Trabzon’da emeklilerden ortak basın açıklaması: “İnsanca yaşamak istiyoruz!”
- Trabzon’da emekli sendikaları, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek amacıyla Meydan Parkı’nda ortak basın açıklaması gerçekleştirdi
Trabzon’da emekli sendikaları, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek amacıyla Meydan Parkı’nda ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK Devrimci Emekliler Sendikası ve Birleşik Emekliler Sendikası tarafından düzenlenen açıklama, Atatürk Anıtı önünde yapıldı. Ortak açıklamada düşük emekli aylıkları, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik sistemindeki sorunlar ve emeklilerin talepleri gündeme getirildi.
Tüm Emeklilerin Sendikası temsilcisi Süleyman Hacıbektaşoğlu tarafından yapılan açıklamada, emeklilerin yalnızca düşük aylıkları protesto etmek için değil, yıllarca çalışıp üretmelerine rağmen yaşamlarının son döneminde yoksullukla karşı karşıya bırakılmalarına itiraz etmek için meydanda oldukları vurgulandı.
“Bu ülkenin zenginliğinde bizim emeğimiz var”Emeklilerin ülkenin üretiminde ve toplumsal yaşamında önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bugün bu meydanda yalnızca düşük emekli aylıklarımızı protesto etmek için toplanmadık. Bugün burada, yıllarca çalışıp ürettiği hâlde yaşamının son döneminde yoksulluğa mahkûm edilen milyonlarca insanın sesini yükseltmek için toplandık Bizler bu ülkenin fabrikalarında çalışan işçileriz!
Tarlalarında alın teri döken köylüleriz! Madenlerinde yerin yüzlerce metre altında çalışan madencileriz! Okullarında çocuklarını yetiştiren öğretmenleriz! Hastanelerinde insan hayatını koruyan sağlık emekçileriyiz. Bizler bu ülkenin yollarını, köprülerini, fabrikalarını, okullarını ve hastanelerini yapan; üretimin ve toplumsal yaşamın yükünü omuzlayan emekçileriz!
Bu ülkenin zenginliğinde bizim emeğimiz var!
Peki, bugün bize reva görülen nedir?
Ay sonunu getiremeyen emekli! Pazarda meyveyi taneyle alan emekli! Kasabın önünden geçerken başını çeviren emekli! Torununa harçlık veremediği için üzülen emekli! Kirasını, elektriğini, doğal gazını nasıl ödeyeceğini düşünen emekli!
Yıllarca çalıştıktan sonra dinlenmesi gerekirken yeniden iş aramak zorunda bırakılan emekli!
Soruyoruz:
Biz bu ülkeye yük müyüz, yoksa bu ülkenin zenginliğini yaratan emekçiler miyiz?
Buradan siyasi iktidara sesleniyoruz: Emeklilerin yoksulluğu kader değildir! Emeklilerin yoksulluğu, emeği değersizleştiren ekonomik ve siyasal tercihlerin sonucudur! Milletvekiline yüksek maaş, emekliye yoksulluk!
Son günlerde kamuoyunda, Türkiye'deki milletvekili maaşlarıyla Avrupa ülkelerindeki milletvekili maaşlarının ve emekli aylıklarının karşılaştırıldığı tablolar dolaşıyor. Bu karşılaştırmaların yöntemleri tartışılabilir. Ülkelerin ücret sistemleri, vergi uygulamaları ve yaşam maliyetleri birbirinden farklıdır.
Ancak tartışılması gereken çok daha temel bir gerçek vardır: Bir ülkede milyonlarca emekli geçim sıkıntısı yaşarken, siyasal kararları alanların gelirleri ile emeklilerin yaşam koşulları arasında böylesine büyük bir mesafe bulunması kabul edilemez!
Soruyoruz: Emekliye zam söz konusu olduğunda bütçe hesabı yapanlar, kamu kaynaklarının dağıtımında aynı hassasiyeti neden her zaman göstermiyor? Emekli aylıklarına kaynak arayanlar, sermayeye sağlanan teşvikleri, vergi avantajlarını ve diğer kamu harcamalarını neden aynı toplumsal adalet ölçüsüyle değerlendirmiyor?
Bir emekli pazarda akşam saatini bekleyip ucuz sebze ararken, bu ülkenin kaynaklarının nasıl bölüşüldüğünü sorgulamak bizim en doğal hakkımızdır!
Biz kimsenin yoksullaşmasını istemiyoruz!
Biz, bu ülkenin zenginliğini üretenlerin yoksulluk içinde yaşamasına karşı çıkıyoruz!
Sermayeye değil, emekliye bütçe!
“Müjde” değil, kazanılmış haklarımızı istiyoruz!
Siyasi iktidar bir kez daha emeklilere yönelik yeni düzenlemelerden söz ediyor. Yine müjde deniliyor! Yine beklenti yaratılıyor! Yine milyonlarca emeklinin gözü yapılacak açıklamalara çevriliyor!
Ama biz artık belirsiz vaatler değil, somut haklar istiyoruz!
Buradan açıkça söylüyoruz: İhtiyaç sahibi emeklilere ek destek verilmesine karşı değiliz. Ancak bu destekler, bütün emeklilerin hak ettiği aylık artışlarının yerine geçirilemez!
Emekliyi ev sahibi olan, kiracı olan diye ayırmayın! Çalışan, çalışmayan diye ayırmayın! Genç emekli, yaşlı emekli diye birbirine karşı konumlandırmayın!
Çünkü hepimizin ortak bir hakkı var: insanca yaşamak!
Emeklilik sosyal yardım değildir! Emeklilik sadaka değildir! Emeklilik, yıllarca çalışmanın ve üretmenin karşılığında kazanılmış bir sosyal güvenlik hakkıdır!
Birleşe birleşe kazanacağız!
Sorun üç beş bin liralık artışla çözülmez!
Bugün yaşadığımız yoksulluğun nedeni yalnızca enflasyon değildir. Yıllardır uygulanan sosyal güvenlik politikaları, aylık bağlama oranlarının düşürülmesi ve emekli aylıklarının hesaplanmasında yapılan değişiklikler bu tablonun ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır.
Özellikle 5510 sayılı Kanun'la şekillenen sistem, emeklilerin gelir güvencesini zayıflatmıştır.
Kök aylıklar düzeltilmeden, aylık bağlama oranları yükseltilmeden, intibak adaletsizlikleri giderilmeden emeklilerin sorunları çözülemez!
Bir taraftan emekli aylıklarını baskılayıp diğer taraftan sınırlı artışları büyük kazanımlar gibi sunmak kalıcı bir çözüm değildir.
Bizler yalnızca bugünün açlığını giderecek geçici ödemeler istemiyoruz. Yarın yeniden yoksullaşmayacağımız, güvence altında yaşayacağımız bir sosyal güvenlik sistemi istiyoruz!
Geçici yardım değil, kalıcı hak istiyoruz!
Bütçe kimin için, zenginlik kimin için?
Bize sürekli aynı şey söyleniyor: Kaynak yok! Bütçe imkânları sınırlı! Ekonomik koşullar uygun değil!
Peki, soruyoruz: Bu ülkenin kaynakları kimler için kullanılıyor? Vergi yükü kimlerin omuzlarına bindiriliyor? Sermayeye sağlanan teşviklerden kimler yararlanıyor? Kamu kaynaklarının kullanımında emeklilerin, işçilerin, çiftçilerin ve dar gelirlilerin ihtiyaçları neden öncelikli hâle getirilmiyor?
Biz biliyoruz ki bütçe yalnızca rakamlardan ibaret değildir.
Bütçe sınıfsal bir tercihtir!
Bütçe, toplumsal zenginliğin kimlerden toplandığını ve kimlere aktarıldığını gösterir.
Biz emekliler bütçeden artan parayı istemiyoruz! Biz, yıllarca yaratılmasına katkıda bulunduğumuz toplumsal zenginlikten hakkımız olan payı istiyoruz!
2027 yılı bütçesi hazırlanırken emeklilerin yıllardır yaşadığı gelir kayıplarının giderilmesi için somut ve yeterli kaynak ayrılmasını istiyoruz!
İktidar şaşırma, sabrımızı taşırma!
Bugünün emeklisi, dünün işçisidir! Bugünün işçisi, yarının emeklisidir!
Sevgili emekliler!
Bizim mücadelemiz yalnızca emeklilerin mücadelesi değildir. Bugün fabrikada düşük ücretle çalışan işçinin geleceği de bizim yaşadığımız koşullarla bağlantılıdır. Bugün güvencesiz çalışan gencin geleceği de bu sosyal güvenlik sistemi tarafından şekillendirilmektedir.
Bugün sendikal hakları için mücadele eden kamu emekçisinin yarınki yaşam güvencesi de bu mücadelenin bir parçasıdır.
Bu nedenle emeklilerle çalışanları birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir!
İşçinin ücret mücadelesiyle emeklinin aylık mücadelesi birbirini tamamlar. İşçinin güvenceli çalışma hakkıyla emeklinin güvenceli yaşam hakkı aynı toplumsal mücadelenin parçalarıdır.
Bizler işçilerle, kamu emekçileriyle, çiftçilerle, gençlerle ve bütün emekçi kesimlerle dayanışma içinde olacağız!
Çünkü biliyoruz:
Bugünün emeklisinin yoksulluğu, yarının emekçisine hazırlanan gelecektir! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Taleplerimiz açıktır!
Bizler belirsiz vaatlerle oyalanmak istemiyoruz! Bizler hakkımız olanı istiyoruz!
Bir: En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşı düzeyine yükseltilmeli; diğer emekli aylıkları da kazanılmış haklar gözetilerek adil biçimde artırılmalıdır.
İki: 5510 sayılı Kanun'un emekliler aleyhine olan hükümleri değiştirilmeli, aylık bağlama oranları yükseltilmelidir.
Üç: Kök aylık sorunu çözülmeli, intibak adaletsizlikleri giderilmelidir.
Dört: Bayram ikramiyeleri yılda dört kez, her biri en az bir asgari ücret tutarında ödenmelidir.
Beş: Sağlıkta muayene, ilaç ve tedavi için alınan katkı ve katılım payları kaldırılmalıdır.
Altı: Emeklilerin sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakları yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
Yedi: Emekli aylıklarında geçmiş yıllardan kaynaklanan alım gücü kayıpları karşılanmalı, emekliler ekonomik büyümeden adil pay almalıdır.
Sekiz: Emeklileri ilgilendiren bütün düzenlemelerde emekli örgütlerinin görüşleri alınmalı, karar süreçlerine katılımları sağlanmalıdır.
Bunlar ayrıcalık değildir! Bunlar lütuf değildir!
Bizler bu ülkenin dününde vardık! Bugününde varız! Yarınında da söz sahibi olmak istiyoruz!
Yıllarca çalıştık, ürettik, vergimizi ödedik, primlerimizi ödedik. Bu ülkenin kalkınmasına emeğimizle katkıda bulunduk.
Şimdi bizden susmamızı, sabretmemizi, önümüze konulanla yetinmemizi bekleyenlere sesleniyoruz:
Bizim mücadelemiz kimseye karşı düşmanlık değil, herkes için insanca yaşam mücadelesidir. Bizim mücadelemiz demokratik, meşru ve örgütlü bir hak mücadelesidir.
İşçi sınıfının tarih boyunca kazandığı hiçbir temel hak kendiliğinden verilmedi. Sekiz saatlik iş günü de, sendikal haklar da, sosyal güvenlik kazanımları da emekçilerin örgütlü mücadelesiyle elde edildi. Bugün bu kazanımları korumak ve geliştirmek de bizim sorumluluğumuzdur.
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak bütün emeklileri, işçi sendikalarını, kamu emekçilerinin örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve emekten yana bütün yurttaşları ortak mücadeleye çağırıyoruz!
Meydanlarda, demokratik eylemlerde, basın açıklamalarında ve hak arama mücadelemizin bütün meşru alanlarında sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz!"
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: Trabzon
Yayın: 03 Kasım 2026 10:33 · Kaynak: kuzeyekspres.com.tr