UYUŞTURUCU MADDENİN KARŞILIKSIZ VERİLMESİ “TİCARET” MİDİR? TCK m.188, m.190 VE m.191 ARASINDAKİ SINIR
- Ağrı/Eleşkirt: Oysa Türk ceza hukukunda “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçunun kapsamı, ticaret kavramının ekonomik anlamıyla sınırlı değildir
- Kanun koyucu, uyuşturucu maddenin dolaşıma sokulmasını yalnızca kazanç elde…
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti kavramı, gündelik kullanımda çoğunlukla uyuşturucu maddenin belirli bir bedel karşılığında devredildiği ve failin bu devirden ekonomik menfaat sağladığı bir ilişkiyi çağrıştırmaktadır. Oysa Türk ceza hukukunda “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçunun kapsamı, ticaret kavramının ekonomik anlamıyla sınırlı değildir.
Kanun koyucu, uyuşturucu maddenin dolaşıma sokulmasını yalnızca kazanç elde etmeye yönelik bir faaliyet olarak değil, kamu sağlığı üzerinde doğurduğu tehlike itibarıyla cezalandırılması gereken bir fiiller bütünü olarak düzenlemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesi bakımından kanun koyucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu yalnızca uyuşturucu maddenin satılması üzerine kurmamıştır.
TCK m.188/3’te uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ayrı seçimlik hareketler hâlinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, suçun oluşması bakımından ekonomik menfaat elde edilmesinin zorunlu bir unsur olmadığını göstermektedir.
Kanun koyucu “satmak” ile yetinmemiş, bundan bağımsız olarak “başkalarına vermek” fiilini de suçun maddi unsurunu meydana getiren hareketlerden biri olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla uyuşturucu maddenin karşılıksız devredilmiş olması, tek başına TCK m.188/3’ün uygulanmasına engel değildir.
Ancak kanunun “başkasına verme” fiilini cezalandırmış olmasından hareketle ulaşılabilecek sonuç ile uygulamada zaman zaman bu hükme yüklenen anlam birbirinden ayrılmalıdır. Çünkü “bedelsiz olarak başkasına verilen uyuşturucu madde TCK m.188 kapsamında olabilir” önermesi ile “bedelsiz olarak başkasına ulaşan her uyuşturucu madde TCK m.188 kapsamındadır” önermesi aynı şey değildir.
İkinci kabul, ceza hukukunda tipiklik incelemesini büyük ölçüde işlevsiz hâle getirecek kadar geniş bir yorum sonucunu doğurabilir. Tam da bu noktada Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu maddeler bakımından birbirine temas eden, fakat maddi unsurları ve cezalandırılma gerekçeleri birbirinden önemli ölçüde ayrılan üç suç tipi karşımıza çıkmaktadır: TCK m.188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, TCK m.190’da düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve TCK m.191’de düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma yahut uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu.
Bu üç hüküm arasındaki sınır, özellikle bedelsiz ve birlikte kullanım vakalarında belirleyici hâle gelmektedir. TCK m.188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, ekonomik anlamdaki “ticaret” kavramından daha geniş bir hukuki içeriğe sahiptir.
Kanun koyucu, “satmak” fiilinin yanında “başkasına vermek” fiilini de bağımsız bir seçimlik hareket olarak düzenlemiştir. Bu nedenle uyuşturucu maddenin karşılıksız devri de, maddenin bir başkasının bağımsız tasarrufuna bırakılması suretiyle dolaşıma sokulması nedeniyle TCK m.188 kapsamında değerlendirilebilir.
Başka bir ifadeyle, burada cezalandırılan yalnızca uyuşturucudan kazanç sağlanması değil, uyuşturucu maddenin üçüncü kişilere aktarılmasıdır. Bu sebeple satış bedeli veya ekonomik menfaat, “başkasına verme” fiili bakımından suçun kurucu unsuru değildir.
TCK m.191, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kişisel kullanım amacıyla satın alınmasını, kabul edilmesini, bulundurulmasını veya kullanılmasını suç olarak düzenlemektedir. Bedelsiz verme bakımından hüküm, özellikle ortak kullanım hâllerinde önem taşır.
Birlikte tüketmek amacıyla temin edilen uyuşturucunun kişiler arasında paylaşılması, tek başına “başkasına verme” olarak kabul edilemez; fiilin ortak kullanım kapsamında kalıp kalmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 01 Eylül 2026 08:46 · Kaynak: hukukihaber.net