İnşaat Mühendisleri Odası’ndan sel uyarısı “AFET SONRASI MÜDAHALE YETMEZ”
- SON 84 YILIN YAĞIŞ REKORUNA DİKKAT ÇEKİLDİ TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih Uçar ve yönetim kurulu, 27 Ekim 2026 tarihinde gazetemize yaptıkları değerlendirmede, Sakarya, Kocaeli ve İstanbul’da etkili olan yağışların ardından yaşanan sel ve taşkınlara
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, Sakarya, Kocaeli ve İstanbul’da yaşanan sel ve taşkınlara ilişkin yaptığı açıklamada, plansız kentleşme, dere yataklarına müdahaleler ve yetersiz altyapının afetlerin yıkıcı etkilerini artırdığına dikkat çekti. Şube Başkanı Semih Uçar ve yönetim kurulu, taşkın risklerinin bilimsel ve mühendislik esaslarına göre değerlendirilmesi, altyapı sistemlerinin güçlendirilmesi ve yetkin mühendislik hizmetlerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
SON 84 YILIN YAĞIŞ REKORUNA DİKKAT ÇEKİLDİ
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih Uçar ve yönetim kurulu, 27 Ekim 2026 tarihinde gazetemize yaptıkları değerlendirmede, Sakarya, Kocaeli ve İstanbul’da etkili olan yağışların ardından yaşanan sel ve taşkınlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamada, son 84 yılın yağış rekorunun kırıldığı belirtilerek Karasu’da metrekareye 232,7 kilogram, Kocaali’de 124,1 kilogram, Kaynarca’da 103,7 kilogram ve İstanbul Beykoz’da 274,4 kilogram yağış düştüğü ifade edildi.
Sakarya genelindeki ortalama yağış miktarının ise metrekareye 130 kilogram olduğu kaydedildi. Yağışların ardından can kayıplarının yaşandığı, cadde ve sokakların su altında kaldığı, maddi ve manevi zararların meydana geldiği belirtilen açıklamada, etkili yağışların geçmişte olduğu gibi gelecekte de yaşanabileceğine dikkat çekildi.
Oda yönetimi, yağışların meteorolojik olaylar olduğunu belirterek asıl sorunun, yağmur suyunun dere yatakları ve altyapı sistemleri aracılığıyla güvenli biçimde akışını sağlayacak koşulların yeterince oluşturulmaması olduğunu vurguladı.
“SELİN YIKICI ETKİSİNİ PLANSIZ KENTLEŞME ARTIRIYOR”
Açıklamada, dere yataklarının çevresinde uygun olmayan yapılaşmaların bulunması, suyun doğal akış güzergâhlarının daraltılması ve akışı engelleyen kaçak yapıların taşkın riskini artırdığı ifade edildi. Yağış sonrası toplama havzalarından gelen yüzeysel suların dere yataklarına ulaştığı, ancak akışın önündeki engeller nedeniyle suyun yataktan taşarak çevredeki yapılara, insanlara ve mallara zarar verdiği belirtildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, yaşananların yalnızca yoğun yağışlarla açıklanamayacağını savunarak plansız ve çarpık kentleşme, yetersiz altyapı, tarım alanlarının yapılaşmaya açılması ve kentleşme kararlarında mühendislik ilkelerinin yeterince gözetilmemesini eleştirdi. Açıklamada, merkezi ve yerel yönetimlerin kentleşme politikalarında kamusal yararın esas alınması gerektiği belirtilirken, meslek odalarının görüşleri alınmadan ve gerekli mühendislik çalışmaları yapılmadan hayata geçirilen projelerin risk oluşturabileceği kaydedildi.
Oda yönetimi, doğal olayların can ve mal kayıplarına yol açan afetlere dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığını belirterek tehlikelerin önceden belirlenmesi ve risklerin bilimsel planlama yoluyla azaltılabileceğini ifade etti.
DERE YATAKLARI VE ALTYAPI SİSTEMLERİ İNCELENMELİ
Açıklamada, özellikle yoğun yapılaşmanın bulunduğu kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin yaygınlaşmasının yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırdığına dikkat çekildi. Suyun kısa sürede yüzeysel akışa geçmesinin taşkın riskini artırabildiği belirtilirken, dere yataklarının daraltılması veya üzerlerinin kapatılması, doğal su güzergâhlarının değiştirilmesi ve yetersiz menfezlerin de risk oluşturan etkenler arasında yer aldığı kaydedildi.
İstanbul’da yaşanan taşkınların meydana geldiği havza ve bölgelerin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini belirten oda yönetimi, yağış sularının hangi güzergâhlardan aktığının, mevcut altyapının hangi debileri karşılayabildiğinin ve suyun tahliyesini engelleyen fiziksel koşulların bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle alt geçitler, düşük kotlu bölgeler ve yoğun araç trafiğinin bulunduğu ulaşım akslarının insan yaşamını doğrudan tehdit edebildiği ifade edildi.
Bu bölgelerde su tahliye sistemlerinin yeterliliğinin ve acil durum müdahale düzenlemelerinin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.
“AFET YÖNETİMİ YALNIZCA MÜDAHALEDEN İBARET DEĞİL”
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, afet yönetiminin yalnızca olay sonrasında müdahale etmek ve oluşan zararları gidermekle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, asıl sorumluluğun afet meydana gelmeden önce riskleri belirlemek, zararları azaltmak ve kentleri daha güvenli hâle getirmek olduğu ifade edildi.
Afet risklerinin önlenmesi ve azaltılmasına yeterince öncelik verilmediğini belirten oda yönetimi, planlama, yapılaşma ve altyapı kararlarının bütünlüklü bir risk yönetimi anlayışıyla ele alınması gerektiğini kaydetti. Sakarya, Düzce, Kocaeli ve İstanbul’da taşkın riski taşıyan havzaların, dere yataklarının ve düşük kotlu bölgelerin güncel verilerle yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Risk haritaları ve taşkın yönetim planlarının güncellenerek uygulamaya geçirilmesi çağrısı yapıldı.
YAĞMURSUYU ALTYAPISI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
Oda yönetimi, taşkın riskinin azaltılması için yağmursuyu drenaj sistemlerinin hidrolik kapasitesinin ayrıntılı biçimde incelenmesini istedi. Menfezler, köprü geçişleri, mazgallar ve deşarj noktalarının kontrol edilmesi; kapasitesi yetersiz kalan altyapının mühendislik hesapları doğrultusunda yenilenmesi gerektiği belirtildi.
TAŞKIN RİSKİ TAŞIYAN BÖLGELER YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, Sakarya, Düzce, Kocaeli ve İstanbul’da taşkın riski bulunan havzaların, dere yataklarının ve düşük kotlu bölgelerin güncel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, risk haritalarının ve taşkın yönetim planlarının güncellenerek uygulamaya geçirilmesi istendi.
Taşkınların önüne geçilmesi için yağmursuyu drenaj sistemlerinin hidrolik kapasitesinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğine dikkat çekildi. Menfezler, köprü geçişleri, mazgallar ve suyun tahliye edildiği noktaların kontrol edilmesi; kapasitesi yetersiz kalan altyapının gerekli mühendislik hesapları doğrultusunda yenilenmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamada ayrıca yağmursuyu ve atıksu sistemlerinin birbirinden ayrılması gerektiği belirtildi. Altyapı yatırımlarının, etkili yağış riskleri dikkate alınarak havza ölçeğinde planlanmasının önemine vurgu yapıldı.
DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMAYA SON VERİLMELİ
Oda yönetimi, dere yataklarının daraltılmasına, doğal su akış güzergâhlarının engellenmesine ve taşkın riski taşıyan alanların yapılaşmaya açılmasına karşı önlem alınmasını istedi. Mevcut sorunlu bölgelerin bilimsel ve teknik esaslara göre yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, dere yataklarının doğal akışını korumanın ve suyun güvenli biçimde ilerlemesini sağlayacak alanları muhafaza etmenin taşkın riskinin azaltılması açısından önem taşıdığı kaydedildi.
Yağmur suyunun toprağa sızmasını sağlayan doğal alanların korunması gerektiğini belirten İnşaat Mühendisleri Odası, betonlaşmayı artıran uygulamalar yerine yeşil alanların ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasını önerdi. Bu kapsamda yağmur bahçeleri ile yağmur suyunu geçici olarak depolayan ve yüzeysel akışı yavaşlatan uygulamaların artırılması gerektiği belirtildi.
Bu tür çözümlerle yağmur suyunun kısa sürede yoğun biçimde drenaj sistemlerine ulaşmasının önüne geçilmesi ve altyapı üzerindeki yükün azaltılması amaçlanıyor.
MAZGALLARIN VE DRENAJ HATLARININ BAKIMI DÜZENLİ YAPILMALI
Mazgal, ızgara, menfez ve drenaj hatlarının bakım ve temizliklerinin düzenli aralıklarla yapılması gerektiğine dikkat çekildi. Bakım çalışmalarının periyodik olarak yürütülmesi ve kayıt altına alınması istenirken, taşkın riski yüksek bölgelerde erken uyarı sistemlerinin, trafik yönetiminin ve acil müdahale düzenlemelerinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
ALT GEÇİTLER VE DÜŞÜK KOTLU ALANLAR İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI
Açıklamada, alt geçitler, bodrum katlar ve su baskınlarına açık diğer kritik noktaların belirlenmesi gerektiği belirtildi. Bu alanlarda can güvenliğini korumak amacıyla taşkını önleyici tedbirlerin alınması ve gerektiğinde güvenli tahliyeyi sağlayacak düzenlemelerin yapılması istendi.
Özellikle yoğun araç trafiğinin bulunduğu güzergâhlarda suyun tahliyesini engelleyen koşulların incelenmesi ve acil durumlarda uygulanacak müdahale planlarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“SU YAPILARI UZMANI OLMAYAN MÜHENDİSLER BU İŞLERİ YAPMAMALI”
Semih Uçar, taşkın riskinin azaltılmasında mühendislik hizmetlerinin niteliğine ve teknik liyakate de dikkat çekti. Proje tasarımlarında hidrolik ve meteorolojik koşullar arasındaki ilişkinin doğru kurulması, projelerin ayrıntılı hazırlanması ve uygulamanın projeye uygun yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Uçar, uygulamaların takip ve denetiminin titizlikle yapılmasının önemini vurgulayarak mühendislik ve kontrollük hizmetlerinin ilgili alanda deneyimli, yetkin mühendisler tarafından yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Su yapıları gibi teknik uzmanlık gerektiren projelerin, bu alanda uzmanlığı bulunmayan mühendisler tarafından yürütülmesine karşı çıkan Uçar, karar verici konumundaki kişilerin de teknik yeterliliğe ve liyakate sahip olması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamada, bilimsel ve mühendislik esaslarının proje hazırlığından uygulamaya, denetimden işletmeye kadar bütün aşamalarda gözetilmesi gerektiği belirtildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, Sakarya, Kocaeli ve İstanbul’da yaşanan sel felaketlerinin ardından kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Taşkın riskinin azaltılması için düzenli toplantılar yapılması, bilimsel çalışmaların yürütülmesi ve kurumların birlikte hareket etmesi çağrısında bulundu.
Kocaeli ve İstanbul’da yaşanan can kayıplarının afetlere hazırlığın ertelenemeyeceğini gösterdiği belirtilen açıklamada, önceki afetlerden çıkarılan derslerin planlama ve uygulama süreçlerine yansıtılması gerektiği ifade edildi. Bilimsel uyarıların dikkate alınması ve kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi istendi.
“DOĞA OLAYLARININ AFETE DÖNÜŞMESİ KADER DEĞİLDİR”
Oda yönetimi, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi, “Doğa olaylarının afete dönüşmesi kader değildir. Kentleşmeden imara, altyapı yatırımlarından yapılaşmaya ve afet yönetimine kadar bütün süreçlerde bilimi ve mühendisliği esas alan, kamusal yararı gözeten politikalar hayata geçirilmelidir.” İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi, İstanbul’da yaşanan sel olayının tüm yönleriyle araştırılmasını, sorumlulukların açıklığa kavuşturulmasını ve benzer acıların yeniden yaşanmaması için gerekli önlemlerin gecikmeden alınmasını talep etti.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Hava
Yayın: 26 Ekim 2026 18:13 · Kaynak: sakaryayenigun.com.tr, sakaryayenihaber.com