Habermetrik
← Ana Sayfa
29 Ekim 2026 14:34
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Cumhuriyet Kurulmasaydı Bugün Nerede Olurduk?

Cumhuriyet Kurulmasaydı Bugün Nerede Olurduk?
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Sokaklarda çocuklar ellerinde bayraklarla koşuyor, resmi törenler yapılıyor, hepimizin yüzünde o haklı gururun tebessümü var
  • “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırırken hepimiz coşkuluyuz

Bilecik Haber Sağlık Finans Eğitim Gündem Spor Nöbetçi Eczaneler enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp BİLECİK HABER SAĞLIK FİNANS EĞİTİM TEKNOLOJİ Diğerleri Magazin Video Galeri SON DAKİKA Cumhuriyet Kurulmasaydı Bugün Nerede Olurduk? | Belekoma Haber Bilecik’te Yalnız Yaşayan Rıdvan Ergen Evinde Ölü Bulundu ÖZEL HABER | Bırakın Site Girişlerini: Sayıştay Raporuna Göre En Çok Halka Girmiş! Bilecik’te Uyuşturucu Tacirlerine Darbe: 8.500 Gram Skunk Ele Geçirildi Bozüyük’te Öğrencilerden COP31 İklim Yürüyüşü: Erikli Köyü’nden Atatürk Köşkü’ne TÜMÜNÜ GÖSTER → Bilecik Haber Sağlık Finans Eğitim Gündem Spor Nöbetçi Eczaneler Cumhuriyet Kurulmasaydı Bugün Nerede Olurduk? | Belekoma Haber Anasayfa Bilecik Haber, Gündem Cumhuriyet Kurulmasaydı Bugün Nerede Olurduk? | Belekoma Haber Bilecik Haber Gündem Nazan Leblebicioğlu 29.10.2026 0 A + A - Paylaş Tweetle Gönder Paylaş Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Sokaklarda çocuklar ellerinde bayraklarla koşuyor, resmi törenler yapılıyor, hepimizin yüzünde o haklı gururun tebessümü var.

“Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırırken hepimiz coşkuluyuz. Peki, bayram kutlarken arada bir şu soruyu kendimize soruyor muyuz: Acaba o masa dağılsaydı, o büyük ihtilal gerçekleşmeseydi bugün bu bayrakların altında hangi hayatları yaşıyor olurduk?

Çoğumuz bugün sahip olduğumuz hakları, tarladaki tapumuzu, sokaktaki özgürlüğümüzü, hatta kadınlarımızın insan yerine konmasını adeta “zaten hep varmış” gibi normal karşılıyoruz. Oysa bugün bayramı coşkuyla kutlayabiliyorsak, bu sadece bir takvim yaprağının dönmesi değil; bir asır önce uçurumun kenarından çekilip alınan bir milletin diriliş hikayesidir.

Bugün yaşadığımız bu coşkuyu ve özgürlüğü kime borçlu olduğumuzu unutmamak, kıymetini daha iyi anlayalım diye gelin bir an için tarihin o karanlık alternatifine, “Cumhuriyet kurulmasaydı” senaryosuna birlikte bakalım: Cumhuriyet Kurulmasaydı: Tarlada Ağanın Kölesi, Evde Mal Sayılan Kadın ve Unutulan O Büyük İrade Bugün bu topraklarda başımız dik, özgürce nefes alabiliyorsak; kadınlar erkekle omuz omuza sokaktaysa, köylü kendi tarlasının efendisiyse bu durum tesadüf değil. Bu, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kalkıp o saray sofralarındakilere, o yedi düvele ve içimizdeki mandacılara (yabancı devletlerin himayesini isteyenlere) meydan okumasıyla yazıldı.

Peki, ya o 1923’te o masaya yumruk vurulmasaydı, Atatürk “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” demeseydi bugün halimiz nice olurdu? Gelin, lafı uzatmadan, o acı tabloya doğrudan bakalım: 1. Vatan Dediğin Topraklar Çoktan İngiliz’e, Fransız’a Pay Edilmişti Atatürk Samsun’a çıkıp “Geldikleri gibi giderler” demeseydi, İstanbul’daki saray ve saltanat erkânı düşman çizmeleri altında ezilmeyi çoktan kabullenmişti.

Sevr anlaşması ellerinde tescilli bir tapu gibi duruyordu. Eğer o direniş olmasaydı; bu coğrafya İngiliz’in, Fransız’ın mandası (himayesi ve sömürgesi) altında paramparça edilir, dilimizin, inancımızın ve kimliğimizin unutturulduğu, yabancıların kılıç artığı köleler olarak yaşayacağımız bir Orta Doğu bataklığına dönerdi.

2. Toprak Tarlanın Sahibinin Değil, Ağanın İki Dudağındaydı Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözü, Cumhuriyet’in bu halka biçtiği en büyük değerdir. O düzen olmasaydı: Anadolu’da milyonlarca insan, toprak ağalarının, şeyhlerin, derebeylerin kapısında maraba olurdu.

Kendi ektiğin buğdayın üç kuruşluk karını bile ağaya kaptırır, ömrünü borçla, boyundurukla tüketirdin. Tapu senin adına değil, köyün efendisinin kasasında dururdu. Çocukların, doğdukları an o feodal sistemin (ağalık ve derebeylik düzeninin) kölesi olmaya mahkûm edilirdi.

3. Kadın “Mal” Gibi Alınıp Satılırdı Bugün bir kadın tarlada da, fabrikada da, mecliste de hak arayabiliyorsa, bu Atatürk’ün inkılapları sayesindedir. Cumhuriyet olmasaydı kadınlar için hayat bir cehennemdi: Kadının adı yoktu; miras hakkı sıfırdı.

Baba öldüğünde evlatlar arasında kızlar “elden çıkan mal” sayılır, kapı dışarı edilir ya da yok sayılırdı. Borç ödemek, tarlaları birleştirmek için kadınlar “berdel” ile eşya gibi değiş tokuş edilir, kuma verilirdi. Mahkemeye gitsen seni dinleyen kadı (eski osmanlı hâkimi), kadını insan yerine koymazdı.

Cumhuriyet, kadını kul olmaktan çıkarıp “birey” ve “vatandaş” yaptı. 4. Okumak Yazmak Sadece Sarayın ve Zenginlerin Tekelindeydi Eski düzende eğitim, ilim irfan halka yasaktı. Kasabada, köyde doğan bir çocuğun eline kalem almak yerine çoban bastonu verilirdi.

Atatürk’ün açtırdığı millet mektepleri, harf devrimi olmasaydı; halkın yüzde 90’ı okuma yazma bilmeyen, cahil bırakılmış, kandırılması en kolay yığınlar olarak bir ömür geçirecekti. 5. “Mezar Taşımızı Okuyamıyoruz” ve “Niye Latin Alfabesi?” Diyenlere: Halk Zaten Okuma Yazma Biliyordu da Harf Yüzünden mi Unuttu?

Bugün sosyal medyada klavye başında ahkam kesip, “Harf inkılabı yapıldı, bir gecede cahil kaldık, dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz” ya da “Madem öğretecektin, niye kendi harfimizle değil de Latin alfabesiyle öğrettin?” diyenlerin unuttuğu ya da bilerek göz ardı ettiği acı gerçekler var: O devrim yapıldığında bu ülkede halkın yüzde 90’ı zaten okuma yazma bilmiyordu! Osmanlı döneminde eğitim, İstanbul’daki saray erbabının ve zenginlerin tekelindeydi.

Arap alfabesi sessiz harfler üzerine kuruludur ve Türkçe’nin fonetiğine (konuşulduğu seslere) asla uymazdı. O karmaşık sistemle köylüye okuma yazma öğretmek imkansıza yakındı. Latin alfabesi ise fonetiktir; nasıl konuşuluyorsa öyle yazılır.

Bu sayede Millet Mekteplerinde 7’den 70’e herkes haftalar içinde okuma yazma öğrendi. Mezarları okuyamıyorsunuz diye feryat edenler, halkın kendi evlatlarının memur, doktor, mühendis olmasını sağlayan bu aydınlanmadan rahatsız olanlardır.

6. Bugün Cumhuriyet’e ve Atatürk’e Klavyeden Saldıranlar: O Düzenin Gerçeklerini Unutmayın Bugün sosyal medyada oturup, bu ülkenin kurtarıcısına ve rejime fütursuzca sallayanlar var. Klavyenin arkasına sığınıp hürriyetin tadını çıkararak eleştiri sınırlarını aşanların unuttuğu şey şudur: Eğer o saltanat düzeni yerinde kalsaydı; bırakın devletin kurucusuna laf etmeyi, yöneticilerin aleyhine tek kelime edenlerin hukuki olarak hangi ağır cezalarla karşılaştığı tarih kitaplarında tescillidir.

Bugün sokakta eleştirme, mahkemede hak arama ve konuşma özgürlüğün varsa, bunu sana o eleştirdiğin Cumhuriyet verdi. Sultanların kulu olmaktan çıkarılıp “özgür bir vatandaş” yapıldığın için bugün bu hakları kullanabiliyorsun.

Özetle; Bugün beğenmediğimiz, eksik bulduğumuz ne varsa onların üzerine gitme hakkımız bile Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet sayesinde var. Halimiz, ağanın zulmüne, sarayın kibrine ve emperyalistlerin (sömürgeci devletlerin) insafına terk edilmiş karanlık bir düzen olurdu.

O yüzden bugün “İyi ki Cumhuriyet var, iyi ki Atatürk var” deme günüdür. Yorumlar [Yoruma cevap yazmaktan vazgeç]

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: belekomahaber.com
Haber metni ve görseller belekomahaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 29 Ekim 2026 14:34 · Kaynak: belekomahaber.com
Kaynağı Oku ↗