Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 08:51 · Güncelleme 08:53
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ankara'nın eski evlerinde öyle bir sistem vardı ki herkes etrafında toplanırdı!

Ankara'nın eski evlerinde öyle bir sistem vardı ki herkes etrafında toplanırdı!
Görsel kaynağı: yeniankara.com.tr
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Eski Ankara evlerinde kalorifer yokken kış nasıl geçerdi
  • Tandır, mangal, odun ve kömür sobalarından doğal gaza uzanan başkentin ısınma tarihi

Ankara'da bugün kış hazırlığı denildiğinde akla kombi bakımı, doğal gaz faturası ve kalorifer petekleri geliyor. Oysa başkentin eski mahallelerinde soğuklarla mücadele çok daha farklı bir günlük düzen gerektiriyordu. Kaloriferin yaygın olmadığı dönemlerde evleri ısıtmak için tandırlar, mangallar, duvar ocakları ve daha sonra odun ya da kömür sobaları kullanılıyordu.

Eski Ankara'da ısınmak yalnızca bir odayı sıcak tutmak anlamına gelmiyordu. Yakacağın önceden hazırlanması, ateşin yakılması, külün temizlenmesi ve aile bireylerinin ısı kaynağı çevresinde toplanması, kış günlerinin önemli işlerinden biriydi.

Bazı evlerde farklı odalar için birden fazla ısıtma aracı kullanılıyordu. Türk Tarih Kurumunun Belleten dergisinde yayımlanan Afet İnan imzalı 1973 tarihli araştırma, Ankara'nın geleneksel ev mimarisini ve geçmişteki yaşam düzenini belgeliyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde 2023 yılında hazırlanan doktora tezi ise 1950'lerin Ankara'sından aktarılan bir aile hatırası üzerinden çini sobası, kok sobası, mangal ve mutfak ocağının aynı evde nasıl kullanıldığını gösteriyor. ANKARA'NIN ESKİ EVLERİNDE SOĞUĞA KARŞI NASIL ÖNLEM ALINIYORDU?Bugün Ankara Kalesi ve çevresinde örnekleri görülen geleneksel Ankara evleri, kentin geçmişteki konut yaşamını anlamak için önemli bir kaynak.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür Portalı'na göre 17, 18 ve 19. yüzyıllardan kalan örnekleri bulunan bu evler, çoğunlukla ahşap ve kerpiç kullanılarak iki katlı biçimde inşa edildi. Afet İnan'ın 1973 tarihli araştırmasında ise Kale içindeki ve çevresindeki evlerin kışlık, Çankaya, Etlik, Dikmen ve Ayrancı gibi bölgelerdeki bağ evlerinin yazlık meskenler olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Bu ayrım önemli. Ankara'da geçmişte bütün ailelerin yıl boyunca aynı tip konutta yaşadığı düşünülmemeli. Kent merkezindeki kışlık evlerle yazlık bağ evlerinin kullanım biçimleri farklıydı. Eski konutlarda ocaklar yalnızca yemek hazırlamak için değil, bazı odalarda ısınmak amacıyla da bulunabiliyordu.

Bununla birlikte odaların tamamının aynı sıcaklıkta tutulduğu merkezi bir ısıtma sisteminden söz etmek mümkün değildi. TANDIR BAŞINDA ISINMAK: ANKARA'NIN UNUTULAN ALIŞKANLIĞIAnkara'nın eski ısınma kültüründe dikkat çeken araçlardan biri tandırdı.

Ancak burada iki farklı kullanımı birbirinden ayırmak gerekiyor. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde tandır, özellikle ekmek ve yemek pişirmek için kullanılan ocak türünü ifade ediyor. Bazı geleneksel evlerde ise tandır sözcüğü, etrafında oturularak ısınılan bir düzeneği de anlatıyor.

Yazar Nezihe Araz'ın Mustafa Kemal'in Ankarası adlı eserinden aktarılan tarihsel anlatımda, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki Ankara'da tandır, mangal ve kürsü türü ısınma araçlarının kullanıldığı belirtiliyor. Bu anlatımda ısınma amaçlı tandır, oda içinde havuzu andıran bir düzenek olarak tarif ediliyor.

Ateşin çevresine oturan kişiler ayaklarını sıcak bölüme doğru uzatıyor, dizlerinin üzerine kilim benzeri örtüler alıyordu. Buradaki temel amaç bütün evi aynı sıcaklığa ulaştırmaktan çok, insanların oturduğu bölgede sıcaklığı korumaktı.

Bu nedenle tandır, yalnızca teknik bir ısıtma aracı değil, insanların aynı yerde vakit geçirmesini sağlayan ev düzeninin de parçasıydı. MANGAL VE KÜRSÜ NASIL KULLANILIYORDU?Kalorifer öncesi dönemde ısınma araçları arasında mangal da bulunuyordu.

Metal gövdeli mangallar, içindeki közün verdiği ısıyla yakın çevreyi ısıtmak için kullanılabiliyordu. Taşınabilir olmaları, sabit ocaklara göre farklı mekânlarda kullanılmalarına imkân tanıyordu. Kürsü olarak anılan düzenekler ise yöreye ve döneme göre farklı biçimler alabiliyordu.

Genel olarak alçak bir ısı kaynağı çevresinde oturmayı ve örtüler yardımıyla sıcaklığı korumayı amaçlayan uygulamalar bu adla ilişkilendiriliyor. Ancak eski metinlerde tandır, kürsü ve soba sözcüklerinin kullanımının her zaman bugünkü teknik anlamlarla örtüşmediği unutulmamalı.

Bu araçların kullanıldığı ev yaşamını yalnızca romantik bir geçmiş olarak değerlendirmek de doğru değil. Açık veya yetersiz havalandırılmış ateş kaynakları yangın ve karbonmonoksit zehirlenmesi gibi ciddi tehlikeler oluşturabiliyordu.

Günümüzde kapalı alanlarda mangal veya benzer bacasız köz kaynaklarının ısınma amacıyla kullanılması güvenli kabul edilmiyor. SOBA, ANKARA EVLERİNİN MERKEZİNE NASIL YERLEŞTİ?Zaman içinde geleneksel açık ocaklar ve mangalların yanında taşınabilir sobalar daha fazla kullanılmaya başlandı.

Odun ve kömür sobaları, belirli bir odayı ısıtmanın yanı sıra çeşitli modellerde su ısıtma ve yemek hazırlama amacıyla da kullanılabiliyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Candan Sezgin Gülünay tarafından 2023 yılında hazırlanan Endüstriyel Tasarım Tarihi Perspektifinde Türkiye'de Kullanılan Katı Yakıtlı Taşınabilir Sobalar ve Konfor İlişkisi başlıklı doktora tezi, bu dönüşümü tarihsel belgeler ve kullanıcı anlatımlarıyla ele alıyor.

Tezde, 1950'li yıllarda çocukluğunu Ankara'da geçiren Olcay Akkent'in aile evine ilişkin hatırasına yer veriliyor. Aktarılan anlatıma göre evin küçük odasında odun yakılan çini sobası, geniş sofasında ise kok kömürüyle çalışan büyük bir soba kullanılıyordu.

Mutfakta davlumbazlı bir ocak, maltız ve primüs bulunuyordu. Bu örnek, aynı evde birden fazla yakıtın ve ısıtma aracının birlikte kullanılabildiğini gösteriyor. Akkent'in anlatımı Ankara'daki tek bir ailenin deneyimine dayanıyor.

Dolayısıyla bütün başkent konutlarının bu şekilde ısıtıldığı söylenemez. Ancak kaloriferin yaygınlaşmasından önce ısınmanın oda oda ve ihtiyaca göre düzenlenebildiğine ilişkin somut bir tarihsel örnek sunuyor. KIŞ GELMEDEN ODUN VE KÖMÜR HAZIRLIĞI YAPILIRDISobalı yaşamın önemli özelliklerinden biri yakıtın sürekli temin edilmesi ve saklanması gerekliliğiydi.

Odun ve kömürün satın alınması, uygun yerde depolanması, sobanın kurulması ve bacanın temizlenmesi kış hazırlığının parçalarıydı. Geleneksel Ankara mutfak kültürünü anlatan kaynaklarda, eski evlerde odun depolamaya ayrılan bölümlerden ve kışlık erzakların saklandığı kilerlerden söz ediliyor.

Böylece ısınma ve mutfak ihtiyaçları, aynı mevsimsel hazırlık düzeninde bir araya geliyordu. Öte yandan yakıtın niteliği, maliyeti ve bulunabilirliği zaman içinde değişiyordu. Özellikle kent nüfusunun artması ve apartmanlaşmanın hızlanmasıyla tek tek evlerde kullanılan sobaların yanında merkezi kalorifer sistemleri de yaygınlaştı.

KALORİFER ANKARA'YA NE ZAMAN GELDİ?Ankara'da kalorifer kullanımının tek bir tarihte başladığını söylemek mümkün değil. Merkezi ısıtma sistemleri, doğal gazdan önce de kömür ve sıvı yakıtla çalışıyordu. Bu nedenle “kalorifer öncesi dönem” ile “doğal gaz öncesi dönem” aynı anlama gelmiyor.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında geleneksel ısıtma araçları kullanılmaya devam ederken, ilerleyen yıllarda modern sobalar ve merkezi kalorifer tesisatları yaygınlaştı. Başkentte dönüşümün hızlanması özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında belirginleşti.

Bu dönemde nüfus artışı, apartmanlaşma ve merkezi sistemlerin çoğalması, yakıt tüketimini de etkiledi. Ancak 1980'lere gelindiğinde kentin önemli sorunlarından biri artık yalnızca ısınmak değil, ısınmanın neden olduğu hava kirliliğini azaltmaktı.

KÖMÜR DUMANINDAN DOĞAL GAZA: BAŞKENTTE BÜYÜK DEĞİŞİMAnkara'nın ısınma tarihinde önemli dönüm noktalarından biri doğal gazın kullanılmaya başlanması oldu. EGO Genel Müdürlüğünün resmî tarihçesine göre 1989 yılında doğal gaz hattının Ankara'ya getirilmesiyle havagazı üretiminin sona erdirilmesi süreci başladı.

Güvercinlik Havagazı Fabrikası 15 Mayıs 1990'da, Maltepe Havagazı Fabrikası ise 17 Temmuz 1990'da kapatıldı. EGO'nun tarihçesinde, dönüşüm çalışmaları sonucunda 300 bin abonelik işlemin tamamlandığı belirtiliyor. Öte yandan 1998 yılında yayımlanan ve dönemin EGO Genel Müdür Yardımcısı Mücahit Yanılmaz'ın açıklamalarına yer veren sektör yayınına göre konutlarda ısınma, mutfak ve sıcak su amaçlı doğal gaz kullanımı Ankara'da 1988 yılında başladı.

Dolayısıyla Ankara'nın doğal gaza geçişi, bir gecede gerçekleşen tek aşamalı değişim değil, yıllara yayılan bir altyapı dönüşümüydü.1980'LERDE KALORİFERLERİN YAKILACAĞI SAATLER BİLE DÜZENLENİYORDUBaşkentte ısınma alışkanlıklarının çevre açısından doğurduğu sonuçları gösteren dikkat çekici belgelerden biri de 1980'lerin hava kirliliği tedbirleri. 25 Kasım 1988 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, Ankara Valiliğinin 1988–1989 kış dönemi için açıkladığı hava kalitesi önlemleri aktarılıyor.

Dönemin düzenlemelerinde belirli kalitedeki kömürlerin kullanılması, düşük kalorili linyitin sınırlandırılması ve kaloriferlerin yakılacağı saatlerin belirlenmesi gibi önlemler bulunuyordu. Örneğin Maltepe, Sıhhiye, Kocatepe, Yenişehir, Kızılay, Bakanlıklar ve Ulus gibi bölgelerde kaloriferlerin ilk yakılış saatleri ayrıca düzenlenmişti.

Bu kayıtlar, Ankara'nın ısınma tarihinin yalnızca konutların içindeki araçların değişiminden ibaret olmadığını gösteriyor. Başkent büyüdükçe soba ve kaloriferlerde yakılan yakıtlar kentin ortak hava kalitesi sorununa dönüşmüş, kamu yönetimi de yakıt türlerine ve ısınma uygulamalarına müdahale etmeye başlamıştı.

ESKİ ANKARA'NIN ISINMA KÜLTÜRÜNDEN GERİYE NE KALDI?Bugün Ankara Kalesi çevresindeki geleneksel konutlar, eski ısınma kültürünün izlerini anlamak açısından önem taşıyor. Duvar ocakları, ahşap ve kerpiç yapı unsurları, sedirler ve odaların yerleşimi, geçmişteki konut düzenine ilişkin bilgi veriyor.

Ancak restore edilen ve günümüzde müze, restoran veya turistik işletme olarak kullanılan tarihî yapıların bugünkü iç düzeni her zaman özgün kullanım biçimini yansıtmayabilir. Dolayısıyla tarihî bir evde görülen sobanın veya mangalın gerçekten o yapıda kullanılmış bir eşya olup olmadığı, müze envanteri ve restorasyon belgeleri üzerinden doğrulanmalı.

Ankara'da kaloriferden önce kış, bugün olduğundan çok daha fazla günlük hazırlık ve fiziksel emek gerektiriyordu. Yakacak temininden ateşin korunmasına kadar pek çok iş, ev yaşamının düzenini belirliyordu. Başkentin unutulan ısınma kültürünün en belirgin özelliği, tek bir ısıtma sistemi yerine farklı araçların, yakıtların ve yaşam alışkanlıklarının bir arada bulunmasıydı.

Tandır ve mangaldan sobaya, oradan merkezi kalorifer ve doğal gaza uzanan süreç, Ankara'nın yalnızca evlerini değil, kent yaşamını ve çevre sorunlarını da değiştirdi.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: yeniankara.com.tr
Haber metni ve görseller yeniankara.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 04 Kasım 2026 08:51 · Kaynak: yeniankara.com.tr
Kaynağı Oku ↗