Habermetrik
← Ana Sayfa
25 Ekim 2026 19:05
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Gazeteci Susmaz Gazetecinin Kalemi Halkın Sesi

Gazeteci Susmaz Gazetecinin Kalemi Halkın Sesi
Görsel kaynağı: egegundem.com.tr
⏱️ 4 dk okuma
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Bir ülkede gazeteciler yaptıkları ve yapmadıkları haberler nedeniyle itilip kakılıyor, tutuklanıyorsa, yanı sıra halkın haber alma hakkı da tutuklanır...

Bir ülkede gazeteciler yaptıkları ve yapmadıkları haberler nedeniyle itilip kakılıyor, tutuklanıyorsa, yanı sıra halkın haber alma hakkı da tutuklanır. Basın özgürlüğü ve ifade hakkı da.

Gazeteci susturulduğunda, sesi kesilen yalnızca bir kişi değildir. Milyonların haber alma, öğrenme, sorgulama ve hesap sorma hakkı da engellenir.

İşte bu yüzden, gazetecilere yönelik her baskı, doğrudan halka, topluma yönelmiş demektir.

Türkiye genelinde, bütün basın meslek örgütleri ve bütün gazeteciler, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi uygulamaları ile medya kuruluşlarına kayyım atanması ve haber sitelerinin kapatılmasına karşı 24 Ekim Cumartesi günü saat 14.00'te birçok ilde eş zamanlı eylem ve kitlesel basın açıklamaları ile gazeteciler meydanlardaydı.

Bir gazeteci niçin tutuklanır? Hangi somut eylemi, hangi kanıtla suç sayılır? Neden hemen tutuklama? Neden ille de tutuklama? Niçin ilk akla gelen, tutuklama? Neye göre tutuklama? Hangi yasaya, hangi suça göre tutuklama?

Yalnızca suçlamanın adı söylenip geçilebilir mi? Bu kadar kolay olabilir mi? Tutuklanma bu.

“Hakaret” dediniz diye, öyle her sert eleştiri hakarete dönüştürülür mü? “Yanıltıcı bilgi” dediniz diye, iktidarı rahatsız eden her haber kendiliğinden yalan olmaz. Bir haberin yanlış olduğunu ileri sürmek, haberi yapanın haklarını, özgürlüğünü elinden almayı kendiliğinden haklı kılmaz.

Suçlama, kanıtın yerine geçemez; tutuklama, peşin cezaya dönüştürülemez!

Siyasi olsun olmasın, kamu görevi yapanlar, kullandıkları yetkilerin ve harcadıkları paraların hesabını vermek zorundadır. Kendilerine soru sorulmasından rahatsız olabilirler. Eleştiriyi ağır bulabilirler. Fakat kamu gücü, bu rahatsızlığın öcünü alma, aldırtma aracı değildir.

Gazetecinin görevi, güçlülerin huzurunu korumak değildir. Kamunun bilmesi gerekeni araştırmak, belgelemek ve yayımlamaktır.

İktidarları köpürte köpürte övenlere en geniş alanlar açılıp, eleştiri ifadelerine kelepçe vurulup, önüne ceza, hapis duvarları örüldüğünde, o düzenin adı demokrasi mi olur?

Asıl ürkütücü olan ise bu baskıların giderek yaygınlaştırılıp, sıradanlaştırılmasıdır.

Her gün bir ya da birkaç gazeteciye gözaltı. Bir başkasına tutuklama. Bir başkası daha. Ardı ardına... Kalanlar da haberini, yazısını yazarken daha, ailesi aklına gelip çocuklarını ve kapısının ne zaman çalınabileceğini düşünmekte.

Bu yaşananlarla aslında bütün bir topluma pompalanan da: “Sakın ha! Sen de konuşma!”

İnsanların yalnız söylediklerini değil, söylemeye cesaret edemediklerini de yönetmeye, daha baştan engellemeye kalkışmak. İşte bu baskıların bir toplum için en ağır sonucu budur.

Gazetecinin kalemine ve haberine uzanan el, giderek avukatın sözüne, doktorun talebine, öğretmenin dersine, öğrencinin sorusuna, işçinin itirazına, emeklinin yakınmasına da uzanır. Çünkü susturmanın sınırı, ilk susturulanlarla çizilmez. Sessizlik yayıldıkça, o sınır daha da genişler.

Bugün susturulan gazeteci, yarın her birimizin uğradığı haksızlığı duyuracak olandır. Onun sesini kaybettiğimizde, kendi sesimizi de kaybetmiş oluruz. Gazetecinin susturulması, toplumun susması. susturulmasıdır.

Basının ve gazetecinin özgürlüğü, yurttaşın yalnız olmama güvencesidir.

Hiç kimse gazeteci olduğu için elbette soruşturulma dışında değildir. Ama hiç kimse gazeteci olduğu, soru sorduğu, kamu gücünü denetlediği için de hedef haline getirilemez. Adaletin ölçüsü, eleştirilen kişinin makamına göre değişemez. Vicdanımızın isyanı bundandır!

İnsanların ettiği bir sözle, özgürlüklerini tartması kabul edilemez. Gazeteci için haber yazmanın cesaret sınavına, gerçeği aramanın geçim ve özgürlük endişesine dönüşmesi, kabul edilemez.

Hakkımız olan, herkes için açık ve eşit bir düzendir. Kanıtın konuştuğu, savunmanın duyulduğu, yargının bağımsız, tarafsız olduğu, eleştirinin özgürce yapılabildiği bir ülkedir.

Demokrasiler için vageçilemez olan basın özgürlüğünü, yine demokratik yollarla savunmak, sahiplenmek, gazetecilerle dayanışmak, her tutuklama kararının somut gerekçesini de ısrarla sormak zorundayız. Neden, niçin tutukladınız kardeşim?

Çünkü özgür basının sustuğu, susturulduğu yerde, bir tek iktidarın sesi yükselir. Ancak halkın gerçeğe ulaşabilme yolları kapanır, sesi de kesilir.

Kaleme kelepçe vurularak haklı çıkılmaz! Habercileri susturarak hesap vermekten kurtulunmaz! Cezaevlerine doldurarak huzur kurulmaz! Gazeteci özgürce yazabilmeli, yurttaş, korkmadan konuşabilmelidir.

Haklar ve özgürlükler, iktidarın uygun gördüğünde dağıtacağı bir bağış değildir. Hepimizin, herkesin, her birimizindir.

Ve hiçbir makam, hiçbir güç, hiçbir çoğunluk bu hakkın sahibi değildir! Gazeteci susmaz, susturulamaz.

Kaynaklar: egegundem.com.tr
Haber metni ve görseller egegundem.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 25 Ekim 2026 19:05 · Kaynak: egegundem.com.tr
Kaynağı Oku ↗