Habermetrik
← Ana Sayfa
06 Kasım 2026 10:52 · Güncelleme 10:53
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Emeklinin ısınma derdi, çalışanın vergi yükü! Hüseyin Kara’dan yüzde 15 talebi

Emeklinin ısınma derdi, çalışanın vergi yükü! Hüseyin Kara’dan yüzde 15 talebi
Görsel kaynağı: yeniankara.com.tr
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Birleşik Kamu-İş yöneticisi Hüseyin Kara, çalışanların zamlarının enflasyon ve vergi kesintileri karşısında eridiğini savundu
  • Emeklilerin ısınma giderlerinden kısmak zorunda kaldığını söyleyen Kara, gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesini istedi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Dış İlişkiler ve Ar-Ge Sekreteri Hüseyin Kara, enflasyon, vergi kesintileri ve emekli aylıklarının yetersizliğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çalışanların aldığı zamların kısa sürede eridiğini savunan Kara, “Adeta ücretli kölelik koşullarında çalışmak zorunda bırakılıyoruz” dedi.

Kara, açıklanan enflasyon verilerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:“Bu ay enflasyon oranının yüzde 2,58 olarak açıklandığını görüyoruz. Açıklanmayan gerçek enflasyon oranının ise yüzde 2,68’in üzerinde olduğunu düşünüyoruz.

Tabii, baktığımız zaman her zamanki gibi birbiriyle çelişen rakamlarla karşılaşıyoruz. Yapılan hesaplamalar, maalesef daha önceki açıklamalarda olduğu gibi gerçekleri yansıtmamaktadır. Merkez Bankasının öngördüğü ve hedeflediği enflasyon oranları tutmamıştır.

Yine Orta Vadeli Program’da planlanan enflasyon oranları da tutmamıştır. Enflasyon maalesef artmaya devam etmiştir. Enflasyonun artması, çalışanların, kamu görevlilerinin ve emekçilerin alacakları ücretleri doğrudan etkilemektedir.”KARA’DAN ENFLASYON SIRALAMASINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMETürkiye’de yüksek enflasyonun çalışanların ve emeklilerin alım gücünü düşürdüğünü belirten Kara, şöyle devam etti:“Türkiye’ye baktığımızda, dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkeleri arasında Venezuela, İran, Güney Sudan ve Arjantin’in ardından beşinci sırada yer aldığını görüyoruz.

Avrupa’da ise maalesef en yüksek enflasyona sahip ülke olma durumumuzu sürdürüyoruz. Bütün bunlar bize önemli bir gerçeği göstermektedir. Siyasi iktidar, enflasyonun tek haneli rakamlara düşeceğini söylerken açıklanan rakamların da gerçek enflasyonu yansıtmadığını biliyoruz.

Buna rağmen hedeflenen enflasyon oranlarına dahi ulaşılamamaktadır. Bildiğiniz üzere çalışan kesimlerin maaş artışları enflasyon oranlarına göre belirlenmektedir. Ayrıca toplu sözleşme kapsamında yılda iki kez, birinci ve ikinci altı aylık dönemler için maaş artışları yapılmaktadır.

Ancak kamu çalışanları, emekliler ve emekçiler bu artışlara rağmen enflasyon karşısında ciddi gelir kaybı yaşamaktadır. Enflasyonist ortamda alınan zamlar kısa sürede erimekte ve hiç kimseye yetmemektedir. Bize bağlı araştırma grubunun yaptığı araştırmalara göre, Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamaları için ihtiyaç duyduğu tutar 29 bin TL’dir.

Yoksulluk sınırı ise diğer temel ihtiyaçlar da dikkate alındığında 136 bin TL seviyesindedir. Bugün en düşük emekli maaşının yaklaşık 22 bin TL, asgari ücretin 28 bin TL civarında, memur maaşının ise yaklaşık 70 bin TL seviyesinde olduğunu düşündüğümüzde, kamuda çalışan ve yıllarca emek vererek emekli olan insanların açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında, hatta açlık sınırının altında ücretlere mahkûm edildiğini görüyoruz.

Adeta ücretli kölelik koşullarında çalışmak zorunda bırakılıyoruz.”“GELİR VERGİSİ ORANINI YÜZDE 15’TE SABİTLEYİN”Bütçe sürecine de değinen Kara, gelir vergisi oranının yüzde 15’te sabitlenmesi talebini yineledi:“Bildiğiniz üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine bütçe süreciyle birlikte bütçe kanun teklifleri gelmiştir. Ekim ayından itibaren kurumların bütçeleri görüşülmekte, aralık ayının sonlarına doğru ise bütçe Genel Kurula gelecektir.

2027 yılı bütçesine baktığımızda yaklaşık 3,6 trilyon TL açık öngörüldüğünü görüyoruz. Bu açığın temel nedenlerinden biri, bütçeye alınması gereken ancak alınmayan vergilerdir. Siyasi iktidar sermayeden ve ranttan yana bir tercih kullanmaktadır.

Adeta rantın esiri olmuş bir bütçe söz konusudur. Bir tarafta faiz giderleri ve diğer harcamalar bulunurken diğer tarafta bütçenin gelir kalemlerini oluşturan dolaylı ve dolaysız vergiler, özellikle çalışanların ve emekçilerin sırtına yüklenmektedir.

Özellikle kamu görevlilerinin maaşlarından kesilen gelir vergisi konusunda sürekli aynı talebi dile getiriyoruz. Kamu görevlilerinin, emekçilerin ve emeklilerin rahat bir nefes almasını istiyorsanız, hiç olmazsa gelir vergisi oranını yüzde 15’te sabitleyin, diyoruz.

Çünkü son dört ayda neredeyse ocak veya temmuz ayında aldığımız maaş zammından daha fazlasını gelir vergisi olarak ödüyoruz.”VERGİ BORÇLARININ SİLİNDİĞİ İDDİASINA TEPKİKara, bazı iş insanlarının vergi borçlarının silindiğini öne sürerek vergi adaleti çağrısında bulundu. Çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için başka harcamalarından kısmak zorunda kaldığını söyleyen Kara, şu ifadeleri kullandı:“Ülkedeki herkesin kazancı oranında vergi vermesi en doğal haktır.

Bir tarafta kamu görevlilerinin maaşlarından kesilen vergiler sürekli artırılırken diğer tarafta milyarlarca liralık vergi borçlarının silindiğini dönem dönem yazılı ve görsel basından okuyoruz. Burada siyasi iktidarın yapması gereken şey açıktır: Vergi alınacaksa adil alınmalı, herkes kazancı oranında vergi vermelidir.

İş insanlarının milyarlarca liralık vergi borçları silinirken devletin işlerini yürütmekle görevli kamu çalışanlarının maaşlarından kesilen vergiler sürekli artırılmamalıdır. Yıl içerisinde maaşımızdan yapılan vergi kesintileri nedeniyle aldığımız zamların çok daha fazlasını kaybediyoruz.

Biz insanca yaşayabileceğimiz bir ücret talep ediyoruz. Bir kamu görevlisi, kendisinin veya çocuğunun ihtiyaç duyduğu herhangi bir şeyi almak istediğinde başka bir ihtiyacından kısmak zorunda kalmamalıdır. Aslında taleplerimiz çok büyük talepler değildir.

Ancak siyasi iktidarın tercihleri sermayeden yana olduğu için emekçiler bu koşullarda yaşamaya mahkûm edilmektedir. Adeta iş güvencemiz yokmuş gibi çalıştırılıyoruz. ‘Dışarıda işsizler var, istemiyorlarsa gitsinler, ayrılsınlar’ anlayışıyla hareket ediliyor.”“EMEKLİLER BATTANİYE ALTINDA ISINMAYA ÇALIŞIYOR”Emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına da dikkat çeken Kara, şöyle devam etti:“Ezilen sınıfların ve ezilen kesimlerin mutlaka güçlerini birleştirmesi gerekiyor.

Bu gidişata artık dur demeleri gerekiyor. Biz emekçiler de cuma günü yine Anayasa Mahkemesi önünde eylemde olacağız. Emekliler zaten sefalet içerisinde yaşamaktadır. Biz zor koşullarda yaşarken emekliler bizden çok daha ağır koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır.

Aldığı emekli maaşıyla karnını doyuramayan, istediği gıdayı alamayan, kırmızı eti belki ayda yılda bir tüketebilen bir kesimden bahsediyoruz. Yıllarca emek vermiş insanlardan söz ediyoruz. Cumhurbaşkanı, emeklilerin durumunu düzelteceğini söylüyor.

Peki, yıllardır sefalet içerisinde yaşayan bu insanların durumunun neden bugüne kadar düzeltilmediğini sormak gerekiyor. Emekliler kimseden lütuf beklemiyor. Söyledikleri şey son derece açık: ‘Biz bu ülkeye yıllarca emek verdik, alın teri döktük.

Bunun karşılığında hak ettiğimiz maaşı istiyoruz.’ 2002 yılındaki verilere göre bugün bir emeklinin maaşının en az 60 bin TL olması gerekiyor. ‘Emeklilerin durumunu düzeltiyoruz, düzelttik, düzelteceğiz’ deniliyor. Ancak ortada her şey açıkça görülüyor.

2002 yılındaki ekonomik verilere göre bugün Türkiye’deki bir emeklinin en az 60 bin TL gelirinin olması gerekiyor. Buna rağmen bugün en düşük emekli maaşının yaklaşık 22 bin TL olduğunu görüyoruz. Emekliler, hak ettikleri ücretin çok altında maaşlarla yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.

Yarın havalar soğuduğunda ‘Doğal gazı yakmayalım, faturamız fazla gelmesin’ diye düşünmek zorunda kalıyorlar. Battaniyenin altında oturup ısınmaya çalışıyorlar. Ulaşım, gıda ve diğer temel ihtiyaçlar insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarıdır.

Bunlar lüks değil, temel insani ihtiyaçlardır. Emeklilerin bu ihtiyaçlarının bir an önce karşılanması gerekiyor.”ÖZEL KALEM ATAMALARINA İLİŞKİN İDDİAKamuda liyakat tartışmalarına da değinen Kara, özel kalem müdürlükleri üzerinden yapılan atamalara ilişkin iddialarda bulundu.

Kara, sözlerini şöyle tamamladı:“Bir de son olarak özel kalem müdürlükleri meselesi var. Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı yaklaşık iki yıllık süre içerisinde, yasal düzenlemelerin arkasından dolanılarak 60 binin üzerinde kişinin özel kalem müdürlükleri üzerinden kamu görevlisi yapıldığını görüyoruz.

İnsaf etmek gerekir. Bu ülkede milyonlarca genç, geçtiğimiz hafta sonu kamu personeli olabilmek için sınavlara girdi. Ailelerinin kıt kanaat imkânlarıyla kaynak kitaplar alarak, emek ve zaman harcayarak sınava hazırlandılar.

Devlet memuru olabilmek için büyük bir mücadele verdiler. Ancak diğer taraftan baktığımızda devlet memuru olmanın bazı kişiler için o kadar da zor olmadığını görüyoruz. Yandaşlara, tanıdıklara ve dostlara çok kolay bir şekilde kamu görevi verilebiliyor.

Bir de liyakatten bahsediyorlar. Bundan daha büyük bir liyakatsizlik olamaz. İnsanların yaşananları daha yakından takip etmesini, görmesini ve sorgulamasını istiyoruz. Biz bunları hak etmiyoruz.”

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: yeniankara.com.tr
Haber metni ve görseller yeniankara.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi
Yayın: 06 Kasım 2026 10:52 · Kaynak: yeniankara.com.tr
Konular: Enflasyon
Kaynağı Oku ↗