Habermetrik
← Ana Sayfa
22 Ekim 2026 12:50
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İMO’dan Yetkililere Çağrı: Riskli Yapılar Acil İncelenmeli

İMO’dan Yetkililere Çağrı: Riskli Yapılar Acil İncelenmeli
Görsel kaynağı: ozgurhalkinsesi.com.tr

Yapı güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacağını vurgulayan temsilcilik, olay öncesinde ortaya çıkan hasar ve risk işaretlerinin araştırılmasını, kent genelinde yapı envanterinin çıkarılmasını ve kentsel dönüşümün bütüncül bir anlayışla ele alınmasını istedi.

Yapılan açıklama şöyle;

"YAPI GÜVENLİĞİ TESADÜFLERE BIRAKILAMAZ, GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMADAN YENİ ACILAR YAŞANMAMALIDIR!
21 Ekim 2026 tarihinde Zonguldak Merkez Meşrutiyet Mahallesi Sütliyen Sokak'ta meydana gelen bina çökmesi sonucunda bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve bir vatandaşımızın yaralanması hepimizi derinden üzmüştür.
Yaşamını yitiren Türkan Akçaharman Özhan'a Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı, yaralı olarak kurtarılan Kenan Akçaharman'a acil şifalar diliyoruz.
Yaşanan bu acı olay, yapı güvenliğinin yalnızca deprem tehlikesiyle sınırlı olmadığını; mevcut yapıların durumu, zemin koşulları, istinat yapıları, kontrolsüz müdahaleler ve yıkım faaliyetlerinin de can güvenliği açısından büyük önem taşıdığını bir kez daha göstermiştir.
Önceden Ortaya Çıkan Tehlike İşaretleri Göz Ardı Edilmemelidir
Basına yansıyan bilgilere göre, olayın yaşandığı bölgede 17 Ekim 2026 tarihinde yaşanan yoğun yağış sebebiyle, metruk bir yapıda kısmi çökme meydana gelmiş, çevredeki istinat duvarlarında çatlaklar tespit edilmiş ve sonraki günlerde bölgede yıkım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 21 Ekim'de meydana gelen ve bir vatandaşımızın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan göçüğün, bitişikteki yapıda yürütülen yıkım çalışmaları sırasında gerçekleştiği kamuoyuna yansımıştır.
Yıkım faaliyetlerinin mühendislik esaslarına uygun biçimde planlanması, gerekli teknik gözetim altında yürütülmesi ve çevre yapıların güvenliğinin sağlanması hayati önem taşımaktadır.
Olayın kesin nedeninin ancak ayrıntılı teknik incelemeler sonucunda belirlenebileceğini vurguluyoruz. Bununla birlikte, olay öncesinde oluşan hasarların, yapılan müdahalelerin, yıkım sürecinin ve alınan önlemlerin bütün yönleriyle araştırılması gerekmektedir.
Tahliye ve Güvenlik Tedbirleri Özel Kişilerin İnisiyatifine Bırakılamaz
Can güvenliğini doğrudan ilgilendiren tahliye kararlarının alınması ve uygulanması, müteahhitlerin, yapı sahiplerinin veya diğer özel kişilerin inisiyatifine bırakılamaz.
Riskli olduğu değerlendirilen yapıların tahliyesi, gerekli teknik incelemeler doğrultusunda, yetkili kamu kurumlarının koordinasyonunda ve doğrudan denetimi altında yürütülmelidir. Tahliye edilen vatandaşların güvenli alanlara yönlendirilmesi, gerektiğinde geçici barınma ihtiyaçlarının karşılanması ve tehlikeli bölgelere kontrolsüz girişlerin engellenmesi kamusal sorumluluk anlayışıyla ele alınmalıdır.
Acil tehlike durumlarında vatandaşların can güvenliğini sağlamak için alınması gereken tedbirler, özel kişiler arasında yürütülen görüşmelere, ekonomik anlaşmazlıklara veya maliyet hesaplarına bağlı olarak geciktirilmemelidir.
Tahliye ve güvenlik tedbirlerine ilişkin zorunlu harcamalar, ilgili mevzuat ve sorumluluk tespitleri çerçevesinde, gerektiğinde kusuru veya hukuki sorumluluğu bulunan müteahhitlere ve diğer ilgililere rücu ettirilmelidir. Ancak maliyetin kim tarafından karşılanacağına ilişkin süreçler, can güvenliğinin sağlanmasının önüne geçmemelidir.
Devletin ilgili kurumlarının asli görevi, tehlike ortaya çıktığında yurttaşların yaşam hakkını korumak ve gerekli önlemlerin eksiksiz uygulanmasını sağlamaktır.
Zonguldak'ın Yapı Stoku ve Kentin Kendine Özgü Koşulları Dikkate Alınmalıdır
Zonguldak; eğimli topoğrafyası, yoğun ve yer yer düzensiz yapılaşması, geçmişten gelen madencilik faaliyetleri, yerel zemin koşulları ve yoğun yağışların etkisiyle yapı güvenliği bakımından çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir kenttir.
Özellikle eski yapı stokunun yoğunlaştığı, bitişik nizam yapılaşmanın bulunduğu, istinat yapılarının kullanıldığı ve zemin hareketlerinin gözlemlendiği bölgelerde risklerin yalnızca bina bazında değil, çevresiyle birlikte ele alınması gerekmektedir.
Kentimizdeki yapıların güvenliği yalnızca yeni yapıların projelendirilmesi ve denetlenmesiyle sağlanamaz. Mevcut yapı stokunun durumunun belirlenmesi, zaman içerisinde yapılan müdahalelerin tespit edilmesi ve risk taşıyan yapıların gerekli mühendislik incelemelerinden geçirilmesi de zorunludur.
Zonguldak'ın yapı envanterinin daha fazla zaman kaybedilmeden çıkarılması, yapıların mevcut durumlarının belirlenmesi ve elde edilecek veriler doğrultusunda öncelikli risk alanlarının tespit edilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Bu çalışmaların yalnızca binaların yaşı veya dış görünüşü üzerinden değil, bilimsel ve teknik esaslara dayalı, aşamalı ve kapsamlı bir değerlendirme sistemi içerisinde yürütülmesi gerekmektedir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu tarafından 8 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Maltepe'de yaşanan bina çökmesinin ardından yapılan açıklamada da vurgulandığı üzere, yurttaşların yaşadıkları yapıların güvenliği hakkında bilgi sahibi olması temel bir haktır.
Bir yapının ruhsatlı olması, o yapının mevcut durumda güvenli olduğu anlamına gelmediği gibi, yıllar içerisinde yapılan müdahaleler, kullanım değişiklikleri ve çevresindeki yapılaşma faaliyetleri de yapının güvenliğini etkileyebilmektedir.
Bu nedenle yapıların yalnızca ilk inşa edildikleri tarihteki durumları değil, mevcut fiziksel koşulları ve zaman içerisinde geçirdikleri değişiklikler de kayıt altına alınmalıdır.
Yurttaşların yaşadıkları veya kullandıkları yapıların güvenliğini öğrenebilmeleri için bir felaketin yaşanmasını beklemek kabul edilemez.
Kentsel Dönüşüm Parsel Bazında Değil, Ada Bazında ve Bütüncül Bir Anlayışla Ele Alınmalıdır
Kentimizin topografik koşulları nedeniyle geçmişte oluşan düzensiz ve sıkışık yapılaşma, özellikle bazı bölgelerde dar sokaklar, yetersiz ulaşım bağlantıları ve bitişik nizam yapıların yoğunlaşması gibi önemli sorunları beraberinde getirmiştir. Bu alanlarda yalnızca binaların yenilenmesi yeterli olmayıp, ulaşım altyapısının, yaya ve araç erişiminin, acil müdahale imkânlarının ve çevre güvenliğinin de bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kentsel dönüşümün yalnızca parsel bazında, birbirinden bağımsız bina yenilemeleri şeklinde yürütülmesi, mevcut kentleşme sorunlarını çözmekte yetersiz kalmaktadır. Parsel bazında gerçekleştirilen yenilemeler, tekil yapıların güvenliğini artırabilse de dar sokakları genişletmemekte, ulaşım sorunlarını çözmemekte ve kentsel dokunun bütününde ihtiyaç duyulan iyileşmeyi sağlayamamaktadır.
Bu nedenle özellikle eski ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu bölgelerde ada bazlı, gerektiğinde birden fazla yapı adasını kapsayan, planlı ve bütüncül kentsel dönüşüm uygulamalarına öncelik verilmelidir.
Nitekim son göçüğün yaşandığı bölge de bu ihtiyacın somut biçimde görüldüğü alanlardan biridir. Zonguldak Merkez'de Çarşı Postanesi'nin arka kesiminden Kadırga Caddesi'nin üst kotlarına kadar uzanan bölgedeki eski yapılaşmanın, dar ve yer yer araç ulaşımına imkân vermeyen yolların ve mevcut yapı güvenliği sorunlarının birlikte ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu bölgenin mevcut yapı stoku ve zemin koşulları mühendislik esaslarına göre incelenmeli; mülkiyet durumu, ulaşım bağlantıları, altyapı ihtiyaçları ve afetlere müdahale olanakları birlikte değerlendirilerek ada bazlı yenileme çalışmalarının bir an önce başlatılması için gerekli planlama süreçleri yürütülmelidir.
Yapılacak dönüşüm çalışmalarında yalnızca mevcut binaların yıkılıp yeniden yapılması değil; gerektiğinde yolların genişletilmesi, itfaiye, ambulans ve diğer acil müdahale araçlarının erişiminin sağlanması, güvenli yaya güzergâhlarının oluşturulması ve sağlıklı bir kentsel çevrenin meydana getirilmesi hedeflenmelidir.
Bu süreçlerin bilimsel planlama ilkelerine, kamu yararına ve hak sahiplerinin haklarının korunmasına dayalı olarak yürütülmesi de büyük önem taşımaktadır.
Zonguldak'ın ihtiyacı, yalnızca eski binaların yerine yenilerinin yapılması değil; güvenli yapıların, erişilebilir yolların ve sağlıklı yaşam alanlarının birlikte planlandığı bütüncül bir kentsel dönüşüm anlayışıdır.
Yetkili Kurumlara Çağrımızdır
Yaşanan olayın ardından aşağıdaki hususların ivedilikle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz:
1. Göçüğün meydana geldiği bölgedeki yapıların, istinat duvarlarının ve zemin koşullarının uzman mühendisler tarafından kapsamlı biçimde incelenmesi; risk tespit edilen alanlarda gerekli tahliye ve güvenlik önlemlerinin alınması,
2. Olay öncesinde meydana gelen kısmi çökmenin ardından hazırlanan tutanakların, teknik değerlendirmelerin, alınan kararların ve uygulanan tedbirlerin incelenmesi,
3. Yıkım faaliyetlerinin hangi teknik esaslar doğrultusunda planlandığının, komşu yapıların güvenliğine yönelik değerlendirmelerin yapılıp yapılmadığının ve çalışmaların nasıl denetlendiğinin araştırılması,
4. Tehlike arz eden yapıların tahliye ve çevre güvenliği süreçlerinin yetkili kamu kurumlarınca yürütülmesi, bu süreçlerin müteahhitlerin veya özel kişilerin inisiyatifine bırakılmaması ve gerekli harcamaların hukuki sorumlularına rücu ettirilmesine yönelik mekanizmaların işletilmesi,
5. Zonguldak genelinde, öncelikle eski ve riskli yapıların yoğunlaştığı bölgelerden başlanarak kapsamlı bir yapı envanteri oluşturulması ve risklerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi,
6. Yapı güvenliğine ilişkin mevcut bilgilerin güncel, erişilebilir ve şeffaf bir sistem içerisinde toplanması; yurttaşların yaşadıkları yapıların durumu hakkında bilgi edinebilmesinin sağlanması,
7. Riskli yapıların tespiti, güçlendirilmesi, yenilenmesi ve gerektiğinde tahliyesi süreçlerinde ilgili kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek odalarının iş birliği içerisinde hareket etmesi.
Talebimiz Geleceğimiz: Mühendisliğin Bilgi ve Birikimiyle Güvenli Kentler
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak yürüttüğümüz “Talebimiz Geleceğimiz” çalışmaları kapsamında, özellikle son dönemde kentimizdeki kamu kurumları, yerel yönetimler, siyasi parti temsilcileri ve diğer ilgili kuruluşlarla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde; mühendislik hizmetlerinin önemi, mesleğimizin karşı karşıya bulunduğu sorunlar, yapı güvenliği ve mevcut yapı stokunun durumunun belirlenmesi konularını gündeme taşımaktayız.
Bu görüşmelerimizde, inşaat mühendisliğinin yalnızca yapıların projelendirilmesi veya inşa edilmesinden ibaret olmadığını; yapıların bütün yaşam döngüsü boyunca güvenliğinin sağlanmasında, mevcut risklerin belirlenmesinde ve olası felaketlerin önlenmesinde temel bir role sahip olduğunu özellikle vurgulamaktayız.
Zonguldak'ın yapı envanterinin bir an önce oluşturulması, mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve mühendislik hizmetlerinin karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer alması gerektiğini farklı platformlarda dile getirmekteyiz.
Mesleğimizin yetki, görev ve sorumluluklarının doğru tanımlanmasının, mühendislik hizmetlerinin etkin denetiminin ve mesleki bilgi birikiminden kamusal karar süreçlerinde yararlanılmasının bir meslek grubunun talebinden öte, doğrudan toplumun can ve mal güvenliğiyle ilgili olduğunun altını çiziyoruz.
Yaşanan son olay, uzun süredir dile getirdiğimiz bu taleplerin ne kadar önemli ve ertelenemez olduğunu acı bir biçimde bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu nedenle “Talebimiz Geleceğimiz” kapsamında ortaya koyduğumuz taleplerin yalnızca meslektaşlarımızın çalışma koşullarını değil, toplumun güvenli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını da ilgilendirdiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Bilimin ve Mühendisliğin Rehberliğinde Hareket Edilmelidir
Yaşanan bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmal ve kusurların ortaya çıkarılması, benzer olayların tekrar yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Ancak unutulmamalıdır ki yapı güvenliği konusunda asıl hedef, yaşanan felaketlerin ardından sorumluları araştırmak kadar, tehlikeleri önceden tespit ederek can kayıplarını önlemek olmalıdır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Zonguldak Temsilciliği olarak, mesleki bilgi birikimimiz ve kamusal sorumluluğumuz çerçevesinde, kentimizin yapı güvenliğinin artırılmasına yönelik her türlü bilimsel ve teknik çalışmaya katkı sunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
İnsan yaşamı her türlü ekonomik ve idari kaygının üzerindedir. Güvenli yapılarda yaşamak bir ayrıcalık değil, temel bir haktır.
Yaşanan acılardan ders çıkarmak yetmez; yeni acıların yaşanmaması için bilim ve mühendisliğin gerektirdiği adımlar gecikmeden atılmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Kaynaklar: ozgurhalkinsesi.com.tr
Haber metni ve görseller ozgurhalkinsesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 22 Ekim 2026 12:50 · Kaynak: ozgurhalkinsesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp