Aliyev istedi, Saral gitti: İki ülke gerilimi biter mi?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın görevden alınmasını Azerbaycan mı istedi? Eldeki bilgiler Bakü'den gelen talebe işaret ediyor. Ancak Azerbaycan'ın başka talepleri de olduğu iddia ediliyor.
Oktay Saral'ın görevden alındığı haberi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aliyev'le gerçekleştirdiği telefon görüşmesinden sonra geldi Fotoğraf: Turkish Presidency/Murat Cetinmuhurdar/picture alliance Reklam Türkiye ile Azerbaycan arasında haftalardır süren tartışmanın ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınması iki ülke ilişkilerinde gerilimin boyutunu gözler önüne serdi.
Aliyev’in görevden alınmasını istediği haberlerine konu olan Saral, X hesabından yaptığı paylaşımda 2016 yılından bu yana sürdürdüğü görevinden istifasını bugün sunduğunu aktardı.
Saral’ın iktidar kanadında normalde kullanılan "görevden af isteme" terimini değil "istifa" ifadesini kullanması da dikkat çekti.
Saral, "Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur" dedi ve inandığı değerlerden bir adım geri atmadığını vurguladı.
Saral'ın görevden ayrılması kadar, bu adımın zamanlaması da önemli. Ankara bu hafta Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13'üncü Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımının tartışıldığı bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim'de telefonla görüştüğü Aliyev'i zirveye davet etmişti.
Saral'ın ayrılığı bu telefon görüşmesinin ardından geldi. Aliyev’in katılıp katılmayacağı henüz resmen doğrulanmadı.
Saral'ın görevden alınmasına yönelik talebi gündeme taşıyan ilk yayın, İngiltere merkezli dijital haber-analiz platformu Middle East Eye'daki haber olmuştu. Yetkililere dayandırılan haberde, Bakü'nün Ankara'dan Saral'ı görevden almasını istediği belirtildi.
Türk yetkililerin ise tartışmayı yatıştırmak için Saral'ın kişisel görüşünü dile getirdiğini, Erdoğan adına konuşmadığını anlattığı aktarıldı.
İki liderin 21 Ekim’deki telefon görüşmesine ilişkin resmi açıklamada ise Saral'ın adı geçmedi. Ancak edinilen tüm bilgiler Aliyev'in Saral'ın görevden alınmasını istediği yönünde.
Bu arada Bakü'nün taleplerinin Saral ile sınırlı olmadığı da belirtiliyor.
Azerbaycan'ın Aliyev'e hakaret ettiği öne sürülen sosyal medya kullanıcıları hakkında Türkiye'de hukuki işlem yapılmasını da istediği iddia ediliyor. Ankara'ya erişimin engellenmesi talep edilen hesapların listesi iletildiği, bazı hesaplara yönelik engelleme uygulandığı iddia edilmişti.
Söz konusu listedeki diğer isimler ile ilgili bir adım atılıp atılmayacağı bilinmiyor. Bakü ise kendi adli sürecini de başlatmıştı.
Azerbaycan Başsavcılığı, 19 Ekim tarihli açıklamasında Türkiye'de faaliyet gösteren yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı alındığını ve uluslararası arama başlatıldığını bildirdi. Suçlamalar arasında iktidarın zorla ele geçirilmesine çağrı ve dini nefreti körükleme bulunuyor.
Savcılık, soruşturmayı sosyal medya paylaşımları ve diplomatik temsilcilikler önündeki konuşmalarla ilişkilendiriyor.
Bu dosyaların nasıl ilerleyeceği, tartışmanın bundan sonraki seyri açısından önemli. Ankara'daki diplomasi kulislerindeki genel kanı iki ülke arasındaki gerilimin hâlâ düşmediği yönünde.
Ankara'da Cumhuriyet Bayramı'na denk gelen zirve Aliyev'in katılımı açısından kritik.
TDT takvimine göre dışişleri bakanları 29 Ekim'de, devlet başkanları ise 30 Ekim'de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelecek. Zirvede dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye devredilmesi öngörülüyor. Bu nedenle Aliyev'in katılımı sadece iki ülke arasındaki gerilim açısından değil protokol açısından da önem taşıyor.
Aliyev'in katılımı ve Erdoğan'la vereceği mesajlar, Saral kararının ilişkilerdeki karşılığını gösterecek.
Öte yandan AKP iktidarının bazı kesimleri başörtüsü kısıtlamaları nedeniyle Azerbaycan yönetimini eleştirmeye devam ediyor ve Saral'ın görevden alınmasını doğru bulmuyor.
DW Türkçe'nin bu kesimlerden konuştuğu bazı isimler başörtüsü kısıtlamaları Fransa ya da başka Avrupa ülkelerinde ya da Mısır'da olduğu zaman eleştiri yöneltilebildiğini ama Azerbaycan'a bunun neden yapılamadığını sorguladıklarını ifade ediyorlar.
Saral'ın görevden alınmasının ve Azerbaycan'ın bazı isimlere giriş yasağı koymasının arka planında İsrail ile ilişkilerin olduğunu da ileri süren bu isimlere göre, Aliyev yönetimi ile gerilim bazı adımlarla düşürülmüş gibi gösterilse de bundan sonra da devam etme potansiyeli yüksek.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da Saral'ın görevden alındığı haberinin ardından Erdoğan'ı eleştirerek "Aliyev istedi diye Sayın Cumhurbaşkanı kendi başdanışmanını feda etmekten geri durmuyor" dedi.
Azerbaycan medyasında Saral'ın görevden alınması geniş şekilde haberleştirildi.
İktidara yakın haber ajansı APA'nın İngilizce servisi, Erdoğan'ın başdanışmanını "okullardaki başörtüsü yasağı nedeniyle Azerbaycan'la yaşanan diplomatik anlaşmazlığı sona erdirmek amacıyla" görevden aldığını yazdı. Aynı medya grubunun bünyesindeki APA TV de gelişmeyi "Son dakika: Oktay Saral görevinden ayrıldığını doğruladı" başlığıyla duyurdu.
Bakü iktidarına yakın çizgisiyle bilinen haber ajansı Trend'in ayrılık beklentisini aktaran ilk haberinde ise Saral, "Türkiye'de Azerbaycan'a karşı yürütülen karalama kampanyasının önde gelen isimlerinden biri" olarak nitelendirildi.
Aynı ifade AzNews haber sitesi ile Trend'in Türkiye'deki Albayrak Medya Grubu'yla ortaklaşa kurduğu TurkicWorld platformunda da yer aldı. Bu yayınlar, Saral'ın başörtüsü uygulamasına yönelik eleştirilerini Azerbaycan'ı hedef alan bir kampanyanın parçası olarak sundu.
Globalinfo haber sitesi de eski Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tofik Zülfikarov'un yaklaşan Ankara zirvesine ilişkin paylaşımını Saral'ın ayrılığıyla birlikte haberleştirdi. Sitenin aktardığına göre Zülfikarov, "Türk Devletleri Teşkilatı'nın 29-30 Ekim tarihlerinde yapılacak zirvesi başarılı olacak!" ifadesini kullandı.
İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde, Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin görüntü ve haberler bulunuyor.
Eylül ayında uygulamaya giren okul kıyafeti düzenlemelerinin ardından Azerbaycan'daki okullarda pratikteki kısıtlamalar ve başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellendiği yönündeki şikâyetler Türkiye'de bazı kesimlerin tepkisini çekmişti.
Saral, 12 Ekim'de yaptığı paylaşımda uygulamayı eleştirmiş ve Bakü'ye bundan vazgeçme çağrısında bulunmuştu. Türkiye'deki muhafazakâr kuruluşların Azerbaycan'ın diplomatik temsilcilikleri önünde düzenlediği protestolar, konunun sosyal medya tartışmasının ötesine taşınmasına yol açtı.
Aliyev'in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi ise Saral ile AKP'li siyasetçilerin açıklamalarına sert karşılık vermişti. Parti, eleştirileri Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale olarak değerlendirdi; iki ülke arasındaki yakınlığın böyle bir müdahaleye gerekçe olamayacağını savundu.
Böylece eğitimde din özgürlüğü üzerinden başlayan tartışma, egemenlik ve iki ülkenin birbirine nasıl yaklaşması gerektiği meselesine dönüştü.
İsrail'le ilişkiler de gerilimin bir diğer başlığını oluşturdu. Bakü'de 15 Ekim'de düzenlenen Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı Zirvesi'nde Türkiye'yi Erdoğan yerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti.
Fidan ve bazı ülkelerin heyetleri, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un konuşması sırasında salondan ayrılmıştı.


Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Ekim 2026 11:31 · Kaynak: DW Türkçe