Muhteşem Soygun: Dizisi çekilse 1 numaraya oturur
Ekonomist Ege Cansen, fon dolandırıcılığı tartışmalarının perde arkasında borsadaki hisse senedi manipülasyonlarının bulunduğunu savundu. Yaşananları televizyon dizisine benzeten Cansen, “Muhteşem Süleyman’dan sonra ‘Muhteşem Soygun’ dizisi izlenmede bir numaraya oturur” dedi.
Bazı halka arzları da sert sözlerle eleştiren ekonomist, şirket sahipleri ve aracı kurumların yatırımcıları zarara uğrattığını öne sürdü.
Ekonomist ve yazar Ege Cansen, Sözcü'deki köşe yazısında son dönemde gündemden düşmeyen fon dolandırıcılığı iddialarını değerlendirdi. Kamuoyunda fonlar üzerinden tartışılan olayların asıl kaynağının borsadaki manipülasyonlar olduğunu savunan Cansen, bazı şirketlerin halka arz yöntemlerine de tepki gösterdi.
Bu haberi kaçırmayın Astor’un sahipleri 5 milyar TL gönderdi 8.1 milyar TL geri aldı Devamını Oku “MUHTEŞEM SOYGUN DİZİSİ BİR NUMARAYA OTURUR” Fon dolandırıcılığı tartışmalarının her geçen gün yeni bir boyut kazandığını belirten Cansen, yaşananları televizyon dizilerine benzetti. Türk dizilerinin dünya çapındaki başarısına gönderme yapan ekonomist, şu ifadeleri kullandı:
“Fon dolandırıcılığı ‘dizi filme’ dönüştü. Her gün yeni bir bölüm vizyona giriyor. 170 ülkeye ihraç edilen ve yılda 1 milyar dolardan fazla hasılat yapan Türk dizileri için yeni bir ‘senaryo’ konusu çıktı. Muhteşem Süleyman’dan sonra ‘Muhteşem Soygun’ dizisi izlenmede bir numaraya oturur.” “SOYGUNUN KAYNAĞI BORSADAKİ MANİPÜLASYONLAR” Fon dolandırıcılığı iddialarının yalnızca yatırım fonları üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkan Cansen, sorunun temelinde hisse senedi fiyatlarına müdahale edilmesinin bulunduğunu savundu.
Borsada bazı hisselerin karşılıklı alım satım işlemleriyle yapay biçimde yükseltildiğini belirten ekonomist, manipülasyonun yatırımcıların gerçek piyasa koşullarını görmesini engellediğini ifade etti.
Cansen, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Manipülasyon, bir hisse senedinin fiyatını ‘al gülüm ver gülüm’ yöntemiyle şişirmektir. Nadiren de indirmektir. Bunun iktisattaki karşılığı ‘fiyatı yanlış yerde oluşturmaktır’.” “GÖRÜNMEZ EL, GÖRMEZ EL DEĞİLDİR” Serbest piyasa ekonomisinde fiyatların alıcı ve satıcıların bağımsız kararlarıyla oluşması gerektiğini vurgulayan Cansen, Adam Smith'in “görünmez el” teorisine dikkat çekti.
Piyasada sağlıklı fiyat oluşumu için tarafların yeterli bilgiye sahip olması ve çok sayıda bağımsız alıcı ile satıcının bulunması gerektiğini belirten ekonomist, aynı kişi veya bağlantılı grupların karşılıklı işlemler yaparak hisse fiyatlarını yükseltmesini eleştirdi.
“Hele hele bu fon rezaletinde yaşandığı gibi, hisse fiyatını ‘tavan, tavan’ yükselten, satıcı ile alıcı ortak hatta ‘iki şapkalı tek kişi’ ise görünmez el devreden çıkartılmış demektir. Bu nitelikli dolandırıcılığın dik alasıdır.” “BAZI HALKA ARZLAR HALKI KAZIKLAMA GİRİŞİMİ” Fon krizinin halka arz süreçlerindeki sorunları da ortaya çıkardığını savunan Cansen, bazı şirketlerin yatırımcıların zararına olacak şekilde halka açıldığını ileri sürdü.
Özellikle hisse senetlerinin getirileri ile alternatif yatırım araçlarının karşılaştırılması gerektiğini belirten ekonomist, bazı halka arzlara katılan yatırımcıların reel olarak zarar ettiğini ifade etti.
Cansen, eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Fon krizi, bazı halka açılmaların aslında birer ‘nitelikli dolandırıcılık’ projesi olduğunu ortaya çıkardı. Üzülerek söyleyeyim ki, bugün gündeme gelmeyen pek çok halka açılma da aslında ‘halkı kazıklama’ girişimidir.” “HALKA AÇILMAYI BEDAVA BORÇLANMA OLARAK GÖRÜYORLAR” Şirket sahiplerinin ve aracı kurumların halka arzlara yaklaşımını da eleştiren Cansen, bazı patronların halka açılmayı yatırımcılardan kolay finansman sağlamanın bir yolu olarak gördüğünü belirtti.
Halka açılan şirketlerin yalnızca kaynak toplamakla yetinmemesi, hissedarlarına kar payı dağıtmayı da planlaması gerektiğini vurgulayan ekonomist, şu ifadeleri kullandı:
“Bunun temel sebebi, patronların ve onlara yol gösteren aracı kurumların, halka açılmayı ‘bedava borçlanma’ olarak anlamalarıdır. Halka açılan anonim şirketler ‘kar payı’ dağıtmayı planlamak zorundadır.” Bu haberi kaçırmayın PBLK düzenlemesi hala Resmi Gazete’de yayınlanmadı ‘Geri adım’ mı atılıyor?
Devamını Oku “HALKA AÇILMANIN REKLAMI OLMAZ, BİLGİSİ VERİLİR” Bazı şirketlerin halka arz süreçlerinde reklam kampanyalarıyla yatırımcı çekmeye çalışmasını da eleştiren Cansen, yatırım kararlarının tanıtım faaliyetleri yerine şirketlerin mali verilerine dayanması gerektiğini savundu.
Halka arzların reklamlarla pazarlanmasına geçmişte de karşı çıktığını belirten ekonomist, şirket sahiplerini defalarca uyardığını ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını söyledi.
Cansen, köşe yazısında şu sözlere yer verdi:
“Fabrika resmi koyarak reklamla halka açılma kampanyaları yapıldı. Halka açılmanın ‘reklamı olmaz, bilgisi verilir’ diye on kere yazı yazdım. Firma sahiplerini uyardım. Anlamak istemediler.” SPK VE HUKUK DANIŞMANLARINA DA TEPKİ Cansen, halka arz süreçlerindeki uygulamaları değerlendirirken Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile şirketlerin hukuk danışmanlarına da eleştiriler yöneltti.
Bazı uygulamaların yasal engel bulunmadığı gerekçesiyle savunulduğunu belirten ekonomist, bir işlemin mevzuata uygun olmasının ekonomik ve etik açıdan doğru olduğu anlamına gelmediğini ileri sürdü.
“SPK ve firmaların hukuk müşavirleri yasal engel yok dedi. Çünkü bu ‘usulüne uygun, esasına aykırı’ uygulamadan çıkarları vardı.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Çanakkale
Yayın: 26 Ekim 2026 10:18 · Kaynak: haberhurriyeti.com