Tarihte bugün: 29 Ekim'de Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
- 29 Ekim, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
- Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
29 Ekim, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.
Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 29 Ekim, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.
İşte tarihin sayfalarında 29 Ekim'de yaşanan dikkat çekici olaylar…1787 - Mozart'ın Don Giovanni operası ilk kez Prag'da sahnelendi1787 yılında Wolfgang Amadeus Mozart'ın en önemli operalarından Don Giovanni ilk kez Prag'da seyirci karşısına çıktı. Eserin librettosu Lorenzo Da Ponte tarafından yazılmıştı.
Mozart operayı özellikle Prag'daki müzik çevrelerinin kendisine gösterdiği büyük ilgiden sonra bestelemişti. Dünya prömiyeri 29 Ekim 1787 tarihinde Prag'daki Estates Theatre'da, dönemin adıyla National Theatre olarak anılan tiyatroda gerçekleştirildi.
Mozart orkestrayı bizzat yönetti. Eser, Don Juan efsanesini komedi, dram ve doğaüstü unsurları bir araya getirerek sahneye taşıdı. İlk temsil Prag seyircisi tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Mozart daha sonra eser üzerinde bazı değişiklikler yaparak 1788 yılında Viyana'da da sahneledi.
Don Giovanni, müzik ile dramatik anlatıyı olağanüstü biçimde birleştiren yapısı nedeniyle opera tarihinin başyapıtlarından biri kabul edilmektedir. Eser günümüzde dünyanın önde gelen opera sahnelerinde düzenli olarak temsil edilmektedir.
1859 - İspanya Fas'a savaş ilan etti1859 yılında İspanya ile Fas arasında daha sonra İspanya-Fas Savaşı olarak adlandırılacak çatışma başladı. İki ülke arasındaki gerilim özellikle İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Ceuta ve Melilla gibi topraklarının çevresinde yaşanan sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanıyordu.
İspanyol yönetimi Ceuta yakınındaki tahkimatlara yönelik saldırıları savaş gerekçesi olarak gösterdi. Başbakan Leopoldo O'Donnell hükûmeti Fas'a karşı askerî harekât başlatılması için parlamentodan destek aldı. İspanya 22 Ekim civarında savaş ilanı sürecini başlatmış, resmî askerî harekât ekim sonunda genişlemişti.
29 Ekim tarihi bazı kronolojilerde savaş ilanıyla ilişkilendirilse de günlük tarihler kaynaklara göre değişebilmektedir. İspanyol birlikleri Kuzey Afrika'ya çıkarma yaparak Tétouan yönünde ilerledi. Savaş 1860 yılında İspanya'nın askerî üstünlüğüyle sonuçlandı.
Wad-Ras Antlaşması'yla Fas bazı toprak ve mali tavizler vermek zorunda kaldı. Çatışma 19. yüzyılda İspanya'nın Kuzey Afrika'daki nüfuzunu artırma çabalarının önemli örneklerinden biri oldu.
1863 - Cenevre Konferansı Kızılhaç hareketinin temel ilkelerini kabul etti1863 yılında Cenevre'de düzenlenen uluslararası toplantı modern Kızılhaç hareketinin kurumsallaşmasında temel rol oynadı. Henry Dunant'ın Solferino Savaşı'nda gördüğü yaralılardan etkilenerek geliştirdiği insani yardım fikri aynı yıl oluşturulan beş kişilik komite tarafından desteklenmişti.
26 Ekim'de başlayan konferansa 16 ülkenin temsilcileri ve çeşitli yardım kuruluşları katıldı. Toplantılar 29 Ekim tarihinde kabul edilen kararlarla sona erdi. Katılımcılar savaş alanındaki yaralı askerlere tarafsız biçimde yardım edecek gönüllü yardım kuruluşlarının kurulmasını destekledi.
Beyaz zemin üzerindeki kırmızı haç işaretinin ortak koruyucu sembol olarak kullanılması da bu süreçte benimsendi. Ancak Uluslararası Kızılhaç Komitesinin doğrudan 29 Ekim'de kurulduğunu söylemek doğru değildir; komitenin çekirdeği şubat 1863'te zaten oluşturulmuştu.
Cenevre Konferansı daha sonra 1864 Cenevre Sözleşmesi'nin hazırlanmasının yolunu açtı. Bu düzenlemeler savaş hukukunun ve uluslararası insancıl hukukun gelişiminde temel dönüm noktalarından biri oldu. Kızılhaç ve Kızılay hareketi zamanla dünyanın en büyük insani yardım ağlarından birine dönüştü.
1888 - İstanbul Sözleşmesi Süveyş Kanalı'nın uluslararası statüsünü belirledi1888 yılında Süveyş Kanalı'nın uluslararası kullanım kurallarını belirleyen İstanbul Sözleşmesi imzalandı. Britanya, Almanya, Avusturya-Macaristan, İspanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Rusya ve Osmanlı Devleti sözleşmenin tarafları arasında yer aldı.
29 Ekim tarihinde imzalanan anlaşma kanalın hem savaş hem de barış zamanında ticaret ve savaş gemilerine açık tutulmasını öngörüyordu. Kanalın abluka altına alınmaması ve askerî çatışmalardan mümkün olduğunca uzak tutulması temel ilkeler arasındaydı.
Süveyş Kanalı 1869 yılında açılmış ve Avrupa ile Asya arasındaki deniz ulaşımını önemli ölçüde kısaltmıştı. Bu nedenle kanal kısa sürede küresel ticaret ve askerî strateji açısından olağanüstü önem kazandı. İngiltere 1882 yılında Mısır'ı fiilen işgal etmiş olmasına rağmen kanalın uluslararası statüsü ayrı bir hukuki düzenlemeyle korundu.
Sözleşmenin uygulanması sonraki savaş ve krizlerde zaman zaman tartışma konusu oldu. 1956 Süveyş Krizi kanalın uluslararası siyaset açısından taşıdığı önemi bir kez daha gösterdi. İstanbul Sözleşmesi, Süveyş Kanalı'nın hukuki statüsünün temel belgelerinden biri olmaya devam etmektedir.
1901 - Başkan McKinley'in suikastçısı Leon Czolgosz idam edildi1901 yılında ABD Başkanı William McKinley'i öldüren Leon Czolgosz elektrikli sandalyede idam edildi. McKinley 6 Eylül 1901 tarihinde Buffalo'daki Pan-Amerikan Sergisi sırasında halkla tokalaşırken Czolgosz tarafından iki kez vurulmuştu.
Başkan ilk günlerde iyileşiyor gibi görünse de yaraların yol açtığı enfeksiyon nedeniyle 14 Eylül'de hayatını kaybetti. Başkan Yardımcısı Theodore Roosevelt bunun üzerine ABD Başkanı oldu. Czolgosz olay yerinde yakalandı ve kısa süre içerisinde yargılandı.
Mahkeme onu cinayetten suçlu bularak ölüm cezasına çarptırdı. İnfaz 29 Ekim 1901 tarihinde New York eyaletindeki Auburn Hapishanesi'nde gerçekleştirildi. Czolgosz kendisini anarşist düşüncelerden etkilenmiş biri olarak tanımlamıştı.
Olay ABD'de anarşist hareketlere yönelik büyük siyasi ve toplumsal tepki doğurdu. McKinley suikastı aynı zamanda Amerikan başkanlarının korunmasına yönelik güvenlik uygulamalarının güçlendirilmesine katkı sağladı.
1913 - Batı Trakya Bağımsız Hükûmeti sona erdi1913 yılında İkinci Balkan Savaşı'nın ardından Batı Trakya'da ortaya çıkan kısa ömürlü siyasi yapı sona erdi. Bölgedeki Türk ve Müslüman unsurlar, Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesi ve Bulgar yönetiminin yeniden kurulması ihtimali üzerine Ağustos 1913'te geçici bir yönetim oluşturmuştu.
Bu yapı daha sonra Batı Trakya Bağımsız Hükûmeti veya Garbî Trakya Hükûmet-i Müstakilesi adıyla anıldı. Yönetimin merkezi Gümülcine'ydi. Kısa süre içerisinde kendi idari kurumlarını, güvenlik yapısını ve sembollerini oluşturmaya çalıştı.
Ancak Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 29 Eylül 1913'te imzalanan İstanbul Antlaşması Batı Trakya'nın Bulgaristan'a bırakılmasını öngörüyordu. Bunun üzerine geçici yönetimin devam etmesi Osmanlı dış politikası açısından mümkün olmaktan çıktı.
Ekim ayının sonlarında yönetim kendisini feshetti ve bölge Bulgar idaresine devredildi. Dolayısıyla 29 Ekim 1913 tarihi bu kısa ömürlü yapının sona eriş sürecinin son aşamalarından biri olarak kabul edilir. Batı Trakya'nın statüsü Balkan Savaşları sonrasında uzun süre bölgesel siyasetin önemli meselelerinden biri oldu.
1914 - Osmanlı donanması Rus limanlarını bombaladı1914 yılında Amiral Wilhelm Souchon komutasındaki Osmanlı donanması Karadeniz'deki Rus limanlarına saldırarak Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na fiilen girişini hızlandırdı.
Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau savaşın başında Osmanlı sularına gelmiş ve daha sonra Yavuz Sultan Selim ile Midilli adlarını alarak Osmanlı donanmasına katılmıştı. Amiral Souchon da Osmanlı donanmasının komutasında önemli rol üstlendi.
29 Ekim tarihinde Yavuz, Midilli ve diğer Osmanlı savaş gemileri Sivastopol, Odessa, Novorossiysk ve başka Rus hedeflerine saldırdı. Rus gemileri ve liman tesisleri bombardıman edildi. Osmanlı hükûmeti içerisindeki bütün isimlerin saldırının kapsamından önceden haberdar olmadığı yönünde tarihsel tartışmalar bulunmaktadır.
Rusya 2 Kasım'da Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. İngiltere ve Fransa da birkaç gün sonra Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Böylece Osmanlı Devleti Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın yanında I. Dünya Savaşı'na girdi. Bu karar imparatorluğun sonraki dört yılını ve nihai çöküşünü belirleyen en önemli gelişmelerden biri oldu.
1919 - İngiliz birlikleri Antep'i Fransız kuvvetlerine devretti1919 yılında Mondros Mütarekesi sonrasında Antep'teki İngiliz işgal kuvvetleri bölgenin kontrolünü Fransız birliklerine devretmeye başladı. İngilizler I. Dünya Savaşı'nın ardından Musul, Antep, Maraş ve çevresindeki bazı bölgelerde askerî varlık oluşturmuştu.
Ancak İngiltere ile Fransa arasındaki düzenlemeleri sonucunda Çukurova ve Güney Anadolu'nun bazı kesimlerinin Fransız nüfuz alanına bırakılması kararlaştırıldı. 29 Ekim civarında Antep'teki İngiliz birliklerinin çekilmesi ve Fransız kuvvetlerinin yerleşmesi süreci başladı.
Fransız birliklerinin içerisinde Fransız ordusuna bağlı Ermeni Lejyonu unsurlarının da bulunması bölgede toplumsal gerilimi artırdı. Yerel halk kısa süre içerisinde işgale karşı örgütlenmeye başladı. Antep Savunması 1920 yılında çok daha yoğun çatışmalara dönüştü.
Şehir aylar boyunca kuşatma ve ağır çatışmalar yaşadı. TBMM daha sonra direnişi nedeniyle Antep'e “Gazi” unvanını verdi. 1919'daki İngiliz-Fransız devir süreci Güney Cephesi'ndeki Millî Mücadele'nin başlamasında önemli etkenlerden biri oldu.
1923 - Cumhuriyet ilan edildi, Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçildi1923 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetim biçimini Cumhuriyet olarak ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti'ni resmen kurdu. 27 Ekim'de İcra Vekilleri Heyetinin istifa etmesiyle başlayan hükûmet krizi yeni yönetim sisteminin belirlenmesini hızlandırdı.
Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü'nde yakın çalışma arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz” dedi. Mustafa Kemal ile İsmet Paşa gece boyunca anayasa değişikliği üzerinde çalıştı. 29 Ekim tarihinde Halk Fırkası grubunda ve ardından TBMM Genel Kurulunda teklif görüşüldü.
Anayasanın birinci maddesine “Türkiye Devleti'nin hükûmet şekli Cumhuriyettir” hükmü. Değişiklik saat 20.30 civarında kabul edildi. Ardından yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Mustafa Kemal Mecliste yaptığı konuşmada yeni devletin gelişmesi için birlikte çalışılması gerektiğini vurguladı. 29 Ekim daha sonra Türkiye'nin millî bayramı olan Cumhuriyet Bayramı olarak kabul edildi.
1924 - Musul meselesinde Milletler Cemiyeti geçici sınır düzenlemesi yaptı1924 yılında Türkiye ile İngiltere arasındaki Musul anlaşmazlığı Milletler Cemiyeti gündeminin en önemli konularından biri hâline geldi. Lozan Barış Antlaşması Musul sınırını kesin olarak belirlememiş, Türkiye ile İngiltere'nin dokuz ay içinde doğrudan görüşmeler yapmasını öngörmüştü.
Görüşmeler sonuç vermeyince mesele Milletler Cemiyetine taşındı. Türkiye Musul vilayetinin tarihî, ekonomik ve demografik gerekçelerle kendi sınırları içinde bulunması gerektiğini savunuyordu. İngiltere ise manda yönetimi altındaki Irak'ın Musul'u elinde tutmasını istiyordu.
Ekim 1924'te sınır bölgesindeki askerî gerginlik artınca Milletler Cemiyeti Konseyi geçici bir sınır belirledi. “Brüksel Hattı” olarak bilinen bu çizgi Musul bölgesini fiilen Irak tarafında bıraktı. Ancak bu karar 29 Ekim'de Musul'un kesin olarak Irak'a verildiği anlamına gelmiyordu.
Nihai Milletler Cemiyeti kararı 1925 yılında Irak lehine şekillendi. Türkiye 1926 Ankara Antlaşması'yla Musul'un Irak'ta kalmasını kabul etti.
1927 - Ur kazılarıyla ilgili “5 bin yıllık molekül takımı” ifadesi güvenilir değil1927 yılı için verilen “Ur kenti yakınlarında 5 bin yıl öncesine ait bir molekül takımı bulundu” ifadesi tarihsel ve bilimsel açıdan açık değildir. Irak'taki antik Ur kentinde 1920'li yıllarda İngiliz arkeolog Leonard Woolley başkanlığında çok önemli kazılar yürütülüyordu.
Kazılarda Sümer uygarlığına ait kraliyet mezarları, altın eserler, müzik aletleri, silahlar, takılar ve çeşitli günlük kullanım nesneleri ortaya çıkarıldı. Özellikle 1927 yılında Ur Kraliyet Mezarlığı'ndaki keşifler dünya çapında büyük ilgi gördü.
Kraliçe Puabi'nin mezarı ve son derece zengin mezar eşyaları bu çalışmaların en ünlü buluntuları arasındaydı. Ancak “molekül takımı” adı verilen tanımlanmış bir arkeolojik eser bilinmemektedir. İfade muhtemelen eski bir haber metninin veya başka bir nesne adının yanlış aktarılmasından kaynaklanmaktadır.
Ur'daki eserlerin yaklaşık 4 bin 500 ila 5 bin yıllık olması genel olarak doğrudur. Buna rağmen hangi buluntunun kastedildiği bilinmeden 29 Ekim 1927 için kesin bir tarih olayı oluşturmak yanıltıcı olur. Bu madde yayımlanacaksa nesnenin gerçek adı ayrıca arşiv kaynağından doğrulanmalıdır.
1929 - Kara Salı New York Borsası'ndaki çöküşü derinleştirdi1929 yılında 29 Ekim günü New York Borsası tarihe “Kara Salı” olarak geçen olağanüstü bir satış dalgasıyla çöktü. Piyasalardaki panik aslında 24 Ekim'deki Kara Perşembe'de başlamış ve 28 Ekim'deki sert düşüşle büyümüştü.
29 Ekim tarihinde yaklaşık 16 milyon hisse el değiştirdi ve fiyatlar hızla geriledi. Çok sayıda yatırımcı kısa süre içerisinde büyük servet kaybetti. Borsanın haberleşme sistemleri yoğun işlem hacmi karşısında yetersiz kaldı ve fiyat bilgileri saatlerce gecikmeli aktarıldı.
Dow Jones endeksi birkaç gün içerisinde tarihî büyüklükte değer kaybetti. Ancak Büyük Buhran'ın yalnızca bu tek günlük borsa çöküşü nedeniyle başladığını söylemek ekonomik süreci fazla basitleştirir. Bankacılık sistemindeki sorunlar, aşırı borçlanma, üretim fazlası, gelir eşitsizliği ve uluslararası mali kırılganlıklar da krizin temel nedenleri arasındaydı.
Takip eden yıllarda ABD'de binlerce banka kapandı ve işsizlik çok yüksek seviyelere ulaştı. Kriz dünya ticaretini ve üretimini de ağır biçimde etkileyerek 1930'ların küresel ekonomik bunalımına dönüştü.
1930 - Venizelos Cumhuriyet Bayramı için Ankara'da bulundu1930 yılında Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos Türkiye'ye yaptığı tarihî ziyaret sırasında Ankara'daki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldı. Türkiye ile Yunanistan 1919-1922 yılları arasında savaşmış ve Lozan Antlaşması sonrasında da nüfus mübadelesi ile mülkiyet meseleleri nedeniyle gergin ilişkiler yaşamıştı.
Mustafa Kemal Atatürk ile Venizelos 1920'lerin sonunda ilişkileri normalleştirmeye yönelik politika izlemeye başladı. Venizelos ekim sonunda Ankara'ya gelerek Türk hükûmetiyle kapsamlı görüşmeler yaptı. 30 Ekim 1930 tarihinde iki ülke arasında Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Antlaşması dahil çeşitli belgeler imzalandı.
Venizelos 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinde de hazır bulundu. Ziyaret Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde savaş döneminden iş birliği dönemine geçişin güçlü sembollerinden biri oldu. Venizelos daha sonra Mustafa Kemal Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi.
İki ülke arasındaki bütün sorunlar ortadan kalkmasa da 1930 yakınlaşması Balkan diplomasisinin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Süreç 1934 Balkan Antantı'nın kurulmasına da katkı sağladı.
1933 - Atatürk Cumhuriyet'in 10. Yıl Nutku'nu okudu1933 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 10. yıl dönümü ülke genelinde büyük törenlerle kutlandı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim tarihinde Ankara'daki kutlamalarda ünlü 10.
Yıl Nutku'nu okudu. Konuşma Cumhuriyet'in ilk on yılda gerçekleştirdiği siyasi, ekonomik, eğitim ve kültür alanındaki dönüşümlere vurgu yapıyordu. Atatürk Türk milletinin kısa sürede önemli işler başardığını belirtti ve geleceğe yönelik daha büyük hedefler ortaya koydu.
Nutkun en bilinen bölümlerinden biri “Türk milleti, çalışkandır; Türk milleti, zekidir” sözleridir. Konuşmanın sonunda yer alan “Ne mutlu Türk'üm diyene” ifadesi de Cumhuriyet döneminin en çok bilinen sözlerinden biri hâline geldi.
10. yıl kutlamaları yalnızca Ankara'da değil bütün Türkiye'de günler boyunca sürdü. Şehirler bayraklar, taklar ve ışıklandırmalarla süslendi. Aynı dönem için 10. Yıl Marşı da Cumhuriyet kutlamalarının kalıcı sembollerinden biri oldu.
1933 törenleri Cumhuriyet tarihindeki en geniş kapsamlı yıl dönümü kutlamalarından biri olarak hatırlanmaktadır.
1954 - Hikmet Kıvılcımlı Vatan Partisi'ni kurdu1954 yılında sosyalist düşünür ve siyasetçi Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Vatan Partisi adıyla yeni bir siyasi parti kurdu. Kıvılcımlı uzun yıllar Türkiye'deki sosyalist hareket içerisinde faaliyet göstermiş ve siyasi düşünceleri nedeniyle çeşitli dönemlerde hapis yatmıştı.
1950'lerin ortasında çok partili siyasi hayatın sunduğu sınırlı imkânlardan yararlanarak legal bir sosyalist parti oluşturmayı amaçladı. Vatan Partisi 29 Ekim 1954 tarihinde kuruldu. Parti işçi hakları, ekonomik bağımsızlık, toprak reformu ve antiemperyalist politikaları öne çıkardı.
Ancak Soğuk Savaş dönemindeki yoğun antikomünist atmosfer nedeniyle parti üzerindeki devlet baskısı kısa sürede arttı. Kıvılcımlı ve parti yöneticileri hakkında çeşitli soruşturmalar açıldı. Vatan Partisi geniş bir seçmen tabanı oluşturamadı.
1957 yılında parti faaliyetleri ve yöneticileri hakkında yeni davalar gündeme geldi. Kıvılcımlı sonraki yıllarda da Türkiye sosyalist hareketinin özgün teorisyenlerinden biri olarak siyasi ve düşünsel çalışmalarını sürdürdü.
1956 - İsrail Sina Yarımadası'na saldırdı1956 yılında İsrail ordusu Mısır sınırını geçerek Sina Yarımadası'na yönelik geniş çaplı askerî harekât başlattı. Saldırı 29 Ekim tarihinde gerçekleştirildi ve Süveyş Krizi'nin askerî aşamasını başlattı.
Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır birkaç ay önce Süveyş Kanalı'nı millîleştirmişti. İngiltere ve Fransa kanal üzerindeki eski denetimlerini kaybetmek istemiyordu. İsrail, İngiltere ve Fransa gizli görüşmeler sonucunda Mısır'a karşı ortak bir plan hazırladı.
İsrail birlikleri Sina'ya ilerlerken paraşütçüler stratejik Mitla Geçidi yakınlarına indirildi. İngiltere ve Fransa daha sonra iki tarafa ateşkes ve kanal bölgesinden çekilme çağrısı yaptı; Mısır'ın bunu kabul etmemesi üzerine hava saldırıları başlattılar.
İsrail ordusu kısa süre içerisinde Sina'nın büyük bölümünü işgal etti. Ancak ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşmiş Milletlerin yoğun baskısı saldırgan devletleri geri çekilmeye zorladı. Süveyş Krizi İngiltere ve Fransa'nın eski küresel güç konumlarının gerilemesini, ABD ile Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu üzerindeki etkisinin ise artmasını gösteren önemli bir dönüm noktası oldu.
1960 - Cassius Clay ilk profesyonel boks maçını kazandı1960 yılında daha sonra Muhammed Ali adını alacak olan Cassius Marcellus Clay, profesyonel boks kariyerindeki ilk karşılaşmasına çıktı. Clay aynı yıl Roma Olimpiyatları'nda hafif ağır sıklette altın madalya kazanarak büyük dikkat çekmişti.
Olimpiyatlardan dönüşünün ardından profesyonel boksa geçmeye karar verdi. İlk profesyonel karşılaşmasını 29 Ekim 1960 tarihinde memleketi Louisville, Kentucky'de Tunney Hunsaker'a karşı yaptı. Altı raund süren maçı hakem kararıyla kazandı.
Clay hızlı ayak hareketleri, refleksleri ve alışılmışın dışındaki boks tarzıyla daha ilk yıllarında dikkat çekmeye başladı. Profesyonel kariyerinde art arda galibiyetler elde etti. 1964 yılında Sonny Liston'ı yenerek ağır sıklet dünya şampiyonu oldu.
Aynı dönemde İslam Milleti hareketine katıldı ve adını önce Cassius X, ardından Muhammed Ali olarak değiştirdi. Ali daha sonraki yıllarda yalnızca spor tarihinin değil, 20. yüzyılın en tanınmış toplumsal ve kültürel figürlerinden biri hâline geldi.
1960 - Suut Kemal Yetkin 147'ler kararını protesto ederek istifa etti1960 yılında Millî Birlik Komitesinin 147 üniversite öğretim elemanını görevlerinden uzaklaştırmasına yönelik tepkiler devam etti. 27 Ekim'de çıkarılan düzenleme kapsamında profesör, doçent ve asistanlardan oluşan geniş bir akademisyen grubu üniversitelerden uzaklaştırılmıştı.
Kararın akademik ölçütlere dayanmadığı ve üniversite özerkliğini ihlal ettiği yönünde ciddi eleştiriler yapıldı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Sıddık Sami Onar ile İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Fikret Narter daha önce protesto amacıyla görevlerinden ayrılmıştı.
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Suut Kemal Yetkin de uygulamaya tepki göstererek istifa etti. Akademik çevrelerde kararın geri alınması için yoğun girişimler yürütüldü. “147'ler Olayı” olarak tarihe geçen tasfiye, 27 Mayıs yönetiminin üniversitelerle ilişkilerindeki en tartışmalı uygulamalardan biri oldu.
Bir süre sonra askerî yönetim içerisinde de kararın yanlışlığı konusunda görüşler ortaya çıktı. Görevden uzaklaştırılan akademisyenlerin üniversitelere dönüşlerine izin veren düzenlemeler 1962 yılında yürürlüğe girdi. Olay Türkiye'de akademik özgürlük ve üniversite özerkliği tartışmalarının önemli tarihsel örneklerinden biri olarak kaldı.
1961 - Suriye'nin Birleşik Arap Cumhuriyeti'nden ayrılması daha önce gerçekleşmiştiSuriye'nin Birleşik Arap Cumhuriyeti'nden 29 Ekim 1961 tarihinde ayrıldığı yönündeki bilgi doğru değildir. Mısır ile Suriye 1958 yılında Arap milliyetçiliği düşüncesi doğrultusunda birleşerek Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni kurmuştu.
Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır yeni devletin başına geçti. Ancak Suriye'deki askerî ve siyasi çevrelerin bir bölümü yönetimin giderek Kahire merkezli hâle gelmesinden rahatsız oldu. Ekonomik politikalar ve siyasi yetkilerin merkezileştirilmesi de tepkileri artırdı.
28 Eylül 1961 tarihinde Suriyeli subayların gerçekleştirdiği askerî darbe sonucunda Suriye birlikten ayrıldı. Yeni yönetim bağımsız Suriye Arap Cumhuriyeti'ni yeniden kurdu. Mısır ise Birleşik Arap Cumhuriyeti adını 1971 yılına kadar kullanmaya devam etti.
Dolayısıyla 29 Ekim bu olay için doğru tarih değildir. Suriye'nin birlikten ayrılması 28 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşmiştir.
1961 - Devrim otomobilleri Cumhuriyet Bayramı'nda tanıtıldı1961 yılında Türkiye'de tasarlanıp üretilen ilk yerli otomobil prototipleri olan Devrim araçları Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında Ankara'da kamuoyuna tanıtıldı. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in yerli otomobil yapılması yönündeki talimatının ardından Eskişehir Demiryolu Fabrikalarında mühendis ve işçilerden oluşan bir ekip çok kısa sürede çalışmaya başladı.
Yaklaşık dört buçuk aylık yoğun çalışmanın sonunda dört prototip üretildi. Araçlardan ikisi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Ankara'ya getirildi. Cemal Gürsel ilk araca bindiğinde otomobil kısa süre sonra durdu. Bunun nedeni güvenlik gerekçesiyle trende taşınırken yakıtının büyük ölçüde boşaltılması ve yeterince benzin konulmamasıydı.
Gürsel daha sonra başka bir Devrim otomobiliyle yoluna devam etti. Olay yıllar boyunca “Devrim'in benzini bitti” anlatısıyla hatırlandı. Otomobil seri üretime geçmedi ancak proje Türk mühendislik ve sanayi tarihinin sembolik çalışmalarından biri oldu. Günümüze ulaşan Devrim otomobillerinden biri Eskişehir'de sergilenmektedir.
1967 - Expo 67 Dünya Fuarı Montreal'de sona erdi1967 yılında Kanada'nın Montreal kentinde düzenlenen Expo 67 Dünya Fuarı yaklaşık altı aylık etkinliklerin ardından kapılarını kapattı. Fuar Kanada Konfederasyonu'nun 100. yıl kutlamalarının en büyük uluslararası etkinliklerinden biri olarak düzenlenmişti.
27 Nisan'da açılan organizasyona onlarca ülke katıldı. Pavyonlarda teknoloji, mimarlık, bilim, kültür ve geleceğin şehir yaşamına ilişkin projeler sergilendi. Expo 67 özellikle Buckminster Fuller'ın ABD pavyonu için tasarladığı jeodezik kubbe ve Habitat 67 konut projesiyle mimarlık tarihinde iz bıraktı.
Fuarı yaklaşık 50 milyon kişi ziyaret etti. Bu sayı dönemin Kanada nüfusu göz önünde bulundurulduğunda son derece yüksek bir katılım anlamına geliyordu. Expo 67 Kanada'nın uluslararası tanınırlığını artırdı ve Montreal'in dünya çapındaki kültürel konumunu güçlendirdi.
Fuar alanındaki bazı yapılar daha sonraki yıllarda da kullanılmaya devam etti. Expo 67 günümüzde 20. yüzyılın en başarılı dünya fuarlarından biri olarak kabul edilmektedir.
1969 - ARPANET üzerinden ilk bilgisayarlar arası mesaj gönderildi1969 yılında internetin öncüsü kabul edilen ARPANET sistemi üzerinden iki uzak bilgisayar arasında tarihin en önemli veri iletişimi denemelerinden biri gerçekleştirildi. Proje ABD Savunma Bakanlığına bağlı ARPA tarafından farklı üniversitelerdeki bilgisayarların ortak bir ağ üzerinden haberleşmesini sağlamak amacıyla geliştiriliyordu.
İlk bağlantı Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsündeki UCLA ile Stanford Research Institute arasındaki bilgisayarlar arasında kuruldu. 29 Ekim gecesi UCLA'daki araştırmacı Charley Kline uzaktaki bilgisayara “LOGIN” kelimesini göndermeye çalıştı.
İlk olarak “L” ve ardından “O” harfleri başarıyla iletildi. Ancak üçüncü harfte sistem çöktü ve ilk mesaj böylece yalnızca “LO” oldu. Sistem kısa süre sonra yeniden çalıştırıldı ve tam giriş komutu başarıyla gönderildi. ARPANET sonraki aylarda başka üniversiteleri de birbirine bağladı.
Paket anahtarlamalı iletişim sistemi internet teknolojisinin temelini oluşturdu. 29 Ekim 1969 bu nedenle internet tarihinin sembolik başlangıç tarihlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
1992 - Sınır ötesi operasyonda Sinhat Boğazı kontrol altına alındı1992 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarına karşı yürüttüğü geniş kapsamlı sınır ötesi harekât devam etti. Körfez Savaşı sonrasında Irak merkezi yönetiminin kuzeydeki kontrolünün zayıflaması bölgede yeni güvenlik dengeleri oluşturmuştu.
PKK, Türkiye sınırına yakın dağlık alanlarda kamp ve geçiş güzergâhları oluşturmuştu. Türk birlikleri kara ve hava desteğiyle bu noktaları hedef aldı. Operasyon sırasında stratejik öneme sahip Sinhat Boğazı'nın kontrolünün ele geçirildiği açıklandı.
Bu bölge Türkiye ile Irak'ın kuzeyi arasındaki militan geçiş yollarından biri olarak değerlendiriliyordu. Dönemin resmî açıklamalarında çatışmalarda yaklaşık 90 PKK mensubunun öldürüldüğü belirtildi. Ancak 1990'lı yıllardaki sınır ötesi harekâtlarda açıklanan günlük örgüt mensubu kayıp sayılarının bağımsız kaynaklardan kesin biçimde doğrulanması çoğu zaman mümkün değildir.
Harekata bölgede PKK ile çatışan Iraklı Kürt güçlerinin de çeşitli ölçülerde destek verdiği dönemler oldu. 1992 operasyonları Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK varlığına yönelik ilk büyük çaplı sınır ötesi harekâtları arasında yer aldı.
1992 - Kazakistan ve Türkmenistan Ankara'da büyükelçilik açtı1992 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Kazakistan ve Türkmenistan Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerini güçlendirdi. Türkiye, Orta Asya'daki yeni Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldı.
1991 sonu ve 1992 boyunca Ankara ile bu ülkelerin başkentleri arasında yoğun diplomatik ilişkiler kuruldu. Kazakistan ve Türkmenistan Ankara'da büyükelçilik açarak Türkiye ile diplomatik ilişkilerini kurumsal düzeye taşıdı.
Bu temsilcilikler iki ülkenin bağımsızlık sonrasında kurduğu ilk dış misyonlar arasında yer aldı. Türkiye aynı dönemde eğitim, ticaret, kültür, ulaştırma ve enerji alanlarında Orta Asya ülkeleriyle çok sayıda anlaşma imzaladı.
Ankara'da düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler zirveleri de bu ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Kazakistan özellikle enerji ve ticaret alanlarında Türkiye'nin önemli ortaklarından biri hâline geldi. Türkmenistan'la ilişkilerde ise doğal gaz, müteahhitlik ve kültürel iş birliği öne çıktı.
1992 yılı Türkiye'nin bağımsız Orta Asya cumhuriyetleriyle diplomatik ilişkilerinin kurumsallaştığı temel dönemlerden biri oldu.
1998 - THY uçağı kaçırıldı, yolcular kurtarıldı1998 yılında Türk Hava Yollarının Adana-Ankara seferini yapan Boeing 737 tipi yolcu uçağı silahlı bir kişi tarafından kaçırıldı. Uçakta 33 yolcu ile altı kişilik mürettebat bulunuyordu.
Uçağı kaçıran Erdal Aksu pilotlardan uçağın farklı bir rotaya yönlendirilmesini istedi. Mürettebat çeşitli gerekçelerle saldırganı oyalayarak uçağın güvenli biçimde Ankara'ya yönelmesini sağladı. Esenboğa Havalimanı'na inişin ardından güvenlik güçleri operasyon için hazırlık yaptı.
Uçaktaki yolcular ve mürettebatın zarar görmemesi temel öncelik oldu. Düzenlenen müdahalede Erdal Aksu öldürüldü ve rehineler kurtarıldı. Olaydan sonra Aksu'nun daha önce Diyarbakır'da öğretmenlerin öldürülmesiyle bağlantılı suçlardan arandığı yönünde açıklamalar yapıldı.
Uçak kaçırma girişimi Türkiye'de havalimanı ve uçak güvenliği uygulamalarının yeniden tartışılmasına yol açtı. Olay can kaybı yaşanmadan yolcu ve mürettebatın kurtarılmasıyla sona erdi.
1998 - Ankara Deklarasyonu Bakü-Tiflis-Ceyhan projesine siyasi destek sağladı1998 yılında Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan ve Özbekistan liderleri Hazar ve Orta Asya petrolünün dünya pazarlarına taşınmasına yönelik önemli bir siyasi deklarasyon imzaladı. 29 Ekim tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen toplantıda Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı projesine destek açık biçimde ortaya konuldu.
Amaç Azerbaycan'ın Hazar Denizi'ndeki petrolünü Gürcistan ve Türkiye üzerinden Akdeniz'e ulaştırmaktı. Böylece enerji ihracatı için Rusya'ya bağımlı olmayan alternatif bir güzergâh oluşturulması hedeflendi. ABD de projenin geliştirilmesini güçlü biçimde destekliyordu.
Ankara Deklarasyonu hattın ekonomik ve siyasi uygulanabilirliğine yönelik önemli bir uluslararası irade gösterisi oldu. Daha sonraki yıllarda Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında ayrıntılı anlaşmalar imzalandı. Boru hattının inşasına 2000'li yılların başında başlandı.
İlk petrol 2006 yılında Ceyhan terminalinden dünya pazarlarına ulaştırıldı. Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı Güney Kafkasya'nın enerji jeopolitiğini değiştiren en önemli projelerden biri hâline geldi.
1998 - John Glenn 77 yaşında yeniden uzaya çıktı1998 yılında Amerikalı astronot John Glenn, 77 yaşında yeniden uzaya çıkarak uzay uçuşu gerçekleştiren en yaşlı kişilerden biri olarak tarihe geçti. Glenn ilk kez 20 Şubat 1962 tarihinde Friendship 7 kapsülüyle Dünya yörüngesine çıkmıştı.
Bu uçuş onu Dünya çevresinde yörüngeye giren ilk Amerikalı astronot yapmıştı. Aradan 36 yıl geçtikten sonra NASA'nın STS-95 görevi kapsamında Discovery uzay mekiğinin mürettebatına dahil edildi. Discovery 29 Ekim 1998 tarihinde Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatıldı.
Glenn'in göreve katılmasının amaçlarından biri yaşlanmanın insan vücudu üzerindeki etkileriyle uzun süreli ağırlıksızlığın etkileri arasındaki benzerlikleri araştırmaktı. Dokuz günlük görev sırasında çeşitli bilimsel deneyler gerçekleştirildi.
Glenn'in uzaya dönüşü Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük medya ilgisi gördü. Discovery 7 Kasım'da Dünya'ya döndü. John Glenn'in yaş rekoru daha sonraki yıllarda daha yaşlı kişilerin uzaya çıkmasıyla aşılmış olsa da 1998 uçuşu insanlı uzay tarihinin en unutulmaz dönüşlerinden biri olarak kaldı.
2006 - Abuja yakınındaki uçak kazasında 96 kişi hayatını kaybetti2006 yılında Nijerya'nın başkenti Abuja'dan Sokoto'ya gitmek üzere havalanan ADC Airlines'a ait Boeing 737 tipi yolcu uçağı kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçak 29 Ekim tarihinde Nnamdi Azikiwe Uluslararası Havalimanı'ndan havalandı.
Bölgede kötü hava koşulları ve güçlü rüzgârlar bulunuyordu. Uçak havalandıktan çok kısa süre sonra kontrolünü kaybederek havalimanı yakınındaki araziye düştü ve parçalandı. Uçakta toplam 105 kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtlar yaygındır.
Kazadan yalnızca dokuz kişinin sağ kurtulduğu, 96 kişinin hayatını kaybettiği kabul edilmektedir. Bu nedenle “104 yolcuyla düştü ve yalnızca altı kişi kurtuldu” şeklindeki bilgi güvenilir nihai rakamlarla tam olarak uyuşmamaktadır.
Hayatını kaybedenler arasında Nijerya'nın önde gelen dinî ve siyasi isimleri de bulunuyordu. Soruşturmalarda kötü hava koşullarının yanı sıra pilot kararları ve kalkış prosedürleri incelendi. Kaza Nijerya'da havacılık güvenliği standartlarının yeniden gözden geçirilmesine yol açan ağır facialardan biri oldu.
2013 - Marmaray'ın İstanbul Boğazı'nı geçen bölümü açıldı2013 yılında Avrupa ile Asya'yı İstanbul Boğazı'nın altından demiryoluyla birbirine bağlayan Marmaray Projesi'nin ilk büyük bölümü hizmete açıldı. Açılış Cumhuriyet'in 90. yıl dönümü olan 29 Ekim tarihinde gerçekleştirildi.
Projenin merkezinde deniz tabanına yerleştirilen batırma tüp tünel bulunuyordu. Açılışla birlikte Kazlıçeşme-Ayrılık Çeşmesi arasındaki bölüm yolcu taşımaya başladı. Üsküdar ve Yenikapı hattın en önemli istasyonları arasında yer aldı.
İlk resmî seferler açılış töreninin ardından gerçekleştirildi. Marmaray aynı zamanda İstanbul'daki metro ve banliyö sistemlerinin birbirine bağlanmasının temel parçalarından biri oldu. Projenin inşaatı sırasında Yenikapı'da Bizans dönemine ait liman ve çok sayıda tarihî gemi kalıntısının bulunması arkeoloji açısından büyük önem taşıdı.
Banliyö hatlarının yenilenmesiyle projenin Gebze-Halkalı arasındaki tam bağlantısı 2019 yılında hizmete girdi. Marmaray günümüzde İstanbul'un Avrupa ve Anadolu yakaları arasındaki en önemli raylı ulaşım sistemlerinden biridir.
2016 - Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı hizmete açıldı2016 yılında Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı Cumhuriyet Bayramı'nda düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yeni gar Ankara'nın mevcut tarihî tren garının yakınında inşa edildi.
Proje özellikle Ankara-Eskişehir, Ankara-Konya ve diğer yüksek hızlı tren hatlarının artan yolcu kapasitesini karşılamak amacıyla hazırlandı. Yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilen yapı modern bir ulaşım merkezi olarak tasarlandı.
Gar içerisinde tren peronlarının yanı sıra ticari alanlar, bekleme salonları ve çeşitli yolcu hizmetleri yer aldı. 29 Ekim tarihinde düzenlenen açılış törenine devlet yöneticileri ve çok sayıda davetli katıldı. Yeni garın eski Ankara Garı ile bağlantısı korunarak iki yapının birlikte hizmet vermesi planlandı.
Yüksek hızlı demiryolu ağı sonraki yıllarda İstanbul, Sivas ve başka kentlere doğru genişletildi. Ankara böylece Türkiye'nin yüksek hızlı demiryolu sisteminin ana aktarma merkezlerinden biri hâline geldi. Garın açılışı Cumhuriyet dönemindeki demiryolu yatırımlarının yeni aşamalarından biri olarak değerlendirildi.
2018 - İstanbul Havalimanı resmen açıldı2018 yılında İstanbul Havalimanı Cumhuriyet Bayramı'nda düzenlenen törenle resmen açıldı. İstanbul'un Avrupa Yakası'nda Karadeniz kıyısına yakın Arnavutköy bölgesinde inşa edilen havalimanı, Atatürk Havalimanı'nın uluslararası hava trafiğinin büyük bölümünü devralmak üzere planlandı.
İlk etabın açılışı 29 Ekim tarihinde gerçekleştirildi. Ancak havalimanındaki bütün ticari uçuşların aynı gün taşındığı yönündeki ifade doğru değildir. İlk aylarda yalnızca sınırlı sayıda tarifeli sefer yeni havalimanından gerçekleştirildi.
Atatürk Havalimanı'ndaki büyük operasyon taşınması 5-6 Nisan 2019 tarihlerinde yapıldı. Bu süreçten sonra İstanbul Havalimanı Türk Hava Yollarının ana merkezi hâline geldi. Proje çok sayıda pist ve geniş terminal kapasitesiyle dünyanın en büyük havacılık merkezlerinden biri olacak şekilde tasarlandı.
Havalimanının yapım maliyeti, çevresel etkileri ve ulaşım bağlantıları kamuoyunda çeşitli tartışmalara konu oldu. Buna rağmen İstanbul'un Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki aktarma merkezi rolünü önemli ölçüde güçlendirdi.
2018 - Lion Air 610 seferinde 189 kişi hayatını kaybetti2018 yılında Endonezya'da Lion Air'e ait Boeing 737 MAX 8 tipi yolcu uçağı Cakarta'dan havalandıktan kısa süre sonra Cava Denizi'ne düştü. JT610 sefer sayılı uçak 29 Ekim sabahı Cakarta'daki Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı'ndan Pangkal Pinang'a gitmek üzere kalktı.
Uçak yaklaşık 13 dakika sonra hava trafik kontrolüyle bağlantısını kaybetti. Denize çakılan uçaktaki 181 yolcu ve sekiz mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Soruşturmada uçaktaki hatalı hücum açısı sensörü verilerinin MCAS adı verilen uçuş kontrol sistemini yanlış biçimde devreye soktuğu belirlendi.
Pilotlar uçağın burnunu sürekli aşağı yönelten sistemle mücadele etti ancak kontrolü yeniden sağlayamadı. Kazadan yaklaşık beş ay sonra Etiyopya Havayollarına ait başka bir 737 MAX'ın benzer koşullarda düşmesi dünya çapında büyük güvenlik krizine yol açtı.
Boeing 737 MAX uçakları Mart 2019'dan itibaren küresel ölçekte uçuşlardan çekildi. Yazılım, eğitim ve teknik sistemlerde kapsamlı değişikliklerden sonra tipin yeniden uçuşuna izin verildi. Lion Air kazası modern ticari havacılık tarihinin en önemli uçak güvenliği soruşturmalarından birine dönüştü.
Tarihin izinde bir gün: 29 EkimHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 29 Ekim' in geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza
Yayın: 29 Ekim 2026 04:18 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr