Op. Dr. Adil Tekin: Kataraktın Tek Tedavisi Ameliyat!
- Özel Nivgöz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op
- Adil Tekin, Çukurova Metropol yazarı Melahat Karataş’a değerlendirmelerde bulundu
Özel Nivgöz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adil Tekin, Çukurova Metropol yazarı Melahat Karataş’a değerlendirmelerde bulundu. Op. Dr. Tekin, 30 yıllık tecrübesiyle
ülkenin alanında önemli isimlerinden biri olarak hafızalarda yer alıyor.
Kataraktın nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve ameliyat süreci hakkında bilgi veren Tekin, erken teşhisin göz sağlığı açısından önemine dikkat çekti.
Kataraktın, göz içindeki şeffaf lensin yapısının bozulması, opaklaşması ve buzlanması anlamına geldiğini belirten Op. Dr. Tekin, “Eski deyimle ‘aksu’ dediğimiz hadise. Göz merceği, gözün odaklama işini ve ayarını yapar. Yapısının ve şeffaflığının bozulması hâlinde bulanık görmeye sebep olur.
Katarakt, belli bir görme seviyesinin altına indiği zaman görme bozulduğu için yaşam kalitesini de düşürür” dedi.
İnsanların araç kullanırken, kitap okurken, işlerine gidip gelirken, bir şey yazarken ve günlük hayatlarında rutin olarak yaptıkları işleri gerçekleştiremez hâle gelmelerinin ameliyat gerektirebildiğini ifade eden Op. Dr.
Adil Tekin, “Bu sorunları yaşayan insanların ameliyat olmalarını öneriyoruz. İlaçla tedavi söz konusu değil. Kataraktın tek tedavisi ameliyattır” diye konuştu.
KATARAKT AMELİYATI RİSKLİ Mİ?
Katarakt ameliyatının genel anlamda risk ihtiva etmediğini vurgulayan Op. Dr. Tekin, “Katarakt ameliyatı, lazerle yaklaşık 10-15 dakika sürüyor. Topikal damlayla bölgesel olarak uyuşturarak gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.
KATARAKT AMELİYATINI KİMLER YAPTIRMALI?
Görmesi ve sosyal hayatı etkilenmiş herkese müdahale edilmesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Adil Tekin, şu ifadeleri kullandı:
“Elbette her katarakt düzeyinde ameliyat yapmak doğru değil. Hastanın sosyal, kültürel, iş ve eğitim hayatı etkileniyorsa tedavi etmek gerekir.
Katarakt doğuştan itibaren görülebilmekle birlikte genellikle 40-45 yaş sonrasında ortaya çıkan bir durumdur.
Daha çok yaşla birlikte görülür. Bunun yanı sıra şeker hastalığı gibi metabolik hastalıkları, steroid kullanımı gerektiren romatolojik rahatsızlıkları bulunan, sistemik hastalığı olan veya daha önce başka bir müdahale geçirmiş kişilerde katarakt riski artıyor.”
GENETİK YATKINLIĞI VAR MI?
Kataraktın genetik yatkınlığının da bulunduğunu belirten Op. Dr. Tekin, “Bu bir risk faktörüdür. Bazı enzim hastalıklarında, enzim eksikliği veya enzim fazlalığı durumlarında da görülebilmekle birlikte genetik bir eğilimi söz konusu” dedi.
KATARAKT AMELİYATI SONRASI İYİLEŞME SÜRESİ NEDİR?
Ameliyatı genellikle 10-15 dakika içerisinde gerçekleştirdiklerini belirten Tekin, “Hastalarımıza ortalama 5 gün ya da bir hafta kadar sosyal hayatlarında bazı kısıtlamalar öneriyoruz. Bunlar tamamen yasaklar değil. Tedricen uygulanan kısıtlamalarla birlikte tedavi sürecimizi tamamlamış oluyoruz” diye konuştu.
SGK AMELİYAT MASRAFLARINI KARŞILIYOR MU?
Sosyal Güvenlik Kurumunun katarakt ameliyatları konusunda katkısı bulunduğunu belirten Op. Dr. Tekin, “Evet, sosyal güvenliğin bu konuda katkısı var. Ancak hastalar akıllı mercek gibi özellikli ve özel mercekleri tercih ederlerse bu durumda hastaya düşen bir fark ödemesi söz konusu oluyor” ifadelerini kullandı.
BU TÜR GÖZ AMELİYATLARI PAHALI MI?
Ameliyat maliyetlerinin kişiden kişiye ve kullanılan malzemelere göre değiştiğini ifade eden Tekin, şunları söyledi:
“Ameliyatın mali boyutunu belirleyen çeşitli malzemeler var. Tıpkı araba ve cep telefonu alırken farklı seçeneklerin bulunması gibi burada da kullandığımız malzemeler, özellikle göz içi lensleri değişebiliyor. Dolayısıyla bunun getirdiği maliyet hastaya yansıyor.
Hastanın tercihine, kullanılan teknolojiye ve ameliyat yöntemine göre rakamlar değişiyor. Yaklaşık 40 ile 80 bin TL arasında diyebilirim.
Avrupa'ya göre biz bu ameliyatları daha uygun maliyetlerle gerçekleştiriyoruz. O nedenle hastanemize, Nivgöz Hastanelerine, yurt dışından oldukça fazla hasta geliyor.”
ADANA GÖZ AMELİYATLARINDA NE KADAR BAŞARILI?
Türkiye ve Adana'nın göz sağlığı alanında dünya genelinde önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Op. Dr. Tekin, “Hem Türkiye hem de Adana olarak dünyaya göre hatırı sayılır bir konumdayız. Gerek başarılı hekimleriyle gerekse tecrübe ve bilgisiyle kendisini kanıtlamış bir şehir Adana.
Bununla birlikte elimizdeki teknolojiler dünyanın sayılı teknolojileri arasında yer alıyor.
Örneğin kullandığımız teknolojilerden biri FDA onaylı ve Amerika'da en çok kullanılan teknolojilerden. Yine kullandığımız Smile Pro teknolojisi de şu anda Almanya'daki en son teknolojiler arasında. Biz kendi hastanelerimizde bu iki cihazı da kullanarak hastalarımıza en iyi hizmeti sunuyoruz” dedi.
HASTANENİZDE NE TÜR AMELİYATLAR YAPIYORSUNUZ?
“Nivgöz Hastaneleri olarak toplam üç şubemiz var. İki şubemiz Adana'da, bir şubemiz de Mersin'de. Ben, Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adil Tekin olmak üzere toplam 15 hekimimiz ve güçlü bir ekibimiz var. Hepsi alanlarında birbirinden seçkin ve başarılı hekim arkadaşlarımız.
Hastanemizde lazer, katarakt, şaşılık, kapak, gözyaşı kanalları, et yürümesi ve retinal tedaviler başta olmak üzere gözün büyük oranda birçok operasyonunu gerçekleştiriyoruz.”
LAZER KONFORLU BİR OPERASYON MU?
Lazer operasyonlarının kısa sürede tamamlandığını ve hastalar açısından konforlu bir süreç sunduğunu belirten Tekin, “Daha önce de söylediğim gibi ameliyat yaklaşık 10-15 dakika sürüyor. Oldukça konforlu bir operasyon. Hasta, yaklaşık 3-4 saat kadar hafif batma ve yanma hissettikten sonra görmeye başlar. İşine ve sosyal hayatına ise birkaç gün içinde dönebilir” ifadelerini kullandı.
MİYOPTA ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Erken teşhisin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Tekin, “Erken teşhis bizim için çok önemli. Göz narin bir organ. Hastalıklardan çok kolay yıpranıyor. Erken teşhis ve tedavi, göz sağlığını ve yaşamı ciddi oranda etkiler” dedi.
SİZE EN ÇOK GELEN ŞİKÂYETLER NELER?
Kendilerine en çok görme bozukluğu şikâyetiyle başvurulduğunu belirten Tekin, miyopinin dünya genelinde giderek yaygınlaştığına dikkat çekti.
“Bize en çok görme bozukluklarıyla ilgili başvurular geliyor. Şu anda Dünya Sağlık Örgütü de bu konuyu önemsiyor. Artık miyop pandemisi var. Miyop salgını olarak algılanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yarısına yakını gözlük kullanacak. Bunun sebebi ise yaşam tarzı, teknoloji kullanımı, uzun süre kapalı ortamda kalmak, doğal olmayan gıdaların tüketilmesi, yeterince güneşe ve doğaya çıkmamak. Bunlar doğal olmayan bir yaşam tarzından kaynaklanan sebepler.
Hem Türkiye'de hem de dünyada miyopi, miyop pandemisi olarak tanımlanıyor. Bilimsel ve akademik çevrelerde de bu şekilde ifade ediliyor. 30 yıl önce benim asistanlığım döneminde 10-12 yaş sonrasında görülen sorunlar, ne yazık ki günümüzde 5-6 yaşlara kadar indi.
O nedenle çocuklarda göz kısma, uzağı görememe ve dikkat eksikliği gibi durumlarda hemen hekime başvurmak gerekiyor. Örneğin erken fark edilen bir hipermetropi ya da yüksek astigmatta göz tembelliğini engellemiş oluruz.”
ANNELER VE EĞİTİMCİLER DİKKATLİ OLMALI
Çocukların göz sağlığı konusunda anne ve eğitimcilere önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Op. Dr. Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çocuklar konusunda anne ve eğitimcilerin çok dikkatli olması lazım. Zaten bize çoğu zaman annelerin ya da öğretmenlerin fark etmesiyle çocuklar getiriliyor. Bu durum okul çağındaki çocukların başarı durumunu da etkiler. Göz ağrısı, baş ağrısı ve göz bulanıklığı gibi şikâyetler bizim için önemli.”
SAĞLIKLI BİREYLER HANGİ ARALIKLARLA MUAYENE OLMALI?
Çocukların ve yetişkinlerin düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini belirten Tekin, “Çocuklar için 6 ayda ya da yılda bir kez muayene ideal. Yetişkinler için ise yılda bir veya iki yılda bir mutlaka hekime gidilmeli. Çünkü göz vücudun aynasıdır. Vücuttaki birçok hastalığı gözden teşhis edebiliyoruz.
Beyne ait hastalıklar, MS, tümörler, kistler ve hipofiz adenomları beynin birçok hastalığı arasında yer alıyor. Diyabet ve hipertansiyon hastalarında, romatizmal hastalıklarda göz tutulumu veya kullanılan ilaçların birtakım komplikasyonlarının takibi açısından da göz muayenesi önemli.
Birçok hastalığı gözden erken teşhis edip ya kendimiz ya da ilgili branştaki hekime yönlendirerek hastalığın erken teşhis ve tedavisini sağlamış oluyoruz” dedi.
MEVSİM GEÇİŞLERİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Mevsim geçişlerinde göz alerjilerine karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Op. Dr. Tekin, şu önerilerde bulundu:
“Mevsim alerjileri en çok nisan ayında görülür. Polenler ve ağaç çiçekleri önemlidir. Fakat içinde bulunduğumuz mevsim de alerji açısından önemli. Alerjisi olanlar gözlerini korumalı. Hem evde beslenen evcil hayvanların tüylerinden hem de rüzgâra ve güneşe çıkarken dikkatli olunmalı. Gözlük ve şapka kullanılmalı.
Bunların yanında sigara dumanından, parfümden, yünlü ve pamuklu ürünlerden de uzak durmak lazım. Bazı durumlarda buz gibi soğuk uygulamalar faydalı olabilir ve rahatlama sağlar. Hastalarımızda genellikle merhemler, damlalar ve ilaçlar kullanıyoruz. Nadiren de olsa hap ve iğne tedavilerine geçebiliyoruz.”
CEP TELEFONLARI ZARARLI MI?
Cep telefonu ve teknoloji kullanımının göz sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Tekin, özellikle çocukların ekran karşısında geçirdikleri süreye dikkat edilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Mor ışık ve uzun süre yakına bakmak, başta miyop olmak üzere birçok göz hastalığını tetikleyebilir. Özellikle çocuklarda bu süre günde bir saat olmalı ve cihazlar belli aralıklarla kullanılmalı.
Sürekli yakına bakanlar ve teknolojiyle ilgilenenler yeterince güneş ışığından ve doğadan faydalanmalı. Çocukların ve gençlerin mutlaka günde en az iki saat, haftada 14 saat güneşe ve doğaya çıkmalarını öneriyoruz.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 06 Kasım 2026 14:33 · Kaynak: cukurovametropol.com.tr