AKP’nin 24 yıllık iktidarında adaletin hali: Bir savcıya bin 630 dosya
- AKP’nin yaklaşık 24 yıllık iktidarına rağmen Türkiye’de yargının ağır iş yükü çözülemedi
- Adalet Bakanlığı’nın yeni verilerine göre savcı başına düşen dosya sayısının bin 630’a ulaşması beklenirken ceza davalarının sonuçlanması ortalama 243 gün sürecek
AKP’nin yaklaşık 24 yıllık iktidarına rağmen Türkiye’de yargının ağır iş yükü çözülemedi. Adalet Bakanlığı’nın yeni verilerine göre savcı başına düşen dosya sayısının bin 630’a ulaşması beklenirken ceza davalarının sonuçlanması ortalama 243 gün sürecek.
Türkiye’de yıllardır açıklanan yargı reformlarına ve adaletin hızlandırılacağı yönündeki hedeflere rağmen mahkemelerdeki iş yükü ciddi bir sorun olmaya devam ediyor.
Adalet Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçe teklifinde yer alan performans göstergeleri, 2026 sonunda hâkim ve savcı başına düşen dosya sayısının bir önceki yıla göre artacağını ortaya koydu. Bakanlığın kendi faaliyet raporunda da personel yetersizliği, ağır iş yükü ve bütçe imkânlarındaki daralma, yargı sisteminin zayıf yönleri arasında gösterildi.
24 YILLIK İKTİDARIN ARDINDAN AYNI SORUNLAR
AKP’nin Kasım 2002’de başlayan iktidarı yaklaşık 24 yılı geride bırakırken adalet sisteminin temel sorunları henüz bütünüyle giderilemedi.
BirGün’den Mustafa Bildircin’in Adalet Bakanlığı verilerine dayandırdığı habere göre, 2027 yılı bütçe teklifinde yargıdaki dosya yükünün 2026 sonunda daha da artacağı öngörülüyor.
Ancak Bakanlığın son tahminleri, bu adımlara rağmen özellikle savcılıklardaki iş yükünün yeniden yükseldiğini gösteriyor.
BİR SAVCININ ÖNÜNE 1.630 DOSYA GELECEK
Adalet Bakanlığı’nın performans göstergelerine göre 2025 yılında savcı başına düşen dosya sayısı 1.373 olarak kaydedildi.
2026 yılı sonuna ilişkin tahmin ise bu sayının 1.630’a ulaşacağı yönünde.
Buna göre savcı başına düşen dosya yükünün bir yılda 257 dosya, yaklaşık yüzde 18,7 artması bekleniyor.
Hâkim başına düşen dosya sayısında da yükseliş öngörülüyor. 2025 yılında 767 olan rakamın 2026 sonunda 780’e çıkacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan 2026 rakamları henüz kesinleşmiş yıl sonu gerçekleşmeleri değil, Bakanlığın performans tahminlerinden oluşuyor.
CEZA DAVALARINDA ORTALAMA 243 GÜN
Yargıdaki iş yükünün vatandaş açısından en önemli sonuçlarından biri de davaların karara bağlanması için gereken süre.
Adalet Bakanlığı’nın 2026 yılına ilişkin tahminlerine göre ceza davalarının ortalama görülme süresi 243 gün olacak.
Hukuk davalarının ortalama 209 günde, idari davaların ise 152 günde sonuçlanması öngörülüyor.
Bu rakamlar bütün davaların aynı sürede tamamlandığı anlamına gelmiyor. Dosyanın niteliğine, mahkemeye ve yargılama aşamalarına göre süreler önemli ölçüde değişebiliyor.
2025 yılı verileriyle karşılaştırıldığında ortalama görülme sürelerinde düşüş tahmin edilse de ceza davalarının sonuçlanmasının hâlâ aylar sürmesi, adalete makul sürede erişim konusundaki tartışmaları canlı tutuyor.
BAKANLIĞIN KENDİ RAPORUNDA PERSONEL YETERSİZLİĞİ
Yargı sistemindeki sorunların en dikkat çekici bölümü, Adalet Bakanlığı’nın kendi hazırladığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda yer alıyor.
Raporun “Zayıflıklar” bölümünde yargı teşkilatının dört temel sorunu açıkça sıralanıyor:
Yargı organlarının iş yükünün fazla olması.
Adalet personelinin özlük haklarının yetersiz olması.
Hâkim, savcı ve personel sayısının henüz iş yükü ile orantılı olmaması.
Bütçe imkânlarında daralma.
Bakanlığın resmî belgelerinde bu sorunların kabul edilmesi, yargının mevcut kapasitesinin karşı karşıya olduğu talepleri karşılamakta zorlandığını ortaya koyuyor.
Özellikle hâkim ve savcı sayısının iş yüküyle orantılı olmaması, yalnızca çalışanların koşullarını değil, vatandaşların yargı hizmetlerine erişimini de ilgilendiriyor.
REFORM SÖYLEMİ SÜRÜYOR, İŞ YÜKÜ SORUNU BİTMİYOR
AKP iktidarı boyunca adalet sisteminin hızlandırılması amacıyla çeşitli reform paketleri ve yeni uygulamalar yürürlüğe konuldu.
Adalet Bakanlığı da 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerinde yeni mahkemelerin kurulması, personel sayısının artırılması, arabuluculuk ve alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi gibi çalışmalarla bazı alanlarda ilerleme sağlandığını bildirdi.
Nitekim Bakanlığın istatistikleri, bazı mahkeme türlerinde iş yükünün ve ortalama yargılama sürelerinin azaldığını gösteriyor.
Buna karşın aynı Bakanlığın faaliyet raporunda ağır iş yükünün, personel yetersizliğinin ve bütçe daralmasının devam eden sorunlar arasında yer alması dikkat çekiyor.
Bu çelişki, reformların belirli alanlarda sonuç vermesine rağmen yargı sisteminin bütününde sürdürülebilir kapasite artışının neden hâlâ sağlanamadığı sorusunu öne çıkarıyor.
ADALETTE GECİKMENİN BEDELİNİ VATANDAŞ ÖDÜYOR
Yargılamaların uzaması, yalnızca adliyelerde biriken dosya sayısından ibaret değil.
Ceza davasının sonucunu bekleyen bir mağdur, alacağını tahsil etmeye çalışan bir çalışan, hakkını arayan bir tüketici veya idareyle hukuki uyuşmazlık yaşayan bir vatandaş için yargılama süresi doğrudan önem taşıyor.
Adalet hizmetlerinde kapasite yetersizliği, işlemlerin gecikmesi ve mahkemelerin yoğunluğu, hak arama süreçlerinin daha maliyetli ve yıpratıcı hale gelmesi riskini de beraberinde getiriyor.
Bu nedenle yargıdaki iş yükü yalnızca hâkim ve savcıların çalışma koşullarıyla ilgili değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir kamu hizmeti sorunu olarak öne çıkıyor.
24 YILIN SONUNDA YANIT BEKLEYEN SORU
Adalet Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçe teklifinde yer alan tahminler, Türkiye’de yargının ağır iş yükünün 2026 sonunda da devam edeceğine işaret ediyor.
Yaklaşık 24 yıldır iktidarda bulunan AKP’nin önünde artık yalnızca yeni bir reform hedefi açıklamak değil, Bakanlığın kendi raporlarında yıllardır yer alan yapısal sorunların nasıl ve ne zaman giderileceğini somut biçimde ortaya koymak gibi bir sorumluluk bulunuyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Çanakkale
Yayın: 28 Ekim 2026 13:43 · Kaynak: kronos41.news