Bilgelik yolunda ilerlemek: Aşk ve ölüm(3)
- Postmodern dönemin tanrısı Neo-Hermes, malların, fikirlerin, duyguların, aşkların alınıp satılmasını sağlamakta
- Ekonominin, alıp satmanın tanrısı, bu faaliyette hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık olduğunu bilir ama bunu yapanları da korur, onlara da tanrılık yapar
Postmodern dönemin tanrısı Neo-Hermes, malların, fikirlerin, duyguların, aşkların alınıp satılmasını sağlamakta. Ekonominin, alıp satmanın tanrısı, bu faaliyette hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık olduğunu bilir ama bunu yapanları da korur, onlara da tanrılık yapar.
Böylece muğlaklaşır Yazı dizimin bu bölümünde, modern dünyanın, insanları ölümü unutturmaya ve aşkı tüketilebilir bir ürüne dönüştürmeye çalışarak bizi bilgelik yolunda ilerlemekten uzaklaştırması üzerinde duracağım. Modern dünyanın en büyük illüzyonu iki kısa cümleyle özetlenebilir: Arzularımız, ölmeyecekmişiz gibi.
Aşk ise tüketilir bir haz kaynağı. Hiç ölmeyecekmiş gibi saldıran arzular ve anlık bir haz kaynağına indirgenen aşk. Modern sistem, tam da aklın en sığ, en mekanik öncüllerini kullanarak insanı bu hale getirir. Rasyonel akıl, "daha çok tüketirsem daha mutlu olurum" der.
Bu mantık, insanı bilgeliğin o huzurlu derinliğinden koparıp, sonu gelmez bir koşu bandına hapseder. Bu yapay döngü bizi bir çıkmaza doğru sürüklemekte. Fani oduğumuzu unutmuş, ölüm yokmuş, yaşlılık bir kusurmuş, zaman hep varmış gibi davranıyoruz.
İnsan, içindeki varoluşsal boşluğu eşyayla, statüyle, parayla doldurmaya çalışmakta. Fani bir hayata, sınırsız arzular sığdırmaya çalışmak insanı sürekli bir gelecek kaygısına sokup, açgözlülüğe sürüklemekte. "Hiç ölmeyecekmiş gibi" yaşamak, ironik bir şekilde insanın bugünü yaşamasına engel olur.
Sürekli bir sonraki hedef, bir sonraki satın alma, sahip olma planlanır. Akıl sürekli geleceği hesaplarken, şimdiki an yani tek gerçek olan yaşam avucumuzun içinden kayıp gider. Aşk, bugün doğası gereği barındırdığı o "benliği aşma, özlem duyma, kendini adama” niteliklerinden uzaklaşarak bir hedonizm (hazcılık) alanına, karşı tarafın ruhuyla kurulan derin bir bağ olmaktan çıkıp, haz alıp- verme alışverişine dönüşmüş durumda.
Modern insan, haz odaklı aşk ile egosunu şişirirken sevmek yerine sevilmeyi istemekte. Modern dünyanın illüzyonundan, yarattğı kısır döngüden nasıl çıkabiliriz? Öncelikle ölümü hatırlayarak. (Memento Mori) Bu dünyada geçici ve misafir olduğunu kendine fısıldayan insan, arzularını ehlileştirir, hırsları küçülür, şefkat duyma, merhamet etme, empati yapma kapasitesi artar.
Bir bilge gibi elindekilerin değerini kaybetmeden önce bilmeye başlar. İnsan fani bir varlık. Sonlu olmanın yarattığı sorularla, benliğini ve özellikle tinsel yanını yok ederek ya da umutsuzluk yoluna saparak baş edemez.
Tüketim hırsıyla kuşatılan insana, “niçin” sorusu kendisini dayatmakta. Anlam sorunu, modern insanın hayatında bu çelişkiyi ortaya koymakta. Faniliğin bir insanlık hali olması onun sadece ölümü düşünmek anlamına gelmediğini gösterir.
İnsanın fanilikle yüzleşmesi nasıl yaşamak gerektiğini sorgulamasını gündeme getirmekte. Düşünce ve sanat kaynağını dolaylı olarak “fanilik”ten alıyor olabilir. Andre Malraux’un anlatımıyla mağarasının taş duvarına bizon çizen ilk insan, hem kendisinin hem de bizonun fani olduğunun farkındadır.
Modern insan, Tanrı’nın muğlaklığıyla sakatlanmış postmodern ticaret ve iletişim çağında, yine postmodern barokta ön plana çıkan tutku ve hırsın iç içe geçmiş düzensizliğinden kaçmaya çalıştıkça daha da içine çekildiği bir kum tuzağına düşmekte. (Nilgün Tutal Cheviron- “Haneke Huzursuz Seyirler Diler”) Modern bireysel egoizm, kendi iyiliğine, düzenine, kendi cemaatinin çıkarlarına ve hayatına odaklanırken, düzenini ve çıkarlarını tehdit etme ihtimali olan her şeyi akıldışı cinayetler işleyerek ve cinayetin izlerini yok etmeye çalışarak ortadan kaldırabilir. İnsan masum bir şeytana dönüşür.
Postmodern dönemin tanrısı Neo-Hermes, malların, fikirlerin, duyguların, aşkların alınıp satılmasını sağlamakta. Ekonominin, alıp satmanın tanrısı, bu faaliyette hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık olduğunu bilir ama bunu yapanları da korur, onlara da tanrılık yapar.
Böylece muğlaklaşır. (Cheviron- a.g.e.) Peki faniliği unutturulan insan aşkı nasıl derinleştirebilir? Aşkı sadece fiziksel veya duygusal bir haz aracı olarak görmeyi bırakıp; sabretmeyi, çelişkileriyle kabul etmeyi, karşısındakinin varlığına saygı duymayı seçerek.
Haz geçicidir, ancak iki ruhun birleşmesinden doğan o dingin sevgi kalıcıdır. Sizce bu modern illüzyonun içinde yaşarken, kendi içimizde o "sessiz ve derin vahayı" korumak, ölümlü olduğumuzu unutmadan gerçek aşkı yaşamak bugün hâlâ ne kadar mümkün?
Ömer Faruk, bedenimizin aslında toplumların, ideolojilerin, yönetimlerin el koyduğu bir gövde olduğu saptamasını yaparken, buna karşı direnişin amaç haline gelen aşkla mümkün olduğunu belirtmekte: “Sahih bir Aşk’ı dert edinen kişinin bedeninin, zihninin ve duygularının kapatıldığını fark etmesi, bu kapatılmanın dışına çıkmayı hedeflemesi beklenir.” (Ömer Faruk- “Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı) Bu tespitten sonra insanın hedefe varması için ne yapması gerektiğine işaret eder: “Bedenimizle, düşündüklerimizle, duygularımızla bütünleşebilmemiz; kendimize sahip çıkabilmemiz; yetişkin (=sorumluluk alan, razı olan ve itiraz eden, etki eden ve etkilenen, kapasitesini bilen, bedel ödeyen, özür dileyen, aşkla çocuk yapan…) bir varlık olarak hayatımızı sürdürebilmemiz, içerisine doğduğumuz kimliği (istiyorsak!) imha etmemiz ve sonra (kendimizi) yeniden icat etmemize bağlıdır.” (Faruk- a.g.e) Modern insanın iki büyük kaybından söz ettik: Ölümün hayatın içinden çıkarılması ve aşkın tüketim kültürünün bir nesnesine dönüştürülmesi. Bu iki kayıp birbirinden bağımsız değil.
Çünkü insan ölümün farkındalığını yitirdikçe hayatın sınırlı ve değerli olduğunu da unutuyor. Aşkı tüketilebilir bir ürüne dönüştürdükçe de başka bir insanla derinlikli bir bağ kurma yeteneğini zayıflatıyor. Modern dünyanın temel sorunu yalnızca hızlı yaşamak değil; yaşadığımız hayatın anlamını düşünmeye fırsat bırakmayacak şekilde yaşamaktır.
Buna karşı duran felsefi gelenekleri birer düşünce sistemi olmanın ötesinde, bugünün insanına yol gösterebilecek yaşam biçimleri olarak ele almak gerekir. Devam edeceğim.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Mardin/Nusaybin
Yayın: 02 Kasım 2026 21:10 · Kaynak: artigercek.com