Habermetrik
← Ana Sayfa
29 Ekim 2026 21:09 · Güncelleme 21:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kurgunun görünmeyen emeği: Yönetmenle çatışmak filmin yararına olabilir

Kurgunun görünmeyen emeği: Yönetmenle çatışmak filmin yararına olabilir
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Filmin öyküsü kamera karşısında başlıyor, son halini kurgu masasında alıyor
  • Hangi sahnelerin kalacağına, hangilerinin çıkarılacağına, hikayenin hangi ritimle anlatılacağına kurgucu karar veriyor ve bu süreç izleyicinin filmle kuracağı ilişkiyi de belirliyor.63
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Filmin öyküsü kamera karşısında başlıyor, son halini kurgu masasında alıyor. Hangi sahnelerin kalacağına, hangilerinin çıkarılacağına, hikayenin hangi ritimle anlatılacağına kurgucu karar veriyor ve bu süreç izleyicinin filmle kuracağı ilişkiyi de belirliyor.63.

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde üç genç kurgucuyla bir araya geldik. Melike Kasaplar, İsmet Araç ve Naim Kanat, yönetmenle kurgu masasındaki ilişkiyi, yaratıcı fikir ayrılıklarını ve kurgucuların sektördeki hak mücadelesini anlattı.

Üç kurgucu da sinemanın görünmeyen emeğine dikkat çekti ve kurgunun, yalnızca teknik bir işlem değil, filmin anlatısını yeniden kuran yaratıcı bir süreç olduğunu vurguladı. KURGU MASASINDA YÖNETMENLE AYNI DİLİ KONUŞMAK- İlk kez çalışacağınız bir yönetmenle kurguya başlamadan önce nasıl bir diyalog kurarsınız?

Henüz film çekilmeden ekibe dahil olmanın avantajları var mı? Melike Kasaplar: Senaryo aşamasında ekibe dahil olmayı tercih ederim. Ortak bir sinema dili kurmak için benim tercih ettiğim bir şey. Eksik bir şey çekmemek için de önemli.

Yönetmenlere ekstra çekim önermek için de çok avantajlı bir durum. İsmet Araç: Post prodüksiyon aşamasında kurgucu-yönetmen ilişkisi, 5-6 yıldır KUDA’da görüştüğümüz bir konu. Tecrübelerime göre, senaryo aşamasından önce yönetmenle bir araya gelmenin avantajları var.

Önden tartışma yapıldığında kurgucu açısından da malzeme anlamında yeterlilik sağlanıyor. Ondan dolayı ben de çok mutluyum. Setten önce yönetmen ve kurgucunun üzerinde mutabık kaldığı konular olmalı. Naim Kanat: Kurguyu teknik bir araçtan çok senaryoyla birlikte bir yaratım alanı olarak düşünmek gerekir.

Dolayısıyla senaryoyu yönetmenle birlikte okumak tartışmak daha baştan diyalogu böyle kurmanın pek çok avantajı olacaktır. Bunun üzerine bina edilecek bir dialog filmin ileri taşınmasına yardımcı olur, ayrıca prodüksiyonel avantajları da atlamamak gerekir.

Atılması yada onarılması gereken sahnelerin önden konuşulması pek çok avantajı olacak. FİKİR AYRILIĞI FİLMİ GELİŞTİRİR Mİ?- Yönetmenle filme bakış açınızın ne ölçüde örtüşmesi verimli bir çalışma ortamı sağlar? Bakış açılarının her noktada örtüşmesi gerekir mi, yoksa fikir ayrılıkları filme başka bir boyut kazandırır mı?

Naim Kanat: Bunun bende tek bir yanıtı yok. Bazen örtüşmesi çok işe yarıyor, bazen örtüşmemesi. Yönetmen kurgucu çatışmasını önemli buluyorum, buradan çıkacak çok fazla kıymetli şey olabilir. Buradan bakınca aslında yüzde yüz örtüşmesi bir dezavantaj.

Yönetmen ve Kurgucu birbirlerinin hakkına, kişiliğine ve çalışma disiplinine ayak uydurduğu sürece film üzerine kavga etmek dünyanın en güzel şeyi. Melike Kasaplar: Yönetmenler dışarıdan bir gözle bakmak için bizimle çalışıyor.

Her yönetmen kendi kurgusunu yapardı o halde. Yeni bir bakış olması kaçınılmaz. Olması gereken bir şey. Çatışma ortamı da filmin menfaati için önemli. Belli sınırlar içinde bu çatışmanın olmasını değerli buluyorum. İsmet Araç: Çatışma ortamı yönetmen ile kurgucu arasında mental olarak sürdürülemez bir duruma geçtiğinde, iki tarafın da artı bir değer üretmek yerine filmi başka bir boyuta götürdüğü anlar yaşanır.

Kimi zaman sette olmayışımızın üretim alanımıza artı bir etkisi oluyor. Setin o gün koyduğu emeği görmeden kurguya oturmak, biraz daha acımasız olabilmeyi gerektiriyor. Filmin ritmine ve anlatısına hizmet edecek şeyleri ön plana koymak açısından bu önemli.

Bundan dolayı versiyonlar üretmek, yönetmen için de film için de artı değer üretiyor. YÖNETMENLE KURGU MASASINDA KAVGA ETMEK- Yönetmenle kavga ettiğiniz anlar oluyor mu? “Bunu atmamız gerek” diyerek direttiğiniz oldu mu?

Melike Kasaplar: Benim spesifik bir kavga örneğim olmadı ama yönetmenin menfaati için bunu ona mantıklı bir şekilde açıkladığımda genelde yönetmenler buna ikna oluyor. İsmet Araç: Yönetmenle kurgucu arasındaki kavgada zaman çok önemli.

Bir şey denedim ama yönetmeni ikna edemedim diyelim. Bir ay sonra ise o versiyon hitap etmeye başladı. Biraz demlendikten sonra herkesin “asla olmaz” dediği nokta, bir süre sonra “evet, filme hitap ediyor” noktasına gelebiliyor.

Görüntüler çoksa en çok zamana ihtiyaç var. Kurgucunun yönetmenle beraber oturup zamanı değerlendirmeye ihtiyacı var. Ama belgesel kurgusu, kurmacadan daha zor geliyor. Gerçekten zor bir alan. BELGESELDE KURGUCUNUN ROLÜ DEĞİŞİYOR MU?- Belgesel kurgusunda yönetmen ve kurgucu arasındaki çalışma, kurmaca filmden ne ölçüde ayrılıyor?

Kurgucu filmin akışına ne kadar müdahale edebiliyor? Melike Kasaplar: Kurguculuk yapmaya belgeselle başlamıştım. Aslında beni en çok geliştiren alanlardan biridir belgesel kurgusu. Saatlerce görüntüden sonra yönetmenin de çok fikri olmuyor.

Bizim de kolaylaştırıcı olmamız ve yönetmene yol gösterici olmamız gerekiyor. Belgesel ile kurmacadaki kurgucunun katkısı arasında büyük bir fark olabiliyor. Üretim biçimleri gereği. Çalışma biçimi olarak da herkesin kendi yöntemi vardır.

YAPAY ZEKANIN KURGUCULARA ETKİSİ- Yapay zekanın inanılmaz bir hızla gelişmesi sizin mesleğinizi nasıl etkiledi? Kurgu yapmak biter mi yoksa dönüşerek devam mı eder? Melike Kasaplar: Yapay zekanın işin içine girmesi biz kurguculara birkaç versiyon üretme açısından zaman kazandırır fakat tamamen onun kontrolünde bir işe dönüşmez.

Kurgu, yaratıcı bir süreç olduğundan her zaman bir insan dokunuşu ve hayal gücü gerekli olacaktır. İsmet Araç: Yapay zeka konusunda çok olumsuz düşünmüyorum ben de. Gelişmelere ayak uydurduğumuz sürece bu iş bir şekilde devam eder.

Etmeyecek noktaya geldiğinde de zaten yaptığımız iş dönüşmüş olur, yine ayak uydururuz. Sinema yaşamaya devam ettikçe kurgu da yaşayacaktır. KURGUCULARIN GÖRÜNMEYEN HAK MÜCADELESİ- Kurgucuların mesleki problemleri var mı?

Bunları çözmek için örgütlendiğiniz bir alan var mı? Bu mesleği yaparak hayatınızı idame ettirebiliyor musunuz? Melike Kasaplar: Kurgucular Dayanışması diye bir oluşumumuz var, kısaltılmış haliyle KUDA. Dünyadaki diğer kurgucularla da bir araya gelip iletişim kurabiliyoruz.

Çalışma şartlarımızı biraz daha iyileştirmeye çalışıyoruz. Yaratıcı anlamda katkı sunduğumuz bir meslek yapıyoruz. Bunun sadece parasal karşılığı yok. Mülkiyet haklarımız var ama hiçbir yerden telif alma hakkımız yok. Senaristlerin var.

Kendi aramızda konuştuğumuz şeyler bunlar ama henüz çözüme ulaşmış değiller. Sektördeki yerimiz kapalı kapılar ardında olduğu için kendimizi biraz daha görünür kılmaya çalışıyoruz ki problemlerimiz de daha görünür olabilsin.

Post prodüksiyon alanında çalışanların oluşturduğu bir dernek var; son yıllarda ücretleri sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Bunlar ne kadar uygulanıyor bilmiyoruz ama güzel adımlar diye düşünüyorum. Birbirimizden haberdar olmamız da dayanışma için güzel bir şey.

İsmet Araç: Kurgucular Dayanışması’nda herkesin kendi içinde mağduriyetleri var aslında. Hepsinin tek bir çatı altında buluşup görünür olması, hepimizi birbirimize yaklaştıran bir dayanışma. Sözleşme şartlarında mağdur olduğumuz maddelerin çıkarılması ve buna yönelik adımlar atılması için hukuki süreçle birlikte sözleşme maddeleri üzerinde çalışıyoruz.

Başına ne gelirse gelsin adım atamayacağın anlar oluyordu ama bu birliktelikten doğan güçle “Ben de buradayım, yalnız değilim, mağduriyetim sonucunda hukuki olarak karşısında durabilirim” dedirtiyor. Tüm kurgucular için güven ve bilinç oluşturuyor.

Kişisel deneyimlerimde sorunlarımı söyleyebileceğim kimse yoktu. Şimdi bunun verdiği bir güven oluyor. Naim Kanat: Kurgucuları da kendi içinde ayırmak lazım. Kısa film, belgesel ve uzun metraj. Bir de bağımsız ve ticari filmler.

Diziler ise ayrı bir dünya ve nispeten bağımsız filmlere göre daha korunaklı şartlar. Bence ülkenin genel durumundaki standartsızlık plansızlık sinema alanında da var bu yekun olarak oturtulmalı ki sinemada sektörleşsin.

Bunun içine çalışma saatlere ücretlerin ödenmesi sözleşme şartları vs vs koyabiliriz, teliflerden söz edemiyoruz bile…Dayanışma ve örgütlenmenin yanı sıra bireysel olarak da kendimizi korumaya gayret göstermeliyiz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 29 Ekim 2026 21:09 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗