Dikey dizilerin pazarladığı hayatlar
- BAİBÜ Öğretim Üyesi Prof
- Rengim Sine Nazlı, dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan dikey dizilerin yarattığı yozlaşmaya dikkat çekti
Dijitalleşmeyle birlikte dünyada ve Türkiye’de yayıncılık yepyeni biçimler kazanıyor. İlk kez 2018 yılında Çin’de web romanlarının reklamı amacıyla ortaya çıkan dikey diziler, gördüğü ilginin ardından bugün devasa bir sektöre dönüştü.
Kısa drama olarak da adlandırılan bu yapımlar, ödeme sistemlerindeki farklılıklarla öne çıkıyor. Dikey dizileri izlemek isteyen kullanıcılar ya jeton satın almak ya da zorunlu reklam izlemek durumunda kalıyor. 3-5 saniyelik görsel kancalarla kullanıcıda ilgi uyandıran anlatıların temalarını ise çoğunlukla ihanet, kadına yönelik şiddet, aldatma ve kimliğini gizleyen milyarder hikâyeleri oluşturuyor.
Modern Külkedisi ve “alfa” karakter temaları da bu yapımların merkezinde yer alıyor. Fikri derinlik içermeyen ve çoğunlukla diyaloğa dayanmayan diziler, merak unsurunu sömürerek bireyleri bağımlı hâle getiriyor. Dahası, kadına şiddet başta olmak üzere pek çok toplumsal yozlaşmayı da ekran üzerinden meşrulaştırıyor.
İZLEYİCİYİ SÜREKLİ TÜKETİME YÖNLENDİRİYORBolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rengim Sine Nazlı, “Dikey diziler hangi hayatı pazarlıyor?” sorusunu gündeme taşıyarak, bu yeni formatın arka planını Aydınlık’a anlattı:“Sosyal medya reklamlarından telefon ekranlarına taşınan mikro diziler; kısa bölümleri, dikkat çekici tanıtımları ve merak uyandıran hikâyeleriyle giderek daha fazla izleyiciye ulaşıyor.
Özellikle kadın ve aile temsilleri, güç ve servet odaklı anlatıları ile izleyiciyi sürekli tüketime yönlendiren yapıları tartışmaları beraberinde getiriyor. Omdia verilerine göre, ABD’de mikro dizilerin aylık aktif izleyicisi 2024’te 26 milyonken 2025’te 66 milyona ulaştı.
Ancak bu yapımların hangi ilişkileri, davranışları ve yaşam biçimlerini öne çıkardığı üzerinde durulması gereken bir konu.”Dikey dizilerde mahremiyet sınırlarının aşılmasına dikkat çeken Nazlı, “Bazı dizilerde aile içi çatışmalar, yasak ilişkiler ve mahremiyet sınırları, izleyicinin ilgisini çekmek amacıyla ön plana çıkarılıyor. ‘Üvey Oğullarımla Yasak Aşk’ ve ‘Yanlış Kardeşe Âşık Oldum’ gibi başlıklar, aile ilişkilerinin nasıl bir tanıtım unsuruna dönüştürülebildiğini gösteriyor.” dedi.
Medyanın toplumsal değerlerle ilişkisine değinen Nazlı, “Medya, toplumda var olan ilişki biçimlerini görünür kılarken bunların nasıl algılandığına da katkıda bulunuyor. Bu nedenle aile kurumunun ve mahremiyetin popüler dijital içeriklerde nasıl temsil edildiği büyük önem taşıyor.” tespitini yaptı.
Nazlı, dikey dizilerde aile ve toplumsal değerlerin sürekli çatışma, ihanet ve sınır ihlalleri üzerinden temsil edilmesinin tehlikeli olduğunu belirtti. ŞİDDET ROMANTİKLEŞTİRİLİYORKadın temsillerinin de sorunlu ele alındığını ifade eden Nazlı, The Washington Post’un 2025 tarihli incelemesini hatırlatarak şu uyarıda bulundu: “Özellikle kıskançlığın sevgi, kontrolün koruma ve kadının kararlarına müdahalenin sahiplenme olarak sunulması, sağlıksız ilişki biçimlerinin normalleşmesine zemin hazırlayabilir.”Nazlı, kadının birey olmaktan çıkarıldığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Güçlü ve varlıklı erkek karakterlerin merkezde olduğu hikâyelerde kadının mutluluğu ve kurtuluşu çoğu zaman bu erkeklerin desteğine bağlanıyor.
Kadının ekonomik bağımsızlığının, eğitim hayatının, bireysel mücadelesinin ve kendi kararlarını verebilme gücünün geri planda kalması, geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarının yeniden üretilmesine neden olabiliyor. Kadının sürekli korunmaya ve kurtarılmaya muhtaç gösterilmesi, cinsiyet eşitsizliklerini besleyen kalıpları üretiyor.”MEDYA OKURYAZARLIĞI GELİŞTİRİLMELİMilyarderle evlilik ve beklenmedik miras temalarını eleştiren Nazlı, “Emek, eğitim ve bireysel çabanın geri planda kaldığı hikâyelerde başarı, tesadüfler veya nüfuzlu kişilerle kurulan ilişkiler üzerinden elde ediliyor.
Özellikle servetin, karakterlerin olumsuz davranışlarını gölgede bırakan bir unsur hâline gelmesi dikkat çekiyor.” dedi. Çin Ulusal Radyo ve Televizyon İdaresinin Haziran 2026’daki denetiminde mikro dizilerdeki şiddet ve sansasyonel başlıkların gündeme getirildiğini hatırlatan Nazlı, uyarısını şöyle tamamladı: “Birkaç dakikalık hikâyelerin de toplumsal değerlerin ve davranış kalıplarının yeniden üretilmesinde rol oynadığını unutmamak gerekiyor.
İzleyicilerin eleştirel medya okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesi, yapımcıların ve dijital platformların da toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşıyor.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 07 Kasım 2026 21:06 · Kaynak: aydinlik.com.tr