Ailesinde kalp damar hastalığı olanlar dikkat! Prof. Dr. Teskin’den çifte kontrol uyarısı
- Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, tedavi seçeneğinin belirlenmesi ve ameliyat sonrası iyileşme süreci büyük önem taşıyor
- Belirtilerin günlük yaşamın bir parçası olarak görülüp ertelenmesi ise tanı ve tedavide gecikmelere yol açabiliyor
Sakarya’da kalp ve damar cerrahisi alanında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Önder Teskin, özellikle aile öyküsünde kalp damar tıkanıklığı bulunan kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Teskin, bu kişiler için yılda iki kez kardiyolojik muayene önerirken, koroner bypass ameliyatlarında açık ve küçük kesi yöntemlerinin hastanın durumuna göre tercih edildiğini belirtti.
Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, tedavi seçeneğinin belirlenmesi ve ameliyat sonrası iyileşme süreci büyük önem taşıyor. Belirtilerin günlük yaşamın bir parçası olarak görülüp ertelenmesi ise tanı ve tedavide gecikmelere yol açabiliyor.
Sakaryalı kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, özellikle aile öyküsünde kalp damar tıkanıklığı bulunan kişilerin dikkat etmesi gerekenden, bypass yöntemlerinden erken tanıya kadar merak edilenleri anlattı.
— Sakarya Son Dakika (@sakaryasondakka) October 29, 2026
Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, koroner damar tıkanıklıklarında uygulanan bypass yöntemleri, ameliyat sonrası rehabilitasyon ve kardiyolojik kontroller hakkında bilgi verdi.
Kalp damar tıkanıklığında ameliyat yöntemi nasıl belirleniyor? Kalbi besleyen koroner damarlarda, özellikle sol ön inen arterde (LAD) tıkanıklık oluşması durumunda farklı cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Teskin, ameliyat kararının hastanın klinik durumuna göre verildiğini söyledi.
Açık ameliyatın yanı sıra küçük kesiyle gerçekleştirilen minimal invaziv bypass yöntemlerinin de kullanılabildiğini ifade eden Teskin, her hastanın bu yöntemlere uygun olmayabileceğine dikkat çekti.
Teskin, cerrahi yaklaşımın belirlenmesinde kalbin kasılma gücü, damarların yapısı ve eşlik eden sağlık sorunlarının dikkate alındığını anlattı.
Küçük kesiyle bypass ameliyatında iyileşme süreci Açık ve küçük kesiyle yapılan bypass ameliyatları arasındaki farklara değinen Prof. Dr. Teskin, özellikle göğüs kemiğinin kesilmediği yöntemlerde iyileşme ve hareket kabiliyetine dönüş sürecinin daha kısa olabildiğini belirtti.
Açık ameliyat sonrasında göğüs kemiğinin çelik tellerle sabitlendiğini ve hastaların bir süre hareketleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini söyleyen Teskin, rehabilitasyon sürecinin yaklaşık üç ay sürebildiğini ifade etti.
Küçük kesiyle gerçekleştirilen ameliyatların ardından ise bazı hastaların günlük hareketlerine daha erken dönebildiğini belirten Teskin, şu değerlendirmede bulundu:
“Ancak küçük kesik ameliyatı olan hastalarda bu saydıklarımı 3 günden sonra görebiliyoruz zaten. 3. günden itibaren kendi banyosunu yapabilir, yürüyüşe çıkabilir, yatakta sağa sola dönebilir. Bu sebepten küçük kesinin rehabilitasyon süreci çok daha kısa sürmekte.”
Ameliyat sonrası hareket, banyo, araç kullanma ve egzersiz gibi konularda izlenecek yolun hastanın durumuna ve cerrahın önerilerine göre belirlenmesi gerekiyor.
Bypass ameliyatında hangi damarlar kullanılıyor? Koroner bypass cerrahisinde kullanılan damar greftleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Teskin, meme arteri, kol arteri ve bacaktan alınan safen venin yaygın olarak tercih edildiğini söyledi.
Teskin, özellikle sol meme arterinin uzun dönem açıklık oranları nedeniyle önemli bir seçenek olduğunu belirterek cerrahi ekipmanların ve ameliyat tekniklerinin de gelişmeye devam ettiğini kaydetti.
Küçük kesiyle yapılan ameliyatlarda kullanılan ekartörler ve diğer cerrahi malzemelerdeki gelişmelerin operasyonların uygulanmasını kolaylaştırdığını ifade etti.
Stent mi, bypass mı? Kararı ne belirliyor? Koroner damar hastalıklarında stent veya bypass tercihinin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Teskin, tedavi kararlarının uluslararası tıbbi kılavuzlar doğrultusunda verildiğini anlattı.
Teskin, kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi uzmanlarının birlikte değerlendirme yapmasının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Bir hastanede anjiyo olduktan sonra kafamıza göre stent ya da bypass demiyoruz. Tümüyle o kılavuzlar eşliğinde karar veriyoruz, kardiyolog arkadaşlar ile konsey yapıyoruz. Sonrasında karar açıklanıyor.”
“Şikayetlerini öteleyebiliyorlar” uyarısı Kalp ve damar hastalıklarında belirtilerin göz ardı edilmesinin tedavide gecikmeye neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Teskin, özellikle aile öyküsünün önemine dikkat çekti.
Yürüme mesafesinin giderek kısalması gibi değişikliklerin farklı nedenlere bağlanarak göz ardı edilebildiğini ifade eden Teskin, ailede kalp damar tıkanıklığı öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.
Teskin, bu gruptaki kişilere yönelik önerisini şu sözlerle dile getirdi:
“Eğer ailede daha önceden belirlenen kalp damar tıkanıklığı varsa kesinlikle yılda 2 kere kardiyolojik muayene gerekiyor.”
Kalp ve damar hastalıkları açısından risk değerlendirmesinin kişisel sağlık geçmişi, belirtiler ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak yapılması önem taşıyor. Göğüste baskı veya ağrı, nefes darlığı ya da ani gelişen ciddi şikâyetler ortaya çıktığında tıbbi yardımın geciktirilmemesi gerekiyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 29 Ekim 2026 08:20 · Kaynak: sakaryasondakika.com