Trabzon’un Lezzet Hafızası Gastronomi Festivalinde Buluştu
Trabzon’un lezzet durakları ve ilçelerin unutulmaya yüz tutan tatları Gastronomi Festivalinde buluştu
Trabzon Gastronomi Festivali, yalnızca yemeklerin tadıldığı bir etkinlik olmanın ötesine geçerek kentin geçmişten bugüne taşıdığı mutfak kültürünün geniş bir vitrini oldu. Trabzon’un köklü markaları, yeni nesil girişimleri ve ilçeleri festival alanında açtıkları stantlarda kendi hikâyelerini anlattı.
Günebakış olarak festival alanındaki lezzet duraklarını ve ilçe stantlarını ziyaret ettik; üreticilerden ustalara, belediye temsilcilerinden işletmecilere kadar birçok isimle konuştuk. Ortaya Trabzon’un sütünden tereyağına, mısır unundan fındığına; 170 yıllık pilavından kar kuyularındaki dondurma geleneğine, otluk tavasından sütlü kabak çorbasına uzanan zengin bir gastronomi tablosu çıktı.
Trabzon Gastronomi Festivali, kentin mutfak kültürünü aynı çatı altında buluştururken Trabzon’un yıllardır günlük hayatın içinde yaşayan ancak yeterince görünür olmayan birçok lezzetini de yeniden gündeme taşıdı. Bir tarafta kuşaklar boyunca aynı reçeteyi koruyan işletmeler yer alırken diğer tarafta Trabzon’un geleneksel ürünlerini yeni tariflerle buluşturan genç markalar festivalde ziyaretçilerin karşısına çıktı.
LOKDO, TRABZON DONDURMASINI MARKALAŞTIRIYOR Festivalde dikkat çeken stantlardan biri LOKDO Dondurma oldu. Firma adına konuşan Burak Günay, taze çekim dondurma anlayışını Trabzon'da uyguladıklarını belirterek Trabzon dondurmasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Trabzon dondurmasının geçmişten gelen yöresel bir ürün olduğunu dile getiren Günay, ürünün tescillenmesinin kendileri açısından önemli olduğunu ifade etti. Üretimde Hamsiköy sütü kullandıklarını anlatan Günay, bölgenin florasının süte farklı bir lezzet kazandırdığını belirtti.
Günay, Trabzon dondurmasını önce Türkiye'ye, ardından yurt dışına taşımayı hedeflediklerini ifade ederek, “Tüm Türkiye'nin bu lezzetten faydalanmasını sağlayacağız.” dedi.
LOKDO Genel Koordinatörü Yeşim Gürsoy ise Trabzon'daki dondurma kültürünün tarihsel geçmişine dikkat çekti. Prof. Dr. Mehmet Akif Şan'ın “Gelenekten Geleceğe” adlı çalışmasında 1882'li yıllarda Trabzon'da kar kuyularında dondurma üretildiğine ilişkin bilgiler bulunduğunu aktardı.
Gürsoy, üretimde yaklaşık 100 kilogram sütün uzun süre kaynatılarak yoğunlaştırıldığını ve daha sonra doğal saleple buluşturulduğunu belirtti. Bu nedenle Trabzon sade dondurmasının hafif sarımtırak bir yapıya sahip olduğunu kaydetti.
Dondurmanın yalnızca yaz aylarında değil, sütlaç, baklava ve Trabzon burması gibi tatlıların yanında kış aylarında da tüketilebileceğini ifade eden Gürsoy, Akçaabat'tan başlayan markalaşma sürecini Türkiye geneline taşımak istediklerini söyledi.
SÜTLİMAN YEREL ÜRÜNLERİ TATLILARDA KULLANIYOR Festivaldeki genç girişimlerden Sütliman adına konuşan Barış Karahan, işletmenin Pelitli-Çimenli bölgesinde faaliyet gösterdiğini ve henüz birkaç aylık bir marka olduğunu söyledi. Tatlı üretiminde Trabzon'dan temin edilen süt, tereyağı ve fındığı kullandıklarını belirten Karahan, yerel hammaddelerin ürünlerin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Frambuazlı ve karamelli çeşitlerin yanı sıra farklı tatlılar sunduklarını belirten Karahan, markayı Trabzon'dan büyütmek istediklerini dile getirdi.
BETON HELVA EL İŞÇİLİĞİNİ KORUYOR Trabzon'un bilinen markalarından Beton Helva da festivalde yer aldı. Firma satış sorumlusu Ömer Kaan, işletmenin Mustafa Özbağ tarafından kurulduğunu ve uzun yıllardır Trabzon'da faaliyet gösterdiğini söyledi.
Üretimde halen el işçiliğinin esas olduğunu belirten Kaan, helva ve dondurmada doğal ürünlerin kullanıldığını anlattı. Dondurmada Hamsiköy ve yayla sütleri, doğal salep ve pancar şekeri kullandıklarını belirten Kaan, helvada ise tahin, irmik ve ceviz gibi temel ürünlerin tercih edildiğini söyledi.
Beton Helva'nın Türkiye genelinde bilindiğini ancak kalite standardını korumak adına kontrolsüz biçimde büyümediklerini ifade eden Kaan, “Kaliteyi bozmamak adına belli bir standardımız var. Onun üzerine çıkmıyoruz.” dedi.
MISIR UNLU BAKLAVA VE FINDIKLI KÜNEFE Araklı, Pelitli ve Kaşüstü'nde faaliyet gösteren Saray Premium Kafe'nin sahibi Sezgin Saray ise Trabzon'un ürünlerini geleneksel tatlılarla buluşturduklarını anlattı.
Ailesinin nesillerdir tatlıcılıkla uğraştığını söyleyen Saray, yaklaşık 9 yıldır Trabzon'da bulunduğunu belirtti. İşletmenin festivalde öne çıkan ürünlerinden biri mısır unlu baklava oldu.
Saray, geçmişte bölgede fındık ve ceviz bulunmadığında mısır unu ve tereyağıyla benzer tatlıların yapıldığı bilgisinden hareketle bir aylık çalışma yaptıklarını anlattı. Trabzon tereyağı, mısır unu, baklava yufkası ve şeker kullanılarak hazırlanan üründe fındık ve ceviz bulunmadığını söyledi.
Saray Premium'un Trabzon fındığını da farklı ürünlerde kullandığını belirten Sezgin Saray, fındıklı kadayıf ve fındıklı künefe ürettiklerini aktardı. Künefede peynirin yanı sıra fındık kullandıklarını belirten Saray, “Trabzon'da yaşıyorsak ürünlerimizde Trabzon olacak.” ifadelerini kullandı.
AKÇAABAT KÖFTESİ SARAY KÖFTE İLE FESTİVALDE Trabzon gastronomisinin en bilinen ürünlerinden Akçaabat köftesi de festivalde yoğun ilgi gördü. Saray Köfte yetkilisi, kendi kasap ve üretim altyapılarına sahip olmalarının ürün kalitesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Festival alanında ızgarayı açık şekilde kurduklarını belirten yetkili, ziyaretçilerin köftenin pişmesini, rengini, kokusunu ve dumanını doğrudan görmesini istediklerini anlattı. Kaliteli malzemenin marka değerini doğrudan etkilediğini ifade eden yetkili, festivalin ilk günlerinden itibaren yaşanan yoğunluğun Trabzon halkının gastronomiye ilgisini gösterdiğini söyledi. Organizasyonun ilerleyen yıllarda daha da büyüyeceğine inandığını belirtti.
KÖZZ CHICKEN YENİ NESİL LEZZETLERLE FESTİVALDE Közz Chicken ise geleneksel Trabzon mutfağından farklı olarak yeni nesil bir lezzetle festivalde yer aldı. İşletme temsilcileri, tavuk dönerin doğrudan Trabzon'a özgü olmadığını ancak gastronomi festivalinin farklı yiyecek ve içecekleri buluşturması nedeniyle organizasyona katıldıklarını söyledi.
Trabzon'da farklı bir tavuk döner anlayışı oluşturduklarını belirten işletme, kullandıkları özel soslar ve mayonezle klasik dönerden ayrışmaya çalıştıklarını kaydetti.
KALKANOĞLU'NDA 170 YILLIK GELENEK Festival alanının en köklü markalarından biri Kalkanoğlu Pilavı oldu. Beşinci kuşak temsilci Arda Kalkanoğlu, kendisini “bu işin nöbetçisi” olarak tanımladı. Yaklaşık 170 yıldır devam eden aile geleneğini sürdürdüklerini belirten Kalkanoğlu, ailesinden kalan en önemli hatıralardan birinin ihtiyaç sahipleri için tencereye her zaman biraz fazla pirinç konulması olduğunu anlattı.
Rahmetli babaannesi ve babasının kendisine, “Bir avuç pirinç fazla koyun, parası olmayan, ihtiyacı olan gelir.” dediğini aktaran Kalkanoğlu, bunun aile kültürlerinin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Pilavın et suyu, kemik suyu ve tereyağıyla hazırlandığını belirten Kalkanoğlu, ürünün yalnızca reçetesinin değil hazırlanış biçiminin de önemli olduğunu söyledi.
Trabzon dışına neden daha fazla açılmadıkları yönündeki soruya Kalkanoğlu, “Biz tencerenin başında olmadığımız sürece o iş bizim değil.” cevabını verdi. Altıncı kuşağın da artık işi öğrendiğini belirten Arda Kalkanoğlu, kendisi festival alanındayken yeni neslin işletmede tencerenin başında olduğunu söyledi.
MERKEZ PİDE'DE DÖRDÜNCÜ KUŞAK Trabzon'un köklü pide markalarından Pekünlü Merkez Pide de festivaldeki yerini aldı. Kurucu Hacı Halil Sağlam'ın torunu ve firmanın kurumsal iletişim uzmanı Tuğba Bilgin, bugün dördüncü nesil olarak aileden kalan pide kültürünü devam ettirdiklerini belirtti.
Bilgin, Gastronomi Festivalinin Trabzon açısından önemli bir eksikliği giderdiğini söyleyerek Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve gastronomi alanında çalışan kuruluşlara teşekkür etti.
Markayı yalnızca Trabzon'da değil bölge ve Türkiye genelinde büyütmek istediklerini anlatan Bilgin, gastronomi alanındaki kurumlarla iş birliği yaptıklarını söyledi.
MİNİKLER PİDE YAPMAYI ÖĞRENİYOR Pekünlü Merkez Pide'nin yürüttüğü çocuk atölyeleri de festivalde gündeme geldi. Tuğba Bilgin, geçtiğimiz yıl başlattıkları pide atölyesini bu yıl sertifikalı hale getirdiklerini anlattı. Çocukların küçük yaşta Trabzon'un yemek kültürüyle tanışmasını hedeflediklerini söyledi.
Atölyelerde çocukların hamuru tanıdığını, malzemeleri yerleştirdiğini, pidelerini hazırlayarak fırına verdiğini anlatan Bilgin, daha sonra çocuklara “minik şef” sertifikası verdiklerini belirtti. Bilgin, pidecilik ve fırıncılık gibi geleneksel mesleklerde usta yetiştirmenin giderek zorlaştığını belirterek çocuklarda mesleki farkındalık oluşturmayı da amaçladıklarını söyledi.
Trabzon'un gastronomi kenti olma hedefine ilişkin Bilgin, “Trabzon aslında zaten gastronomi kentiydi. Şimdi bunun herkes tarafından kabul görmesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ARAKLI'DAN AHO PEYNİRİ VE OTLLU MISIR EKMEĞİ Festivalin ilçe stantlarında da önemli bir gastronomi zenginliği ortaya çıktı. Araklı standında ilçenin coğrafi işaretli ürünlerinden Aho peyniri tanıtıldı. Peynirin köylerde ve yaylalarda geleneksel yöntemlerle üretildiği, toprak altında bekletilerek olgunlaştırıldığı belirtildi.
Standın dikkat çeken ürünlerinden biri de farklı yeşilliklerle hazırlanan mısır ekmeği oldu. Pazı, pırasa, sarımsak, ısırgan ve çeşitli otların mısır unuyla birleştirildiği ekmeğin Araklı'da geçmişten bugüne tüketildiği aktarıldı.
ARAKLI'NIN SÜTLÜ KABAK ÇORBASI Araklı standında ziyaretçilere tanıtılan bir diğer yöresel ürün ise sütlü kabak çorbası oldu. Tatlı kabak ve süt kullanılarak hazırlanan çorbanın Araklı evlerinde halen yapıldığı belirtildi.
Yörede sıcak veya soğuk tüketilebilen çorbanın özellikle ev mutfağında yaşamaya devam ettiği aktarıldı. Stantta ayrıca süs kabağı, kırmızı yayla alıcı, aslanpençesi, ıhlamur, zeytin yaprağı ve kurutulmuş ısırgan gibi ürünler de sergilendi.
Özellikle Bayburt sınırına yakın yüksek kesimlerde yetişen alıcın sirke ve marmelat yapımında kullanıldığı ifade edildi. Yaylalardan toplanan çeşitli bitkilerin yöre kadınları tarafından değerlendirilerek satıldığı da belirtildi.
AKÇAABAT ARONYA VE BİLEKİ EKMEĞİNİ TANITTI Akçaabat Belediyesi standında ise ilçenin köfte dışındaki yöresel ve tarımsal ürünleri öne çıktı. Belediye çalışanı Cengiz Çolak, Akçaabat'ta üretilen aronyadan marmelat, çay ve kurutulmuş ürünler hazırlandığını anlattı.
Standın ürünleri arasında Trabzon hurması kurusu ve Akçaabat köylerinde yetişen kokulu üzümden yapılan kurutulmuş ürünler de yer aldı. Akçaabat pazarlarında kadın üreticiler tarafından hazırlanan bileki ekmeği de festivalde tanıtıldı.
Tam buğdayla hazırlanan ekmeğin kızgın bileki taşında ve kestane yaprakları kullanılarak pişirildiği belirtildi. Akçaabat standında ayrıca un helvası, Akçaabat aşlaması, Akçaabat köftesi ve piyaz da ziyaretçilere sunuldu.
ARSİN KARALAHANA ÇORBASIYLA GELDİ Arsin Belediyesi ise festivalde karalahana çorbası ve fındık ikramıyla yer aldı. Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Can, ilk gün farklı yöresel ürünler sunduklarını, daha sonra ise karalahana çorbasını ziyaretçilerle buluşturduklarını söyledi.
Karalahananın Arsin mutfağında da önemli yeri bulunduğunu belirten Can, farklı bir ikram sunmak adına çorbayı tercih ettiklerini ve ziyaretçilerden güzel geri dönüşler aldıklarını ifade etti.
DÜZKÖY'DE ONLARCA OTTAN OTLUK TAVASI Düzköy standında ise bölgenin zengin bitki örtüsünü doğrudan mutfağa taşıyan otluk tavası dikkat çekti. Otluk tavasında doğadan toplanan çok sayıda yenilebilir ve şifalı otun kullanıldığı anlatıldı.
Bazı yöresel tariflerde 50'yi aşan farklı otun aynı üründe buluşabildiği ifade edildi. Otların fırınlanmış mısır unuyla bir araya getirilmesiyle hazırlanan otluk tavasının Düzköy'de halen evlerde yapıldığı ve bazı işletmelerde de bulunduğu belirtildi.
Düzköy standında yarma sarma, mısır ekmeği ve bileki ekmeği de sergilendi. Bileki taşında pişirilen ekmeğin uzun süre ocakta ve sobada kurutularak hazırlandığı anlatıldı. İlçenin yüksek kesimlerinde yetiştirilen patatesler de festival standında yer aldı.
Pişirildiğinde kolay dağılan ve unlu yapısıyla dikkat çeken patatesin Düzköy mutfağında önemli bir yere sahip olduğu ifade edildi.
TRABZON'UN ASIL ZENGİNLİĞİ İLÇELERİNDE Günebakış'ın festival alanında yaptığı röportajlar, Trabzon mutfağının yalnızca Akçaabat köftesi, pide, kuymak ve hamsiden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Araklı'nın sütlü kabak çorbasından Düzköy'ün otluk tavasına, Akçaabat'ın bileki ekmeğinden Arsin'in karalahana çorbasına kadar birçok tarif bugün hâlâ evlerde yaşamaya devam ediyor.
Öte yandan Kalkanoğlu Pilavı, Merkez Pide ve Beton Helva gibi yıllardır ayakta kalan işletmeler, gastronomide geleneğin ticari bir marka değerine nasıl dönüşebileceğinin örneklerini oluşturuyor.
LOKDO, Sütliman ve farklı ürünler geliştiren yeni işletmeler ise Trabzon'un sütünü, tereyağını, fındığını ve mısır ununu yeni nesil ürünlerle yeniden yorumluyor.
Festival alanındaki tablo, Trabzon'un gastronomi iddiasının yalnızca birkaç meşhur yemekten değil, köylerinden yaylalarına, geleneksel ustalarından yeni girişimcilere kadar geniş bir kültürden beslendiğini ortaya koydu.
Trabzon'un bundan sonraki hedefinin ise bu ürünleri kayıt altına almak, korumak, yeni kuşaklara aktarmak ve şehrin gastronomi turizminin kalıcı bir parçası haline getirmek olduğu ifade ediliyor.
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Trabzon Günebakış’ın temel yayın politikası Trabzon’a özgü, sahadan üretilen haberlerle şehrin nabzını tutmaktır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 31 Ekim 2026 11:49 · Kaynak: gunebakis.com.tr