Habermetrik
← Ana Sayfa
26 Ekim 2026 19:05 · Güncelleme 19:16
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bir Tabak Kavurma, Bir Vali ve Ömür Boyu Unutulmayan Bir Ders

Bir Tabak Kavurma, Bir Vali ve Ömür Boyu Unutulmayan Bir Ders
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bazı yolculuklar vardır, insanı bir yere götürür
  • Bazı yolculuklar da vardır ki insanın hayatına bir ders bırakır

Gazeteci Remzi Hayta’nın 1988 yılında Sayın Malatya Valisi Kutlu Aktaş ile Pötürge’nin bir köyüne yaptığı yolculuktan hafızalara kazınan bir anı

Bazı yolculuklar vardır, insanı bir yere götürür. Bazı yolculuklar da vardır ki insanın hayatına bir ders bırakır. Benim 1988 yılında Sayın Malatya Valisi Kutlu Aktaş ile Pötürge’nin Kayadibi köyüne yaptığım yolculuk da işte böyle bir yolculuktu.

Aradan yıllar geçti ama o gün yaşadıklarımı, çektiğim açlığı, köylülerin misafirperverliğini ve Sayın Valimizin bana söylediği o anlamlı sözü hiç unutmadım.

“Remzi, yarın sabah gel; seni Pötürge’ye götüreyim!”

Yıl 1988… Malatya’da gazetecilik yaptığım yıllar. Bir gün haberle ilgili bir konu için Sayın Valimiz Kutlu Aktaş’ı makamında ziyaret ettim. Sohbetimiz güzeldi. Sayın Valimiz beni sever, benimle samimi bir şekilde konuşurdu.

Sohbetin sonunda bana dönerek, “Remzi, yarın sabah gel, seni Pötürge’ye götüreyim” dedi.

Şimdi insan Sayın Valimize nasıl hayır diyebilir?

Ben de tebessüm ederek makamdan çıktım. İçimden, “Herhâlde Sayın Valimiz şaka yapıyor. Alt tarafı Pötürge’ye gidiyoruz, yanımıza kumanya almaya ne gerek var?” diye düşündüm.

Meğer o gün bana unutulmaz bir hayat dersi verecekmiş!

Bir poğaça, bir çay ve bitmek bilmeyen yol…

Ertesi sabah saat sekiz olmadan valiliğin yanına gittim. O yıllarda Malatya’da sevilen Kardeşler Pastanesi vardı; bugün sahibi rahmetli oldu. Orada bir poğaça, bir de çay içtim. Kahvaltım buydu.

Sonra valiliğin önüne geçip Sayın Valimizi beklemeye başladım. Aklımda yine o kumanya meselesi vardı. Kendi kendime, “Sayın Valimizle geziye çıkıyoruz, sanki aç mı kalacağız?” diye gülüyordum.

Çok geçmeden Sayın Valimiz geldi. Yeni alınmış dört çeker bir ciple yola çıktık. Araçta Sayın Valimiz, Köy Hizmetleri Bölge Müdürü ve korumalar vardı. Ben de arka bölümde yerimi aldım.

Sayın Valimiz, yol boyunca Köy Hizmetleri Bölge Müdürü ile köylerin yollarını ve yapılan çalışmaları konuşuyor, gidilecek yerlerdeki hizmetler hakkında bilgi alıyordu.

Ancak 1988 yılının Pötürge yolu, bugünkü gibi değildi. Dar, bozuk, çukurlarla ve tümseklerle dolu bir yol… Cip bir çukura giriyor, bir tümsekten çıkıyordu. İçimiz dışımıza çıkmıştı!

“Vallahi Remzi abi, bana Kayadibi köyü dediler” diye cevap verdi.

Kayadibi köyünü ilk defa duyuyordum. Sonradan öğrendim ki Pötürge’nin uzak, uç noktalarındaki köylerden biriymiş.

Kubbe Dağı’nda mola verdik. O yıllarda orada kerpiçten yapılmış bir yerde lokanta işletiliyordu. Önünden buz gibi su akıyordu. Biraz su içip yeniden yola koyulduk.

O günkü şartlarda köye ulaşmak kolay değildi. Anlatılanlara göre köylüler hastalarını merkeple taşıyor, yıllarca yol sıkıntısı çekiyordu. Bizim için eziyetli olan bu yol, onlar için hayata açılan bir kapıydı.

Sabah bir poğaça, bir çay… Üstüne saatlerce sarsıla sarsıla yolculuk. Gençlik varmış da dayanmışız!

Nihayet köye vardık. Öğle vakti geçmişti. Köylüler meydanda toplanmış, Sayın Valimizi bekliyordu. Sayın Valimiz Kutlu Aktaş vatandaşlarla selamlaştı, hâl hatır sordu. Biz de gazetecilik görevimizi yapıp fotoğraflarımızı çektik.

Sayın Valimiz evin önüne konulan divanda köylülerle sohbet ederken evin arka tarafında yükselen bir duman dikkatimi çekti.

Merak edip arka tarafa gittim. Bir de ne göreyim! Kocaman bir kazanda kavurma hazırlanmış, ateşi hâlâ yanıyor, dumanı tütüyordu.

Köylüler misafirleri için bütün hazırlıklarını yapmıştı.

İçimden, “Oh be Remzi, sonunda karnımız doyacak!” dedim. Sabahın erken saatlerinden beri açtım. O kavurmayı görünce nasıl sevindiğimi anlatamam.

Ancak biraz sonra yaşanacaklardan haberim yoktu.

“Sayın Valim, yemek hazırladık; öyle gitmek olmaz!”

Sayın Valimiz köylülerle sohbetini bitirdi ve “Hadi, gidiyoruz” dedi.

“Olur mu Sayın Valim? Yemek hazırladık, öyle gitmek olmaz!”

Fakat Sayın Valimiz, “Yok, bizim acele etmemiz lazım. Bir bardak su verin, yeter” dedi.

Benimse içim içimi yiyordu. Kendi kendime, “Sayın Valimizin karnı tok elbette! Ama insan bir lokma yemek yemez mi? Bu insanlar bizim için kazan kaynatmış!” diye söyleniyordum.

Açlığın verdiği sinirle suratımı asmışım, farkında bile değilim.

Araca bindik, dönüş yoluna çıktık. Cip yine çukurlardan, tümseklerden geçiyor; ben de açlıktan ve yolun sarsıntısından perişan oluyordum.

Sabah bir poğaça ile bir çay içmişim. Öğle geçmiş, hâlâ doğru dürüst bir şey yememişim.

Nihayet Kubbe Dağı’na geldik. Araç durur durmaz indim, pınarın buz gibi suyundan içip kendime gelmeye çalıştım.

O sırada Sayın Valimiz Kutlu Aktaş bana baktı. Göz göze geldik ve sordu:

Ama belli ki yüzüm içimden geçenleri ele vermişti. Sayın Valimiz de anlamıştı.

İşte o an, bir gün önce söylediği söz aklıma geldi: “Kumanyanı al da gel!”

Bir tahta masa ve unutulmaz bir hayat dersi

Hemen bir tahta masa bulundu. Üzerine gazeteler serildi. Pınarın buz gibi suyunda yıkanmış domatesler, biberler, salatalıklar, peynir, zeytin ve helva masaya konuldu. Ekmek de vardı ama doğrusu o telaşta gözüme pek ilişmedi.

O mütevazı sofranın başına geçtik. Ben de nihayet karnımı doyurmanın huzuruyla kendime gelmeye başladım.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: malatyaflashaber.com
Haber metni ve görseller malatyaflashaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Ekim 2026 19:05 · Kaynak: malatyaflashaber.com
Kaynağı Oku ↗