Yapıcıoğlu’ndan Şanlıurfa’da sert mesaj: Makamına ve partisine bakılmaksızın hesap sorulmalı!
- Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Şanlıurfa İl Başkanlığı tarafından “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” sloganıyla düzenlenen 5
- Olağan İl Kongresi’ne katıldı
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Şanlıurfa İl Başkanlığı tarafından “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” sloganıyla düzenlenen 5. Olağan İl Kongresi’ne katıldı.
Kongrede partililerle ve Şanlıurfa halkıyla buluşan Yapıcıoğlu, Gazze’deki insani dram başta olmak üzere “Terörsüz Türkiye” süreci, Kürt meselesi, mevcut ekonomi politikaları, faiz sorunu, yolsuzluklar ve fon krizleri, aile kurumu, gençlik, çiftçilerin sorunları ve sivil anayasa ihtiyacına dair kapsamlı mesajlar verdi.
“Bu çürümüş düzenin merkezinde siyonist şebeke var”
Mevcut uluslararası düzenin adalet yerine gücü merkezine aldığını ve yalnızca zulüm ürettiğini belirten Yapıcıoğlu, “Hem bölgemiz hem de bütün bir dünya oldukça sancılı bir dönemden geçiyor. Adaleti değil, gücü merkeze alan uluslararası sistem yalnızca zulüm ve çürümüşlük üretmiştir.
Bu çürümüş düzenin tam merkezinde ise küresel sistemin şımarık çocuğu siyonist şebeke vardır.” diye konuştu.
“Siyonist işgal rejimi Gazze’de katliamlarına devam ediyor”
Gazze’de tarihin en acımasız soykırımlarından birini gerçekleştiren siyonist terör rejiminin, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerden aldığı destek ve İslam ülkelerinin tepkisizliğinden aldığı cesaretle işgal ve katliamlarına devam ettiğini belirten Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
“Soykırım sadece bombalarla yapılmıyor. Açlık ve susuzluk da bir silah gibi kullanılıyor. Gazze yıkılmış durumda, önümüz kış, dün yağan şiddetli yağmur nedeniyle 70 bin çadır sular altında kaldı. On binlerce Gazzeli aile soğuk ve yağmur altında barınaksız halde.
Hatırlarsınız; birtakım devletlerin sözde garantörlüğünde güya bir ‘Gazze Barış Anlaşması’ imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre saldırılar duracak, günde 600 kamyon ihtiyaç maddesi kesintisiz biçimde Gazze’ye girecekti. Gazze’deki ağır hasta ve yaralılar tedavi için dışarıya çıkarılacak, yıkılan binalar yeniden inşa edilecekti.
Ancak siyonist işgal rejimi ne saldırılarını durdurdu ne de insani yardımların engelsiz erişimine izin verdi. Halen katliamlarına devam ediyor.”
“Siyonizm sadece güçten anlar”
Siyonist rejimle yapılan müzakerelerin yalnızca zaman kaybettirdiğini ve bu siyonist işgal rejiminin ancak güçten anlayacağını vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz o gün de söyledik, bugün de tekrarlıyoruz. Siyonist rejimle yapılan müzakereler, ona katliamlarına kaldığı yerden devam etmek için zaman kazandırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Çünkü siyonizm sadece güçten anlar.” diye konuştu.
“Siyonizmin hedefinde İslam coğrafyasının tamamı var”
Siyonizmin hedefinde mezhep ayrımı olmaksızın tüm İslam coğrafyasının ve bütün insanlığın huzurunun yer aldığını belirten Yapıcıoğlu, “Siyonizm, bölge barışının önündeki en büyük engel ve dünya barışına yönelmiş en büyük tehdittir. Siyonizm bütün insani değerlere saldıran bir insanlık düşmanıdır.
Dolayısıyla bu insanlık düşmanlarını etkisiz hale getirmek için bütün insanlık elbirliğiyle hareket etmelidir.” şeklinde konuştu.
“En önemli sorunumuz birlik olamayışımız”
İslam dünyasındaki dağınıklığın ve tepkisizliğin siyonist rejime cesaret verdiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Tüm bu işgal ve saldırganlıkların altında yatan en önemli neden İslam ülkelerinin ve Müslümanların birlik içinde olmamasıdır. Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin dediği gibi; ‘Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.’ Bizim en önemli sorunumuz bu.
Birlik olamayışımız. Küresel şer ittifak halinde, Müslümanlar olarak bizler ise ortak düşmanı bırakmış birbirimizle uğraşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“İhtilaflarımızı bir tarafa bırakıp saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz”
Küresel emperyalizme ve işgalci siyonizme karşı Müslümanların kendi aralarında vahdeti sağlamasının hayati bir zorunluluk olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Sözde Arz-ı Mev’ud hayalinin peşinden koşan siyonist rejimi bugün durdurmazsak, yarın varıp tehdit edeceği yer Peygamberler şehri Şanlıurfa’mız olacaktır. O nedenle Müslümanlar olarak ihtilaflarımızı bir tarafa bırakıp saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz.”
“Bu gafletten artık uyanmalıdırlar”
İslam ülkelerinin yöneticilerinin büyük bir mesuliyet ve vebal altında olduğunu belirten Yapıcıoğlu, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
“ABD’nin sınırsız askeri desteği ve finansal gücüyle ayakta duran, her gün bebek kanı akıtan bu Epistein ittifakı karşısında maalesef İslam ülkelerinin yöneticileri, Batı’nın çizdiği sınırların arkasına saklanarak cılız kınama mesajlarıyla günü kurtarma derdindedir. Kardeşlerimiz katledilirken petrol vanalarını kapatmayan, ticaret yollarını ve diplomatik kanalları zalime açık tutanlar, bu büyük vebale her gün ortak olmaktadırlar.
Bu gafletten artık uyanmalıdırlar. İhanet içinde olanlara gelince, onlar zaten belalarını bulurlar.”
“Müslümanların acilen silkelenip ayağa kalkması şarttır”
İnsanlığın büyük bir krizin ve büyük bir sosyal buhranın içinde olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Beşerî ideolojilerin tamamı iflas etmiştir. İnsanlığın nefes alabileceği, can, mal, akıl, din ve nesil emniyetinin tam manasıyla garanti altına alınabileceği yegâne sığınak, İslam'ın adalet nizamıdır. Bunun için de Müslümanların acilen silkelenip ayağa kalkması şarttır.” dedi.
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada tutan harç, aziz İslam dinidir”
İç cephenin tahkim edilmesinin önemine değinen Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada tutan harç, ortak inancımız olan aziz İslam dinidir ve onun en kesin emri olan adalettir. Bizler, tüm toplumsal meselelerimizi adalet ve kardeşlik temelinde ele almak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Bu bağlamda ülkemizin kırk küsur yıllık şiddet ve terör parantezinin kapatılması için yürütülen çabaları önemsiyoruz.”
“Raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk”
Konuşmasının devamında asırlık Kürt Meselesi’nin adalet zemininde çözülmesi için kararlı bir irade gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Hem terör ve şiddet sorununun çözümü için hem de Kürt Meselesi’nin çözümü için somut öneriler içeren kapsamlı raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk. Partilerin raporlarının birleşmesiyle hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasa, Meclis’te 467 gibi çok güçlü ve tarihi bir destekle kabul edildi.” ifadelerini kullandı.
“Amacımız kardeşlik hukukunun adaletle yeniden tesis ve icra edilmesidir”
Terör ve şiddetin son bulup silahların ortadan kalkmasıyla Kürt meselesinin daha sakin ve sağlıklı bir zeminde tartışılıp çözüme kavuşabileceğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Amacımız sadece silahların susması değil, kardeşlik hukukunun adaletle yeniden tesis ve icra edilmesidir. Bizler Malazgirt ve Çanakkale ruhunu yeniden kuşanırsak aşamayacağımız hiçbir engel, halledemeyeceğimiz hiç bir meselemiz, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.” vurgusu yaptı.
“Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el uzatan herkesten hesap sorulmalıdır”
Siyasetin ve bürokratik gücün zenginleşme aracına dönüştürülmesine karşı sert tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, fon vurgunu ve yolsuzluk iddialarının şeffaflıkla soruşturulması çağrısında bulundu:
“Maalesef bir yanda fon vurgunu ile ilgili iddialar, diğer yanda belediyelerle ilgili ayyuka çıkan yolsuzluk, rüşvet ve rant iddiaları var. Siyasetin ve bürokratik güç ve yetkinin, servet devşirme ve zenginleşme aracına dönüştürülmesi sert ve kararlı tedbirlerle engellenmelidir.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el uzatan herkesten ama herkesten hesap sorulmalıdır.”
“Kimsenin siyaset kurumuna ve adalet teşkilatına güveni kalmaz”
Yapıcıoğlu, makam veya partisine bakılmaksızın suçluların adil bir yargı sürecinden geçirilmemesi durumunda siyaset kurumuna ve adalete olan güvenin sarsılacağını belirterek, “Herkesin çok iyi bilmesi ve anlaması gerekir. İddialar ciddiyetle araştırılmaz, milletin malına el uzatanların makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın adil bir yargılama yapılmaz ve hak edenler hak ettikleri cezaya çarptırılmaz ise kimsenin ne siyaset kurumuna ne adalet teşkilatına güveni kalmaz.
Bu halde de toplumsal huzur ve barışın korunması fevkalade zorlaşır hatta imkânsız hale gelir.” diye konuştu.
“Kalbinde Allah korkusu olmayan gücü eline aldığında canavara dönüşür”
Yürütülen operasyonlara rağmen yolsuzluk ve hırsızlığın önüne geçilememesinin temelinde derin bir ahlaki çürüme yattığının altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Eğitimi ve siyaseti ahlaktan kopardığınızda çürüme kaçınılmazdır. Bu durumda tek başına adli ve polisiye tedbirlerle soruna çözüm üretemezsiniz. İnsanın kalbinde Allah korkusu, fazilet duygusu yoksa o kişi gücü eline aldığı an canavara dönüşür.
Kameraların olmadığı yerde dilediğini yapma hakkını kendinde görür. Ya da kameraları bantlar ve yapacağını yapar.”
“Gelecek nesillerimizi dürüstlük ve fazilet duygusuyla yetiştirmeliyiz”
En öncelikli vazifenin gelecek nesilleri dürüstlük ve insanî değerlerle donanmış şahsiyetler olarak yetiştirmek olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz, inşaallah buna talibiz ve yapabildiğimiz kadar, güç yetirebildiğimiz kadar bunu yapma gayretimiz hep oldu bundan sonra da bu yönde gayretlerimizi artıracağız.” dedi.
“Millet akşam eve gittiğinde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünüyor”
Sokağın, esnafın ve işçinin gerçek gündeminin hayat pahalılığı ve geçim derdi olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Ekranlardaki kayıkçı kavgalarının Şanlıurfa sokağında karşılığı yoktur. Millet akşam eve gittiğinde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünürken siyaset elitleri birbirine laf yetiştirmektedir.
Tencere dibin kara, seninki benden kara misali. Bugün halkın en yakıcı gündemi hayat pahalılığı ve geçim derdidir.” şeklinde konuştu.
“Mutfaklardaki yangın sönmüyor”
Asgari ücretin ve emekli maaşlarının açlık sınırının altında olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Mutfaklardaki yangın sönmüyor; temel gıda maddeleri dahi adeta lüks tüketim haline geldi. Astronomik ev kiraları ve konut fiyatları yüzünden insanlar barınma krizi yaşıyor.
Yıllarca bu ülkeye emek vermiş, torununa harçlık veremediği için bayramda kapıyı açmaktan çekinen emeklilerimizin durumunun aslında herkes farkında. Asgari ücret enflasyon canavarı karşısında işçinin cebine girmeden erimektedir.
Asgari ücretin tanımında işçinin ailesi yoktur. Şimdi asgari ücret tek başına yaşayan bekâr bir işçinin ihtiyaçlarını karşılamaya da yetmiyor. Bir kişinin yaşam maliyeti 50 bin lira. Asgari ücret bunun neredeyse yarısı.” dedi.
Yapıcıoğlu, esnafın ise BAĞ-KUR primini, vergisini ve dükkân kirasını ödeyemez halde olduğuna dikkat çekti.
“En düşük emekli aylığı asgari ücretin altında kalmamalıdır”
HÜDA PAR olarak en düşük emekli maaşının asgari ücretten az olamayacağına ve asgari ücretin de açlık sınırının altında belirlenmemesine dair kanun teklifini 1 Temmuz 2025’te Meclis’e sunduklarını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Şanlıurfa’dan hükümete bir kez daha açık çağrıda bulunuyorum: Emeklilerimize acilen tatminkâr bir refah payı verilmeli veya seyyanen zam yapılmalıdır. En düşük emekli aylığı asla asgari ücretin altında kalmamalıdır.
Aynı şekilde asgari ücret de hiçbir şart altında açlık sınırının altında belirlenmemelidir.” dedi.
“Bu teklifimizi el birliğiyle yasalaştıralım ve emeklimize nefes aldıralım”
Bir buçuk yıldır raflarda bekleyen bu teklifin el birliğiyle yasalaştırılması veya oy birliğiyle ortak yeni bir düzenleme yapılması için hükümete, bütün partilere ve milletvekillerine seslenen Yapıcıoğlu, “Gelin, Meclis raflarında bekleyen bu teklifimizi el birliğiyle yasalaştıralım ve emeklimize nefes aldıralım. Ya da gelin ortak yeni bir teklifi hep birlikte imzalayalım ve oy birliğiyle yasalaştıralım.” çağrısında bulundu.
“Sorun kapitalist ekonomi modelinin kendisindedir”
Yaşanan ekonomik sıkıntıların sadece dönemsel krizlerden kaynaklanmadığına ve asıl sorunun kapitalist ekonomi modelinin kendisinde olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, şunları kaydetti:
“Sorun sadece dönemsel krizlerden kaynaklanmamaktadır; sorun kapitalist ekonomi modelinin kendisindedir. Bu sistem zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sömürü mekanizmasıdır. Üstad Bediüzzaman’ın tabiriyle bu vahşi ve merhametsiz sistem der ki: ‘Sen çalış, ben yiyeyim’, ‘ben toksam başkası açlıktan ölse bana ne.’”
“Bu vahşet düzeni gün geçtikçe bizi daha fazla sömürüyor”
Kapitalist düzenin İslam medeniyetinin değerleriyle taban tabana zıt olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Aziz İslam Peygamberi Hazreti Muhammed aleyhissalatu vesselam da der ki, komşusu açken tok yatan bizden değildir. Bize tamamen yabancı olan, medeniyet değerlerimizle taban tabana zıt olan bu vahşet düzeni gün geçtikçe bizi daha fazla sömürüyor.” dedi.
“Milletin alın teri, esnafın vergisi hiçbir şey üretmeyen faizcilere aktarılmaktadır”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 2027 yılı bütçesinde aslan payının yine faiz lobilerinin olacağına dikkat çeken Yapıcıoğlu, “2026 bütçesinde vergi gelirlerimizin yüzde 19,87’si faize ayrılmıştı ve faiz giderlerinin 2 trilyon 742 milyar olması öngörülüyordu. Ancak tahminler tutmadı ve bu rakam 2 trilyon 825 milyara çıktı.
Önümüzdeki 2027 bütçesinde ise faize ayrılan para tam 3 trilyon 975 milyar liradır; yani yaklaşık 4 trilyon! Milletin alın teri, esnafın vergisi hiçbir şey üretmeyen faizcilere aktarılmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Çiftçi kendi toprağında borç batağına sürükleniyor”
Üretimin ve tarımsal kalkınmanın en büyük düşmanının faiz olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, konuşmasının devamında Şanlıurfa’daki çiftçilerin yüksek üretim maliyetleri ve faiz yükü altında belinin büküldüğüne dikkat çekti:
“Şanlıurfa’mızın can damarı olan tarım politikalarına ve üretimin esasına müstakil bir parantez açmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin en verimli, en bereketli toprakları, dünyanın göz bebeği olan GAP’ın merkezi Şanlıurfa’da tarımsal üretim yapanlar ciddi sıkıntılar çekiyor.
Paradan para kazanmanın, alın teri dökmekten daha karlı hale getirildiği bu çarpık düzende, Harran’ın, Ceylanpınar’ın, Suruç’un çiftçisi kendi toprağında borç batağına sürükleniyor.”
“Suyu toprakla buluşturacak enerji, tekelci şirketlerin vicdanına terk edilmiş”
Şanlıurfa’nın en kronik, en acı veren sorunlarından birinin de tarımsal sulama ve bitmek bilmeyen elektrik kesintileri olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Türkiye'nin enerjisini üreten barajların yanı başında yaşayan Şanlıurfalı çiftçiye, fahiş fiyatlı elektrik faturaları reva görülüyor. Tarlasını sulamak için elektriğe mahkûm edilen üretici, DEDAŞ zulmü altında eziliyor.
Yazın en sıcak günlerinde trafolar sökülüyor, elektrikler kesiliyor, milli servet olan ürünler tarlada kuruyor. Su var, toprak da var, hem de çok bereketli ama o suyu toprakla buluşturacak enerji, tekelci şirketlerin vicdanına terk edilmiş durumda!” diye konuştu.
“Tarımsal sulamadaki adaletsizlik Şanlıurfa tarımını baltalamaktadır”
Çiftçinin en temel girdi maliyetlerini oluşturan mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatlarındaki artış ile ürün fiyatının artışı arasındaki makasın açıldığını belirten Yapıcıoğlu, “Bunların üstüne bir de tarımsal sulamadaki bu plansızlık ve adaletsizlik Şanlıurfa tarımını baltalamaktadır.” dedi.
“Şanlıurfalı kardeşlerimizin gurbet ellerde perişan olmasının önüne geçilmelidir”
Bu yanlış politikaların doğurduğu en büyük sosyal yaranın ise mevsimlik tarım işçilerinin trajedisi olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, “Şanlıurfa, tarımın başkentiyken, ne acıdır ki her yıl yüz binlerce evladını başka şehirlere mevsimlik işçi olarak göndermektedir. Şanlıurfalı kardeşlerim, aileleriyle birlikte kamyon kasalarında, elverişsiz şartlarda yollara düşüyor; Karadeniz’de fındıkta, İç Anadolu’da pancarda, Ege’de pamukta adeta kölelik şartlarında, güvencesiz ve can güvenliği olmadan çalıştırılıyor.
Çocuklar eğitimlerinden mahrum kalıyor, yollarda trafik kazalarında can veriyor. Biz diyoruz ki; bu göç kader değildir.” şeklinde konuştu.
Çiftçinin kendi toprağında, kendi memleketinde alın teri dökmesi ve emeğinin karşılığını kendi şehrinde kazanarak evinde kalması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu çözüm önerilerinde bulundu:
“Şanlıurfa'da tarımsal istihdam imkânları derhal ve güçlü bir şekilde artırılmalıdır. Sulama projeleri hızlıca tamamlanmalı, tarıma dayalı sanayi tesisleri kurulmalı ve Şanlıurfalı kardeşlerimizin gurbet ellerde perişan olmasının önüne geçilmelidir.
Bizim insanımız, kendi toprağında, kendi memleketinde alın teri dökmeli, emeğinin karşılığını kendi şehrinde kazanarak evinde, barkında kalmalıdır! Kendi şehrinde istihdam edilen mevsimlik işçiye verilecek destekler, tarımsal üretimi de Şanlıurfa’yı da şahlandıracaktır.”
“Genç nüfusumuz eriyor, nüfusumuz hızla yaşlanıyor!”
Yapıcıoğlu, konuşmasında aile ve gençlik politikalarına da ayrı bir parantez açarak şöyle konuştu:
“Bugün Türkiye genelinde çok acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Genç nüfusumuz eriyor, nüfusumuz hızla yaşlanıyor! Türkiye’nin nüfus artış hızı, maalesef nüfusun kendini yenileme ve ikame etme eşiği olan 2,1 seviyesinin altına düşmüştür.
Eğer acil tedbirler alınmazsa, çok yakın bir gelecekte genç ve dinamik nüfus avantajımızı tamamen kaybedeceğiz.”
“Nüfus artış hızı Şanlıurfa’da da hızlı bir şekilde düşmektedir”
Şanlıurfa'nın Türkiye'nin en genç nüfusa sahip şehri olarak umutları diri tuttuğunu ancak kentteki nüfus artış hızının da düşüşe geçtiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Aile kurumunu tahkim etmek ve nüfus dinamizmimizi korumak adına hükümete çok somut teşvik ve destek paketleri öneriyoruz. Özellikle üç ve üzerinde çocuğu olan ailelerimize binek araç alımlarında ÖTV’siz araç alma imkânı tanınmalıdır!
Üç çocuk sahibi olan ailelere TOKİ kurasız bir şekilde konut yapsın. Daha fazla çocuğu olan ailelere ise avantajlı fiyatlarla bu konutlar satılsın. İnsanı yaşatmak, aile yapısını desteklemek; Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaktır.” şeklinde konuştu.
“Evlilikte 25 yılını dolduran kadınlarımıza emeklilik hakkı verelim”
Evlilikte 25 yılını dolduran kadınlara emeklilik hakkı verilmesi yönündeki çağrısını yineleyen Yapıcıoğlu, şunları aktardı:
“Çocuk yetiştirmiş annelerimize, yetiştirdikleri çocuk sayısına göre bu 25 yıllık süreyi kısaltalım. Zira çocuk yetiştirmek onları geleceğe hazırlamak çok önemli, çok değerli ve meşakkatli bir iştir. Milletin geleceğinin teminatı olan gelecek nesilleri yetiştiren annelerimize bu kadarcık olsun bir katkımız olsun. Bütün annelerimizi hürmetle selamlıyorum.”
“Kaynağını İstanbul Sözleşesinden alan birtakım kanunlar hâlâ yürürlüktedir”
Nüfus artış hızındaki düşüşün temelinde Batı’dan ithal edilen yasalarla örülen yanlış aile politikalarının yattığını belirten Yapıcıoğlu, “Çok şükür İstanbul Sözleşmesinden kurtulduk. Ancak kaynağını ve ilhamını İstanbul sözleşesinden alan birtakım kanunlar hâlâ yürürlüktedir.” ifadelerini kullandı.
“Bu tehditlerin bertaraf edilebilmesi için kanun tekliflerimizi Meclis’e sunduk”
Sapkın akımlar ile uyuşturucu illetinin de gençleri ve aile kurumunu tehdit ettiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Bu tehditlerin bertaraf edilebilmesi için de kanun tekliflerimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk. Ancak hâlâ daha görüşülmeyi bekliyorlar. Umarım bu konularda da gereken adımlar bir an önce atılır.” çağrısında bulundu.
“Türkiye, 12 Eylül darbe rejiminin militarist ve vesayetçi prangalarından tamamen kurtulmalıdır”
Türkiye'nin kronik ve yapısal sorunlarına neşter vuracak, ülkenin ayağındaki prangaları söküp atacak köklü adımın “Yeni Anayasa” olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Türkiye, 12 Eylül darbe rejiminin militarist ve vesayetçi prangalarından tamamen kurtulmalıdır. Biz; ideolojik dayatmalardan arınmış, adaleti devletin temeli kılan, milletin inanç değerleriyle uyumlu, sivil, adil ve insan onurunu koruyan yerli bir anayasa istiyoruz.” dedi.
“Şimdiye kadar girdiğimiz her seçimde oylarımızı artırdık”
HÜDA PAR’ın bu toprakların basireti ve mazlumların gür sesi olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz, siyaseti makam, mevki veya ihale takibi için yapmıyoruz; yalnız ve ancak Allah rızası için, milletimizin hak ettiği hizmete kavuşması için, adaletin yeniden tesisi için yapıyoruz. Şimdiye kadar girdiğimiz her seçimde oylarımızı artırdık.
Şanlıurfa’da da inşallah bu aziz davanın sancağını çok daha yukarılara taşıyacağız.” diye konuştu.
“Teşekkürler Şanlıurfa”
Memleketin HÜDA PAR’a ve hakkı ayakta tutan dürüst siyasete ihtiyacının olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Öyleyse daha çok çalışacağız, sesimiz daha gür çıksın diye partimizi büyüteceğiz. Gayret edeceğiz; çünkü biliyoruz ki kader gayrete âşıktır.
Rabbim yolumuzu açık etsin, ayaklarımızı sırat-ı müstakim üzere sabit kılsın. Kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdiye kadar bütün yönetim kademelerinde emek vermiş kardeşlerime teşekkür ediyor, yeni seçilen kadrolarımıza muvaffakiyetler diliyorum. Teşekkürler Şanlıurfa, teşekkürler peygamberler şehrinin aziz ve yiğit insanları!” dedi.
Faruk Polat güven tazeledi
Tek liste ile gidilen seçimde mevcut Başkan Faruk Polat, geçerli oyların tamamını alarak yeniden Şanlıurfa İl Başkanlığı’na seçildi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Yangın
Yayın: 08 Kasım 2026 18:03 · Kaynak: urfaninnabzi.com