Habermetrik
← Ana Sayfa
05 Kasım 2026 07:40
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kansas'la aramızda bir şey yok... Vallahi sadece arkadaşız!

Kansas'la aramızda bir şey yok... Vallahi sadece arkadaşız!
Görsel kaynağı: indyturk.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Magazin dünyasında objektiflere yakalanan ünlülerin meşhur açıklaması gibi değil mi
  • Göründüğü gibi değil, yalnızca arkadaşız
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Magazin dünyasında objektiflere yakalanan ünlülerin meşhur açıklaması gibi değil mi? Göründüğü gibi değil, yalnızca arkadaşız. "Kirşen" diye biten bir söz var hani, siz anladınız. Onun gibi… Siyasette de benzer bir savunma varmış demek ki.

Trump yapınca olabiliyormuş. Seçim meydanlarında görünür, kendiniz ya da partiniz adına oy ister, zaferin hayalini kurarsınız. Ama olmadı mı, sandıktan yenilgi çıkınca emeğin/ilişkinin adını değiştirirsiniz: Benimle ilgisi yok.

Trump’ın seçim sonuçlarıyla arasına koymaya çalıştığı mesafeyi biraz da böyle okuyorum ben. Elbette Kansas’taki fotoğraf, bu açıklamaya kolayca sığmıyor. Demokrat Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall’ı yenerek Kansas’ta 1932’den beri Senato seçimi kazanan ilk Demokrat olmuş.

Böylece 94 yıllık bir seçim serisi sona eriyor ve üstelik Trump, Marshall için bizzat kampanya yürütmüştü, hatırlarsanız. Dolayısıyla bu yenilgiyi kendisinden bağımsız göstermesi, yalnızca yorum düzeyinde değil, kampanyanın somut ilişkileri bakımından da zor.

Ancak Kansas’ın asıl önemi, takvimdeki 94 yıldan daha derinde. Böyle uzun bir süreklilik, parti tercihinin gündelik bir siyasi değerlendirmeyi aşarak aile alışkanlıklarına, toplumsal çevreye ve kişinin kendisini tanımlama biçimine yerleşebildiği bir zemine işaret eder.

Oy pusulasında işaretlenen parti, bazen "Hangi politikayı destekliyorum?" sorusundan önce "Ben kimlerdenim?" sorusunun cevabıdır. Üstelik Beyaz Saray Kütüphanesi’nde bile bu en temel politik psikoloji araştırmalarının pek çok örneği bulunur.

Bu nedenle güçlü parti sadakatinin bulunduğu yerlerde karşı partiye oy vermek, yalnızca aday değiştirmek değildir. Kişi, kendi çevresinin beklentileriyle, geçmiş tercihleriyle ve aidiyetinin sınırlarıyla da müzakere etmektedir.

Adeta doğuştan, aile yadigârı olarak getirdiği bir mirası reddetmek gibi bir histir bu bazen. Hasılı yıllarca eleştirdiği bir partinin adayına yönelmek, psikolojik bakımdan maliyetli iştir. İnsan yalnızca başkalarına değil, kendisine de bu değişikliği açıklamak zorundadır.

Kansas sonucunun politik psikoloji açısından çarpıcı tarafı burada ortaya çıkıyor: Görünen o ki genel hoşnutsuzluk, aidiyetin koruyucu duvarını aşabilmiş. Kansas’ta. Bu, bütün Cumhuriyetçi seçmenlerin kimlik değiştirdiği anlamına gelmez tabii.

Fakat ortaya çıkan sonuç, Demokrat adayın kazanmasını mümkün kılan desteğin, yerleşik siyasi sınırlar içinde tutulamadığını gösterir. Sadakat, sonucu eskisi gibi güvence altına alamamış, mızrak çuvalı delmiştir. Parti aidiyeti bir psikolojik filtre gibi çalışır.

Kendi tarafımızın hatalarını çoğu zaman görmezden gelebilmek için çeşitli koşullarla açıklar, adeta önemsizleştiririz zira aksini yapmak zihnen ve kalben özümüzde bir çelişki yaratacağı için – ki psikolojide buna bilişsel çelişki deniyor – bunu doğallıkla yapar ve yaptığımızın da farkına bile varmayız. Oysa karşı tarafın hatalarına karşı aynı toleransı gösteremediğimiz gibi çoğu zaman büyütür de büyütürüz, hatta daha ileri götürüp karakterine bağlarız.

Desteklediğimiz liderin başarısızlığını geçici, rakibinin başarısını tesadüfi görmeye daha yatkınızdır da… Böylece siyasi bağlılık, gündelik hayatta karşılaşılan olumsuzlukların oy tercihine dönüşmesini geciktirebilir de netekim. Ama bu filtrenin de bir sınırı vardır.

Yaşanan deneyimle siyasi anlatı arasındaki mesafe büyüdüğünde, seçmenin kendisini ikna etmesi zorlaşır. Burada kritik soru şudur: "Bizimkiler" demek, ne zamana kadar "Benim hayatımda ne oluyor?" sorusunun önüne geçebilir?

Kansas sonucu, bu sorunun Cumhuriyetçiler açısından artık rahatça geçiştirilemeyeceğini düşündürüyor. Trump açısından ciddi uyarı da budur. Siyasi gücünü güçlü bir aidiyet diliyle kuran bir lider için risk, yalnızca rakiplerinin daha fazla oy alması değildir.

Kendi tarafının sadakatinin koşullu hâle geldiğinin görünür olmasıdır. Seçmen, "Sizi desteklemiş olmam, her durumda destekleyeceğim anlamına gelmiyor." dediğinde, liderin seçmen üzerindeki etkisinin sınırları belirginleşir.

Üstelik Trump’ın Marshall için sahaya çıkması, Kansas yarışını kendi siyasi ağırlığını da ortaya koyduğu bir mücadeleye dönüştürdü. Destek çağrısı, seçmene adayla lider arasındaki bağı hatırlatır. Seçimden sonra aynı bağın önemsiz olduğunu söylemek, kampanya sırasında kurulmuş ilişkinin siyasi anlamını ortadan kaldırmaz.

Elbette Hamilton’ın başarısını yalnızca Trump’a tepkiyle açıklamak da eksik olur. Hamilton’ın ılımlı profili ve 2 parti arasında uzlaşmayı öne çıkaran yaklaşımı, karşı tarafa oy vermenin psikolojik maliyetini azaltmış olabilir.

Oldukça akıllıca, sanıyorum ekibinde sosyal psikolojiyi iyi bilen birileri var. Bu ayrıntı önemlidir: Aidiyetinden uzaklaşan seçmenin, karşı tarafta kendisini bütünüyle yabancı hissetmeyeceği bir seçenek bulması gerekir.

Muhalefet açısından mesele, yalnızca iktidara duyulan tepkiyi büyütmek değildir. O tepkinin oy tercihine dönüşebileceği bir güven alanı oluşturmaktır da aynı zamanda. Seçmen, karşıya geçerken kendisinden vazgeçmek zorunda olmadığını düşünmeli, kendini ihanet etmiş gibi bir hisle baş başa bulmamalıdır.

Bu yüzden Kansas’ı kalıcı bir ideolojik dönüşümün kesin kanıtı saymak için erken. Ancak sonucu sıradan bir aday yenilgisine indirgemek de aynı ölçüde yanıltıcı. 94 yıllık sürekliliğin kesilmesi, alışılmış siyasi davranışın değişebildiğini görünür kılıyor.

Üstelik bu değişim, Trump’ın açık desteğine rağmen gerçekleşiyor. Hasılı aidiyet dediğimiz şey güçlü bir şeydir ama sonsuz-sınırsız değildir. İnsan bir ilişkiye ve seçmen de bir partiye sempatisini sürdürebilir; yine de o partinin adayına oy vermeyi reddedebilir, o ilişkiyi bitirebilir.

Trump istediği kadar ilgimiz yok, "Sadece arkadaşız" desin. Sandıktan çıkanla birlikte eminim o da görmüştür ki artık birini desteklemek demek ona mecbur olmak değildir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır.

Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. DONALD TRUMP KANSAS Dr. Ayça Ferda Kansu Dr. Ayça Ferda Kansu Independent Türkçe için yazdı Dr.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: indyturk.com
Haber metni ve görseller indyturk.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 05 Kasım 2026 07:40 · Kaynak: indyturk.com
Kaynağı Oku ↗