Üç kuruşluk adamlar değil, adamcıklar!
- Bu memlekette insanı bazen ekonomiden, geçim derdinden, siyasetten daha fazla yoran insanlar var
Bu memlekette insanı bazen ekonomiden, geçim derdinden, siyasetten daha fazla yoran insanlar var. Kendilerini bulunmaz nimet sanan, iki kelimeyi bir araya getirince fikir sahibi olduğunu zanneden, klavyenin arkasına saklanıp her gün ahkâm kesen üç kuruşluk tipler…
Sabah gözünü açar açmaz sosyal medyada bir tartışma arayan, biri bir şey yazsa da hemen cevap yetiştirsem diye bekleyenler… Kendi hayatında ortaya koyacak bir değeri olmayan ama başkalarının hayatına, tercihine ve kişiliğine dil uzatmayı kendine görev edinenler…
Hele konu kadınlar olunca ağızlarından çıkan sözün, yazdıkları cümlenin sınırını iyice kaybedenler…
Kendi hemcinsleri karşısında iki kelime edemeyenlerin, kadınlara yönelik ahlaksızca ve seviyesizce ifadeler kullanarak kendilerini güçlü göstermeye çalışması ne büyük zavallılık!
İnsan merak ediyor: Başkalarının namusunu, ahlakını sorgulama cesaretini nereden buluyorsunuz? Önce dönüp kendi hayatınıza, kendi davranışlarınıza bakmayı hiç düşündünüz mü?
Makam değişir, karakter değişmez!
Bir ülkede aynı anlayışın uzun süre iktidarda kalmasının getirdiği avantajlar kadar, zamanla ortaya çıkabilecek sakıncaları da vardır. Bunlardan biri de kendisini vazgeçilmez sanan, gücü ve makamı kişiliğinin önüne koyan insanların çoğalmasıdır.
Üç kuruşluk adamların en belirgin özelliği, çıkarları bitene kadar yanınızda olmalarıdır.
İşleri düştüğünde kapınızdan ayrılmaz, menfaatleri söz konusu olduğunda en güzel sözleri söylerler. İstediklerini aldıklarında ise bir anda değişirler. Dün övgüler dizdiklerine bugün selam vermekten kaçınırlar.
Makam, mevki, para ve güç insanın karakterini değiştirmez; çoğu zaman var olan karakteri görünür hale getirir.
Bu insanlar bir kurumun en üst yöneticisi de olabilir, sıradan bir çalışanı da… Zengin de olabilir, dar gelirli de… Profesör unvanı taşıyanı da çıkar, hiçbir unvanı olmayanı da.
Çünkü mesele eğitim, meslek veya sosyal statü değil; mesele insanın mayasıdır.
Klavyenin arkasında aslan, hayatta gölge!
Bir de sosyal medyanın görünmez kahramanları var.
Gerçek hayatta söyleyemeyecekleri sözleri klavyenin arkasına geçince söyleyenler… Bir kadının fotoğrafına, bir erkeğin görüşüne, bir insanın yaşamına hakaret etmeyi marifet sananlar…
Kendilerini dev aynasında görüyorlar. Oysa başkalarını küçümseyerek büyüyen kimse yoktur.
İnsan olmanın ölçüsü kaç kişiye laf yetiştirdiğiniz, kaç kişiyi susturduğunuz veya sosyal medyada ne kadar görünür olduğunuz değildir. Ölçü, kimse sizi izlemiyorken nasıl davrandığınızdır.
Üstelik bu kişilerin çevresindeki insanlar da çoğu zaman gerçeği bildikleri halde çıkarları uğruna susuyor. Makam sahibinin etrafını övgülerle kuşatanlar, koltuk elden gittiğinde ilk uzaklaşanlar oluyor.
Adam olmak başka, adamcık olmak başka!
Üç kuruşluk insanların en büyük yanılgısı, kendilerini değerli sanmalarıdır. Oysa insanın değeri sahip olduğu makamla, parayla, çevresindeki kalabalıkla ölçülmez.
Biraz karakter, biraz vicdan, biraz da başkasına saygı…
Bunlar yoksa geriye yalnızca gürültü kalır.
Benim asıl üzüldüğüm de bu zaten. İnsanların birbirine tahammülünün azaldığı, kadınların sosyal medyada ahlaksızca hedef alındığı, çıkar ilişkilerinin dostluğun önüne geçtiği bir ortamda hâlâ kendisini büyük adam sanan küçük insanların bitmek bilmeyen gösterisi…
Sözün özü; herkes adam olduğunu iddia edebilir ama adam olmak iddiayla olmaz.
Bazıları adamdır, bazıları adamcık…
Aradaki farkı da zaman, karakter ve insanlara nasıl davrandığınız gösterir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Aydın
Yayın: 02 Kasım 2026 06:45 · Kaynak: yenisokegazetesi.com