Yüzlerine şamar Gibi İndi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu Kapanış Programı'na katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde: "Dost ve kardeş ülkelerimizin değerli iş insanları, saygıdeğer misafirler sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Farklı kıtalardan, farklı bölgelerden, farklı coğrafyalardan özellikle bugün aramızda bulunan ve bizlerle beraber buraya teşrif eden tüm misafirlerimize dünyanın incisi güzel İstanbul'umuza hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum. Çarşamba günü başlayan fuarın bugün kapanışını gerçekleştiriyoruz. Stant ziyaretlerinden panel oturumlarına, ikili iş görüşmelerinden diplomatik misyonlar resepsiyonuna, ülke ve panel sunumlarından iş birliği anlaşmalarına, hepinizin inşallah verimli, bereketli, somut neticeler üreten dolu dolu bir organizasyon geçirmiş olmanızı temenni ediyorum. Fuara ilgi ve katılımın bu yılda fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD EXPO'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum. Kıymetli misafirler, insanlık tarihine şöyle bir baktığımızda şunu hepimiz çok net görüyoruz. Bazı kritik eşikler vardır ki bir defa aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Son yıllarda yapay zeka başta olmak üzere teknolojide yaşadığımız devrim niteliğindeki dönüşüm bunlardan biridir. Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye, her alanda hissettiğimiz yapay zeka hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. YAPAY ZEKA UYARISI Gelişen yapay zeka modelleri ve robotik teknolojiler üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki real sektör yapay zekanın imkanlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlike şudur, yapay zekayı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz. İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, milli ve manevi hasletlerinizi korumazsanız, iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız, geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar tüm bu teknolojiler fayda değil tam teksine zarar getirir Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez. Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetlerimizi de hayatımıza yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumundayız. 29. Uluslararası İş Forumunun yapay zeka çağında insanın ve iş dünyasının dönüşümü başlığıyla tertiplenmiş olmasını bu bakımdan bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. "DOĞRULARI CESARETLE DİLE GETİRDİK" Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'na hitabımda bu soruna özellikle dikkat çektim. Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinden özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettik. Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı cesaretle dile getirdik. NETANYAHU TEPKİSİ: ONUN YERİ MAHKEME SALONU Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum. Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören, insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar geri adım atmayacağız. Değerli kardeşlerim, uluslararası ceza mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir. "SON NEFESİMİZE KADAR ADALET MÜCADELESİNDE OLACAĞIZ" Henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb yavrumuzun hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Yemek kuyruklarında, küvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabı elbette adalete verilecektir. Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımızla karşılaşacak. Biz şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız. Türkiye ve Türk milleti aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak. Hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananlar bunun mücadelesi içinde olacak. Filistin halkı yalnız değildir. Asla sahipsiz değildir. Gazze'li kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. "SALONDA HAK ETTİĞİ CEVABI ALDI" İnsanlık İttifakı'nın temsilcisi olarak genel kurul savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi ahlaksız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır. Genel kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik ediyorum. Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında mazlumun yanında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum. EKONOMİ MESAJI Aziz kardeşlerim, kıymetli misafirler, bir yandan hem bölgemize hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken diğer yandan ülkemizi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık. Ekonomi politikamızın dört sütununu yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iç dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz.
Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Eylül 2026 12:36 · Kaynak: turkiyegazetesi.com.tr