Seçimler ne işe yarar?
- Alberto Toscano, “¿Para qué sirven las elecciones?” başlıklı makalesinde seçimleri yalnızca oy verme ve iktidarı belirleme süreci olarak görmeye itiraz ediyor
Alberto Toscano, “¿Para qué sirven las elecciones?” başlıklı makalesinde seçimleri yalnızca oy verme ve iktidarı belirleme süreci olarak görmeye itiraz ediyor. Sermayenin, savaşın ve teknolojinin toplumların yaşamı üzerindeki belirleyici gücü artarken halkın bu güçleri denetleme olanakları daralıyor.
Buna karşılık seçimler, siyasal enerjiyi kendine çeken başlıca alanlardan biri hâline geliyor. “Hayatımızın en önemli seçimi” söylemi de seçimlerin ötesinde kurulması gereken kalıcı ve kolektif siyasetin önüne geçebiliyor.
Toscano’nun tartışmasının güçlü yanı, seçimleri tarafsız ve kendi başına işleyen demokratik mekanizmalar olarak ele almaması. Seçimler, ekonomik ve toplumsal güç ilişkilerinden bağımsız değil. Sermayenin karar alma gücü, devletin baskı araçları ve küresel piyasanın dayattığı sınırlar sürerken sandıkta farklı seçeneklerin sunulması, bu güçlerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Toscano’nun Alain Badiou’dan aktardığı eleştiri, seçimlerin mevcut düzeni meşrulaştırma işlevine dikkat çekiyor: Halkın önüne sunulan seçenekler, çoğu zaman düzenin temel sınırlarını tartışma dışı bırakıyor.
Makalenin Deleuze ve Guattari üzerinden geliştirdiği yaklaşım da bu açıdan önemli. Toscano, “sosyal demokrasi” ile “totalitarizmi” birbirinden bütünüyle kopuk iki rejim biçimi olarak değil, kapitalist düzenin sınırlarını farklı yollarla yöneten eğilimler olarak tartışıyor.
Sosyal demokrat politikalar hakları ve kamusal hizmetleri genişleterek toplumsal gerilimleri hafifletebilir. Neoliberal yönelimler ise devleti basitçe ortadan kaldırmaz; onu sermayenin ve emeğin piyasa içinde yeniden düzenlenmesini sağlayacak biçimde dönüştürür.
Bu yaklaşım, güçlü ya da zayıf devlet tartışmasının ötesine geçerek devletin hangi sınıfsal amaçlara hizmet ettiğini sorguluyor.
Toscano’nun temel uyarılarından biri, seçim dönemlerinde solun siyaset anlayışının taktik tercihlere daralması. Seçim öncesinde kitleler seferber edilir; seçim sonrasında bu enerji çoğu zaman kurumsal siyasetin sınırları içinde sönümlenir.
Solun bütün dikkatini adaylara, ittifaklara ve sandık sonuçlarına yöneltmesi, işyerlerinde, mahallelerde ve toplumsal hareketlerde kalıcı örgütlenme ihtiyacını gölgeleyebilir. Seçimlerde elde edilen başarı, toplumsal güç ilişkileri değişmediği sürece tek başına dönüştürücü sonuç yaratmayabilir.
Ancak seçimlerin düzeni yeniden üretme işlevini vurgulamak, onların insanların gündelik yaşamında yaratabileceği somut farkları küçümseme riskini de taşıyor. Seçim sonuçları çalışma koşullarını, sosyal hakları, örgütlenme özgürlüğünü, göçmenlerin ve azınlıkların yaşamını, devlet baskısının düzeyini etkileyebilir.
Bu değişiklikler kapitalist düzeni ortadan kaldırmasa da toplumsal mücadelenin koşullarını değiştirebilir. Bu nedenle seçimleri bütünüyle “demokratik bir kurgu” olarak görmek, iktidar seçenekleri arasındaki gerçek farklılıkları ve bunların sonuçlarını açıklamaya yetmez.
Badiou’nun seçimlere karşı kayıtsızlık çağrısı da bu açıdan eksik kalıyor. Seçimlere katılmanın ya da boykot etmenin anlamı, her somut durumda yeniden değerlendirilmelidir. Seçimlere katılmak, onlara stratejik bir güç atfetmek anlamına gelmez.
Bazı durumlarda baskıyı sınırlamak, demokratik alanı korumak ve toplumsal mücadeleye zaman kazandırmak için taktik bir tercih olabilir. Asıl sorun, bu tercihin solun bağımsız programının ve örgütlenmesinin yerini almasıdır.
Makalenin en önemli yanlarından biri, seçimler etrafında kurulan seferberlik ve etkisizleştirme döngüsünü teşhis ederken bu döngüyü aşacak siyasal yolların henüz bulunamadığını da kabul etmesi. Bu saptama, eleştiriyi daha inandırıcı kılıyor.
Çünkü seçimlere yönelik eleştiri, ancak seçimlerin ötesinde hangi örgütlenme biçimlerinin, toplumsal ittifakların ve demokratik kurumların kurulabileceği sorusuyla tamamlandığında yol gösterici olabilir.
Toscano’nun makalesi, seçimleri ne kurtuluşun garantisi ne de bütünüyle anlamsız bir ritüel olarak ele almamızı öneriyor. Solun seçimlere ilişkin taktiklerini sınıfsal bağımsızlık, toplumsal örgütlenme ve uzun vadeli siyasal hedeflerle birlikte düşünmeye çağırıyor.
Seçimler mücadele alanlarından biridir; ancak mücadelenin kendisi değildir. Belirleyici olan, seçim dönemlerinde ortaya çıkan toplumsal enerjinin kalıcı örgütlenmelere ve sermayenin gücünü sınırlayacak demokratik bir programa dönüşüp dönüşemeyeceğidir.
Alberto Toscano, “¿Para qué sirven las elecciones?”, Observatorio de la Crisis, 31 Ekim 2026.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Diyarbakır/Bismil
Yayın: 02 Kasım 2026 07:25 · Kaynak: politikahaber.com