Leylek göçü başında: Elektrik hatları her yıl binlerce 'hacıyı' ölüme gönderiyor, kurtarma zinciri nasıl işliyor?
Sonbahar göçü için hazırlanan leylekler için en büyük tehlike yine elektrik şoku. Sivas örneğiyle anlatılan tedavi-salım süreci, türün Türkiye'deki çarpık hayatını ortaya koyuyor.</p><p>10 Eylül 2026Perşembe günü,Türkiye'nin kuzeyinden güneyine uzanan göç koridorlarında leylek (Ciconia ciconia) sürüleri Afrika'ya doğru son ayrılığa hazırlanıyor. Bu yıllık devrin son aylarında,SivasKızılırmak kıyılarında yaralı bulunan, tedavisi tamamlanıp Kızılırmak'a salınan bir leylek hikayesi; türün Türkiye'deki genel tablosunun bir özeti niteliğinde.</p><p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) bölge müdürlükleri ve belediye hayvan koruma ekipleri, Ağustos-Eylül döneminde yaralı leylek bildirimlerinde belirgin bir artış kaydediyor. Nedeni basit: Göç hazırlığı yaparken enerji depolamak için daha çok uçuş yapan ve yollardaki elektrik hatları etrafında toplanan bireyler, izolasyonun yetersiz olduğu direklerde şok oluyor. Doğa Derneği verilerine göre Türkiye'de yılda binlerce leylek elektrik şoku sonucu hayatını kaybediyor; bu, avcılıktan ve yaşam alanı kaybından sonra türün en büyük tehdidi olarak sıralanıyor.</p><p>Sivas'taki örnekte görüldüğü gibi süreç standart bir protokol izliyor: Vatandaş veya muhtar bildirimi → 112/153/ALO 177 hattından ilgili birime iletim → Saha ekiplerinin kurtarma → Belediye veya DKMP rehabilitasyon merkezinde veteriner müdahale (kanat kırıkları, şok yaraları, enfeksiyon kontrolü) → Ringleme ve gerektiğinde uydu transmiter takibi → Uygun habitat (su kenarı, marul tarlası, açık alan) seçilerek salım. Sivas Belediyesi Hayvan Koruma Merkezi gibi kurumlar, son yıllarda bu zincirin en kritik halkası haline geldi.</p><p>Uzmanlar, çözümün tek yolunun elektrik dağıtım şirketlerinin (AYEDAŞ, TOROSLAR, BOĞAZİÇİ vb.) direklerin izolasyonu ve "kuş koruyucu" donanımların (pervaneler, izolatör kapakları) yerleştirilmesinden geçtiğini vurguluyor. Bazı pilot bölgelerde (Örn: Thrace, Gediz Deltası) yapılan izolasyon çalışmaları ölüm oranını ciddi oranda düşürse de, Türkiye geneli için yasal zorunluluk ve bütçe ayırması hâlâ gündemdeki en büyük eksiklik. Av Yasası 4915 ve Bern Sözleşmesi yükümlülüklerine rağmen, uygulama yerel yönetimlerin ve dağıtım şirketlerinin iradesine kalıyor.</p><p>Geçen yıllarda Sivas/Yıldızeli'de eşinin başında 5 gün bekleyen leylek hikayesi medyayı sarmıştı. Bilim insanları bu davranışı "duygusal bağ" olarak insanca yorumlamaya karşı uyarırken, leyleklerin güçlü monogam yapısını ve yuva sadakatini (site fidelity) kanıtlayan bir gözlem olduğunu kaydediyor. Eşinin ölümü sonrası bireyin yuvayı terk etmemesi, türün yüksek yatırım gerektiren üreme stratejisinin bir sonucu. Bu hikaye, türü sadece "bereket kuşu" klişesinden çıkarıp, karmaşık sosyal yapısı olan bir biyolojik varlık olarak görmemizi sağlıyor.</p><p>Türkiye'de leylek, cami bacalarında, elektrik direklerinde, köy meydanlarındaki eski platanlarda yuva yaparak insanla komşu yaşayan nadir büyük kuş türlerinden biridir. "Hacı leylek" lakabı, Hac yolunda görüldüğü inancıyla şekillenmiş. Ancak modern tarım ilaçları (pesitler), kurutulan sulak alanlar ve planlı olmayan kentselleşme, yuva platformları koyulsa bile beslenme alanlarını daraltıyor. DKMP ve Doğa Derneği'nin yürüttüğü "Leylek Köyleri" projeleri, yerel halkın sahipliğiyle yuva platformu kurulumunu ve takibini hedefliyor; bu modelin yaygınlaşması popülasyonun istikrarı için kritik.</p><p>Bu göç mevsiminde her bırakılan leylek, gelecek bahar yine aynı direğe, aynı cami bacasına dönme ihtimali taşıyor. Bu döngünün kopmaması için; izole direkler, bilinçli vatandaşlar ve kaynaklı rehabilitasyon merkezleri üçgeni güçlenmek zorunda.
Kategori: Sağlık · Bölge: Sivas
Yayın: 10 Eylül 2026 11:37 · Kaynak: habergo.com.tr