Balık kemiğinden şah olur mu? Altındağ’daki satrançların malzeme sırları
- Altındağ’daki bir müzede satranç taşları ahşap ve metalin çok ötesine geçiyor
- Balık kemiği, keçe ve sabuntaşıyla hazırlanan takımların ardında farklı coğrafyaların zanaat izleri bulunuyor
Satranç taşı denildiğinde akla çoğunlukla ahşap, plastik ya da metal geliyor. Ankara’nın Altındağ ilçesindeki Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nin koleksiyonunda ise çok daha sıra dışı malzemeler var: balık kemiği, sabuntaşı ve keçe bunlardan yalnızca birkaçı.
Müzenin kendi koleksiyon sayfasında satranç takımlarının ahşap, metal, balık kemiği, mermer, sabuntaşı, keçe, polyester, sac ve döküm dahil çok sayıda malzemeden üretildiği açıkça belirtiliyor. Müzenin broşüründe de balık kemiği, sabuntaşı ve keçe özellikle sayılan malzemeler arasında.
Bu çeşitliliğin arkasında yalnızca farklı görünme isteği yok. Müzenin kurucusu Akın Gökyay’ın koleksiyon yaklaşımında, takımın hangi maddeden yapıldığından çok geldiği bölgenin kültürünü yansıtması önem taşıyor. Böylece satranç tahtası, farklı coğrafyaların zanaat ve tasarım anlayışını yan yana getiren küçük bir kültür haritasına dönüşüyor.
Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, Ankara’nın Altındağ ilçesinde, Ulucanlar Caddesi Basamaklı Sokak’ta bulunuyor. Müze salı-pazar günleri 10.00-18.00 arasında ziyarete açık; pazartesi günleri kapalı. BALIK KEMİĞİNDEN SATRANÇ TAŞI GERÇEKTEN VAR MI?Evet.
Müzenin resmî koleksiyon kayıtlarında balık kemiğinden üretilen satranç takımlarının bulunduğu açıkça belirtiliyor. Müzenin yakın tarihli kurumsal paylaşımlarında da balık kemiği, ahşap, zeytin ağacı, metal, seramik ve mermer gibi farklı malzemelerden üretilmiş takımların koleksiyonda yer aldığı aktarılıyor.
KEÇEDEN SATRANÇ NASIL AYAKTA DURUYOR?Koleksiyondaki bir başka şaşırtıcı malzeme ise keçe. Gökyay Vakfı’nın resmî sayfası ve broşürü, keçeyi satranç takımlarında kullanılan malzemeler arasında açıkça sayıyor. Fakat keçeden yapılan taşların iç yapısına ilişkin kamuya açık teknik bir açıklama bulunmuyor.
Dolayısıyla taşların tamamen sıkıştırılmış keçeden mi oluştuğu, içlerinde sert bir taşıyıcı bulunup bulunmadığı veya dengelerinin hangi teknikle sağlandığı mevcut verilerle kesinleştirilemiyor. SABUNTAŞI SERT GÖRÜNÜYOR AMA ÇİZİLEBİLİYORSabuntaşı da müzenin kayıtlarında bulunan sıra dışı malzemeler arasında.
Taş olması, onu otomatik olarak dayanıklı bir malzeme haline getirmiyor. Müze konservasyon rehberlerinde sabuntaşı, yüzeyi kolay çizilebilen yumuşak taşlar arasında değerlendiriliyor. Taş eserlerde en önemli risklerden biri yanlış taşıma ve fiziksel darbe.
Gözenekli taşlarda yüzey kirlenmesi ve bazı durumlarda tuz hareketleri de bozulmayı hızlandırabiliyor. Bu nedenle aynı vitrinde duran balık kemiği ve sabuntaşı takımları dışarıdan benzer biçimde “sert” görünse de konservasyon açısından aynı özelliklere sahip değiller.
BALIK KEMİĞİ İÇİN NEM NEDEN ÖNEMLİ?Kemik, hayvansal kökenli organik bir malzeme olduğu için çevresindeki nem değişimlerine karşı duyarlı. Kanada Koruma Enstitüsü, kemik ve benzeri malzemelerde hızlı sıcaklık ve bağıl nem değişikliklerinin çatlama ve şekil değişikliğine yol açabileceğini belirtiyor.
Kurumun koruma rehberinde kemik, boynuz ve benzeri eserler için ideal koşullardan biri olarak yaklaşık yüzde 45-55 bağıl nem aralığı veriliyor; asıl vurgu ise ortam koşullarının mümkün olduğunca sabit tutulmasına yapılıyor. KEÇE İSE BAŞKA RİSKLER TAŞIYORKeçe ve diğer lifli tekstil malzemeleri de nem değişimlerinden etkileniyor.
Kanada Koruma Enstitüsü'ne göre tekstil lifleri havadaki nemi alıp verebiliyor. Yüksek bağıl nem küf riskini artırırken, aşırı kuru koşullar lifleri daha kırılgan hale getirebiliyor. Işık, sıcaklık, böcekler ve yanlış elleçleme de tekstil eserler için temel bozulma nedenleri arasında.
Dolayısıyla aynı satranç koleksiyonunda bulunan bir keçe takım ile kemikten yapılmış takım için koruma yaklaşımının birebir aynı olması beklenemez. HER ŞEY 1975’TE BİR TAKIMLA BAŞLADIAkın Gökyay’ın koleksiyonu 1975 yılında Milano’da gördüğü bir satranç takımını satın almasıyla başladı.
Gökyay’ın kendi anlatımına göre başlangıçta bir koleksiyon oluşturmak gibi bir amacı yoktu; tasarım ilgisi zamanla farklı ülkelerin kültürlerini yansıtan satranç takımlarını toplamaya dönüştü. Müzenin kayıtlarına göre koleksiyon 31 Ocak 2012’de 412 takıma ulaştığında Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.
Bugün Altındağ’da sergilenen koleksiyonda ülkeler ve medeniyetler, tasarım, çocuk ile savaş-barış temaları öne çıkıyor. ASIL SIR MALZEMEDE DEĞİL, GELDİĞİ COĞRAFYADAGökyay koleksiyonunun dikkat çekici yanı, yalnızca “en sıra dışı maddeden yapılmış satranç taşını” bulmaya çalışması değil.
Akın Gökyay’ın koleksiyon yaklaşımına göre temel ölçüt, takımın ait olduğu bölgenin kültürünü ve tarihini yansıtabilmesi. Bu nedenle bir balık kemiği takımın değeri yalnızca kemikten yapılmış olmasında değil; onu üreten coğrafyanın hangi malzemeye ulaşabildiğini ve hangi zanaat geleneğini satranç tahtasına taşıdığını göstermesinde yatıyor.
Bu açıdan Altındağ’daki müzede aynı oyunun şahı, veziri ve piyonu bazen ahşaptan, bazen taştan, bazen keçeden, hatta balık kemiğinden karşımıza çıkabiliyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Ankara/Altındağ
Yayın: 08 Kasım 2026 13:31 · Kaynak: yeniankara.com.tr