Habermetrik
← Ana Sayfa
İzmir 29 Ekim 2026 05:08 · Güncelleme 05:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Savcılık ‘Meşru hak arayışı’ dedi, idare şifreli cam kapı taktırdı!

Savcılık ‘Meşru hak arayışı’ dedi, idare şifreli cam kapı taktırdı!
Görsel kaynağı: gazeteyenigun.com.tr
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bir tarafta henüz altı yaşında, dünyanın bütün karmaşasını anlamlandırmaya çalışan A tipik otizmli küçük bir çocuk… Diğer tarafta ise gözlerinde hem derin bir yorgunluğun hem de kırılmayan bir direncin izlerini taşıyan anne Özlem Hanım
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Bir tarafta henüz altı yaşında, dünyanın bütün karmaşasını anlamlandırmaya çalışan A tipik otizmli küçük bir çocuk… Diğer tarafta ise gözlerinde hem derin bir yorgunluğun hem de kırılmayan bir direncin izlerini taşıyan anne Özlem Hanım.

Ve tam karşılarında, soğuk ve aşılmaz bir duvar gibi yükselen şifreli, kilitli bir cam kapı…

İçeride ders zilleri çalıyor, merdivenlerden neşeli çocuk sesleri yankılanıyor; öğretmenler sınıflarına, öğrenciler sıralarına koşuyor. Ama o şifreli kapının ardına altı yaşındaki o çocuk ve annesi geçemiyor. Çünkü o şifre; hırsızlara, dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı değil; özel gereksinimli bir evladın anayasal eğitim hakkını savunan bir anne içeri adım atamasın diye oraya takıldı.

Cebinde savcılığın “Bu anne suçlu değil; meşru anayasal şikâyet hakkını kullanıyor” diyen resmi kararı dururken, bir okulun güvenlik kulübesinde bekletilen bir annenin ve tecrit edilen bir çocuğun hikâyesi bu.

Bu hikaye, yalnızca bir okul idaresinin keyfi tutumundan ibaret değil; ulusal kanunların, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin ve anayasal güvencelerin yerel bürokrasi çarkları arasında nasıl öğütüldüğünün belgesidir.

Bir koridor nöbetinden “istenmeyen veliye”Her şey, ailenin ikamet ettiği ilçede uygun bir özel eğitim sınıfı bulunmaması sebebiyle Altınordu’daki bir özel eğitim okulunun anaokuluna yönlendirilmeleriyle başladı. Baba geçim derdiyle şehir dışındaydı.

Küçük çocuk, bölgesinde anaokulu düzeyinde özel eğitim alan tek öğrenciydi. Kademeli servis taşımacılığı nedeniyle çocuk sabah okula bir saat erken bırakılıyor, akşam bir saat geç alınıyordu. Anne de bu koşullar altında okulda beklemek zorunda kalıyordu.

Ancak hakkını arayan ve gözünü çocuğunun üzerinden ayırmayan bir annenin varlığı idareyi rahatsız etti. Çözüm, servis ve güvenlik düzenini sağlamak yerine anneyi okuldan uzaklaştırmaktı. Okul müdürünün baskısıyla alelacele imzalar attırıldı; çocuk, kendi okulunda otizm sınıfı varken tanısına tamamen aykırı bir biçimde Down sendromlu ve zihinsel engelli çocukların sınıfına sürüldü.

Anne çırpındı; yerel milli eğitim birimlerini aşamayınca Valilik makamına çıktı. Valinin talimatıyla çocuk okuluna geri döndü; fakat asıl kabus tam da bu geri dönüşle, idari bir misillemeyle başladı.

Çocuğun üstün yararının gözetilmediValiliğe şikâyet edilerek geri dönülmesi, idare cephesinde hoş karşılanmadı.

Küçük çocuk, ailesine haber verilmeden, yaşça kendisinden büyük ve ağır otizm tanılı bir öğrenciyle aynı sınıfa verildi. Anne durumu tesadüfen belgeleyene kadar çocuk o sınıfta defalarca darp edildi. Otizmli bir çocuğun aylar süren sabırla, binbir emekle kazandığı tek bir kelime ya da küçücük bir göz teması ne demektir, bilir misiniz?

O darpların ardından küçük çocuk eve hırçınlaşarak, korkuyla ve içine kapanarak dönmeye başladı. Gelişimsel becerileri birer birer silinip gitti.

Fiziksel koşullar ise insan onurunu ayaklar altına alacak nitelikteydi:

Alt bakımı, hiçbir mahremiyet gözetilmeden tuvaletin soğuk zeminine atılmış bir sedyede yapılıyordu. Anne “Burası eğitim yuvası, çocuğumun altı yerlerde mi değişecek?” dediğinde bulunan çözüm, sedyeye ayak takıp yükseltmek oldu; bu kez çocuk için yüksekten düşme riski doğdu.

Sınıf, olası bir yangında veya gaz kaçağında tahliyesi imkânsız olan bodrum katta, kazan dairesinin bitişiğindeydi. Girişinde ise daha önce bir çocuğun yandığı bilinmesine rağmen elektrikli çay makineleri açıkta bırakılıyordu.

Yemekhanede ise bir ayrımcılık yaşandı, personelin yararlandığı yemekhane, prosedür öne sürülerek özel gereksinimli çocuklara kapatıldı.

Savcılık “hak arayışı” dediAnne karşılaştığı her ihmali fotoğrafladı, tutanak tuttu, dilekçe verdi. Okul idaresi ise anneyi cumhuriyet başsavcılığına “huzursuzluk çıkarıyor, personeli çekiyor” diye şikâyet etti.

Ancak soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı, annenin çektiği görüntülerin yalnızca idari birimlere delil sunma amaçlı olduğunu, yapılan başvuruların Anayasa’nın 74. maddesindeki meşru “dilekçe ve şikâyet hakkı” sınırları içinde kaldığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Yargı velinin meşruiyetini tescilleyince idare ne yaptı? Mahkeme kararının ardından okul girişine o şifreli cam kapıyı taktırdı! Anne içeri alınmadı, güvenlik kulübesinde bekletildi, polis çağırmakla tehdit edildi.

Kırılma anı ise küçük çocuğun, diş hekimliği fakültesinde genel anestezi altında zorlu bir cerrahi işlem geçirdiği gün yaşandı. Narkozun sersemliği üzerindeyken annesi onu okula getirdiğinde kapıda tek bir nöbetçi personel dahi yoktu.

Anne çocuğunu sınıfına teslim edip çıkacakken okul koridorunda bir idarecinin öfkeli bağırışları yankılandı: “Bu kadının burada ne işi var, kim aldı bunu içeri!” Polis çağrıldı; güvenlik kameralarından yalnızca annenin görüntüsü kesilerek savcılığa yeni bir suç duyurusu yapıldı.

Bürokrasi zırhı Özlem Hanım hakkını aradıkça karşısına aşılmaz bir bürokrasi kalkanı dikildi.

Çocuğun servise binerken öğretmen tarafından hırpalandığı servis görevlisince tutanak altına alındı; ancak resmi yazıda kamera kayıtlarının “süre aşımı nedeniyle silindiği” söylenerek dosya kapatıldı.

Okul müdürü ve maarif müfettişleri hakkında soruşturma talep edildi; Valilik “soruşturma izni verilmemesi” kararıyla dosyayı kapattı, yapılan itirazlar mahkeme duvarına çarptı.

Annenin itiraz sürelerini kaçırmasını sağlamak için tebligatlar bizzat başvuruyu yapan anne yerine şehir dışındaki babaya gönderilerek 7201 Sayılı Tebligat Kanunu çiğnendi. Başvurular “mükerrer” denilerek reddedildi; Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) log kayıtlarına rağmen 6 aylık süre gerekçesiyle dosyayı incelemedi.

Anne aktardığına göre son durum şöyle: Ailenin onayı alınmaksızın çocuk ikamet ettiği ilçedeki ilkokula nakledildi. Buradaki sınıfta ne özel eğitim branş öğretmeni var ne de gerekli materyal. Üstelik sınıftaki diğer özel öğrenci kaynaştırma için anasınıfına götürülürken, bu çocuk sınıfta yalnız bırakılarak; günde yalnızca 2 saat tutulduktan sonra “Bu çocuk durmuyor, gelin alın” denilerek eve yollanıyor.

Kaynaştırma adı altında çocuk tecrit ediliyor, aile yıldırılmak isteniyor. Oysa ailenin talep ettiği, çocuğun gelişimine uygun tam teşekküllü özel eğitim anaokulu nakil talebi yanıtsız bırakılıyor.

Hukuk ihlaliÖzlem hanımın anlattıkları, münferit bir veli-okul tartışması değil; çok boyutlu bir anayasal ve uluslararası hukuk ihlalidir.

Bir kamu okulunda, yargı kararıyla meşru hak aradığı tescillenmiş bir anneye karşı şifreli kapı taktırmak hangi mevzuatta yer almaktadır? Bu ayrımcı uygulamaya derhal son verilmelidir.

Özel eğitim sınıfını kazan dairesi yanına koyan, çocuğu tuvalet zemininde sedyede alt bakımına mahkûm eden, darp iddialarını ve silinen kamera kayıtlarını sümen altı eden görevliler hakkında idari koruma kalkanı kaldırılmalı; soruşturma izni verilerek yaşanılan hak ihlalleri bağımsız yargıya taşınmalıdır.

Altı yaşındaki bu çocuğun gelişim hakkının daha fazla gasp edilmemesi için; ilçedeki öğretmensiz ve materyalsiz 2 saatlik hazır bulundurma ortamı sonlandırılmalı, çocuk ailenin talep ettiği donanımlı özel eğitim anaokulunda eğitim görmelidir.

Bakanlık Teftiş Kurulu resen harekete geçmeli; otizmli bir öğrenciye ve annesine yaşatılan bu sistematik yıldırma politikasının hesabını sormalıdır.

O küçük çocuk konuşamıyor olabilir; ancak onun yerine haykıran ve hukuksuzluğun peşini bırakmayacak bir annesi var.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazeteyenigun.com.tr
Haber metni ve görseller gazeteyenigun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: İzmir
Yayın: 29 Ekim 2026 05:08 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr
Kaynağı Oku ↗