, ancak mutluluğun kesintisiz haz arayışıyla açıklanamayacağını söyleyen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, şu değerlendirmede bulundu:
“Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor. Yani haz almak önemli bir şey. Hayattan haz almadan, zevk almadan hiçbirimiz yaşamayacağız. Ama hep hazdan ibaret de değil hayat. Yani mutlu olmak için sürekli haz aldığınız zaman hazza bir tolerans gelişecek belli bir süre sonra. Neden haz alacağınızı da şaşıracaksınız, yeni hazlar aramaya çalışacaksınız.”
Dayanışmanın, başkalarına yardım etmenin ve bir insanın derdini paylaşmanın da yaşam doyumunu artırdığını belirten Uzbay; kitap okumanın, spor yapmanın ve anlamlı amaçlar için çaba göstermenin önemini vurguladı.
HARCAMA YAPMADAN ÖNCE İHTİYAÇ SORGULANMALI İnsanların hangi alanlara tutkuyla yöneldiğini düşünmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Neye tutkulu olduğunuz çok önemli.” dedi.
İhtiyaç duyulan ürünleri almakla gereksiz tüketim arasındaki farkın gözetilmesini isteyen Uzbay, şöyle konuştu:
“Benim söylemeye çalıştığım şey almamanız gereken şeyleri alıp almadığınızı sorgulamak. Yani ‘Bu gerçekten gerekiyor mu?’ demek, bir şeye, bir yere para harcarken, bir şeyi alırken ‘Bu gerçekten ihtiyaç mı?’ demek.”
Telefon ve sosyal medyada geçirilen sürenin yüz yüze iletişimin önüne geçmemesi gerektiğini de dile getiren Uzbay, “Çünkü bizim konuşmaya ihtiyacımız var, yazmaya ihtiyacımız var, okumaya ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
DİJİTAL ARAÇLARLA BİRLİKTE BAŞKA BECERİLER DE GÜÇLENDİRİLMELİ Teknolojinin sağladığı imkânlardan yararlanmanın gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu araçlar kullanılırken diğer becerilerin geri plana atılmaması gerektiğini söyledi.
Öğrencilere kitap okumaları ve doğru bilgi kaynaklarına yönelmeleri çağrısında bulunan Uzbay, “Teknolojiyi kullanmayın da demiyorum. Yapay zekâdan uzak durun demiyorum, bakın dikkat edin. Ama öteki becerilerinizi de mutlaka geliştirin, keskinleştirin.” dedi.
Çocukların ekranlarla erken yaşlarda tanışmasına ilişkin de konuşan Uzbay, “Bu çocuklara kitap okumayı teşvik etmemiz, elleriyle yazı yazmayı, güzel yazı yazmayı teşvik etmemiz, düşünmeyi teşvik etmemiz, soru sormalarını teşvik etmemiz ve bu şekilde bir sistem geliştirmemiz lazım.” diye konuştu.
AİLE ÖYKÜSÜ BAĞIMLILIĞI KAÇINILMAZ KILMIYOR Ailesinde bağımlılık bulunan kişilerin mutlaka bağımlı olacağı yönündeki düşüncenin doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Ailede bağımlı birinin olması yüzde yüz bağımlı olacağınız anlamına gelmeyeceği gibi, bağımlılığa dirençli bir aileden gelmeniz sizi bağımlılıktan yüzde yüz korur diye bir kural da yok.” dedi.
Bağımlılık tedavisinin birçok boyutu bulunan bir süreç olduğunu belirten Uzbay, yoksunluğun yönetilmesinin yanı sıra psikososyal desteğin ve kişinin yeniden üretken bir yaşama katılmasının da önem taşıdığını ifade etti. Uzbay, mücadelede temel yaklaşımın “bağımlılık konusunda doğru bilgilerle toplumu donatmak, farkındalık yaratmak ve kendini nasıl koruyacağını öğretmek” olduğunu sözlerine ekledi.

Kategori: Eğitim
Yayın: 26 Ekim 2026 06:26 · Kaynak: anayurtgazetesi.com