Habermetrik
← Ana Sayfa
17 Eylül 2026 06:57 · Güncelleme 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Toprağı ayrı etrafındaki suyu ayrı ülkeye ait olan ada: Dünyada eşi benzeri yok

Toprağı ayrı etrafındaki suyu ayrı ülkeye ait olan ada: Dünyada eşi benzeri yok
Görsel kaynağı: Sözcü Gündem
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Río de la Plata’da bulunan Martín García Adası, Arjantin kıyılarından yaklaşık 37,5 kilometre, Uruguay kıyılarından ise 3,5 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Yaklaşık 168 hektarlık alana sahip adada 120 civarında kişi yaşıyor ve bölge 1973 Río de la Plata Antlaşması kapsamında çok amaçlı doğa rezervi olarak korunuyor. ARJANTİN'E AİT AMA NEDEN URUGUAY SULARIYLA ÇEVRİLİ? Martín García’nın egemenliği Arjantin’e ait olmasına rağmen ada Uruguay sularının içerisinde bulunuyor. Río de la Plata’daki sınırların uluslararası anlaşmalarla belirlenmesi sonucunda ortaya çıkan bu durum, adanın kara parçası ile çevresindeki suların farklı ülkelerin egemenliğinde kalmasına neden oldu. Adanın Uruguay kıyısına Arjantin kıyısından çok daha yakın olması da coğrafi konumunu belirgin hale getiriyor. İKİ ADA ZAMANLA BİRLEŞTİ Martín García ile Uruguay’a ait küçük Timoteo Domínguez Adası geçmişte Río de la Plata’nın sularıyla birbirinden ayrılıyordu. Ancak nehrin taşıdığı tortular onlarca yıl boyunca iki adanın arasındaki bölgede birikti, kara parçaları büyüdü ve sonunda fiziksel olarak birbirine bağlandı. Bu doğal süreç sonucunda Arjantin ile Uruguay arasında doğrudan bir kara sınırı meydana geldi. İKİ ÜLKENİN TEK KARA SINIRI NASIL OLUŞTU? Arjantin’e ait Martín García ile Uruguay’a ait Timoteo Domínguez’in birleştiği bölüm, iki ülke arasındaki tek kara sınırı olarak kabul ediliyor. Sınırın hukuki konumu ise iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalarla belirleniyor. Arjantin ve Uruguay arasındaki diğer sınırların tamamı nehirler ve su alanları üzerinden geçiyor. ADANIN TARİHİ 1516'YA UZANIYOR Martín García’nın kayıtlı tarihi Güney Amerika’ya gerçekleştirilen ilk Avrupa seferlerine kadar uzandı. Juan Díaz de Solís’in seferi 1516 yılında Río de la Plata bölgesine ulaştı ve adaya ayak bastı. Üç gemi ve yaklaşık 60 kişiyle gerçekleştirilen sefer sırasında bölgede Guaraní ve Charrúa dahil yerli halklarla karşılaşıldı. Ada, Río de la Plata üzerindeki stratejik konumu nedeniyle sonraki yüzyıllarda çok sayıda askeri ve siyasi gelişmenin merkezinde kaldı. 1810 Mayıs Devrimi’nin ardından kraliyet yanlılarının kontrolüne geçen Martín García, 1811’den itibaren mahkûm askerlerin tutulduğu bir yer olarak kullanılmaya başlandı. YILLAR BOYUNCA FARKLI ÜLKELERİN KONTROLÜNE GEÇTİ Brezilya’nın 1825’te Birleşik Eyaletlere savaş ilan ederek Río de la Plata’yı abluka altına almasının ardından Martín García Brezilya kuvvetleri tarafından işgal edildi. Amiral William Brown daha sonra adayı geri aldı ve 1826 ile 1827’de elde edilen deniz zaferleri Arjantin’in bölgedeki kontrolünü yeniden güçlendirdi. İngiliz-Fransız Río de la Plata ablukası sırasında İngiliz kuvvetlerinin 1845-1850 yılları arasında kontrol ettiği ada, 1852’de Arjantin Konfederasyonu’na iade edildi. Martín García daha sonraki dönemlerde de gözaltı ve tutuklama alanı olarak kullanıldı. 1896’da hapishane tamamen askeri amaçlara ayrılırken 1945 yılında dönemin Albayı Juan Domingo Perón da tutuklanarak adaya götürüldü. Perón, burada birkaç gün tutulduktan sonra 17 Ekim 1945’te serbest bırakıldı.

Kaynaklar: Sözcü Gündem
Haber metni ve görseller Sözcü Gündem sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 17 Eylül 2026 06:57 · Kaynak: Sözcü Gündem
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp